Yargıtay’dan, hastasının şikayetini geri almaya zorlayan doktora, şantaj cezası

Yazan Dr. Erkin Göçmen
20 Ocak 2016   |    5 Ekim 2021    |   Kategori: Hukuk / Mevzuat, Üye Yazıları Print

yargitay-binaSon yıllarda doktor hasta ilişkisine dair çok sayıda yargı kararı çıkıyor. Tabi bunların birçoğu genelde mesleki uygulamalarla alakalı davalara ilişkin kararlar. Ancak doktor-hasta ilişkisinin olağan mecrasından çıktığı kimi durumların da yargılamaya konu olduğu örneklere rastlıyoruz. Bu yazımıza konu olayda bir ilçe devlet hastanesinde çalışan doktorun kendisine başvuran hastanın reçetesini düzenledikten sonra, hastasına doğrudan eczane adı vererek ilaçlarını bu eczaneden almasını söylemesi ve akabinde gelişen ve nihayet tehdit-şantaj tartışmalarına varacak ölçüde büyüyen olaylar zinciriyle ilişkili.

Bu olayın başlangıcında doktorun kendisine doğrudan eczane adı vererek ilaçlarını belirtilen eczanede alması yönündeki telkini üzerine hasta doktorun çalıştığı hastanenin hasta hakları birimine başvurup doktoru hakkında şikayetçi olur. Şikayetten sonra doktor durumdan haberdar olur ve hastayı şikayetinden vazgeçirebilmek için bir ilaç mümessili aracılığıyla hastaya bir mektup gönderir. Hasta ilaç mümessilini tanımamaktadır.

Ancak bir biçimde haberleşen hasta ve mümessil bir yerde buluşur ve mümessil doktorun mektubunu ismini de bildirmek suretiyle hastaya iletir. Doktorun mektubunda hastadan özür dilemesi istenilmekte aksi takdirde hastanın iftira suçundan hapse gireceği belirtilmektedir.

Yine doktor bu mektuba İl Cumhuriyet Başsavcılığına ve Ağır Ceza Mahkemesine yazdığı dilekçe fotokopilerini de ekler. Bu dilekçelerde hastanın iftira suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istenilmektedir. Aslında bu dilekçeler hiçbir zaman ilgili mercilere verilmemiştir ve sadece hastayı korkutup şikayetinden vazgeçirme amacıyla kaleme alınmıştır. Ancak hasta şikayetinden vazgeçmez ve doktor bunun üzerine şikayetinden vazgeçmemesi halinde hastanın okul hayatını bitireceğini kendisine söyler.

Çalışma odasına gizli kamera koyan hastane yöneticilerine ceza davası açıldı

Daha sonra olay bir ceza davasına konu olur. Davaya bakan mahkeme doktorun imzasız mektupla tehdit suçunu işlediği kanaatine varır ve doktor ceza mahkemesinde mahkum edilir. Ancak konuyu inceleyen Yargıtayın konuya bakışı ve değerlendirmesi başkadır:

Yargıtay tehdit suçunun imzasız mektup ile işlenilmesi için, kimin tarafından yazıldığının muhatabınca anlaşılamamış olması gerektiğini somut olayda ise, hastanın mümessil tarafından aranıp kendisine doktora ait mektup verileceği belirtilerek randevu istenmesi ve bu suretle mektubun doktor tarafından yazıldığının hasta tarafından bilindiğinin anlaşılması karşısında; mektubun “imzasız” mektup niteliğinde kabul edilmesini bozma sebebi saymıştır.

Ancak Yargıtayın davanın esasına dair nitelendirmesi yerel mahkemeden farklıdır. Yüksek Mahkeme bu olayda, doktorun hakkı olan bir şeyi (hastayı şikayet etmeyi) yapacağından bahisle hastayı şikayetinden vazgeçme eylemine zorlamasını tehdit olarak değil şantaj olarak nitelendirmiştir.

Aslında basit tehdit suçu şantajdan daha hafif bir suçtur. Bu suçta fail, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit etmektedir. Bu suç için kanunda öngörülen ceza altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.

Yine malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise altı aya kadar hapis veya adli para cezası verilmektedir. Ancak, tehdit suçunun imzasız mektupla işlenmesi halinde failin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

Yargıtay’dan tartışmalı karar: Komplikasyon olsa bile görevi ihmal suçu işlenebilir

Şantaj suçunda ise hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi Kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlama söz konusudur. Bu suçta fail bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır. Görüldüğü üzere şantaj imzasız mektupla tehdide nazaran daha hafif bir suçtur. Bu bakımdan Yargıtay kararı hekim lehine biraz daha yumuşatmıştır. Ancak hem yerel mahkeme hem de Yargıtay olayda hekimin suç işlediği yönünde görüş birliği içindedir.

Bu olayın başlangıcında temel sorun hastanın bir eczaneye yönlendirilmesidir. Esasen bu durum yargılamada konu edilmemiştir. Zira olay bu bağlamdan kopmuş, tehdit-şantaj gibi hekim hasta ilişkisinde olmaması gereken mecralara kaymıştır. Bu olayda doktorun gerçekte hastayı bir eczaneye yönlendirip yönlendirmediğini bilmiyoruz.

Ancak böyle bir yönlendirme olmamış ise doktorun kendisini bu çerçevede savunması gerekmekteyken, ilaç mümessili vasıtasıyla hastayı şikayetten vazgeçmeye zorlayan mektup gönderilmiş olması sürecin doktor aleyhine içinden çıkılması güç bir karmaşık bir hal almasına sebebiyet vermiştir.

click-iconİletişim için: bilgi@erkingocmen.av.tr

. Av. Erkin Göçmen’i Twitter’da takip etmek için tıklayın >

. Av. Erkin Göçmen’i Facebook’ta takip etmek için tıklayın >

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla