Alerjiye neden olabilen 14 besinin menülere yazılması zorunluluğu başladı

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Allerji / Astım, Sağlık Gündemi Print

Restoran ve yemek sunan işletmelerde, alerjen besinlerin menüde belirtilmesi zorunluluğu başladı. Türkiye Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği (AİD) bu listeye Türkiye’de sıklıkla alerjiye neden olan 7 besin maddesinin daha eklenmesini önerdi. Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesinden memnuniyet duyduklarını söyleyen AİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Şekerel, “Bu yönetmelik sayesinde vatandaşlar artık tükettikleri gıdanın içeriğini bilecek ve alerjisi olan kişiler ona göre hareket edebilecek. Türkiye Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği (AİD) olarak, Türkiye’de alerjiye neden olan birkaç yiyeceğin daha eklenmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte çalışmalara başladık” dedi.

AİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Şekerel ve İkinci Başkan Prof. Dr. Can Kocabaş uygulamaya ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Yönetmeliğe göre, kapsama giren 14 alerjen besininden biri sunulan yemekte bulunuyorsa, menüye yazılacak ya da yemek sunulan yerde görünür şekilde ilan edilecek.

Besin alerjisi her yaşın sorunu; toplumun %2’si etkileniyor

Uygulamanın alerji hastaları açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Bülent Şekerel, “Restoran, kantin, okul ve hastane gibi toplu tüketim yerlerindeki gıdalar için alerjen bilgilerinin tüketiciye sunulması, hazır ambalajlı gıdalarda ise beslenme bildirimi yapılmasının zorunda olması alerjik hasta ve hasta yakınlarını rahatlatacak önemli bir uygulama. Besin alerjisi en sık bebeklik yaş döneminde görülse de her yaşın sorunu.

Bugün toplumumuzun yaklaşık yüzde 2’sinin besin alerjisi sorunundan etkilendiğini biliyoruz. Besin alerjili hastalar, alerjik oldukları besini tükettikleri takdirde yaşamlarını tehdit edebilen reaksiyon dahil olmak üzere alerjik tepkime ile karşılaşırlar. Bu yüzden besin alerjili kişiler tüketecekleri her gıdanın içeriği hakkında ayrıntılı bilgi alma ihtiyacı duyarlar. Yürürlüğe giren bu yönetmelikle etiketleme uygulamasının yasal çerçeveye oturtulması çok önemli bir adım” diye konuştu.

Alerji nedir, kimlerde görülür? Belirtileri, testi ve tedavisi

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’ne göre; gluten içeren tahıllar, yumurta, hardal, kereviz, yerfıstığı, acı bakla, balık, soya fasulyesi, sert kabuklu meyveler, deniz kabukluları ve yumuşakçaları, susam tohumu, süt ve bunların ürünleri ile kükürt dioksit ve sülfitlerin bildirim zorunluluğu bulunuyor. Bu liste Avrupa Birliğinde uygulanan mevzuattan alındı.

AİD alerjik 7 besin maddesinin daha eklenmesi öneriyor

Prof. Dr. Bülent Şekerel, Hacettepe Üniversitesi tarafından yapılan ve 1000 besin alerjili çocuğun tarandığı araştırmada Türkiye’de en sık rastlanan besin alerjilerinin AB listesinden farklı olduğu sonucuna ulaştıklarını kaydetti.

Prof. Dr. Şekerel, “Ülkemizde en sık besin alerjisine neden olan etkenler sıklık sırasına göre süt, yumurta, kabuklu ağaç yemişleri (fındık, ceviz, antep, kaju, badem), susam, yer fıstığı, buğday, mercimek, kabak ve ay çekirdeği, balık, nohut, bezelye, soya ve kabuklu deniz ürünleri ve yumuşakçagillerden oluşmaktadır. Bu bağlamda listeye mercimek, nohut, bezelye gibi baklagillerin ve haşhaş tohumu, kabak ve ay çekirdeği gibi tohumların da ve karabuğdayın eklenmesi gerekiyor. Bunun için Tarım ve Orman Bakanlığı’na eklemelerin yapılması için gerekli başvurumuzu yaptık ve olumlu yanıt aldık” diye konuştu.

Prof. Dr. Kocabaş: Alerjenler toplumlara göre farklılık gösterebilir

Toplumlarda yaygın besin alerjilerinin farklılık gösterebildiğine işaret eden AİD 2. Başkanı Prof. Dr. Can Kocabaş ise “Toplumların beslenme alışkanlıkları farklıdır ve bir toplum hangi besinleri daha fazla tüketiyorsa o toplumda o besinlere karşı daha fazla alerji görülür. Yani tüketim alışkanlıklarımız, hangi alerjiyi yaşayacağımızı belirliyor.

Çocukluk çağı besin alerjisinde en sık görülen alerjenlerden yumurta ve inek sütü, dünyanın hemen her yerinde ilk iki sırayı paylaşırlar. Bunun temel nedeni bu iki besinin tüm kültürlerin ortak ve yaygın kullanılan gıdaları olmasıdır. Fındık ve Antep fıstığı hem üretiminde hem de tüketiminde dünya lideri ülke konumundayız. Susam daha çok Ortadoğu ve Uzakdoğu’nun tükettiği bir besin ve ülkemizde simit, tahin, helva olarak yüksek miktarlarda tüketiliyor” dedi.

20 yıl sonra daha farklı alerjileri konuşacağız

Prof. Dr. Kocabaş, toplumların tüketim ve beslenme alışkanlıkları değiştikçe farklı alerjilerin görülmeye başlandığını ve bunun gelecekte de devam edeceğini vurgulayarak, “Hizmet sektöründe hızlı bir rekabet var ve farklılaşma çabaları farklı yemekler üretilmesine yol açıyor. Eskiden yediğimizin içinde ne olduğunu tahmin edebilirken, günümüzde kimi zaman bu mümkün olmuyor. Beslenme alışkanlıklarımızda son 30-40 yılda büyük değişiklikler yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor.

Çocuklarda gıda alerjisi ve aşırı duyarlılık: Belirtileri ve tedavisi

Hem küreselleşmenin etkisi hem de ülkemizin her geçen yıl dışa daha fazla açılması ile tüketim alışkanlıklarımızda değişim yaşanıyor. Örneğin bundan 40 yıl önce kivi ile tanışmış insan sayısı sınırlı iken bugün denenmiş insan sayısı neredeyse yok gibi. Kivi, ananas, kaju, mango, lyche, pecan cevizi, kumkuat artık sofralarımızda geniş ölçüde yer buluyor. Sanırım bundan 10-20 yıl sonra daha farklı alerjileri konuşuyor olacağız” diye konuştu.

Mutfak personeli iyi eğitilmeli

AİD Başkanı Prof. Dr. Bülent Şekerel, toplumda dışarıda yemek yeme alışkanlığının hızla arttığını da hatırlatarak, besin alerjileriyle ilgili mutfak personelinin eğitilmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti. Alerjenin eser miktarda olması halinde dahi krize yol açabildiğine işaret eden Prof. Dr. Şekerel, mutfak personelinin kullandığı araç gereçten alerjenin bulaşması, kızartma yağları ve ızgaralardan bulaşma gibi riskler konusunda personelin eğitilmesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Şekerel, “Örneğin; bıçakla bir besini kestiğinizde, aynı bıçakla bir başka besini keserken bir miktar bulaşma olur. Siz içinde yok dersiniz ama alerjik bünyeli kişi için bu risktir” dedi. Prof. Dr. Şekerel, bu amaçla Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarla dernek olarak temas edebileceklerini kaydetti.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla