Türkiye’nin ‘Framingam’ı Avanos’ta yapılıyor, hedef bel ağrısı haritası

Kategori: Ağrı, Cerrahi, İç Hastalıklar Print

Prof. Dr. İhsan ErtenliTürk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği’nin 2013 yılında Türkiye’deki kronik hastalıkların prevalansını ve bunlara ait risk faktörlerini belirlemek amacıyla uzun süreli bir izlen kohort çalışması başlattığını söyleyen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Öğretim Üyesi  Prof. Dr. İhsan Ertenli, “Bu amaçla Türkiye’nin İç Anadolu bölgesindeki Avanos ve Gülşehir ilçeleri belirlendi. Bu çalışmaya T.C. vatandaşı olan, 18 yaş ve üstü, belirlenen ilçelerde ikamet eden ve en az 1 yıl boyunca ilçede yaşaması planlanan bireyler alındı” diye konuştu.

Konuyla ilgili 16. İç Hastalıkları Kongresi’nde, bir açıklama yapan Prof. Dr. İhsan Ertenli, şu bilgileri paylaştı:

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Şubat-Mart 2013 tarihleri arasında 250 gönüllü ile yapılan pilot çalışmadan sonra Nisan 2013-Kasım 2013 tarihleri arasında sorgulama yapılmıştır. İlk aşamada gönüllülerin ikamet ettikleri hanelerin yapısal özellikleri ve hane içi olanaklar sorgulanmıştır. Daha sonra demografik veriler, fiziksel ölçümler (tansiyon, boy, kilo, karın, bel, kalça, boyun çevresi), beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktiviteleri, sigara kullanımı, alkol kullanımı, daha önceki tıbbi tanılar ve kullanmakta oldukları ilaçlar sorgulanmıştır.

Gönüllülere bel ağrısı ile ilgili şu sorular sorulmuştur;
-Hayatınız boyunca hiç bel ağrısı yaşadınız mı?
-Üç aydan daha uzun süreli bel ağrınız oluyor mu?
-Hayatınız boyunca hiç eklem şişliği yaşadınız mı?
-Tekrar eden oral aftöz lezyonlarınız oluyor mu?
-Oral aft sorusu renkli resimler gösterilerek de doğrulanmıştır.

Çalışma Sonuçları

Avanos şehrinde 6025 (yaşayanların %87’si), Gülşehir’de 5024 (yaşayanların %95’i) olmak üzere 11049 erişkin gönüllü çalışmaya alınmıştır. Gönüllülerin 6199’si erkekti (%56,1). Ortalama yaşları 44,6±16,4 olarak hesaplanmıştır. Katılımcıların %32,7’si aktif olarak çalışıyordu. Katılımcıların %60,0 hiç sigara içmemişti, %28,4’si içmeye devam ediyordu, %11,6 ise içmeyi bırakmıştı. Düzenli alkol alımı %3,2, sosyal içicilik %5,8 katılımcıda vardı. BMI < 25, 25-29,9 arası ve ≥30 olması sırasıyla %33,5, %35,0 ve %31,4 gönüllüde vardı. En sık komorbid hastalıklar hipertansiyon (%18,8), diabetes mellitus (%10,4) olduğu saptandı.

Bel ağrısı ve Kronik Bel ağrısı Prevalansı

Bel ağrısı 4.890/11049 (%44,3) gönüllüde çıkmıştır. Bel ağrısı olanların %51,3’sinde ağrı süresi 3 aydan uzun sürmektedir. Tüm gönüllüler içerisinde kronik bel ağrısı sıklığı 2.499/11049 (%22,7) hastada vardır. Hastaların kendi ifadelerine göre hayatları boyunca eklem şişliği %19,8, oral aft ise %13,2 hastada olmuştur.

Bel ağrısı ve kronik bel ağrısı ile ilişkili faktörler

Bel ağrısı ve kronik bel ağrısı ile yaş ve cinsiyet arasında ilişki saptanmıştır. Bel ağrısı sıklığı yaşla birlikte artış göstermektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülmektedir. Öte yandan yaş gruplarına ayrıldığında 18-29,9 (kadınlarda %68,1 vs %64,1, p>0.05) ve 30-39,9 (%66,1 vs %63,7, p>0.05) yaşlarında kronik bel ağrısı durumuna göre cinsiyetler arasında fark saptanmamıştır. 40 yaşından sonra kadınlarda kronik bel ağrısı sıklığı artış göstermektedir. Spondiloartrit hastalığı için aday olan genç erişkin ve kronik bel ağrısı olan 702 hasta ayrıca incelenmiştir. 18-40 yaş arasında kronik bel ağrısı olan hastaların çok değişkenli analizleri incelendiğinde bu yaş grubunda kronik bel ağrısı ile ilişkili faktörler yaş OR 1,05 (%95GA 1,03-1,06), obezite (BMI ≥ 30 olmasına göre) OR 1,35 (1,04-1,74), eklem şişliğinin olması OR 1,37 (%95 GA 1,05-1,78), oral aft OR 1,34 (%95 GA 1,03-1,74), sigara kullanımı OR 1,33 (%95GA 1,04-1,70) ve alkol kullanımı OR 0,56 (%95GA 0,39-0,81) olarak saptanmıştır.

Bel ağrısı ve kronik bel ağrısı kadınlarda, ileri yaşta, düşük eğitim düzeyi olanlarda, oral aft olanlarda, eklem şişliği olanlarda, işteki fiziksel aktivite, düzenli ilaç kullanımı, tekrarlayan ishal öyküsü bulunanlarda ve komorbid hastalığı olanlarda (hipertansiyon, diabetes mellitus, koroner arter hastalığı, astım, dislipidemi) daha sıktır. Bel ağrısı olanlarda sigara ve alkol kullanımı daha az sıklıkta saptanmıştır. Multivariate analizde self-reported eklem şişliği varlığı, kadın cinsiyet, oral aft, ileri yaş, sigara kullanımı, yüksek BMI ve obezite ile bel ağrısı arasında ilişki saptanmışken, alkol kullanımı ve yüksek eğitim düzeyi ile negatif korelasyon saptanmıştır.

Bel ağrısı toplumdaki önemli sağlık problemlerinden birisidir. Bu epidemiyolojik çalışmada toplumun yaklaşık %44’ünde hayatları boyunca bel ağrısı şikayeti yaşadığı saptanmıştır. Yine toplumun yaklaşık %23’ünde 3 aydan uzun süreli bel ağrısı bulunmaktadır. Bel ağrısı ve kronik bel ağrısı ile ilgili risk faktörleri olan kadın cinsiyet, yaş, obezite, işteki fiziksel aktivite durumu, eğitim düzeyinin düşüklüğü daha önceki birçok çalışmada ortaya konulmuştur. Öte yandan self-reported eklem şişliği ve oral aft varlığı ile bel ağrısı ve kronik bel ağrısı arasında bir ilişki de saptanmıştır.

Kronik bel ağrısı ile ilgili yapılmış iki önemli epidemiyolojik çalışmada prevalansı %19,3-23,0 arasında saptanmıştır. Bizim çalışmamızda da benzer şekilde toplumun %22,7’sinde 3 aydan uzun süreli bel ağrısı olduğu görülmektedir. Kronik bel ağrısı toplumda önemli bir morbidite nedeni olarak öne çıkmaktadır ve kişilerin %11-12’sinde kalıcı sakatlık tablosu yapmaktadır. Genel olarak bakıldığında bel ağrısı ve kronik bel ağrısı kadınlarda erkeklere göre daha sık ortaya çıkmaktadır. Yaş gruplarına ayrıldığında cinsiyet arasındaki farkın bel ağrısı grubunda devam ettiği görülmektedir. Öte yandan genç erişkin yaş grubunda (18-40 arası) kronik bel ağrısı açısından cinsiyetler arasındaki fark ortadan kalkmaktadır. Bu durum genç erişkin yaşta kronik bel ağrısını ile ilişkili başka faktörlerin olduğunu düşündürmektedir. Nitekim aksiyel spondiloartrit tanımı için iki temel zorunluluk vardır; 45 yaşından küçük olmak ve 3 aydan uzun süreli hastalığı olmak. Elde edilen verilere göre, aksiyal spondiloartrit gelişimi için aday olan bu grupta obezite, oral aft, self-reported eklem şişliği, sigara gibi kolaylaştırıcı faktörler ve alkol gibi koruyucu faktörler daha düşük oranlarda olmakla birlikte bulunmaktadır.

Kronik bel ağrısı aynı zamanda sağlık sistemine önemli bir maliyet de getirmektedir. Örneğin, İngiltere’de yapılan bir maliyet analizinde kronik bel ağrısı olan kişilerin olmayanlara göre 2 kat daha fazla sağlık harcaması yaptığını göstermiştir. Sunulan veriler, ülkemizdeki kronik hastalıklar sıklığının (örneğin hipertansiyon, diabetes mellitus gibi) ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi amacıyla yürütülen geniş bir kohorttan elde edilmiştir. Kronik bel ağrısı da bir hastalık olmamakla birlikte toplumu etkileyen sık bir kronik bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizim amaçlarımızdan birisi de toplumdaki ankilozan spondilit ve aksiyal spondiloartrit sıklığının belirlenmesidir. Aksiyal spondiloartrit sıklığının belirlenmesi için olmazsa olmaz şart kronik bel ağrısının bulunmasıdır. Bu aşamadan sonra inflamatuar bel ağrısı ve spondiloartrit sıklığı da belirlenecektir.

Ülkemizde erişkin yaş grubunda yaklaşık 10-11 milyon kronik bel ağrısı olan hasta vardır. Bel ağrısı ve kronik bel ağrısı ile ilgili risk faktörleri üzerinde birçok çalışma yapılmıştır. Bizim çalışmamızda da benzer risk faktörleri gösterilmiştir. Öte yandan RAS ile kronik bel ağrısı arasındaki ilişki hastalık patogenezi açısından da üzerinde durulması gereken yeni ve şaşırtıcı bir bulgudur.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla