Sedef hastalarının %40’ı ayrımcılığa uğruyor ve %70’i çaresiz hissediyor

Kategori: Cilt Sağlığı, Sağlık Gündemi Print

Sedef hastaları sadece kendi hastalıklarının komplikasyonları ile uğraşmıyor aynı zamanda sosyal sorunlarda yaşıyorlar. Sedef hastalarının %40’ı ayrımcılığa uğradığını düşünürken %70’i kendisini çaresiz hissediyor.  Sedef hastalarının yarısı uyku problemi, üçte biri cinsel sorunlar yaşıyor. Psoriasis veya halk dilindeki adıyla sedef hastalığı, yatkın kişilerde hayatın herhangi bir döneminde ortaya çıkan, üzeri genellikle sedef rengi pullarla örtülü, pembe-kırmızı döküntülerle kendini gösteren bir hastalık. Tüm dünyada ve Türkiye’de yaklaşık %2 oranında görülüyor. 29 Ekim Dünya Psoriasis (Sedef Hastalığı) Günü nedeniyle önemli açıklamalar yapan Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan, hastalığın tedavisinde sigara ve alkol tüketiminden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Genç yaşta şiddetli seyreden psoriasisin daha yoğun psikolojik sorunlara hatta intihar riskine yol açtığını vurgulayan Psoriasis Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Uludağ Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan şunları söyledi: “Sedef hastalığını %40-90 oranında psikolojik sorunlar tetikliyor. Hastaların %66’sında kariyer seçimini, %58’inde meslek seçimini, %52’sinde sosyal ilişkileri, %44’ünde eğitim sürecini, %22’inde çocuk sahibi olma kararı gibi hayattaki çok önemli kararları etkiliyor ve yönlendiriyor. Hastaların yaklaşık yarısı, yaşadıkları sorun nedeniyle öfke ve hayal kırıklığı hissettiklerini belirtiyor. Hastaların yarısı uyku problemi yaşıyor ve üçte birinin cinsel yaşamları olumsuz etkileniyor. %70’i hastalıkları nedeniyle çaresizlik hissediyor ve %40’ı ise, toplumda negatif ayrımcılığa maruz kaldığını düşünüyor.”

Prof. Gürer: Sedef hastalığında ‘alternatif tedavi’ vaatlerine itibar etmeyin!

Sedef hastalığının tedavisi her hasta için farklı planlanmalı

Psoriasis tedavisinde doğru tedavinin her hastaya göre değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Başkan, “Tedavi hastalığın seyri ve şiddeti, eşlik eden başka hastalıkların varlığı, tedavi beklentileri dışında yaş, cinsiyet, gebelik, emzirme, ilaç kullanımı gibi özel durumlar dahil birçok faktör göz önüne alınarak belirlenmelidir. Tedavinin başarıyla uygulanabilmesi için hastaya yeterli zaman ayırmak, risk faktörlerini iyi analiz etmek ve tedavi seçenekleri hakkında eğitim vererek hastanın tedaviye katılımını sağlamak gerekir.

Tedavi çoğunlukla uzun solukludur ve sonuçta döküntülerin tam veya tama yakın oranda silinmesi sağlanmalıdır. Tedavi kesildiği takdirde tıpkı diğer kronik hastalıklar gibi psoriasisin de nüksetme riski vardır. Bu süreç iyi yönetilmezse hastalar etkinliği ve güvenilirliği ispatlanmamış sözde bitkisel veya alternatif tedavi kürlerinin maddi ve manevi mağduru olabilir” diye konuştu.

Sedef döküntüleri hastalarda büyük bir psikolojik yük yaratıyorSedef hastalığının yüz, önkol ve el gibi görünür alanlara yerleşmesinin toplumda bu hastaların damgalanmasına ve sosyal izolasyona yol açtığını belirten Prof. Dr. Başkan, şöyle devam etti: “Bir yandan kepek, kaşıntı, ağrı gibi sorunlarla baş etmek zorunda kalan hastalar bir yandan toplum içinde bulaşıcı bir hastalıkmış gibi davranışlara ve sıkça sorulan bazı sorulara maruz kalmaktadır. Yetersiz tedavi ve tedavinin kişiye uyumsuz olması nedeniyle psikolojik yük artmaktadır. Bazıları hastalıkla baş etmek için toplumdan kaçma, alkol ya da aşırı yemek yeme gibi yollara başvurur. Bu da kalp hastalıkları, obezite ve diyabet gibi diğer ciddi problemleri beraberinde getirir.”

Sedef hastalığının sebebi üst deriyi oluşturan hücrelerin hızlı çoğalması

Prof. Dr. Başkan sedef hastalığının oluşum mekanizması hakkında şu bilgileri verdi: “Bağışıklık sisteminin ana elemanlarından olan T hücreleri, kan damarları yoluyla deriye ulaşıp en üst kattaki epidermis tabakasını oluşturan ‘keratinosit’ adlı hücrelerin daha hızlı çoğalmasına yol açar. Epidermis normalde kendisini bir ayda yenilerken, bu süre sedef hastalığında 3 ila 5 güne iner. Bu hızlı çoğalma, deride pullanmaya yol açar. Bağışıklık sistemini ve T hücrelerini neyin harekete geçirdiği bilinmiyor.

Sedef hastaları en çok önyargılardan ve ‘alternatif tıptan’ çekiyor

Genetik faktörler genel anlamda hastalığın kimlerde gelişeceğini belirler. Hastalığın gelişiminden çok sayıda genin sorumlu olduğu düşünülür. Psoriasis hastalarının yakın akrabalarında sorunun sık görülmesi genetik yatkınlığa işaret eder. Hastalığı enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, stres, travmalar, iklim ve dahili hastalıklar tetikleyebilir. Bu faktörlerden korunmak, hastalığın alevlenmesini ve yayılmasını engelleyebilir.”

İlaçlar, enfeksiyonlar, alkol, sigara, iklim ve hormonlar gibi pek çok etken sedef hastalığını tetikleyebilir

Psoriasis diz, dirsek ve kalça gibi sürtünme ile sıradan travmalara maruz kalan bölgelerde daha çok görülür. Özellikle hastalığın aktif dönemlerinde hasardan yaklaşık 10-14 gün sonra travma yerinde yeni sedef lezyonları ortaya çıkabilir. Buna ‘Köbner fenomeni’ denir. Yüksek tansiyon, kalp hastalığı, artrit ve psikiyatri ilaçları psoriasisi tetikleyebilir. Özellikle tonsillit, viral veya bakteriyel üst solunum yolu enfeksiyonları hastalığı yüzde 15- 76 oranında tetikler. Ağır alkol tüketimi hastalığı alevlendirebilir, ayrıca ilaçlarla etkileşime geçerek etkilerini azaltabilir.

Sigara, hastalık riskini ikiye katlar ve tedaviye yanıtı da azaltır. Kış mevsiminde kuru ve soğuk hava psoriasisi kötüleştirirken sıcak hava ve ılık iklimler rahatlatır. Psoriasis her yaşta ortaya çıkabilir ama en fazla 20- 30 ve 50- 60 yaşları arasında görülür. Ergenlik ve menapoz şiddetini etkileyebilir. Gebelikte de ortaya çıkabilir. Bazı kadınlarda âdet öncesi dönemde artan progesteron düzeyine bağlı olarak semptomlarda artış olduğu bilinir.”

Sedef hastalarının dikkat etmesi gerekenler

  • Özellikle hastalığın aktif dönemlerinde sigara ve alkol tüketimi azaltılmalı, mümkünse tamamen bırakılmalı
  • Döküntülerin çoğalma döneminde kaşıma, keseleme ve döküntülerle oynama gibi hareketlerden kaçınılmalı
  • Tıraş, banyo ve tırnak kesme gibi bireysel temizlik aktivitelerinde dikkatli olunmalı, saç tutulumu varsa katranlı şampuanlar kullanılmalı
  • Banyodan sonra dermatoloğun önerdiği vücut nemlendiricileri düzenli sürülmeli
  • Kuru ve soğuk havalarda bulunulan ortamı nemlendirmek için nemlendirme cihazlarından yararlanılmalı
  • Hastalığı alevlendirebilecek ilaçlar kullanılmamalı ve enfeksiyonlardan korunulmalı
  • Yazın güneş yanığına neden olmadan 20 dakikalık güneş banyosu yapılmalı
  • Stresle baş etme ve gevşeme tekniklerine başvurulmalı, hobiler edinilmeli
  • Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz hastalıkla mücadelede yararlıdır
  • İdeal kilo korunmaya çalışılmalı
  • Tedavi için dermatoloğa başvurulmalı, “bitkisel tedavilere” itibar edilmemeli.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla