Yeni tedavilerle 3 kanser hastasından 2’sinin ömrü 5 yıl uzadı!

18 Ocak 2017 |   Kategori: Arşiv, Medyada Sağlık Haberleri Print

Hastalıklara karşı en büyük silahımız olan ilaçların titizlikle geliştirilip önümüze gelene kadar geçtiği aşamalar ilerlemenin göstergeleri arasında. 10 bin fikirden sadece biri ilaç haline geliyor. “Yenilikçi” olarak değerlendirilen akıllı ilaçlar sayesinde artık 3 kanser hastasından 2’sinin ömrü ortalama 5 yıl uzatılabiliyor. Son yıllarda çözümü olmadığı düşünülen ya da istenen sonucun alınamadığı birçok önemli hastalığın tedavisi için geliştirilen yöntemler yüz güldürüyor.

Günümüzde yaşam süresi ortalama 76 yıl. 60 yaş ve üzerindeki kişilerin genel nüfus içindeki oranı ise her geçen gün artıyor. Kısacası daha fazla yaşlanan bir toplum olma yolunda ilerliyoruz. Bu şekilde devam ederse, 2050 yılında dünyada 2 milyara yakın 60 yaş ve üstü insan olacak. Oysa 1900’lü yılların başında doğan biri ortalama 47 yıl yaşıyordu ve o zamanki yaşam süresi bugünkünden neredeyse 30 yıl daha kısaydı.

Bugünün kolay tedavi edilebilen hastalıklarının büyük bölümü o dönemde toplu ölümlere yol açıyordu. İlerleyen yıllarda tıp biliminde bu döngüyü kıran ciddi gelişmeler yaşandı. 1921 yılında insülinin bulunması ve yaygınlaştırılmasıyla diyabet hastalarının yaşam kalitesi ve süresinin kökten değişmesi en önemli gelişmelerdendi. 1929 yılında Dr. Alexander Fleming’in penisilini bulması da öyle.

Kanserle savaşta yeni tedavilerle hayatta kalma oranı iki kat arttı

Penisilin bulunmasaydı bugün yaşayan insanların yüzde 75’i hayatta olmayacaktı. 1940’lı, 50’li yıllardan bugünlere geliştirilen kızamık ve çocuk felci aşıları ile psikiyatri ve kalp sağlığı ilaçları, depresyondan hipertansiyona insan yaşamını tehdit eden pek çok hastalığın üstesinden gelmeye başladı. Daha çarpıcı şekilde anlatalım, bugünkü şartlarda 1900 yılında doğan biri, söz konusu ilerlemelerden yararlanarak 1947 yılından daha uzun yaşayıp Ay’a atılan ilk adımı izleyebilir veya Berlin Duvarı’nın yıkılışına tanıklık edebilirdi.

İNSAN YAŞAMINI UZATIYORLAR

Tüm bu gelişmelerin varlığını “yenilikçi ilaçlar”a borçluyuz. Onlara “akıllı ilaçlar” da deniyor. Bilim dünyasının ortak görüşü bu ilaçların hastalara, ekonomiye ve topluma önemli katkılar sağladığı yönünde. Yeni ilaçların bulunması ölüm oranlarını azaltmakla kalmayıp ortalama yaşam süresini, beklentisini ve kalitesini de artırdı. Peki ne demek yenilikçi ilaç? Bilimsel araştırmalar ve teknolojinin de desteğiyle uzun soluklu Ar-Ge süreçleri sonucunda üretilen ve insan yaşamını uzatarak kalite katma hedefine ulaşmayı sağlayan ürünler demek. Bilim insanları için yenilikçilik temel nitelikte bir değer olduğu için bu değeri daha iyi anlamak ve anlatmak gerekiyor.

TEDAVİYE UYUMU ARTIRIYORLAR

Yenilikçi ilaçlar, tedavi edilmeyen bir hastalığın tedavi edilmesini, mevcut tedavilerde iyileştirici etki ile yaşam kalitesinde artış meydana gelmesini sağlıyorlar. Diğer bir deyişle; tedaviye uyumu artırıyor, komplikasyonları azaltıyor, hastanede yatış sürelerini düşürüyor ve işgücü kayıplarını azaltarak hastanın yaşam kalitesini artırıp ekonomiye katkıda bulunuyorlar. Örneğin diyabet (şeker hastalığı) tedavisinde kullanılan yenilikçi ilaçlarla, tedaviye uyumun arttığı ve diyabete bağlı oluşabilecek komplikasyonların azaldığı görülüyor. Bu sonuç beraberinde sağlık harcamalarında azalmayı da getiriyor.

10 BİN FİKİRDEN SADECE BİRİ SONUCA ULAŞIYOR

Yenilikçi ilaç ve tedavilerin gelişimi çok uzun, zorlu ve yüksek riskli bir süreci kapsıyor. Bir ilaç ya da tedavinin hazırlık aşamalarından hastalara ulaşmasına kadarki süreç 10 15 yılı buluyor ve klinik araştırmalarla tamamlanıyor. Laboratuvarda geliştirilen 10 bin fikir arasından yalnızca 10’u tüm aşamaları ve kontrolleri geçerek insanlar üzerinde test edilme derecesine erişiyor. Daha da çarpıcısını söyleyelim. Bu 10 fikirden sadece biri sonuca ulaşıp insanlığın hizmetine sunuluyor.

İmmüno-onkolojik tedaviler sayesinde kanserde yaşam süresi daha da uzadı

HIV BAĞLANTILI HASTALIKLARDAN ÖLÜMLER %85 AZALDI

Son 20 yılda yenilikçi ilaçların insan sağlığı üzerinde sağladığı gelişmelere yakından tanıklık ettik. Örneğin 1980 ve 90’lı yıllarda ciddi oranda can kayıplarına neden olan HIV virüsü, aralarında antiretriviral terapinin de bulunduğu yenilikçi tedavilerle geriledi ve HIV bağlantılı hastalıklardan kaynaklanan ölüm oranı yüzde 85 azaldı. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre; sağlık teknolojisindeki gelişmeler, bebek ve çocuk ölümlerindeki azalmanın ve 21. yüzyılda doğuşta beklenen yaşam süresindeki artışın yaklaşık yüzde 40 50’sini sağladı.

KANSER KAYNAKLI ÖLÜMLERDE YÜZDE 22 AZALMA VAR

Farklı kanser türleri için genel sağ kalım oranları da erken teşhis ve yeni tedavi seçenekleriyle birlikte arttı. 1991 yılında gözlemlenen en yüksek değerlere ulaşan kanser kaynaklı ölümler, günümüzde yüzde 22 oranında azalmış durumda. Artık kanser teşhisi konulan her 3 hastadan 2’sinin ömrünün ortalama 5 yıl uzadığı belirtiliyor. ABD’de 1975 1995 yılları arasında piyasaya verilen kanser ilaçları, teşhisten sonra ilk 6 yıl içerisindeki sağ kalım oranlarındaki artışın yüzde 50 60’ını oluşturuyor.

Kardiyovasküler hastalıklardan ölümlerin son 10 yılda yüzde 31 oranında azalması ise hastalığın sosyal ve ekonomik yükünün önemli ölçüde hafiflemesi anlamına geliyor. OECD’nin 2011 yılı raporunda; 2000 yılında yüzde 8 olan hastaneye yatıştan 30 gün sonraki ölüm oranının 10 yıl içinde yüzde 4’e düştüğü açıklandı.

İNSAN GENOM HARİTASININ SAĞLADIĞI KATKI

2003 yılında insan genom haritasının çıkarılması sağlık yolculuğunda bambaşka bir sayfanın açılmasını sağladı. Bu sayede moleküler hedefleme, genetik bilimi, biyoteknoloji ve kişiselleştirilmiş ilaç terapileri gibi kavramlar daha somut hale geldi. Yenilikçi bakış açıları ve yatırımlarla; kardiyovasküler hastalıklar, kanser, diyabet, SARS, HIV/AIDS ya da domuz gribi gibi insan yaşamını ve yaşam kalitesini tehdit eden birçok hastalığın tedavisine yönelik önemli ilerlemeler kaydedildi. İlaç sektörü dünyada Ar Ge çalışmalarına en çok kaynak ayıran sektör. Bunun nedeni ilaç geliştirmenin diğer ürünleri geliştirmekten çok daha zor ve masraflı olması.

Türkiye’deki yaşam süresi artışının en önemli nedeni yeni ilaç kullanımı

Günümüzde sadece tek bir ilacın geliştirilebilmesi ve klinik araştırmaları nın yapılıp kullanıma sunulması 2.6 milyar dolarlık dev bir bütçe gerektiriyor. Bu gelişmeler ışığında “yenilikçi ilaç endüstrisi” yeni ilaç ve tedaviler keşfetmek için yılda yaklaşık 140 milyar dolarlık yatırım yapmayı sürdürüyor. Dünya çapında ilaç alanında yapılan araştırma ve geliştirme harcamalarının her yıl yüzde 2 oranında artması ve 2020 yılında yıllık 160 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

ABD’NİN ARAŞTIRMA SAYISI TÜRKİYE’NİN 80 KATI

TÜRKIYE’de yapılan klinik araştırmalar son yıllarda ciddi oranda artış gösterse de gelinen nokta yeterli olmaktan çok uzak. 78 milyon nüfuslu ülkemizde bu yıl yapılan onaylı klinik araştırma sayısı sadece 470 iken 12 milyon nüfusa sahip Yunanistan’da bu sayı 560. Yunanistan’dan daha küçük olan Israil’de yapılan klinik araştırma sayısı ise 2.780 ile Türkiye’nin neredeyse 6 katı. Amerika’da yıllık yapılan klinik araştırma sayısının 36 bin oluşu ise bu ülkenin Türkiye’nin 80 katı klinik araştırma yaptığını gösteriyor.

YAŞAMI BİR YIL UZATMAK İÇİN 2.800 $ 

* Yapılan bir araştırmaya göre, 2002-2010 yılları arasında Türkiye’de ortalama yaşam süresindeki 4.1 yıllık artışın önemli bir bölümü (%73-%93) yenilikçi ilaçlardan kaynaklanıyor.

* Ilaç harcamalarındaki artışın 1/5’lik kısmı, yenilikçi ilaçların kullanılmasıyla hastane harcamalarında elde edilen tasarruftan karşılanıyor.

* Yaşamı bir yıl uzatmak için yenilikçi ilaçlara yapılan harcamanın sadece 2800 Amerikan Doları olduğu, bu tutarın yaşam beklentisindeki bir yıllık artışın ekonomistler tarafından hesaplanan değerinin çok daha altında bulunduğu belirtiliyor.

YAŞLILARI ETKİLEYEN HASTALIKLAR İÇİN 430 İLAÇ

* Sağlıklı yaşlanmak, işlevsel kapasitenin yaşam boyu daha fazla olmasına yol açıyor. Engellilik eşiğinin üzerinde kalmak hem sağlık hem de ekonomik yüklerin azaltılması anlamına geliyor.

* Aşılar ve ilaçlar yaşamın tüm evrelerinde sağlıklı yaşlanmayı destekleyerek daha uzun ve sağlıklı yaşama katkı sağlıyor.

* Ailelerin bebek ve çocukların sağlığını korumak için yapabilecekleri en önemli şeylerden birinin de bağışıklama olduğu belirtiliyor.

Yetişkinler bakterilerle ortaya çıkan pnömoniler (zatürree) ve menenjitler gibi hastalıkları önlemek için önerilen bağışıklama programlarına uyarak sağlıklarını koruyabiliyor.

* Günümüzde yaşlıları en çok etkileyen 10 hastalık için geliştirilen 430’dan fazla ilaç bulunuyor.

* 2050’de yaklaşık 2 milyar insanın 60 yaş üstü olacağı ve bunun dünya nüfusunun yüzde 22’sini oluşturacağı belirtiliyor.

YENİLİKÇİ İLAÇ NEDİR?

Uzun araştırmalar ve klinik çalışmalar sonucu belli bir hastalık üzerinde tedavi edici etki yaptığı kanıtlanmış, temeli patentli bir moleküle dayanan ve daha önceden benzeri olmayan yeni ilaçlar için kullanılan uluslararası terime “yenilikçi ilaç” adı veriliyor.

1900’lü yılların başında 47 yıl yaşayan birinin yaşam ortalaması günümüzde 76 yıla çıkarak 30 yıla yakın artış gösterdi.

Tek bir ilacın geliştirilip kullanıma sunulması için gereken dev bütçe.

2000 yılında yüzde 8 olan hastaneye yatıştan 30 gün sonraki ölüm oranı 10 yıl içinde yüzde 4’e düştü.

Geliştirilen 10 bin fikirden sadece biri ilaç olarak tüketicinin kullanımına sunulabiliyor.

Penisilin bulunmasaydı bugün yaşayan insanların yüzde 75’i hayatta olmayacaktı.

PATENTLİ OLMALARI ÇOK ÖNEMLİ

Güvenlik, tıbbi etkililik ve kalite, bir ürünün ruhsat alabilmesi için ihtiyaç duyulan parametreler olarak görülüyor. Yenilikçi ilacın en ayırt edici özelliğinin patentli olması olduğu belirtiliyor. Buna ek olarak şu özellikler gerekiyor:

* Klinik çalışmalarla kendini ispatlama.

* Yüksek üretim standartları.

* Yüksek teknoloji ile üretim.

* Tedavide yaşam kalitesini artıran önemli ve ilave yararlar.

Ceyda ERENOĞLU / GAZETE HABERTÜRK

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla