TTB: Biber gazı kimyasal silah olarak kabul edilmeli ve yasaklanmalı

Kategori: Solunum / Enfeksiyon, Solunum ve Göğüs Hast Print

ttb-logoTürk Tabipleri Birliği, Gezi Parkı olaylarıyla birlikte Türkiye’de yoğun şekilde kullanılmaya başlanan biber gazı ve diğer gösteri kontrol ajanlarının kimyasal silah olarak kabul edilmesi ve yasaklanması için acil çağrıda bulundu.  Türk Tabipleri Birliği-Gösteri Kontrol Ajanları Bilimsel Danışma Kurulu, biber gazı ve diğer gösteri kontrol ajanlarının kimyasal silah olarak kabul edilmesi ve yasaklanması için ülkemiz ve dünya Kamuoyuna ACİL Basın Bildirisi adıyla çağrıda bulundu. Kurul, “Biber gazı ve diğer kimyasal gösteri kontrol ajanları kimyasal bir silah olarak kabul edilmelidir! Acilen yasaklanmalıdır!” açıklamasını yaparken kararın Türk Tabipleri Birliği ve Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu üyesi derneklerle birlikte alındığını ifade edildi.

Taksim Gezi parkı ile başlayan süreçte yoğun şekilde kullanılan biber gazı ve benzeri kimyasalların sağlık risklerine yönelik yapılan ortak toplantıda biber gazı ve diğer kimyasal gösteri kontrol ajanlarının kimyasal silah olarak kabul edilmesi kararına vardıklarını açıklayan kurul, biber gazı olarak bilinen Oleoresin Capsicum’un (OC) organik kökenli olmasına rağmen hemen tüm ilaçlar ve zehirler gibi kimyasal bir formülasyon olduğunu ifade etti. Kullanımının belirli koşullara bağlı olduğunun belirtildiği açıklamada, bu kimyasalın doğrudan “silah” gibi kullanılarak, helikopterlerle bombalar halinde binlerce kişi hedef alınarak, bire-bir kişilerin yaşamsal organları yaralama-malul bırakma-öldürmek eylemlerinden bir ya da birkaçına kişiler maruz bırakılarak, çoluk-çocuk demeden riskli-risksiz ayrımı yapılmadan kullanıldığı belirtildi.

Biber gazı imha silahı gibi kullanılıyor

Biber gazı olarak bilinen OC’nin insanların topluca bulunduğu kapalı alanlara atılarak, mevcut siyasi otorite tarafından “kendisinden olmadığı” açıkça beyan edilen ve “çapulcu” olarak adlandırılan halkın %50’lik kesimine karşı neredeyse “bir imha silahı” olarak kullanılmaya başladığını ifade eden açıklamada, biber gazının ve diğer benzerlerinin İkinci Dünya Savaşındaki gaz odalarını hatırlatacak şekilde kapalı alanlarda da kullanılmış olduğu da hatırlatıldı.

Biber gazı ve kimyasal gösteri kontrol ajanları olarak adlandırılan maddelerin kimyasal silah sınıfında değerlendirilmesini ve bu kimyasalların kullananlar için de ciddi bir meslek hastalığı kaynağı olduğunu belirten açıklamada bu kimyasalların acilen yasaklanması istenirken, TTB’nin tespitlerine yer verildi. TTB’nin verilerine göre açıklamada, 31 Mayıs 2013’den beri biber gazından etkilenenlerin ve yaralananların sayısının on binleri aştığı belirtildi ve biber gazıyla birlikte diğer kimyasal kapsüllerinin yarattığı göz kayıpları başta olmak üzere ciddi organ hasarları yüzlerce kişide oluşturduğu ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Tabipleri Birliği, Avrupa Parlamentosu gibi kuruluşlar biber gazının ve diğer kimyasal gösteri kontrol ajanlarının kimyasal silahlar kategorisine alınması ve tüm dünyadan yasaklanması için göreve çağrıldı.

Türk Tabipleri Birliği-Gösteri Kontrol Ajanları Bilimsel Danışma Kurulu, tarafından konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamanın tam metnini okurlarımızın dikkatine sunuyoruz: Biber gazı ve diğer kimyasal gösteri kontrol ajanları kimyasal bir silah olarak kabul edilmelidir! Acilen yasaklanmalıdır !

Biber gazı olarak bilinen Oleoresin Capsicum (OC) organik kökenli olmasına rağmen hemen tüm ilaçlar ve zehirler gibi kimyasal bir formülasyondur. Biber gazı Capsaicinler grubundan  “C-trans-8-methyl-N-vanillyl-6-nonenamide” formüllü kimyasal maddedir.  Bu kimyasal madde 1970’lerde ilk olarak vahşi hayvanlara daha sonraları azılı saldırganlara karşı bireysel korunma; ilerleyen dönemlerde de açık alanlardaki toplumsal olaylarda belli ilke ve kurallara uyularak değişik ülkelerin güvenlik güçlerince kullanılmaya başlanmıştır.  Vahşi hayvanlara ve azılı saldırganlara karşı kullanırken bile 45 derecelik bir eğimle doğrudan yaşamsal fonksiyonları hedef almadan caydırma amacıyla kullanılmalıdır.

Son bir aydır toplumun her kesiminin ne yazık ki tanışmış olduğu OC, doğrudan “silah” gibi kullanılarak, helikopterlerle bombalar halinde binlerce kişi hedef alınarak, bire bir kişilerin yaşamsal organları yaralama-malul bırakma-öldürmek eylemlerinden bir ya da birkaçına kişiler maruz bırakılarak, çoluk-çocuk demeden riskli-risksiz ayrımı yapılmadan kullanılmaktadır.  Hatta bununla da yetinilmeden son birkaç gündür insanların topluca bulunduğu kapalı alanlara atılarak, mevcut siyasi otorite tarafından “kendisinden olmadığı” açıkça beyan edilen ve “çapulcu” olarak adlandırılan halkın %50’lik kesimine karşı neredeyse “bir imha silahı” olarak kullanılmaya başlanmıştır.  Biber gazının ve diğer benzerlerinin İkinci Dünya Savaşındaki gaz odalarını hatırlatacak şekilde kapalı alanlarda da kullanılmış olması ayrıca dikkat çekicidir.

Ülkemizde son günlerde yaşanan vahşet toplumda sonu ciddi bir kutuplaşma ve infiale de varacak korkunç görüntülerin oluşmasına yol açmaktadır.  Her kimyasal madde çoğunlukla özünde bitkisel kökenlidir.  Her kimyasal madde dozuna, kullanım koşullarına uyulmadığı takdirde toksiktir, zehirdir.  Bu tip maddeler ne kadar masum olursa olsunlar kullanım şekline, dozuna, amacına uyulmaması halinde zehirdir, silahtır.  Bunların topluca halkın üzerine kullanılması toplu imha silahı vasfını kazandırır.

Nitekim TTB’nin yaptığı tespitlere göre 31 Mayıs 2013’den beri bu gazdan-silahtan- yaralananların sayısı on binleri aşmıştır.  Biber gazı ve diğer kimyasal kapsüllerinin yarattığı göz kayıpları başta olmak üzere ciddi organ hasarları yüzlerce kişide oluşmuştur; onlarca kişi hala bu nedenle yoğun bakımdadır.  Doğrudan etkilenmeler sonucu saptanan ölümler bu gün itibarıyla 4 olmasına rağmen dolaylı etkilenmeler sonucu oluşan ölümlerin sayısı ise bilinmemektedir.  Biber gazının ülkemizde kullanılması artık uluslararası kurallara uygun caydırıcılık vasfını yitirmiş tüm yönleri ile halk için ciddi bir tehdit unsuru olan bir kimyasal silah vasfına dönüşmüştür.

DİKKAT !
Biber gazı ve diğer kimyasal gösteri kontrol ajanları kimyasal silah olarak kabul edilmelidir! Kullananlar için de ciddi bir meslek hastalığı kaynağıdır; acilen yasaklanmalıdır.

Meslek hastalıklarının evrensel tanımı kişinin yapmakta olduğu iş nedeniyle tekrarlayan maruz kalım sonucu ortaya çıkan hastalıkların tümündeki altta yatan/tetikleyici/hazırlayıcı faktördür.  Biber gazını ve diğer kimyasal maddeleri mesleği gereği sürekli kullanmakta olan güvenlik güçleri, bu olayları izlemek zorunda olan basın-yayın organı çalışanları, tıbbi müdahalede bulunan sağlık çalışanları,  olayların geçtiği alanlarda çalışanlar, sokakta çalışan temizlik görevlileri, işyeri sahipleri vb kesim için de bu maddeler bir meslek hastalığı riskidir.

Biber gazının insan sağlığı üzerindeki kronik etkileri tam olarak bilinmese de deneysel hayvan çalışmalarındaki çok ciddi genetik değişiklik ve kanser yapıcı etkiler bu konuda bir fikir vermesi için şimdilik yeterlidir. Biber gazı vb maddeler, bu maddeleri kullananlarda da tıpkı gaza maruz kalanlar gibi göz, solunum sistemi, kalp ve damar sistemi, karaciğer,  üreme organlarında erken ve geç dönemde çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Yani sayılan meslek mensuplarının kanser riski, nedeni izah edilemeyen birçok hastalık riski hatta genler üzerindeki zararlı etkileri nedeniyle “hastalıklı-sakat” bebeklerin doğma-kuşakların oluşma riski vardır.

Biber gazını veya diğer kimyasal gösteri kontrol ajanlarını mesleği gereği kullanan ya da maruz kalan güvenlik güçleri, muhabir ya da kameraman gibi kişilerin maske kullanması da bu kronik etkilerin oluşmasını %100 önleyici değildir.  Ne kadar kaliteli olursa olsun maskenin yüze tam oturmaması nedeniyle kenarlarından kaçak olabilir. Ayrıca piyasada bulunan en gelişmiş maskeler bile ancak 0.3 mikrondan daha büyük partiküllerin %99’unu tutucu vasıftadır.  Ancak çok yoğun ortamlarda bulunan bu insanlarımız gerek bu büyüklükteki partiküllerin azımsanmayacak %1’lik oranı gerekse de 0.3 mikrondan daha küçük partiküllerin hepsi için çok büyük risk altındadır.

Yönetsel erklerimiz biber gazlarının en son teknolojilerle yapıldığını sık sık ifade etmektedirler. Mevcut en son teknoloji olan nanoteknoloji gaz yapımında kullanılıyorsa maruz kalınan gazın hemen tümünün 0,3 mikrondan küçük cisimcikler (partiküller) (UFP- nanopartikül) olması da büyük bir olasılıktır.  Hal böyleyse bu kişilerde nedeni izah edilemeyecek ani kalp krizleri-felçler-inmeler-kanserler kaçınılmaz olacaktır. Biber gazı bir kimyasal silah olarak kabul edilmelidir, kullananlar dahil olmak üzere ortamda bulunan herkesin geleceğini tehdit edici vasıflar taşımaktadır; acilen yasaklanmalıdır.

Sonuç olarak, Avrupa İşkencenin ve Kötü Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) 2007 Hollanda bildirgesinde biber gazının potansiyel tehlikeli bir madde olduğu ve kapalı alanlarda kullanılmaması gerektiği; çok istisnai durumlarda açık havada kullanılmak zorunda kalındığında ise buna maruz kalan kişilerin derhal sağlık muayenesinden geçirilmesi ve bu kişilere acil tedavi sağlanmasının güvenceye alınmasının gereğini belirtilmiştir. Oysa ülkemizde biber gazı kasten, bilerek, isteyerek göstericilerle ilgisi olmayan normal vatandaşın, hamilenin-çocukların-yaşlı-hastaların bulunduğu evlere, otellere, alışveriş merkezleri hatta kapalı metro istasyonları gibi kapalı mekanlara yöneltilerek halkımıza günlerdir bir insanlık “vahşeti” yaşatılmaktadır.

Bu insanlık suçunun ülkemizde durdurulmasına yönelik olarak Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Tabipleri Birliği, Avrupa Parlamentosu gibi kuruluşların mektup/medya aracılığı ile yaptıkları çağrıların gereğinin yapılması için görevlileri/yetkilileri acilen göreve davet ediyoruz. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Tabipleri Birliği gibi ilgili bütün kuruluşların biber gazının ve diğer kimyasal gösteri kontrol ajanlarının kimyasal silahlar kategorisine alınmasını ve tüm dünyadan yasaklanmasına yönelik acil çaba ve girişimlerini beklediğimizi ülkemiz ve dünya kamuoyuyla saygıyla paylaşırız.

TTB GÖSTERİ KONTROL AJANLARI BİLİMSEL DANIŞMA KURULU

[1] TTB tarafından yapılan davete yanıt veren TTB-Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu (UDEK) üyesi dernek temsilcilerinin katkılarıyla

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla