Türkiye canlı vericiden karaciğer naklinde dünya lideri durumunda

Kategori: Hepatitler, Kongreler Print

Antalya’da düzenlenen 14. Ulusal Hepato Gastroenteroloji Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci, Türkiye’de giderek artan karaciğer yağlanmasının, karaciğer sirozu, hatta karaciğer kanserine yol açabildiği uyarısında bulunarak, “Ülkemizde organ bağışının yeterli olmaması nedeniyle kadavradan karaciğer nakli çok az oranda (%15) yapılmakta, nakillerin %85 canlı vericiden gerçekleşmektedir. Canlı vericiden yapılan karaciğer naklinde Türkiye, Avrupa’da 1. sırada, dünyada ise Güney Kore ile birlikte ön sırada yer almaktayız. Ülkemizde karaciğer nakli için çok sayıda hastanın bekleme sırasında olduğunu göz önünde tutarsak organ bağışının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar” dedi.

Türkiye’de karaciğer hastalıklarının ve karaciğer yağlanmasının oldukça yaygın olduğunu dile getiren Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci, şu bilgileri verdi: “Ülkemizde karaciğer sirozunun en önemli sebebi %60 oranıyla Hepatit B’nin yaptığı karaciğer hasarıdır. Hepatit C ikinci sıradadır. Alkol üçüncü sırada rol oynar. Karaciğer hücresinden kaynaklanan karaciğer kanseri ülkemizde ve dünyada kanser ölümlerinin önemli nedenlerinden birisidir.”

Türkiye, canlıdan karaciğer naklinde dünya birincisi oldu

Karaciğer yağlanmasına günde 1-2 fincan Türk kahvesi

Toplumumuzda her 3 – 4 kişiden birinde karaciğer yağlanması olduğunu belirten Dökmeci, karaciğer yağlanmasını önlemek, varsa yağlanmadan korunmak ve tedavisi için önerilerini paylaştı:

  • Kişilerin, özellikle üç beyazdan ( şeker, un, ve tuz) sakınmaları, bu yiyecekleri dengeli ve az tüketmeleri gerekir.
  • Düzenli ve iyi çiğneyerek yenmek yenmesi, fast-food dediğimiz yiyeceklerden sakınılması, bol lifli, sebzeli yemeklerin tercihi, bitkisel protein, balık ve yeter miktarda kırmızı et yenmesi uygundur. Enginar, brokoli ve lahana gibi sebzelerin sık yenmesi faydalıdır.
  • Alkol ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Meyve suyu konsantreleri, kola, şekerli meşrubatlardan kaçınılması ve hatta taze meyve suyu tüketiminin abartılmaması gerekir.
  • Gereksiz ve bilinmeyen ilaç kullanılmamalıdır.
  • Ağır metallerle (civa, kurşun gibi) temas edilmemelidir.
  • Karaciğer yağlanması olan yada olmayan hipertansiyon , obezite, şeker hastalığı, insülin direnci, hipotiroidi, kolesterol ve trigliserid yüksekliği olan ve damar sertleşmesi ve kalp hastalığı olan hastaların düzenli doktor kontrolünde olmaları gerekir.
  • Mutlaka eksersiz yapılması ve yağın karaciğer ve damarlarda birikmesinin önlenmesi gerekir. Bu amaçla ağır olmayan eksersizler en ideali günde 1 saat yürüme önerilir.
  • Son çalışmalarda kahvenin karaciğer yağlanmasına iyi geldiği gösterilmiş olup günde 1-2 fincan Türk kahvesi yada filtre kahve içilmesinin yararı vurgulanmıştır.

Türkiye’de kadınlardaki obezite sıklığı yüzde 41

Gastroenteroloji Cerrahisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Musa Akoğlu, günümüzde obezitenin tüm toplumlarda ve her yaş grubunda görülen ve giderek küresel hale gelen bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “ABD ulusal beslenme ve sağlık araştırması raporuna göre; obezite kadınları yüzde 35,8; erkekleri yüzde 35,5 ve 2-19 yaş aralığındaki çocukları yüzde 16,9 oranında etkiliyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise ülkemizde obezite sıklığı erkeklerde yüzde 20,5; kadınlarda yüzde 41 ve genel olarak yüzde 30,3 şeklindedir. Obeziteye yönelik yapılan sağlık harcamaları Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı’na üye ülkelerin çoğunda toplam sağlık harcamalarının yüzde 1-3’ünü, ABD’nin ise yüzde 5-10’unu oluşturmaktadır. Bütün bu nedenlerden dolayı ülkemizde son yıllarda obezite ile mücadele Sağlık Bakanlığı tarafından bir devlet politikası olarak uygulanmaktadır.”

Kanser riski taşıyan polipler erken dönemde çıkartılmalıdır

İleri yaş ve poliplerin kalın bağırsak kanseri için önemli bir faktör olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Arhan “Her polip kanser olmamakla birlikte kanser gelişimi açısından risk taşıyan oluşumlardır, 50 yaş üzerinde sık görülmeye başlar. Kanserleşme riski nedeniyle polipler çıkartılmalıdır, polip türü ve sayısına göre belirlenecek aralıklarla düzenli olarak kolonoskopi ile kontrol edilmelidir. Poliplerin erken tespit edilerek çıkartılmaları kalın bağırsak kanseri riskini önemli ölçüde azaltmaktadır” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Arhan, ayrıca “Beslenme ile kalın bağırsak kanserleri arasında da ilişki söz konusudur. Taze meyve ve sebzeden fakir, hayvansal yağdan zengin, kalsiyum, folat ve liften fakir diyetle beslenenlerde kalın bağırsak kanseri riski daha fazladır. Ayrıca sigara içenlerde içmeyenlere göre kanser riski artmıştır” dedi.  Prof. Dr. Arhan son dönemde ortaya çıkan dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan ve buna eşlik eden kilo kaybı olan bireylerin özellikle de ailesinde erken yaşta kalın bağırsak kanseri olan varsa mutlaka bir hekime başvurmalarını önerdi.

14. Ulusal Hepato Gastroenteroloji Kongresi kapsamında gerçekleşen basın toplantısında Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci, Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Genel Sekreter Prof. Dr. Hasan Özkan, Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Necati Örmeci, Gastroenteroloji Cerrahisi Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Musa Akoğlu, Kongre başkanı Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Selahattin Ünal ve Prof. Dr. Mehmet Arhan açıklama yaptılar.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla