Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yapay Zekâ ile Kanser Tedavisinde Kişiye Özel Dönem Başladı

Yazan Hatice Pala Kaya
8 Nisan 2026  |   Kategori: Güncel / Literatür, Onkoloji Print

Kanserin artık yalnızca morfolojik bulgularla değil, genetik ve moleküler düzeyde değerlendirildiğini belirten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, tanı, takip ve tedavi süreçlerinde yaşanan teknolojik dönüşüme dikkat çekti. Prof. Dr. Altuntaş, “Artık morfolojik değil, genetik ve moleküler düzeyde her bir hücrenin parmak izini çıkarıyoruz. Teşhisimizi, takibimizi ve tedavimizi buna göre yapıyoruz” dedi.

Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği (AHOD) tarafından “1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası” kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kanserle mücadelede güncel stratejiler ve hematolojik kanserlerdeki son gelişmeler açıklandı.

Tanı Yöntemlerinde Hızlı ve Kapsamlı Dönüşüm

Günümüzde kanser tanı yöntemlerinin hem dünyada hem de Türkiye’de hızlı bir gelişim gösterdiğini, bu dönüşümün temelinde ise dijitalleşme ve ileri teknolojilerin yer aldığını ifade eden Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, şu bilgileri paylaştı: “Bugün, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kanser teşhis yöntemleri çok hızlı gelişmekte. Dijital onkolojiden, dijitalleşmeden, yapay zekadan bahsediyoruz. Biz bilimin getirdiği bütün teknolojik imkanları hastalarımız için seferber ediyoruz.”

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yapay zeka lenfoma tedavi ve yönetiminde çığır açacak

Moleküler Düzeyde “Parmak İzi” Yaklaşımı

Kanserde moleküler ve genetik düzeyde kişiselleştirilmiş tanı ve tedavi döneminin başladığına işaret eden Prof. Dr. Altuntaş, “Kanserde artık hastalık sürecini ‘parmak izi’ yaklaşımıyla takip ediyoruz. İzlem ve değerlendirmelerimizi moleküler ve hücresel düzeyde gerçekleştiriyoruz. Yapay zekâyı sistemlerimize entegre ederken, dijitalleşmenin sunduğu imkânlardan etkin biçimde yararlanıyoruz. Bu sayede, daha önce 30 dakika süren işlemleri 5 dakikaya kadar indirebiliyor ve raporlama süreçlerinde standardizasyon sağlayabiliyoruz. Bu bağlamda artık kanserde bir çağ yükleniyor; bu çağa yapay zekâ çağı diyebiliriz” diye konuştu.

Kanserle Mücadelede Bütüncül ve Yönetim Odaklı Yaklaşım

Kanserle mücadelede son yıllarda yaşanan bilimsel gelişmelerin, hastalığın ele alınış biçiminde köklü bir değişime yol açtığını belirten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserin yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, aynı zamanda çok yönlü şekilde “yönetilmesi” gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Altuntaş yaptığı açıklamada, kanserle mücadelede klasik tedavi odaklı yaklaşımın ötesine geçilmesi gerektiği, bu kapsamda, fiziksel iyilik halinin yanı sıra psikolojik, sosyal ve manevi boyutların da dikkate alınmasının önemine dikkat çekti.

Prof. Dr. Altuntaş, “Artık hedefimiz sadece hastalığı tedavi etmek değil; erken tanı sağlamak, doğru risk analiziyle hastayı doğru bir şekilde tedavisini ve yönetimini sağlamak ve bu bağlamda kişiye özel yaklaşımlarla kanseri etkin bir şekilde yönetmektir” dedi.

Prof. Dr. Altuntaş: Kanser Artık Sadece Tedavi Edilen Değil, Yönetilen Bir Hastalık

Yaşam Tarzı Değişiklikleri ile Risk %30-50 Oranında Azaltılabilir

Öte yandan kanserin önemli ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna da vurgu yapan Prof. Dr. Altuntaş, yaşam tarzı faktörlerinin belirleyici rolüne işaret etti. Sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarına maruziyet gibi risk faktörlerinden kaçınılmasının yanı sıra düzenli fiziksel aktivitenin benimsenmesiyle kanser riskinin %30 ila %50 oranında azaltılabileceğini ifade etti. Bu nedenle toplumun yalnızca tedavi süreçlerine değil, aynı zamanda korunma ve bilinçlenme çalışmalarına da odaklanması gerektiğinin altını çizen Altuntaş, kanserle mücadelede en etkili stratejinin erken önlem ve doğru yönetim olduğunu sözlerine ekledi.

Tarama Programlarına Katılım Hayati Önem Taşıyor

Kanserle mücadelede önleme stratejilerinin yanı sıra erken tanının da mümkün olduğunu, belirten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, vatandaşların T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Kanser Tarama programlarına katılım göstermesinin hayati olduğunu vurguladı.

Erken teşhisin hastalığın seyrini önemli ölçüde değiştirdiğini ve bu bağlamda erken tanının iki temel avantaj sağladığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, ilk olarak tedavi başarısında ciddi artışlar görüldüğünü, erken evrede teşhis edilen kanser vakalarında başarı oranlarının %50 seviyelerinden %95’lere kadar çıkabildiğini, ikinci olarak; erken tanının kanser kaynaklı ölümlerin azaltılmasında belirleyici rol oynadığını, bu sayede ölüm oranlarında %30’a varan düşüş sağlanabildiğini aktardı.

Hematolojik Kanserlerde Yeni Umutlar: CAR-T ve İmmünolojik Tedaviler Öne Çıkıyor

Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı ilerleyen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 2026 perspektifiyle hastalara umut verici gelişmeleri aktardı. Hematolojik kanserlerdeki son gelişmeleri değerlendiren Prof. Dr. Altuntaş, “2026’da hastalarımıza vermek istediğimiz mesaj şu: Umut dolu olun. Örneğin; CAR-T hücre tedavilerinin sonuçları daha da olgunlaştı, başarı oranları her geçen gün teknolojinin gelişmesiyle artmakta. Ancak uzun dönem takip süreçlerine hala ihtiyaç var. Bunun dışında bağışıklık hücresi temelli tedaviler, özellikle bispesifik antikorlar ve yeni nesil trispesifik antikorlar hematolojik onkolojide çığır açmaya devam ediyor. Bunların ön sonuçlarına baktığımız zaman kanserli hastalara şunu söyleyebiliriz; umudunuz tükenmesin, yeni umutlar geliyor” dedi.

Prof. Dr. Altuntaş: Yapay zeka kanser teşhisinde başarılı sonuçlar vermeye başladı

Haploidentik nakiller tam uyumlu nakiller kadar başarılı

Kök hücre nakli alanında yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmelerin, hastalara yeni umutlar sunduğunu kaydeden Prof. Dr. Altuntaş, “Acaba tam uyumlu verici şart mı sorusu tüm dünyada soruluyor, akademide soruluyor” diyerek mevcut paradigmayı değerlendirdi.

Son dönemde geliştirilen tedavi rejimleri ve kontrol protokollerinin, uyumsuz kök hücre nakillerinin başarı oranlarını tam uyumlu nakiller seviyesine çıkardığını anlatan Altuntaş, “Biz de diyoruz ki, teknolojide ve bilimde gelinen gelişmeler artık uyumsuz nakillerin de başarı oranlarının uyumlu nakiller kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bu şu demektir; eğer kardeş vericisi yoksa, HLA tam uyumlu doku grubu, tam uyumlu kardeş vericisi yok ise, bu hastalara yeni bir umut demektir. En az onun kadar başarılı sonuçları olan bir kök hücre nakli yöntemi dediğimiz haploidentik nakillerde ve geliştirilen yeni tedavi rejimleriyle, geliştirilen yeni kontrol protokolleriyle başarı oranları tam nakiller kadar artmaktadır” bilgisini verdi.

Prof. Dr. Öztürk Ateş: Kanserde 5 Yıllık Sağ Kalım Oranları %70’e Ulaştı

Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, toplantıda yaptığı konuşmada 2026 yılına ait ABD verilerine değinerek, kanserde 5 yıllık sağ kalım oranlarının %70’e ulaştığını bildirdi. Prof. Dr. Ateş, “Biz bu anlamda artık kanserin diyabet, hipertansiyon gibi bir kronik hastalık olarak tedavi yönetiminden bahsediyoruz” dedi.

İleri Evre Metastatik Kanserlerde Sağ Kalım Artıyor

Özellikle ileri evre ve metastatik hastalıklarda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Ateş, “Yaygın evrede metastatik hastalıklarda sağ kalım oranları %17’den %35’e kadar yükseldi. Bu başarının temelinde yenilikçi tedavi yöntemleri yer alıyor. Bunlar arasında immünoterapiler, ilaç-antikor konjugatları ve tümör gen yolaklarını hedefleyen ilaçlar öne çıkıyor. Bu tedaviler onkoloji alanında çığır açtı” dedi.

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: Yenilikçi tedaviler kansere karşı başarı oranlarını artırıyor

Akciğer ve melanom kanserlerinde de sağ kalım oranlarında dikkat çekici artışlar gözlendiğini ifade eden Prof. Dr. Ateş, “Bildiğimiz gibi akciğer kanserinde sağ kalımlar yalnızca kimyasallarla 6-8 ay civarındayken, son dönemde 5 yıllık sağ kalımlarda %2’lerden %10’lara varan bir düzelmeyi görmüş bulunmaktayız. Ayrıca melanom hastalarında da %17’lerden %35’e varan sağ kalım artışları görmekteyiz. Bu gelişme özellikle immünoterapilerin ve BRAF mutasyonu gibi hedefli tedavilerin başarısıyla ilişkilidir” değerlendirmesinde bulundu.

mRNA Kanser Aşıları Artık Sadece Önleyici Değil, Tedavi Amaçlı Kullanılıyor

Prof. Dr. Öztürk Ateş, son dönemde mRNA kanser aşılarıyla ilgili önemli verilerin ortaya çıktığını belirterek, bu aşıların artık sadece önleyici değil, tedavi edici ajan olarak kullanılmaya başlandığını vurguladı. Ateş, “mRNA kanser aşılarının şu anda birçok alanda tedavi anlamında çalışmaları devam etmekte; pankreas kanseri, akciğer kanseri, melanom gibi birçok alanda tedavilerde ciddi anlamda düzelmeler görmekteyiz” diye konuştu.

Erken Evre Kanser Tedavisinde Küratif Başarılar ve Kombinasyon Yaklaşımları Artıyor

Erken evre kanser tedavisinde elde edilen başarılı sonuçlara dikkat çeken Prof. Dr. Ateş, “Erken dönemde, özellikle evre 1’de %90’ın üzerinde başarı sağlıyoruz. Bu dönemde uygulanan küratif tedaviler; cerrahi, radyoterapi veya bu yöntemlerin kombinasyonlarından oluşuyor. Lokal ileri hastalık gruplarında da bu kombinasyonlara ilişkin veriler son dönemde arttı. İmmünoterapiyi kemoterapi ile birlikte erken lokal ileri evrede kullanarak cerrahi şansını artırdığımızda, hastalığın tekrarlama riskinin azaldığını ve sağ kalım oranlarının yükseldiğini görmekteyiz” dedi.

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: CAR-T hematolojik kanserlerde önemli bir tedavi seçeneği

Doç. Dr. Fatih Yıldız: Türkiye’de Kanser Vakaları Artıyor: Yılda 240 Bin Yeni Tanı

Türkiye’de her yıl yaklaşık 240 bin yeni kanser vakasının tanı aldığını ve bu sayının giderek arttığını bildiren Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Fatih Yıldız, kanserin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sağlık sorunu haline geldiğine dikkat çekti. Kanserin sadece hastayı değil, aynı zamanda aileyi ve yakın çevreyi de etkileyen çok boyutlu bir hastalık olduğunu belirten Yıldız, bu durumun hastalığı sosyal bir problem haline getirebildiğini vurguladı.

Kanserle mücadelede yürütülen farkındalık çalışmalarının temel amacına değinen Doç. Dr. Yıldız, “Bu alanda gerçekleştirilen etkinliklerin temel felsefesi; erken tanı oranlarını artırmak ve kanserin tedavi edilebilir bir hastalık olduğu yönündeki toplumsal bilinci güçlendirmektir” ifadelerini kullandı.

PET-CT ve Girişimsel Radyoloji ile Kanserde Yeni Dönem

Son yıllarda kanser alanındaki gelişmelerin büyük bir hız kazandığını ifade eden Yıldız, bu ilerlemelerin yalnızca tedaviyle sınırlı olmadığını, Türkiye’de kanserin erken tanısında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirtti. Doç. Dr. Fatih Yıldız, “Artık ülkemizin birçok noktasında, PET-CT gibi ileri düzey nükleer tıp tarama yöntemlerine ve evreleme tekniklerine erişim mümkün. Bu durum, erken tanı oranlarının artmasına ve hastaların daha etkin bir şekilde takip edilmesine olanak sağlıyor” dedi.

Kansere karşı çığır açan tedavi CAR-T Hücresi, Türkiye’de de uygulanmaya başlandı

Girişimsel radyolojinin de tanı ve tedavide önemli katkılar sağladığını vurgulayan Yıldız,
“Girişimsel radyolojik yöntemlerle hem tanısal hem de tedavi edici anlamda hastalara daha az yük getiren, nokta atışı tedaviler uygulanabiliyor” diye konuştu.

Yapay Zekâ Kanser Tanı ve Tedavisinde Destekleyici Rol Üstleniyor

Kanser alanında yapay zekâ uygulamalarının tanı ve tedavi süreçlerini hızlandırdığı ve hekimlerin karar mekanizmalarını desteklediğini belirten Doç. Dr. Fatih Yıldız, yapay zekânın yalnızca bir araç olduğunu vurguladı. Yıldız, “Kanser tanı ve tedavisindeki süreci hızlandırıyor kesinlikle. Bu yadsınamaz bir gerçek. Ve yine tedavi kararını vermede de hekime yardımcı olabiliyor ama tek başına yeterli mi? Şu an geldiğimiz noktada tek başına tabii ki yeterli değil” ifadelerini kullandı.

Yapay Zekâ Tek Başına Çözüm Değil

Doç. Dr. Yıldız, yapay zekânın kanser tedavisinde psiko-sosyal boyutları içermediğine dikkat çekerek, “Burada yapay zekanın size bir yol arkadaşı olması ya da güven sağlayıcı bir partner olmasını beklemek çok doğal bir şey olmayacaktır. O yüzden yapay zekâ tabii ki bize tanı ve tedavi süreçlerinde destek olacak, tabii ki daha iyi bir kanser tedavi hizmeti sunmamızda, ileriki yıllarda daha da hızlı hizmet sunmamızda yardımcı olacak ama tek başına değil; burada kanserde tedavi sunucularının bir partneri olarak görev alacak gibi gözüküyor” dedi.

Prof. Dr. Halil Başar: PSA Testi ile Prostat Kanserinde Erken Tanı Mümkün

Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar ise, kanserin artık çaresiz bir hastalık olmadığını, tedavi edilebilir bir süreç hâline geldiğini ama bu süreci yakalayabilmek için erken tanının kritik bir başlangıç noktası olduğunu vurguladı.

Kanser ve Genetik Hastalıkların Tedavisinde Yeni Dönem: Nanopartiküller ile Gen Transferi

Prof. Dr. Başar, erken tanıda dikkat edilmesi gereken yaş gruplarına da değinerek, şunları kaydetti: “20-40 yaşları arasında, özellikle testis kanserlerinde elle muayene ile ağrısız bir kitle fark edilebilir. Bu durum, genç erkeklerde uyarıcı olmalı. Orta yaş grubunda ise ağrısız idrarda kanama, bir mesane kanserinin habercisi olabilir. Ayrıca, 50-70 yaş arasındaki erkeklerde prostat kanseri riski oldukça yüksek; her 8-10 erkekten birinde görülmektedir” ifadelerini kullandı.

Kanser farkındalığını artırmak için basit bir testin hayati önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Halil Başar, “Buna PSA testi diyoruz; Prostat Spesifik Antijen. Kanda yapılan basit bir ölçüm, prostat kanserinin erken evrede fark edilmesini sağlar. Özellikle 50-70 yaş arasındaki erkeklerin PSA testi yaptırmalarını öneriyoruz” dedi.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla