
Tütün ve elektronik sigara tehdidine dikkat çeken Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, Sigara kullanımının Türkiye’de ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini vurguladı. Dünyada her yıl 8 milyon insanın tütün ve pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybettiğini, Türkiye’de ise bu sayının yaklaşık 160.000 olduğunu bildiren Doç. Dr. Birinci, ayrıca 1,6 milyon kişinin pasif içicilik nedeniyle zarar gördüğünü kaydetti.
Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği tarafından düzenlenen “Türkiye Geneli Kaçak Tütün Ürünleri Tüketimi Saha Araştırması Bulguları ve Vergi Politikası Zorlukları Çalıştayı” Ankara Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Külliyesi Prof. Dr. Cevdet Erdöl Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Saha araştırmaları ve OECD verilerine göre özellikle gençler arasında tütün kullanımının artmaya devam ettiğini anlatan Doç. Dr. Şuayip Birinci, Son 10 yılda OECD ülkelerinde sigara kullanımında düşüş yaşanmasına rağmen Türkiye’de artış görüldüğünü vurguladı.
Yeni nesil tütün ürünleri ve elektronik sigaraların gençler arasında ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Birinci, “Günümüzde en büyük tehditlerden biri elektronik sigaralar, nikotin poşetleri, sentetik nikotin içeren yeni ürünlerdir. Yenilik ve zarar azaltma söylemleriyle aslında her gün daha masum görüntü vererek sigarayı yaymaya devam ediyorlar. Oysa bu ürünlerin biçimi değişse de temel amacı aslında değişmiyor. Temelde nikotin bağımlılığını sürdürmek üzere, özellikle çocukları ve gençleri hedef alarak kendi pazarlarını kurmak ya da genişletmeye yönelik çalışmalar yürütüyorlar” dedi.
Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Şuayıp Birinci: 5 bin adım, 12 bin TL para kazandırıyor!
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) IQOS benzeri ısıtılmış tütün ürünlerinin dumansız ve zararsız olmadığı yönünde defalarca uyarıda bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Şuayip Birinci, bu ürünlerin geleneksel sigaralarla aynı bağımlılık potansiyeline sahip olduğuna dair geri bildirimlerin bulunduğunu belirtti. Birinci, bilimsel araştırmaların, ısıtılmış tütün ürünlerinin masum gösterilerek sigaraya başlamayı ciddi düzeyde artırdığını ortaya koyduğunu ifade etti.
Dünya genelinde 13-15 yaş aralığında 40 milyon çocuğun en az bir tütün ürünü kullandığını, bunların 20 milyonunun sigara, 10 milyonunun dumansız tütün, en az 15 milyonunun ise elektronik sigaraya başladığını aktaran Doç. Dr. Birinci, elektronik sigara kullanımının gençler arasında yetişkinlere kıyasla ortalama 9 kat daha yüksek olduğunu kaydetti. Ayrıca, elektronik sigaraların, sigaraya geçişte köprü etkisi oluşturduğunu ve gençlerde elektronik sigara kullanımının ileride normal sigara kullanımına yaklaşık 3 kat daha kolay yol açtığını söyledi.
Elektronik sigara tüketiminin her geçen yıl daha da yaygınlaştığına işaret eden Doç. Dr. Birinci, OECD verilerine göre 2016-2023 yılları arasında 15 yaş ve üzeri bireylerde düzenli elektronik sigara kullanımının yüzde 5,2’den 6,1’e yükseldiği bilgisini verdi.
Türkiye’deki tabloya ilişkin olarak Yeşilay Cemiyeti tarafından yapılan 15 yaş ve üzeri nüfus sağlık davranış araştırmasına dikkat çeken Doç. Dr. Birinci, buna göre, 2020 yılında yüzde 3,4 olan hayat boyu en az bir kez elektronik sigara kullanımının, 2025 yılında yüzde 8,1’e çıktığını kaydetti. OECD ülkelerinde yedi yılda yaklaşık 1 puanlık artış yaşanırken, Türkiye’de her yıl ortalama 1 puanlık artış görüldüğünü vurgulayan Birinci, bu verilerin özellikle gençler başta olmak üzere toplumda sigara çeşitlerinin hızla yaygınlaştığını gösterdiğini ifade etti.
Tütün kullanımının dünya genelinde kanserlerin dörtte birinden ve akciğer kanserinin %90’ından sorumlu olduğunun belirten Doç. Dr. Birinci, “Nitekim ülkemizde tütün ürünü kullanımı yüksekliği nedeniyle ciddi bir hastalık yükü oluşturmaya da devam ediyor. Bugün 65 yaş üstü insanların %54’ünde 4’ten fazla kronik hastalık var, %82’sinde en az bir kronik hastalık var ve ciddi kronik hastalık yükümüz artıyor” bilgisini verdi.
Doç. Dr. Birinci, tütün ürünlerinin yasa dışı ticaretinin özellikle gençler ve maddi imkânları sınırlı bireyler için ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturduğunu belirterek, “Küresel olarak tüketilen her 10 sigaradan biri kaçak olarak görülüyor. Türkiye’de bu oranın daha yüksek olduğuna dair değerlendirmeler de var. Bununla beraber DSÖ verilerine göre, tütün ürünlerinin yasa dışı ticareti, gençler ve diğer yaş gruplarında tütün kullanımını daha da artırıyor” dedi.
Prof. Dr. Toker Ergüder: Sigara ve Alkol Birlikteliği Gırtlak Kanseri Riskini 40 Kat Arttırıyor!
Kaçak tütün ürünlerinin içerik denetiminden geçmediğini ve katkı maddeleri ile ağır metal seviyelerinin bilinmediğini kaydeden Birinci, bu durumun ilave bir sağlık tehdidi oluşturduğuna dikkati çekti. Doç. Dr. Birinci, “Yapılan araştırmalara göre yasa dışı tütün ürünlerinin 2-3 kat daha fazla kadmiyum içerdiği ortaya konmuş ve bu maddelerin kanserojen, mutajen ve üreme için toksik olduğu uzun yıllardır hepimizce biliniyor” diye konuştu. Yasa dışı tütün ticaretinin her yıl milyarlarca dolarlık vergi kaybına yol açtığına değinen Birinci, “Bu illegal tütün ticaretinin ortadan kaldırılması her yıl 160.000’den fazla erken ölümün önlenmesi anlamına geliyor” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder ise yaptığı konuşmada, sigara ve tütün ürünleriyle mücadelede mali politikaların kritik önemine dikkat çekti. Ergüder, katılımcılara sigaranın akciğer kanseri ve kalp krizine yol açtığını bilmelerine rağmen, bırakmayı düşünenlerin oranının %30’un altında kaldığını belirterek, bilginin tek başına davranış değişikliğine yol açmadığını vurguladı.
Dünyada maliyeti düşük, sağlık etkisi yüksek en etkili müdahalenin sigara fiyatlarının artırılması olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ergüder, Türkiye’de 2017’de sigara içenlerin oranı %31,6 iken, günümüzde elektronik ve ısıtılmış sigaralar dahil 23 milyon kişinin sigara kullandığını belirtti.
Bu oranın %36,6’ya çıktığını aktardı. Kadınlarda ise sigara kullanımının %24,4’e ulaştığını belirten Ergüder, şunları kaydetti: “Yaklaşık 30 yıldır tütünle mücadele alanında çalışmalar yürütüyorum. Bu süreçte, kadınlarda sigara kullanım oranının ilk kez %24,4 düzeyine ulaştığını gördüm, bu orana elektronik sigara kullanımı da dâhil. Türkiye genelinde kadınlarda sigara içme oranlarındaki artış %40 düzeyinde seyrederken, 15-24 yaş grubunda bu artış oranı %40’a kadar çıkıyor.
Sıklıkla nüfus artışının sigara kullanımındaki artışı açıklayabileceği yönünde görüşler dile getiriliyor ancak 15-29 yaş grubunda nüfus artış hızı %0,8 iken, aynı yaş grubunda tütün kullanımındaki artış %30,6. Sonuçta 300 kat daha fazla kadınlar ne yazık ki sigara içmeye başlıyor. Mevcut eğilimlerin devam etmesi hâlinde, önümüzdeki 15-20 yıl içinde Türkiye’de sigara kullanan yaklaşık 23 milyon kişinin 12 milyonunun sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle erken yaşta yaşamını yitireceği öngörülüyor.”
Dünyada akciğer kanserlerini önlemede en etkili bakanın Maliye Bakanı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ergüder, mali politikaların sigara kullanımını düşürmede belirleyici olduğunu söyledi. Türkiye’de 2008-2012 yılları arasında sigara fiyatlarının artırılmasıyla tütün kullanımında %13,7’lik düşüş sağlandığını ve bu dönemde Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın birlikte hareket ettiğini aktardı.
Türkiye’nin dünyada sigaranın en ucuz satıldığı ve buna bağlı olarak tüketimin en yüksek olduğu ülkelerden biri konumunda bulunduğunun altını çizen Prof. Dr. Ergüder, kısa süre önce yayımlanan ‘Sigara Vergi Skor Kartı Raporu’na değindi. Türkiye’nin sigara vergilendirmesinde İngiltere, İrlanda ve Fransa’nın yer aldığı birinci gruptan çıkarak; Şili, Gambiya ve Makedonya’nın bulunduğu üçüncü gruba gerilediğini ifade eden Ergüder, özellikle 2010’lu yılların başında yüzde 67 seviyelerine kadar yükselen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranlarının, son yıllarda yüzde 45’e kadar düştüğünü ve sigara üzerindeki vergi yükünün hızla azaldığını kaydetti.
Mevcut fiyat politikalarıyla tütün kullanımının azaltılmasının mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Toker Ergüder, sağlık alanında yapılan tüm iyileştirmelere rağmen sigara tüketimi düşürülmeden kalıcı bir başarı sağlanamayacağını, Türkiye’nin dünyada en gelişmiş hastanelere ve en yeni tedavilere erişimin olduğu ülkeler arasında yer aldığını, buna karşın sigara kullanım oranlarının yüksekliğinin ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini anlattı.
Türkiye’nin erkeklerde sigara içme oranlarında ve akciğer kanserine bağlı ölümlerde dünya sıralamasında birinci olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ergüder, tütünle mücadelenin yalnızca Sağlık Bakanlığı’nın çabalarıyla çözülemeyeceğini; Maliye, Tarım ve Orman ile İçişleri Bakanlıklarının da mali ve yapısal politikalarla sürece aktif katkı sunmasının gerektiğini, kurumlar arası iş birliği olmadan tütünle mücadelede başarı sağlanamayacağının altını çizdi.
Prof. Dr. Toker Ergüder: Tütün kullanımı tüm kanser ölümlerinin %22’sinden sorumlu
Türkiye’de tarihi bir kararın alındığını açıklayan Prof. Dr. Toker Ergüder, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin, sigara kaynaklı hastalıklar nedeniyle yakınlarını kaybeden vatandaşlara tazminat hakkı tanıdığını ve iki sigara firmasına 500.000 liraya kadar tazminat cezası verdiğini bildirdi. Ergüder, karara karşı yabancı sigara firmalarının birleşerek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nde dava açtığını ve tazminat kararının düşürülmesi için hukuki süreç başlattıklarını aktardı.
Dava sürecinin halen devam ettiği bilgisini veren Prof. Dr. Ergüder, üç büyük yabancı sigara firmasının Türkiye’nin Yargıtay’ına karşı açtığı davanın, ülke genelinde tütünle mücadele politikaları açısından önemli bir sınav niteliği taşıdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Ergüder, 2026 yılında 4207 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin 30. yılı anısına 3-7 Haziran tarihlerinde Elazığ’da Ulusal Tütün Kontrol Kongresi’nin düzenleneceğini duyurarak, tüm katılımcıları kongreye davet etti
Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık da tütün kullanımının hastalık, ölüm, ekonomik kayıp ve iş gücü kaybına yol açan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.
Tütün kullanım oranlarının düşürülmesi ve tütün kaynaklı ölümlerin engellenmesinde en etkili ve kanıta dayalı yöntemlerden birinin fiyat ve vergi politikaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Açık, bu politikaların zaman zaman kaçakçılık ve enflasyon gibi söylemlerle zayıflatılmaya çalışıldığını, tütün endüstrisinin bazı araştırmalara sponsor olarak veya bizzat araştırmaları yürüterek kamuoyunu ve karar vericileri farklı yönlendirmeye çalıştığını ifade etti.
Prof. Dr. Açık, sigara mücadelesinin Türkiye’de 30 yılı aşkın bir süredir devam ettiğini hatırlattı. 1993 yılında kurulan Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği’nin 1998 yılında kamu yararına çalışan dernek unvanı aldığını belirten Açık, 90’lı yıllarda 4207 sayılı yasanın çıkarılması için yürütülen kampanyaları, uluslararası katılımlı sağlık kongrelerini ve “Bırak Kazan” kampanyalarını aktardı.
Prof. Dr. Elif Dağlı: Tütün mücadelesinde geriye gidiyoruz, Türkiye tarihinin en kötü noktasında
İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Aktaş, tütün kullanımının yalnızca sağlık açısından değil, aynı zamanda milli ekonomi, iş gücü kaybı, hane halkı harcamaları ve çevre üzerinde de ciddi etkiler yaratan sosyoekonomik bir sorun olduğuna dikkat çekti. Aktaş, İçişleri Bakanlığı olarak kaçak tütün ve tütün mamullerinin piyasaya arzını önlemeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirtti.
‘2025 Madde Kullanıcıları Profil Analiz Raporu’na göre, uyuşturucu öncesi tütün kullanım oranının %83,3 olduğunu ve tütün kullanımına başlama yaş ortalamasının 16,79 yıl olduğunu açıklayan Aktaş, ayrıca alkol kullanım oranının %38,8 ve alkol kullanımına başlama yaş ortalamasının 18,49 yıl olduğunu kaydetti. Mehmet Aktaş, bu veriler ışığında devlet kurumlarının yanı sıra üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, medya ve aileler dahil tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?