
Türkiye’de her üç erkekten biri hayatının bir döneminde sertleşme sorunuyla karşılaşıyor. Ancak bu erkeklerin büyük çoğunluğu sorunu görmezden gelmeyi tercih ediyor. Peki ilaçların işe yaramadığı durumlarda ne yapılabilir? İşte tıp dünyasının sunduğu kalıcı ve kesin çözüm…
Erektil disfonksiyon, yani halk arasında sertleşme sorunu olarak bilinen durum, bir erkeğin cinsel ilişki için gerekli sertleşmeyi elde edememesi veya bunu yeterli süre boyunca koruyamamasıdır. Türk Androloji Derneği verilerine göre ülkemizde yaklaşık 6 milyon erkek bu sorunla mücadele etmektedir ve bu sayı yaşla birlikte artış göstermektedir. 40 yaş üstü erkeklerde oran %40’lara, 70 yaş üstünde ise %70’lere kadar çıkabilmektedir.
Ancak erektil disfonksiyonun önemi yalnızca cinsel yaşamla sınırlı değildir. Günümüzde bilim dünyası, sertleşme sorununu kardiyovasküler hastalıkların erken bir habercisi olarak değerlendirmektedir. Penis damarlarındaki daralma, kalp damarlarındaki daralmanın 3-5 yıl öncesinden kendini gösterebilir. Bu nedenle ürologlar, erektil disfonksiyonu yalnızca bir cinsel sağlık sorunu olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir uyarı işareti olarak ele almaktadır.
Erektil disfonksiyon tedavisinde ilk başvurulan yöntem genellikle PDE5 inhibitörü olarak bilinen oral ilaçlardır. Bu ilaçlar birçok erkekte etkili sonuçlar verse de her hasta için geçerli bir çözüm değildir. Özellikle şu durumlarda oral tedavi yetersiz kalabilir veya hiç kullanılamayabilir:
Diyabete bağlı sinir ve damar hasarı olan hastalarda ilaçların etkinliği önemli ölçüde düşer. Radikal prostatektomi yani prostat kanseri ameliyatı geçirmiş erkeklerde sinir hasarına bağlı olarak oral ilaçlar çoğu zaman işe yaramaz. İleri düzeyde damarsal bozukluğu olan hastalarda kan akışı o denli yetersizdir ki ilaçlar yeterli sertleşmeyi sağlayamaz. Ayrıca kalp hastalığı nedeniyle nitrat grubu ilaç kullanan erkeklerde PDE5 inhibitörleri ciddi tansiyon düşüklüğü riski taşıdığı için kullanılamaz. İşte tam bu noktada, diğer tedavilerin çaresiz kaldığı yerde devreye giren ve üroloji dünyasında altın standart olarak kabul edilen bir çözüm vardır: penil protez.
Penil protez, cerrahi yolla penis içine yerleştirilen ve hastaya isteğe bağlı tam sertleşme imkânı sunan bir tıbbi cihazdır. Erektil disfonksiyon tedavisinde son basamak olarak konumlandırılsa da aslında hasta memnuniyet oranları en yüksek olan tedavi yöntemidir. Uluslararası araştırmalar, penil protez takılan hastaların %92 ila %98’inin tedaviden memnun kaldığını ve cinsel yaşamlarına başarıyla dönebildiğini ortaya koymaktadır.
Penil protez uygulaması, deneyimli bir üroloji uzmanı tarafından genel veya spinal anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyat genellikle 1 ila 2 saat arasında sürer. Hasta çoğu zaman ertesi gün taburcu edilir ve 4 ila 6 haftalık iyileşme sürecinin ardından cinsel aktiviteye başlayabilir. Modern protezlerin kullanım ömrü 15 ila 20 yıl arasında değişmektedir. Günümüzde uygulanan penil protezler iki ana kategoride incelenir: bükülebilir (malleable) protezler ve şişirilebilir (inflatable) protezler.
Bükülebilir penil protez, penis içine yerleştirilen yarı sert silikon çubuklerdan oluşur. Hasta, penisi yukarı doğru kaldırarak cinsel ilişki pozisyonuna getirebilir ve aşağı doğru bükerek günlük yaşamda rahat bir pozisyona döndürebilir. Bu protez tipi daha basit bir cerrahi gerektirir, mekanik arıza riski son derece düşüktür ve maliyeti daha uygundur. Ancak penis her zaman yarı sert durumda kaldığı için doğallık hissi şişirilebilir protezlere kıyasla daha azdır.
Erektil disfonksiyon tedavisinde teknolojinin ulaştığı en ileri nokta, 3 parçalı şişirilebilir penil protez uygulamasıdır. Bu sistem, adından da anlaşılacağı gibi üç bileşenden oluşur: penis içine yerleştirilen iki adet şişirilebilir silindir, skrotumda (torba) yer alan küçük bir pompa ve karın alt bölgesine yerleştirilen bir sıvı rezervuarı.
Sistemin çalışma prensibi son derece basit ve kullanıcı dostudur. Hasta cinsel ilişki öncesinde skrotumdaki pompayı birkaç kez sıkarak rezervuardaki sıvının silindirlere aktarılmasını sağlar. Bu sayede penis doğal bir sertleşmeye çok yakın bir şekilde sertleşir ve genişler. İlişki sonrasında pompanın üzerindeki küçük düğmeye basılarak sıvı tekrar rezervuara geri gönderilir ve penis doğal gevşeme haline döner.
3 parçalı penil protezin diğer tedavi yöntemlerine göre öne çıkan avantajları şunlardır:
Penil protez, özellikle şu hasta grupları için en uygun tedavi seçeneğidir: oral ilaçlara yanıt vermeyen veya ilaç kullanamayan erkekler, diyabete bağlı ağır erektil disfonksiyon yaşayanlar, prostat kanseri ameliyatı sonrası sertleşme kaybı yaşayan hastalar, Peyronie hastalığına bağlı ciddi penis eğriliği ve sertleşme sorunu bir arada olan erkekler ve enjeksiyon tedavisinden sonuç alamayan veya bu yöntemi tolere edemeyen hastalar.
Penil protez ameliyatı öncesinde hastanın kapsamlı bir ürolojik değerlendirmeden geçmesi gerekir. Kan testleri, hormonal profil, penil doppler ultrasonografi ve gerekli durumlarda kardiyolojik değerlendirme yapılır. Diyabetli hastalarda kan şekeri regulasyonunun optimize edilmesi, enfeksiyon riskini en aza indirmek açısından kritik önem taşır. Ameliyat sonrasında hastalar genellikle 1 ila 2 gün hastanede kalır. İlk 4 ila 6 hafta iyileşme dönemidir ve bu sürede cinsel aktiviteden kaçınılması önerilir. İyileşme tamamlandıktan sonra üroloji uzmanı hastaya protezin kullanımını detaylı şekilde anlatır ve hasta cinsel yaşamına yeniden başlayabilir.
Türkiye, penil protez cerrahisinde dünya genelinde önemli bir merkez haline gelmiştir. Ülkemizde bu alanda uzmanlaşmış deneyimli üroloji cerrahları, yılda yüzlerce başarılı penil protez ameliyatı gerçekleştirmektedir. Uluslararası standartlarda hizmet veren merkezlerde, en son teknolojiye sahip protez modelleri kullanılmakta ve hastalara ameliyat öncesinden sonrasına kadar kapsamlı bir bakım süreci sunulmaktadır.
Erektil disfonksiyon, milyonlarca erkeğin yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunudur ancak artık çözümsüz değildir. İlaçların yetersiz kaldığı durumlarda penil protez, özellikle de doğallık ve hasta memnuniyeti açısından zirveyi temsil eden 3 parçalı penil protez, erkeklere cinsel yaşamlarını tamamen geri kazandıran kalıcı bir çözüm sunmaktadır. Önemli olan, bu durumu kabullenmek yerine bir üroloji uzmanına başvurarak kişiye özel tedavi seçeneklerini değerlendirmektir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı bir cinsel yaşam, her erkeğin hakkıdır ve modern tıp bu hakkı korumak için güçlü araçlara sahiptir.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?