Ankilozan Spondilit hastalarının doğru teşhise ulaşması 10 yılı buluyor

Kategori: Romatizmal Hastalıklar Print

Türkiye’de her 200 kişiden birinde görülen ankilozan spondilit 40 yaş öncesinde başlayarak, insanların en üretken çağlarında zorluk yaşamasına, hatta iş görememesine neden oluyor. Bu hastalığa dair toplumsal farkındalığı artırmak üzere, her yıl mayıs ayının ilk cumartesi günü, Dünya Ankilozan Spondilit Günü olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda 7 Mayıs Pazartesi günü Hacettepe Üniversitesi’nde, 100 ankilozan spondilit hastasının katılımıyla düzenlenen etkinlikte, alanında uzman doktorlar teşhis ve tedavideki son gelişmeler hakkında önemli bilgiler verdi.

 7 Mayıs Pazartesi Günü Hacettepe Üniversitesi İç Hastalıkları Konferans Salonu’nda yapılan konferans, Prof. Dr. İhsan Ertenli ve Prof. Dr. Sedat Kiraz’ın açılış konuşmasıyla başladı. Sonrasında, Yrd. Doç. Dr. Levent Kılıç “Ankilozan Spondilit Hastalık Bilgilendirmesi” başlıklı konuşmasıyla katılımcılara önemli bilgiler verdi. Ardından söz alan Fizyoterapist Prof. Dr. Edibe Ünal ise ankilozan spondilite özel egzersizler hakkında uygulamalı bir sunum yaptı.

En üretken yaşlarda ortaya çıkıyor

Ankilozan spondilit (AS) çoğunlukla genç yaşlarda ortaya çıkan, omurga, kuyruk sokumu kemiği ile leğen kemiğini birleştiren sakroiliyak eklemleri etkileyen bir romatizmal hastalıktır. 40 yaş öncesinde yavaş yavaş başlayan, üç aydan uzun süreli, sabahları yol açtığı tutukluk nedeniyle yataktan kalkmayı zorlaştıran, istirahat ile geçmeyip hareket ettikçe azalan inflamatuar bel ağrısı ile kendini gösteriyor.

Ankilozan spondilit (AS) nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavisi

Türkiye’de her 200 kişiden birinde görülen ankilozan spondilit, her iki cinste de görülmekle beraber, erkeklerde daha sık ve seyri daha şiddetli seyrediyor. En üretken çağda ortaya çıkan bu hastalık, hastaların günlük rutin işlerinde ve çalışma hayatında zorlanmaya, hatta iş göremezliğe ve çalışma hayatına ara verilmesine dahi yol açabiliyor.

Her 3 ankilozan spondilit hastasından 1’ine yanlışlıkla bel fıtığı teşhisi koyuluyor
Ankilozan spondilit en çok bel fıtığıyla karıştırılıyor. Bu nedenle her üç ankilozan spondilit hastasından biri en başta bel fıtığı tanısı alıyor ve bu hastaların yaklaşık %7’sinde bel fıtığı ameliyatı öyküsüne rastlanıyor. Ankilozan spondilit hastalarında ortalama tanı gecikmesi 8-10 yıla kadar uzayabiliyor. Geç dönemde tanı konulan ve hastalığı ilerleyen kişilerde, omurgada kalıcı hareket kısıtlığı ve kamburluk gelişebiliyor. Kronik ağrı, kalıcı kısıtlılık ve fiziksel değişiklikler hastaların ruh sağlığını da olumsuz etkileyebiliyor.

Ankilozan Spondilit tanısındaki gecikme 8 yılı buluyor

Yol açacağı sorunlar erken teşhis ve doğru tedaviyle azaltılabilir

Kesin tedavisi olmamakla birlikte erken teşhis edildiğinde, hastalığın neden olacağı sorunlar azaltılabilir ve ileri dönemde oluşabilecek kalıcı deformelerin önüne geçilebilir. Ankilozan spondilitte görülen tipik inflamatuar bel ağrısı ve bunun özelliklerin bilinmesi bu hastaların romatoloji hekimlerine yönlendirilmesi ve erken tanınması için gerekli en önemli özelliktir. Son yıllarda rutin kullanıma giren sakroiliak eklemlerin manyetik rezonans görüntülemesi (MRG) ve genetik testlerle (HLA-B27), şikayetleri olan hastalarda daha erken tanı konulabilir.

Egzersiz tedavinin en önemli parçasıdır ve ilaçlardan bağımsız her aşamada hasta tarafından benimsenmeli ve düzenli olarak yapılmalıdır. İlaç tedavisinde ilk basamak non-steroid anti-inflamatuar ilaçlardır. Özellikle son 10-15 yıldır biyolojik ilaçların ankilozan spondilit tedavisinde kullanıma girmesi romatoloji alındaki en önemli gelişmelerden biridir. Bu ilaçların belirgin ağrı ve hastalık aktivitesi kontrolü dışında, hastalığın uzun dönem seyri üzerine de olumlu etkileri vardır.

Ankilozan spondilit hastalarının 1/3’üne yanlışlıkla bel fıtığı teşhisi konuyor

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla