
Nadir hematolojik hastalıklarda doğru tanıya ulaşma süresinin ortalama 5-7 yılı bulabildiğini belirten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, tanı gecikmesinin en önemli nedeninin toplumsal farkındalık eksikliği olduğunu, gelişmiş Batı toplumlarında tanı süresinin daha kısa, gelişmekte olan ülkelerde ise daha uzun olduğunu kaydetti. Yapay zekâ destekli karar destek sistemlerin nadir hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçlerinde çok önemli bir rol oynayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Nadir hastalıklarda da toplumsal farkındalığın artırılması gerekiyor. 28 Şubat Dünya Nadir Hastalıklar Günü” bu açıdan çok önemli bir gün. Türkiye’de sağlıkta ulaşım kolay, teknolojik ve bilimsel altyapımız güçlü. Şikâyetler ısrarcıysa gecikmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Erken tanı hayat kurtarır” mesajını verdi.
Hematolojik Nadir Hastalıklar Derneği tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi, 12-15 Şubat tarihleri arasında “Erken Tanı Hayat Kurtarır” temasıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde gerçekleştirildi. Kongre, dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 300 hematoloji uzmanı ve araştırmacıyı bir araya getirdi. Ellinin üzerinde bilimsel oturumda; lenfomalar, lösemiler, plazma hücre hastalıkları, kemik iliği yetmezlikleri, kalıtsal kan hastalıkları ve immünolojik hematolojik sendromlar başta olmak üzere nadir hematolojik hastalıklardaki son gelişmeler ele alındı.
Toplantıda; Türkiye’nin hematolojik kanserlerin tanı ve tedavisinde Batı Avrupa standartlarını yakaladığı, bazı alanlarda ise bu seviyeyi aştığı vurgulandı. Özellikle hücresel tedaviler, kemik iliği nakli, hedefe yönelik ilaçlar ve klinik araştırmalar alanında önemli bir ivme kazandığı ifade edildi.
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yapay zeka lenfoma tedavi ve yönetiminde çığır açacak
Uzmanlar, nadir hematolojik hastalıklarda gelinen noktayı “umut verici bir dönem” olarak nitelendirirken, bilimin, teknolojinin ve akademisyenlerin iş birliğiyle hastaların yaşam süresi ve kalitesinin her geçen gün arttığını vurguladı. Kongrede ayrıca genç bilim insanlarına yönelik eğitim programları, uluslararası iş birlikleri, kayıt sistemlerinin standardizasyonu ve klinik araştırmaların geliştirilmesi gibi hedefler de paylaşıldı.
Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında Hematolojik Nadir Hastalıklar Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, Kongre Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Baştürk, Genel Sekreter Doç. Dr. Bahar Uncu Ulu ve Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Erkurt açıklamalarda bulundu.
Nadir hastalıkların toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, “Dünya genelinde 300 milyondan fazla insan nadir hastalıklarla yaşıyor. Tanımlanmış 7 binden fazla nadir hastalığın yaklaşık yüzde 70’i çocukluk çağında başlıyor ve önemli bir kısmı genetik köken taşıyor. Bu hastalıkların yaklaşık yüzde 5-7’si de hematolojik kökenli” dedi. Dünya çapında her yıl 1,3 milyon yeni hematolojik kanser vakası görüldüğünü belirten Altuntaş, 700 binden fazla kişinin hematolojik maligniteler nedeniyle yaşamını kaybettiğini ifade etti.
Nadir hastalıkların yönetiminde bilimsel ilerlemelerin belirleyici rol oynadığını vurgulayan Altuntaş, “Erken tanı algoritmaları, ileri genetik analiz yöntemleri; NGS panelleri, genomik taramalar, immünoloji ve ileri immünolojik testler gibi teknolojiler bu alanda çok önemli. Tedavide ise hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve hücresel tedavi platformları çok disiplinli bir çerçevede ele alındı” bilgisini verdi.
Altuntaş, multidisipliner çalışmanın önemine de dikkat çekerek, “Hematolojinin, genetiğin, immünolojinin, patolojinin ve diğer bilimsel disiplinlerin birlikte çalışması, nadir hastalıklar yönetiminde bütüncül ve entegre bir modelin temelini oluşturuyor. Özellikle genetik tanı teknolojileri ile nadir hastalıkların tanı süresi dramatik biçimde kısaldı. Günümüzde nadir hastalıkların çoğunda önemli mesafeler kat edildi” ifadelerini kullandı.
Yapay zeka kanserin bölgesel dağılımını analiz ederek tedaviye yön verecek
Son 10 yılda hem dünya genelinde hem de Türkiye’de nadir hastalıklar alanında önemli bilimsel ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının giderek öne çıktığını belirterek, şunları söyledi: “Kişiselleştirilmiş tıp uygulamaları sayesinde artık tedavi, sadece hastalığa yönelik değil; hastanın moleküler, immünolojik ve hücre profiline yani hastalığın imzasına göre planlanıyor. Biz buna; ‘hastalığın imzası’ olarak adlandırdığımız ‘moleküler profilleme’ diyoruz. Bu yaklaşım, başarı oranını her geçen gün artırıyor ve sadece tıbbi değil, psikolojik ve sosyal açıdan da ciddi bir katkı sağlıyor.”
Türkiye’nin nadir hastalıklar ve özellikle nadir hematolojik hastalıklar alanında bölgesel bir referans merkezi olma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, “Türkiye, gelişmiş bilimsel ve sağlık altyapısı, kemik iliği nakli merkezleri, artan genetik analiz kapasitesi, klinik araştırma ağı ve akademi ile birlikte artık bölgesel bir referans merkezi olabilecek potansiyele sahip. Bu alanda da önemli bir mesafe kat etmeye devam ediyoruz. Önümüzdeki süreçlerde Batı Avrupa ile kıyasladığımızda, Türkiye hakikaten önemli bir referans merkezi hâline gelmiş olacak” ifadelerini kullandı.
Dijitalleşme ve yapay zekâ destekli karar destek sistemlerin nadir hastalıkların tanı, tedavi ve takip süreçlerinde önemli rol oynadığına işaret eden Prof. Dr. Altuntaş, “İnsan gözü bazı morfolojik detayları kaçırabilir ancak dijital altyapı ve algoritmalar standardizasyon sağlar. Yapay zekâ, insan gözünden kaçabilecek bulguları yakalayabilir. Burada hem algoritmalar hem de standardizasyon devreye giriyor. Bu sayede dijitalleşme, yapay zekâ ve karar destek sistemleri, nadir hastalıkların tanısını daha erkene çekiyor” diye konuştu.
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yenilikçi tedaviler kansere karşı başarı oranlarını artırıyor
Yapay zekâ destekli karar sistemlerinin yalnızca erken teşhis değil, tedavi seçimi ve tedavi sonrası takipte de rehberlik edeceğini belirten Altuntaş, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarının bu sayede daha etkin planlanabildiğini söyledi.
Türkiye’de hücresel tedaviler ve ileri tedavi yöntemlerine erişimin gelişmiş Batı ülkeleriyle kıyaslandığında iyi bir seviyede olduğunu belirten Altuntaş, Car T hücre dahil bazı uygulamaların klinik araştırma kapsamında yürütüldüğünü söyledi. Kullanılan ilaçların geri ödeme durumuna ilişkin soruya ise “devletimizin karşılamadığı, etkinliği bilimsel çalışmalarda kanıtlanmış hiçbir ilaç yok” yanıtını verdi.
Nadir hastalıkların yalnızca bireyi değil tüm aileyi etkilediğine dikkat çeken Altuntaş, “Her nadir hastalık tüm aileyi sosyal, psikolojik ve ekonomik açıdan etkiliyor. Bu nedenle tanı ve tedavide sürekli gelişim içinde olmalıyız. Ümitli olmak kıymetli ama asıl önemli olan ümit olabilmek” diye konuştu.
Dernek Genel Sekreteri Doç. Dr. Bahar Uncu Ulu ise, organizasyonun temel amacını ve bilimsel çerçevesini şu sözlerle özetledi: “Bu seneki Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongre’mizde güncellemelerin ve deneyimlerin paylaşıldığı bilimsel bir platform oluşturmak temel amacımızdı. Programımızı bu anlayışla dünyada gelişen yeni bilgiler ışığında, gerçek yaşam pratiğini bir araya getirerek yapılandırdık. Bilimsel program boyunca hematolojik nadir hastalıklarda tanı ve tedavide yenilikçi yaklaşımlar, olgu temelli interaktif tartışmalar ve klinik deneyim paylaşımları, alanında değerli katkılar sunan konuşmacılar eşliğinde ele alındı.”
Kongrenin hasta bakımına doğrudan katkı sunmayı hedeflediğini vurgulayan Ulu, “Kongre, bilimsel bilginin doğrudan hasta bakımına dönüşmesini hedefleyen, hasta odaklı ve kanıta dayalı yaklaşımın güçlendirilmesine önemli katkı sağladı. Olgu temelli interaktif oturumlar ile gerçek vakalar üzerinden canlı tartışmalar yürütüldü. Tanısal ikilemler, tedavi karar noktaları ve komplikasyon yönetimi gibi günlük pratiğin en kritik başlıkları değerlendirildi” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: CAR-T Hücre tedavisi hematolojik kanserlerde umut vaat ediyor
Kongrenin önemli bir diğer odağını ise hücresel ve yenilikçi tedavilerin oluşturduğunu anlatan Doç. Dr. Ulu, “Günümüzde hematoloji, klasik kemoterapi döneminden çıkarak bağışıklık sistemini yeniden tasarladığımız bir çağa girdi. CAR-T hücre tedavileri, bispesifik antikorlar ve yeni nesil immünoterapiler artık yalnızca bir araştırma alanı değil, klinik pratiğin bir parçası. Bu nedenle bu tedavilere özel oturumlar ayırarak güncel verileri ve gerçek yaşam deneyimlerini çok boyutlu bir şekilde tartışacak bir platform oluşturmak istedik” bilgisini verdi.
Kongre Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Baştürk, nadir hematolojik hastalıkların geçmişe kıyasla önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirterek, günümüzde bu tabloların “çözümü sınırlı hastalıklar olmaktan çıkmakta” olduğunu kaydetti. Baştürk, “Genetik, hücresel tedaviler, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve yapay zekâ destekli yaklaşımlar sayesinde hastalıklar her geçen gün daha etkin ve kişiselleştirilmiş şekilde yönetilebilmektedir” dedi. Bir dönem yalnızca destek tedavileriyle takip edilen pek çok hastalıkta artık hastalığın doğal seyrini değiştirebilen, hatta küratif potansiyel taşıyan seçeneklerin gündemde olduğunu vurgulayan Baştürk, bu gelişmelerin hematolojide umut verici yeni bir dönemin kapılarını araladığını anlattı.
Tanı ve tedavi süreçlerinde yapay zekâ uygulamalarının giderek daha fazla yer aldığını belirten Baştürk, dijital patoloji ve gelişmiş veri analiz yöntemleri sayesinde hastalıkların daha erken ve doğru tanınabildiğini ifade etti. Bu teknolojilerle tedaviye yanıtın önceden öngörülebilmesinin ve kişiye özel yaklaşımların geliştirilebilmesinin mümkün hale geldiğini aktaran Baştürk, yapay zekâ destekli sistemlerin hematolojinin geleceğini şekillendiren önemli araçlar arasında yer aldığını sözlerine ekledi.
Kongrede öne çıkan başlıklardan biri de hücresel tedaviler oldu. Prof. Dr. Mehmet Ali Erkurt, kemik iliği naklinden sonra tedavide yeni bir aşamaya geçildiğini belirterek, “CAR-T olarak bilinen bu hücresel tedaviler, hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanarak kansere karşı güçlendirilmesini sağlıyor. Özellikle diğer tedavilere dirençli hastalarda dahi kalıcı yanıtlar alınabiliyor. Bu yaklaşım, kanser tedavisinde ilaç vermek yerine bağışıklığı yeniden tasarlamak anlamına geliyor” dedi.
Nadir görülen kan kanserlerinde genetik ve moleküler düzeyde sağlanan ilerlemelerin, tedavi yaklaşımlarında önemli bir dönüşümü beraberinde getirdiğine değinen Prof. Dr. Erkurt, “Nadir görülen kan kanserlerinde genetik ve moleküler alt tiplerin daha iyi anlaşılması, tedavi kararlarını doğrudan etkiliyor. Hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapiler sayesinde klasik kemoterapiye bağımlılık azalıyor ve hastalara daha etkili, daha tolere edilebilir tedavi seçenekleri sunuyoruz. Bu yaklaşım, hastalar için daha uzun ve kaliteli bir yaşam süresi sağlıyor” diye konuştu.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?