Türk Tıbbi Onkoloji Derneği: Korona virüsten kaçarken kansere yakalanmayın

13 Kasım 2020   |    17 Kasım 2020   |   Kategori: Onkoloji, Sağlık Gündemi Print

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) tarafından düzenlenen Türk Tıbbi Onkoloji Sanal Kongresinde, salgın ortamında insanların hastaneye gitmekten çekinebildiği ancak bunun tedavileri aksattığı vurgulandı. Kongrenin ana teması ‘Pandemi gölgesinde geçen 2020 yılında onkolojide neler değişti?’ olarak belirlendi. Kongre kapsamında online olarak düzenlenen basın toplantısında tedavilerin salgın ortamında da sürdürülmesinin önemine işaret edildi.

Virüsten kaçarken kansere yakalanmayın

Basın toplantısında konuşan TTOD ve Kongre Sekreteri Doç. Dr. Özlem Sönmez, COVID-19 salgını nedeniyle insanların virüs belirtileri yaşamadıkça hastanelere gitmediğini belirterek, “Hastanelerin normal polikliniklerinde başvurularda düşüş gözlemledik, bu nedenle kanserde erken tanı şansının da azaldığını söyleyebiliriz. Hastanelerde bütün önlemler alınmış durumdadır, vatandaşlarımızı tereddüt etmeden şikayetleri olduğunda başvurmaları konusunda bir kez daha uyarıyoruz” dedi.

Doç. Dr. Özlem Sönmez hastaları da uyararak, doktorlarının tavsiyelerine uymalarını, COVID-19 hastalığına yönelik kendilerini korumalarını ayrıca tedavilerine mutlaka devam etmelerini önerdi. “Kemoterapi hastaları kesinlikle salgın sürecinde tedavilerini aksatmamalıdır” diyen Doç. Dr. Sönmez, evlerde de izolasyonlarına devam etmelerini, sağlıklı beslenerek egzersiz yapmalarını tavsiye etti.

Salgında tedavinin planlanması için ‘Pandemi Danışma Kurulu’ kuruldu

Dernek olarak, enfeksiyon hastalıkları uzmanı doktorları ile işbirliği içinde “Pandemi Danışma Kurulu” kurduklarını belirten Doç. Dr. Sönmez, bu kurulun salgın ortamında kanser hastalarının tedavi ve takipleri için yol haritasını oluşturduğunu vurguladı.Doç. Dr. Sönmez, “Hastalarımızın tedavilerinin planlanması için kılavuz hazırlandı. Yine her zaman olduğu gibi tedavi düzenlemelerinin hastalığın evresine, kanserin moleküler özelliklerine, hastanın genel durumuna ve tedaviden beklenen faydaya göre organize edilmesine özen gösterildi. Aktif tedavisini bitiren ve takip döneminde olan hastalarımızın kontrolleri, tümör özelliklerine ve riskine göre ötelendi veya tele-tıp yöntemleri kullanılarak uzaktan yapılmaya çalışıldı. Tetkikler için ise hastanın COVID-19 riskini en aza indirecek değerlendirme yöntemlerini seçtik” dedi.

COVID-19 hastalığının kanser hastalarında daha ağır seyrettiğini kaydeden Doç. Dr. Özlem Sönmez, tedavi sırasında hastanın yanında mümkün mertebe refakatçi olmaması, eğer olması gerekiyorsa da hastanenin dışında beklemesi gerektiğini anlattı.

2020’de akciğer kanserine yönelik yeni tedaviler onaylandı

TTOD ve Kongre Başkanı Prof. Dr. N. Serdar Turhal ise kemoterapide son 20 yılda ciddi ilerleme sağlandığına işaret ederek, sadece 2020 yılında en sık görülen kanser türlerinden akciğer kanserinde onaylanan 9 yeni tedavi olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Serdar Turhal şu bilgiyi verdi: “2020 yılında akciğer kanserinde 9 yeni endikasyonda tedavi onaylandı. Bunların 4 tanesi tamamen yeni ilaçlardan oluşmaktaydı. Bu tedavilere olan cevap oranları yüzde 50 ile 85 arasında değişiyor ve ortalama hastalıksız sağ kalım 10 ila 25 aylar arasına çıktı. Bu hastaların arasında ALK spesifik mutasyonu pozitif olan metastatik kanser hastalarında ortalama sağ kalım 5 yılın üzerine çıktı.

Yine bu sene daha önce kalın barsak kanserinde baktığımız KRAS mutasyonu olan akciğer kanseri hastalarındaki cevap oranları yüzde 32 ve meme kanseri hastalarında baktığımız HER 2 mutasyonu olan hastalarda cevap oranlarının yüzde 60 olduğu erken bir çalışmada gösterildi. Yakında akciğer kanseri hastalarında 10’un üzerinde hedefi kontrol edip, hedefe yönelik tedavi ilaçlarını verme imkanımız olacak gibi görünüyor.”

İmmun tedavide de yenilikler var

İmmun checkpoint inhibitörler tedavisini de “ümit vadeden tedavi” olarak niteleyen Prof. Dr. Turhal, “Burada 5 tane ilacımız var ve bununla ilgili olan PD-L1 mutasyonu yüksek ise hastaların 5 yıllık sağ kalımları metastatik seviyede dahi yüzde 32 seviyesinde oluyor. Bu PD-L1 ekspresyonu hastaların yaklaşık yüzde 30’unda görülmekte. Bu yıldan başlayarak 2’li hedefe yönelik tedavilerinin hastalarımızda onaylanması gerçekleşti. Ipilimumab ve Nivolumab isimli ilacın kombinasyon halde kullanılmasında daha da iyi sonuçlar alınabildiği gösterildi. Bu tedavilerin erken evrede, yani kanseri cerrahi olarak şifahen çıkarılmış hastalarda koruma amaçlı faydasına dair çalışmaların da önümüzdeki dönemde fayda göstermesini bekliyoruz. Ancak şu anda henüz buna ilişkin bir kanıtımız yok” dedi.

Birinci hedef hala sigara

Sağlanan tedavi ilerlemelerine karşılık, hastalıkla mücadelede birinci önceliğin hala sigaranın bırakılması olduğunun altını çizen Prof. Dr. Serdar Turhal, sigara içen kişilerin 55 yaşından sonra taranması yönündeki girişimlerini hatırlattı. Prof. Dr. Turhal, “55 yaşından sonra akciğer tomografisi ile taranması şeklinde olan yaklaşım henüz hastaların genel popülasyonunun yüzde birinden azında gerçekleşmekte. Bu taramamın artması akciğer kanserinin erken tanısında bize bir imkan sağlayacaktır kanaatindeyiz. Yeni tedavilerin uygun şekilde hastalara ulaşması fayda sağlayacaktır kanaatindeyiz” dedi.

Son bir yıl içinde 148 bin hasta kanser tanısı aldı

TTOD Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Doç. Dr. Tarık Salman da, kanserin görülme sıklığının artmaya devam ettiğini belirterek, dünyada her yıl 20 milyon, Türkiye’de ise son istatistiklere göre bir yılda 148 bin kişinin kanser tanısı aldığını vurguladı. Kanser hastalığıyla mücadelenin pahalı bir yöntem olduğuna değinen Doç. Dr. Salman, koruyucu tıbbi yaklaşımların önemine işaret ederek, “Kansere bağlı ölümlerde azalma, yaşam kalitesinde artma ve maliyette ciddi azalmalar sadece kanserin önlenmesi ve erken tanıya yönelik politikaların geliştirilmesi ile sağlanabilir” diye konuştu.

Halk arasında “akıllı ilaç” olarak adlandırılan, pahalı bir yöntem olan immünoterapiye erişmenin sınırlı kaldığını da hatırlatan Doç. Dr. Salman, “Günümüzde bu tedavilere yüksek maliyeti nedeni ile her hasta ulaşamamaktadır. İlaç endüstrisinin, sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin bu tedavilerde kullanılan ilaçlar yönünde geliştirilmesi kanserin toplumdaki yıkıcı etkilerini azaltmakta faydalı olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

“Adım Adım Umuda” Belgeseli tanıtıldı

Basın toplantısında Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nin Pfizer Onkoloji’nin desteğiyle hazırladığı “Adım Adım Umuda” belgesel filminin de ilk gösterimi yapıldı.  Sloganı “Hayat için bilimin izinde” olan belgeselde meme, prostat ve akciğer kanseri teşhisi alan üç farklı hastanın iç dünyaları, duyguları, tanıklıkları, adanmışlıklarıyla tedavi süreçleri hasta ve hekimlerin ağzından anlatılıyor. Belgesel, adimadimumuda.org adresi ve Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Youtube hesabından izlenebiliyor. Belgesel projesinin hastaların umutlarını kaybetmemeleri gerektiği yönünde bilinç oluşturmayı hedeflediği vurgulandı.

Belgesel filmin gösterim etkinliğinde konuşan TTOD Başkanı Prof. Dr. N. Serdar Turhal, “Özellikle ameliyat olmuş, tümörü şifahen çıkartılmış, sonrasında koruyucu tedavi almış hastalarımıza her zaman için söylediğimiz mümkün mertebe tabiri caizse bu hastalıkla yatıp kalkmamaları, devamlı onun üzerinde düşünmek yerine normal hayatlarına dönmeleri ve başka sorunlarla, başka dertlerle meşgul olmaları.

Çünkü devamlı bu hastalığı kafalarında kurgulayan hastalarda hastalığın seyrine olumsuz bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak da toplantılar ve sosyal medya duyuruları ile toplumumuzu bilgilendirmek, bilinçlendirmek adına aktif çalışmalar içerisindeyiz” diye konuştu.

TTOD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş de değerlendirmesinde, “İnsan ümit ve hayal ettiği sürece yaşar. Bunu ben çok önemsiyorum. Bu konularda hastalara destek olmak, onlara yol gösterici olmak bir takım çözüm önerileri sunmak, ümitlerini ayakta tutmak, canlı tutmak çok önemli.

Bir hastamıza bir tedavi verirken bununla ilgili ne tür sorunlar yaşıyor, gece rahat uyuyor mu, herhangi bir ağrısı oluyor mu, mutlu mu, huzursuzluğu var mı bunlar belki hastalığıyla direkt ilgisi olmayan konular ama bu konuların da özellikle gündeme getirilip bunlara çözüm bulunması da çok önemli” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla