El bileğinden koroner anjiyografi ve stent uygulaması daha mı avantajlı?

24 Nisan 2015 |   Kategori: Kardiyoloji, Kongreler Print

TKD_Girişimsel_banner_trTürk Kardiyoloji Derneği (TKD) ve TKD Girişimsel Kardiyoloji Birliği tarafından düzenlenen 22. Ulusal Uygulamalı Girişimsel Kardiyoloji Toplantısı İstanbul’da gerçekleşiyor. Toplantıda, kalp sağlığıyla ilgili gelişmeler ve kalp hastalıklarının girişimsel kardiyoloji teknikleri ile tedavisinde yenilikler paylaşılıyor. Toplantıda en dikkat çeken konulardan birisi kasık yerine artık el bileğinden koroner anjiyografi ve stent uygulamasının yapılması ile ilgili gelişmeler oldu.

Konuyla ilgili bilgi veren Türk Kardiyoloji Derneği Gelecek Dönem Başkanı Prof. Dr. Mahmut Şahin ise “Önceki yıllarda hastaların çoğunda hastaneye yatış yapılarak uygulanan koroner anjiyografi, aynı işlemin kasıktan değil el bileğinden yapılabilmesi sayesinde hastaneye yatış gerektirmeksizin ve hastanın yaşam kalitesini fazla etkilemeksizin yapılabilmeye başlanmıştır. Hasta bu sayede operasyondan hemen sonra yürüyebilmektedir, bu büyük bir avantajdır ve hasta için çok konfor sağlamaktadır” dedi.

Yurt dışından ve yurt içinden girişimsel kardiyoloji alanında önemli çalışmaları ve uygulamaları olan bilimadamları ve operatörlerin bir araya geldiği kongrede, Girişimsel Kardiyoloji alanında var olan yöntemler ve yeni teknikler detaylarıyla ele alınıyor. 1250’yi aşkın katılımcının takip ettiği kongrede aynı zamanda, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ve Milan’da bir hastanede yapılacak kalp operasyonları, kongre salonlarından canlı yayınla katılımcılara izletilecek.

grişimsel kardiyoloji toplantısı

TKD, projeleriyle kalp hastalıklarını azaltmayı hedefliyor

Kalp sağlığı ile ilgili güncel bilgiler ve girişimsel kardiyoloji tekniklerinin paylaşıldığı basın toplantısına; TKD Girişimsel Kardiyoloji Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Göktekin, TKD Girişimsel Kardiyoloji Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Yavuzgil, TKD Girişimsel Kardiyoloji Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Beyhan Eryonucu, TKD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, TKD Gelecek Dönem Başkanı Prof. Dr. Mahmut Şahin ve Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Adnan Abacı katıldı. Basın toplantısında önce söz alan TKD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, Türk Kardiyoloji Derneği’nin 51 yıldır faaliyette olduğunu ve 3 binin üzerinde üyesi bulunduğunu söyleyerek; “TKD, en iyi Sivil Toplum Örgütü ödülünü birçok kez almaya hak kazanmış, çok aktif bir dernek. Kaliteli bilime destek olmak, genç araştırmacılara destek olmak, eğitim toplantıları düzenlemenin yanısıra Türkiye’yi kardiyoloji alanında yurtdışında birçok uluslararası toplantıda da temsil etmektedir. Sağlık Bakanlığı ile ortak yürüttüğümüz projeler var, Kalp damar sağlığını korumak için 10 yıllık bir eylem planına imza atmış durumdayız ve ‘25’e 25 Projesi’ ile kalp damar hastalıklarını %25 azaltmayı hedefliyoruz” diye belirtti.

Kalp krizi söz konusu olduğunda her saniye çok önemli

Türk Kardiyoloji Derneği tarafından, Sağlık Bakanlığı ile ortak olarak yürütülen “Hızlı Davran, Hayatını Kurtar(Stent For Life) Projesi”, Türkiye’de kalp krizi işaretlerini tanımanın ve zaman yitirmeksizin 112 Acil Servisi aramanın önemine değiniyor ve insanları kendilerinin ve sevdiklerinin kalplerine özen göstermeye teşvik ederek kalp krizinin neden olduğu ölümleri ve hasarları azaltmayı amaçlıyor.

Toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye’de her 10 ölümden 4’ünün kalp krizi nedeniyle gerçekleştiğine dikkat çeken TKD Girişimsel Kardiyoloji Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Göktekin, “Kalp krizine bağlı toplam ölümlerin yarısı belirtilerin başlamasını izleyen ilk 3-4 saat içinde, çoğunlukla hastaneye ulaşmadan önce gerçekleşmektedir. Ayrıca, kalbe gelen kan akımının eski düzeyine gelmesi ne kadar gecikirse, kalpte hasar oluşma olasılığı o kadar yükselmekte ve bu durum uzun süren sorunlara yol açmakta ya da kişinin ölmesiyle sonuçlanmaktadır. Bu nedenle kalp krizi geçiren bir kişi için en önemli faktörlerden birisi tedaviye başlanıncaya dek geçen süredir. Kalp krizi belirtileri ortaya çıkar çıkmaz acil tıbbi yardım çağrılmaması, kalp krizi tedavisinin önündeki en büyük engellerden biridir. Kalp krizi geçiren hastalarımızın geç kalmaması için, kriz belirtilerini tanımaları gerekmektedir. Kalp krizi söz konusu olduğunda her saniye önemlidir. Kalp krizine hızla müdahale edebilmesi için, hemen 112 Acil Servisi aramanın ne kadar önemli olduğu bilinmelidir. Kalp krizinin farklı tiplerinin bulunduğu ve bunların tedavilerinin değişebileceği dikkate alındığına, 112 Acil Servisin zaman yitirilmeksizin aranması sayesinde, kalp krizi doğru şekilde tedavi edilebilecek ve hastalarımız uygun tedavi merkezlerine sevk edilecektir. Kalp krizinde kalbe gelen kan akımının olası olduğunca hızlı bir biçimde tıkanmadan önceki düzeyine getirilmesi gerekmektedir” sözlerini ifade etti.

El bileğinden koroner anjiyografi ve stent uygulaması yapılabiliyor

Kasık yerine artık el bileğinden koroner anjiyografi ve stent uygulamasının yapılabildiğini belirten Türk Kardiyoloji Derneği Gelecek Dönem Başkanı Prof. Dr. Mahmut Şahin ise “Önceki yıllarda hastaların çoğunda hastaneye yatış yapılarak uygulanan koroner anjiyografi, aynı işlemin kasıktan değil el bileğinden yapılabilmesi sayesinde hastaneye yatış gerektirmeksizin ve hastanın yaşam kalitesini fazla etkilemeksizin yapılabilmeye başlanmıştır. Hasta bu sayede operasyondan hemen sonra yürüyebilmektedir, bu büyük bir avantajdır ve hasta için çok konfor sağlamaktadır. Ayrıca, kasıktan işlem yapıldığında kanama ve ağrı olabilmekte, bu bölgeye kum torbası konulduğu için 6 saat hareketsiz kalınması gerekmektedir. El bileğinden işlem yapıldığında ise bu tür sorunlar oluşmamaktadır. El bileğinden uygulanan girişimsel yöntemlerle günümüzde kompleks koroner arter hastalıklarının önemli bir kısmı tedavi edilebilmektedir. İsmini veremeyeceğim bir siyasiye, yakın zamanda el bileğinden anjiyo uygulaması ve 2 stent yerleştirilmesi işlemi gerçekleştirildi. İşlemin yapıldığından eşinin dahi haberi olmadı, dışarıdan anlaşılmıyordu çünkü. Yarım saat içerisinde işlem yapıldı ve yürüyerek hastaneden ayrıldı” diye konuştu.

Ameliyatsız kalp kapakçığı değişimi mümkün

Ameliyatsız kalp kapakçığı değişiminin de mümkün olduğunu dile getiren TKD Girişimsel Kardiyoloji Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Yavuzgil, “Kalp kapakçığı hastalıklarında genellikle tercih edilen tedavi cerrahi, yani ameliyat tedavisi olmasına karşın bu hastaların çoğu aynı zamanda başka hastalıklara ve ileri yaşa da sahiptir. Bu nedenle de genellikle ameliyat olmak istememekte veya bu başka hastalıklar nedeni ile ameliyat olamamaktadırlar. Ameliyat şansını kaybeden veya ameliyat olmak istemeyen hastalar eskiden çaresiz kalmaktaydı. Oysa şimdi ameliyatsız bir yöntemle kalp kapakçığı anjiyografi benzeri bir yöntemle değiştirilebilmektedir” dedi.

Kalp ve damar hastalıkları en yaygın hastalıklar

Prof. Dr. Ömer Göktekin ayrıca, “Kalp ve damar hastalıkları dünyada ve Türkiye’de en çok görülen hastalıklardandır. Yaşam süresini ve kalitesini en çok etkileyen hastalıklardır. Bu hastalıkların tedavisinde Girişimsel Kardiyolojinin yeri gün geçtikçe artmaktadır. Kalbi besleyen koroner damarların tedavisinde girişimsel tedavi yöntemleri ya da koroner bypass ameliyatı sıklıkla kullanılmaktadır. Girişimsel kardiyolojide ki son yıllardaki yenilikler giderek artan sayıda hastanın balon anjiyoplasti ve stent teknikleriyle tedavi edilebilmesine olanak sağlamaktadır. Son yıllarda kullanılan stent teknolojisinde son derece önemli değişiklikler olmuştur. Yeni jenerasyon ilaç salınımlı ve eriyebilen stentler Ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır. Bu yeni cihazlar sayesinde girişimsel kardiyoloji işlemlerinin gerek erken dönem gerek uzun dönem başarı oranları da artmıştır” dedi.

Basında çıkan bilimsel olmayan açıklamalar hastalara zarar veriyor

Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Adnan Abacı da, basına serzenişte bulunarak şu ifadeleri kullandı; “Biz yaptığımız bilimsel açıklamalarla pek yer alamıyoruz ama, bilim dışı haberler sonrası hastalarımızın yarısı ilaçlarını kullanmayı bıraktı. Sebebi ise basında sıklıkla yer alan o malum kişiler sayesinde oldu. Geçtiğimiz günlerde gece haberlerinde son dakika diye veriliyor, ‘ekmek yemeyin’ diye açıklama yapılmış. Basından ricam, bu tür açıklamalara değil de, bilimsel açıklamalara yer verilsin. Bilimle, tıpla alakası olmayan açıklamalar manşetlerde, hastalarımız bundan gerçekten zarar görüyor” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla