Türkiye’deki kalp yetersizliği hastalarının hastane içi yolculuğu ve HF-TR çalışması

16 Kasım 2016   |    17 Kasım 2016   |   Kategori: Güncel / Literatür, Kardiyoloji Print

kalp sağlığıJourney HF-TR çalışması Türkiye popülasyonunda akut kalp yetersizliği tanısı ile hastaneye yatan hastalarda yoğun bakım, servis ve taburculuk sırasında uygulanan ilaç, cihaz tedavisi ve laboratuvar tetkiklerinin ve hastane içi mortalitenin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmaya ilişkin verileri Journey HF-TR Türkiye araştırmacı grubu* adına Dr. Benay Özbay, Doç. Dr Özlem Özcan Çelebi ve Doç. Dr. Ahmet Çelik Medikal Akademi için derlediler. Kalp yetersizliği dünyada olduğu gibi Türkiye’de de erişkinlerde hastane yatışı ve mortalitenin en sık nedenlerindendir. Kalp yetersizliğinde mortalite ve morbidite oranları ilaç ve cihaz tedavisindeki gelişmelere rağmen hala çok yüksektir.

Avrupa ve Amerika’da yapılan Eurobservational Research Program, ADHERE gibi çok merkezli çalışmalar ile kalp yetersizliği olan olguların hastane içi tedavi yönetimi, tedavisi değerlendirilmiştir. Yaşam kalitesi oldukça düşük olan, semptomları sık tekrarlayan ve sağlık sistemi üzerine büyük ekonomik yük getiren Türkiye’deki kalp yetersizliği hastalarının hastane içi serüvenine dair güncel çok merkezli gerçek yaşam verileri bulunmamaktadır. Türkiye’de kalp yetersizliği hastalarının yoğun bakım ve serviste yatış süreleri, uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerinin değerlendirmesi sonucunda elde edilecek verilerle ulusal bir veri tabanı oluşturulması, ülkemize özgün tanı ve tedavi şemalarının hazırlanmasına ışık tutabilecektir.

Türkiye’nin tüm bölgelerinden acil servise akut kalp yetersizliği ile başvuran hastaların bilgilendirilmiş yazılı onamları alındıktan sonra hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Otuz sekiz merkezden 1606 hastanın verileri elde edilmiştir. Her hastanın ayrıntılı olarak demografik özellikleri (yaş, cinsiyet, sosyoekonomik düzeyi, NYHA fonksiyonel sınıf, eşlik eden kronik hastalık, almakta olduğu ilaç tedavisi), acil servise başvurudaki vital bulguları ve semptomları, acil servise başvurudaki klinik ve fizik bakı bulguları, hastaneye yatışta başlanan tedavi zamanı ve dozu, kalp yetersizliğini presipite eden nedenler, EKG ve akciğer grafisi bulguları, yoğun bakım ve servis izleminde kalış süresi, servis izleminde tedavi değişikliği, uygulanmış olan cihaz tedavisi, ekokardiyografi bulguları, taburculuk tedavisi verileri kaydedilmiştir.

Sonuçlarımız:

Çalışmaya Türkiye’de 38 merkezden toplam 1606 hasta alındı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması 67,8±13,2 ve %57,2’si erkekti. Hastaların kalp yetersizliği için risk faktörlerini incelediğimizde en sık neden hipertansiyon olup bunu koroner arter hastalığı izlemekteydi. Eşlik eden en sık komorbit durum iken anemi yaklaşık %39’unda atriyal fibrilasyon eşlik etmekte idi. Denovo (ilk tanı) kalp yetersizliği oranı ise %17 olarak belirlendi. Kalp yetersizliğini predispoze eden en sık neden ise enfeksiyon (%29) ve renal yetmezlik olarak tespit edildi (%28). Diğer predispozan faktörler ise tedaviye uyumsuzluk (%25,3), aritmiler (%24,8), iskemi (%20,4) ve kontrolsüz hipertansiyon (%18) idi.

Hastaların %68,4’ü başvuru esnasında en az 5 ilaç tedavisi almaktaydı. Ancak standart kalp yetersizliği tedavisini optimal kullanma oranı düşüktü. Standart kalp yetersizliği ajanları dışında en sık kullanılan ilaç %43,3 oranıyla H2 Reseptör antagonistleriydi.

Çalışmaya dahil edilen hastaların ortalama sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu %32,7±14,1 idi. İntravenöz diüretik tedavisi hastaların %50,8’inde başvurudan >30 dk sonra, %25,5’inde ise <10 dk’da %23,7’sinde 10-30 dk içinde başlanmıştır. Hastaların %56,2’sinde bolus diüretik dozu <120 mg/gün iken >1gr/gün furosemid tedavine ihtiyaç duyan hasta oranı sadece %3,2’idi. Hastaların yoğun bakımda kalma süresi yaklaşık 4,5±5,1 gün olup serviste kalış süresi ise 9,3±6,7 gün olarak belirlendi. Çalışmamızda hastane içi mortalite oranı %7,6 olarak tespit edilmiştir.

Avrupa ve Amerika verileriyle Journey HF-TR kayıt çalışmasının karşılaştırması:
Avrupa ve Amerikan verileriyle karşılaştırma yapabilmek için özellikle 30 Avrupa ülkesinden 133 merkezin veri paylaştığı 3580 hastanın incelendiği Euro Heart Failure Survey II (EHFS II), 12 ayrı Avrupa ülkesinde toplam 5118 hastanın değerlendirildiği EURObservational Research Programme: the Heart Failure Pilot Survey (ESC-HF Pilot) ve 263 ayrı hastaneden toplam 65180 hastanın değerlendirildiği In-hospital mortality in patients with acute decompensated heart failure requiring intravenous vasoactive medications: an analysis from the Acute Decompensated Heart Failure National Registry (ADHERE) çalışmalarına göz atmak gereklidir. Aşağıdaki tabloda bu çalışmaların bazı önemli parametreleri, Journey HF-TR verileri ile karşılaştırması yer almıştır.

Türkiye’deki kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatırılan hastaları detaylı analiz ettiğimizde özellikle görece daha gelişmiş ülkelere göre hasta yaşının daha küçük olduğunu gördük. Hastaların klinik semptomlarına göre bakıldığında New York Kalp Cemiyeti sınıflamasına göre sınıf 3-4 hasta oranının diğer kayıt çalışmalarına göre çok yüksek olduğu görülmüştür. Diğer ülke verilerine göre kıyaslandığında Türkiye’deki kalp yetersizliği olan hastalarda Koroner Arter Hastalığı, Diyabetes Mellitus ve Hipertansiyon gibi hastalıkların daha fazla eşlik ettiği görülmüştür.

Bu durum özellikle Türkiye’de kronik süreç üzerine gelişen akut dekompansasyon ataklarının daha yüksek oranda görülmesinin bir diğer sebebi olabilir. Yine bu eşlik eden hastalıklar aynı zamanda Kalp yetersizliği gelişiminde önemli birer risk faktörleri olduğundan ve bu risk faktörlerinin varlığının daha erken yaşta kalp yetersizliği gelişimine neden olabileceğinden ötürü Türkiye’de akut dekompanse Kalp yetersizliğinden dolayı hastaneye yatan hasta yaşının daha küçük olmasının da bir nedeni olabilir.

Journey HF-TR çalışmasının ülkemiz için diğer önemli analiziler ise hastaların mortalite oranlarının diğer kayıt çalışmalarına görece daha yüksek olması ve akut dekompanse kalp yetersizliği hastalarının hastaneye başvurularından sonra ilk müdahaleye başlama süresinin daha uzun olduğudur. Akut dekompanse kalp yetersizliğinin tıpkı akut miyokart enfarktüsü gibi oldukça mühim olduğuna dair hekim bilincinin artırılması bu konudaki duyarlılığı artırmayı sağlayabilir.

Unutulmaması gereken diğer bir husus da akut kalp yetersizliğinden dolayı hastaneye yatan ve akut miyokart enfarktüsünden dolayı hastaneye yatan hastaların bir yıllık mortalitelerine bakıldığında kalp yetersizliği olan hastaların mortalite oranlarının daha yüksek olduğunu bilmemiz ve akut dekompanse kalp yetersizliği düşünülen hastalara tıpkı akut miyokart enfarktüsü düşünülen hastalara yapıldığı gibi hızlıca ilk müdahalenin yapılması gerekliliği tartışılmaz bir gerçektir. Hastaneye yatan hastaların hemodinamik durumlarının da hızlıca değişebileceği akıldan çıkarılmadan uygun tedavinin özellikle uygun takiple birlikte denetlenmesi ve özelleşmiş kalp yetersizliği kliniklerinin sayısının artırılması ve hastaların bu referans merkezlerce takibine olanak sağlanması gereklidir.

* Journey-HF Türkiye Araştırmacı Grubu:

Ahmet Çelik, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Ahmet Ekmekçi, Dr. Siyami Ersek Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Ali Çoner, Başkent Üniversitesi Alanya Hastanesi, Kardiyoloji
Alper Kepez, Marmara Universitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Benay Özbay, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Cengiz Öztürk, Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Cihan Altın, Baskent Universitesi Izmir Hastanesi, Kardiyoloji
Doğaç Gürbüz, İzmir Katip Celebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Duygu Koçyiğit, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Emine Gazi, Çanakkale Onsekiz Mart Universitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Emre Aruğaslan, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Erkan Yıldırım, Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Faruk Ertaş, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Fatih Aksoy, Dinar Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Filiz Akyıldız Akçay, İzmir Katip Celebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Gülay Gök, Mardin Devlet Hastanesi Kardiyoloji
Hakkı Kaya, Sivas Cumhuriyet Universitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Hasan Ali Gümrükçüoğlu, Lokman Hekim Hastanesi, Kardiyoloji
Hatice Kemal, Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Hüseyin Altuğ Çakmak, Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Ilgın Karaca, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
İpek Türkoğlu, İzmir Kemalpaşa Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
İsmail Bolat, Fethiye Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Lütfü Bekar, Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Mahir Cengiz, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Mehdi Zoghi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Mehmet Ertürk, İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Mehmet Serdar Küçükoğlu, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü, Kardiyoloji
Murat Meriç, Ondokuz Mayıs Universitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Murathan Küçük, Akdeniz Üniversite Tıp Fakültesi Kardiyoloji
Mustafa Kursun, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Nurullah Çetin, İzmir Karşıyaka Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Oğuzhan Çelik, Hitit Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Onur Dalgıç, İzmir Karşıyaka Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Özcan Vuran, Alaşehir Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Özgen Şafak, Burdur Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Özlem Özcan, Türkiye Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kardiyoloji
Salih Kılıç, Nizip Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Servet Altay, Trakya Universitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji
Sinan İnci, Aksaray Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Umut Kocabaş, Soma Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Ümit Yaşar Sinan, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü, Kardiyoloji
Ümit Yüksek, İzmir ödemiş Devlet Hastanesi, Kardiyoloji
Yavuzer Koza, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla