
Elektronik sigaranın biyolojik yaşlanmayı hızlandırdığını ve gençlerde ciddi bilişsel gerilemeye neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fatma Arslan, bu ürünlerin “zararsız” ya da “daha güvenli” olduğuna ilişkin söylemlerin bilimsel verilerle örtüşmediğini belirtti. Nisan 2026’da Clinical Epigenetics dergisinde yayımlanan ve elektronik sigara ile biyolojik akciğer yaşlanması arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmayı değerlendiren Prof. Dr. Arslan, son yıllarda yayımlanan pek çok bağımsız araştırmanın benzer sonuçlara işaret ettiğini kaydetti.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Fatma Arslan, “Elektronik sigara ile ilgili giderek artan sayıda çalışma var. Bu çalışmalar, elektronik sigaranın daha az zararlı ya da zararsız olmadığını açık biçimde gösteriyor. Özellikle tütün endüstrisi tarafından desteklenmeyen bağımsız bilimsel araştırmalar bu konuda oldukça net sonuçlar ortaya koyuyor” dedi.
Doç. Dr. Şuayip Birinci: E-Sigara, Gençlerin Sigaraya Başlamasını 3 Kat Kolaylaştırıyor
Elektronik sigaranın bir tütün ürünü olduğunu vurgulayan Arslan, içerdiği kimyasalların hücresel düzeyde hasar oluşturduğuna işaret ederek, “Elektronik sigara içerisinde çok sayıda toksik madde bulunuyor. Bunların bir kısmı kanserojen, bir kısmı yaşlandırıcı etki gösteriyor, bir kısmı ise hücrelerde farklı toksik mekanizmaları tetikliyor. Bu nedenle akciğer, soluk borusu, cilt ve diğer organlar elektronik sigaradaki toksik maddeler nedeniyle zarar görüyor. Hücresel yaşlanma hızlanıyor ve doku kaybı oluşabiliyor” ifadelerini kullandı. Bu etkilerin kişiden kişiye ve maruziyet düzeyine göre değişebileceğinin altını çizen Prof. Dr. Arslan, mevcut bilimsel verilerin ortak noktasının biyolojik yaşlanmanın hızlanması olduğunu söyledi.
Elektronik sigaranın özellikle gençler üzerindeki etkilerinin daha ciddi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, Mart 2026’da Güney Kore’de yaklaşık 50 bin genç üzerinde yürütülen araştırmaya dikkat çekti. Nikotinin gelişmekte olan beyinde daha güçlü toksik etkiler oluşturduğunu belirten Arslan, “Nikotin, gençlerde erişkin beynine kıyasla çok daha fazla toksik etki oluşturuyor. Algı bozuklukları, yoğun bağımlılık gelişimi, öğrenme güçlüğü ve bilişsel işlevlerde gerileme görülebiliyor” bilgisini verdi.
MR görüntüleme çalışmalarında önemli bulgular elde edildiğini, sigara kullanan gençlerde beyin gelişiminin yavaşladığını da anlatan Prof. Dr. Arslan, “Bazı araştırmalarda sigara kullanan gençlerin beyninde gelişimin yavaşladığı, beyin kıvrımlarının küçüldüğü gösteriliyor. Bu durum öğrenme, hafıza ve diğer bilişsel işlevleri doğrudan etkiliyor. Burada psikolojik etkilerden değil, doğrudan zihinsel kapasitedeki gerilemeden bahsediyorum. Bu sadece nikotinin etkisi” diye konuştu.
Elektronik sigara aerosolündeki toksik maddelerin birbirlerinin etkisini artırabildiğini, bunun da sağlık üzerindeki toplam yükü ağırlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Toksik maddelerin additif etkileri bulunuyor. Yani birbirlerinin zararını artırabiliyorlar. Bu nedenle özellikle gençlerde fonksiyonlarda çok belirgin gerileme görüyoruz. Gençler tütün kontrolü açısından özel bir risk grubu; daha kırılgan ve daha yüksek risk altında olan bir grup. Ne yazık ki tütün endüstrisinin temel hedef kitlesini de gençler oluşturuyor” dedi.
Tütün endüstrisinin yıllar içerisinde hedef kitlesini değiştirerek kadınlar, gençler ve çocuklar gibi daha kırılgan gruplara yöneldiğine dikkati çeken Prof. Dr. Fatma Arslan, “Erişkin erkeklerde sigara kullanımında belirli bir doygunluğa ulaşıldı. Ardından kadınlar hedefe alındı. Sigara kadınlara sanki bir özgürlük sembolüymüş, bir sınıf atlama ya da farklılaşma aracı gibi sunuldu. Sonrasında gençler ve çocuklar hedef alındı. ‘Cinsiyet eşitsizliğinin karşısındayız’ gibi söylemler kullanıldı ancak durumun hiç de öyle olmadığını biliyoruz. Bu yalnızca bir pazarlama oyunu” değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Fatma Arslan, Medikal Akademi Ankara Temsilcisi, Hatice Pala Kaya’nın sorularını yanıtladı
Son yıllarda artan ekran maruziyeti ve dijital içeriklerin gençlerin sigara ve elektronik sigara ile tanışma biçimlerini değiştirdiğine işaret eden Prof. Dr. Arslan, gençlerin tütün ürünleriyle tanışmasında aile ortamının hâlâ önemli bir rol oynadığını, özellikle ebeveynlerden birinin ya da her ikisinin sigara kullanmasının bu süreci etkilediğini ifade etti.
Elektronik Sigaranın Zararlarına Dair Yeni Bilimsel Kanıtlar Açıklandı
Dijital platformların tütün kullanımını dolaylı biçimde görünür kıldığına işaret eden Arslan, film, dizi ve sosyal medya içeriklerinde bu ürünlerin sıkça yer aldığını belirtti. Prof. Dr. Arslan, “Dijital platformlarda, film ve video içeriklerinde sigara ve elektronik sigara kullanımı yaygın biçimde gösteriliyor. Gençlerin hayran olduğu fenomenler, oyuncular ve şarkıcılar da bu içeriklerde sigara ile yer alabiliyor. Bu durum bilinçli olarak yapılıyor” ifadelerini kullandı.
Mevcut yasal düzenlemelerin tütün kontrolü açısından yeterli olduğunu ancak uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Prof. Dr. Arslan, özellikle dijital platformlardaki içeriklerin denetiminde eksiklikler bulunduğunu belirtti. Sosyal medya ve dijital platformlarda içerik akışının kontrolsüz hale geldiğini vurgulayan Arslan, “Özellikle sosyal platformlarda ipin ucu kaçmış durumda. Gençler bu içeriklere çok yoğun biçimde maruz kalıyor” diye konuştu.
Elektronik sigaraya ilişkin “daha az zararlı” algısının bilimsel değil, endüstri temelli bir söylem olduğunu belirten Prof. Dr. Fatma Arslan, bu ürünlerin uzun yıllar boyunca farklı pazarlama stratejileriyle geliştirildiğini ve “zarar azaltma” yaklaşımının bilimsel bir gerçeklikten ziyade endüstri söylemi olarak kullanıldığını bildirdi.
Prof. Dr. Toker Ergüder: Sigara ve Alkol Birlikteliği Gırtlak Kanseri Riskini 40 Kat Arttırıyor!
Tütün endüstrisinin sağlık otoritelerinin “sigara sağlığa zararlıdır” uyarılarına karşı farklı bir söylem geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Biz ‘sigara sağlığa zararlıdır’ diyorduk. Tütün endüstrisi ise ‘daha az zararlı’ algısını ortaya koydu. Biz dumanın zararını vurgularken, ‘dumansız alternatif’ söylemi geliştirildi. Aslında bizim söylemlerimize karşı söylemlerle bu ürünler geliştirildi” dedi.
Bu süreçte ürünlerin yalnızca söylem değil, tasarım ve pazarlama açısından da yeniden şekillendirildiğini, elektronik sigara ve yeni nesil tütün ürünlerinin özellikle gençlere yönelik çekiciliğinin artırıldığını anlatan Prof. Dr. Arslan, “İçerisine aromalar, kokular ve tatlar eklenerek özellikle gençler ve hatta çocuklar için daha çekici hale getirilmeye çalışıldı. Farklı renkler ve tasarımlar kullanılarak bu ürünler bir imaj nesnesine dönüştürüldü. Bazı ısıtılmış tütün ürünlerinin özel mağazalarda ve teknoloji ürünlerini andıran tasarımlarla sunulması da bu stratejinin bir parçasıdır” diye konuştu.
“Zarar azaltma” kavramının tütün endüstrisi tarafından geliştirilen bir söylem olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Elektronik sigarada kesinlikle ‘zarar azaltma’ gibi bir durum söz konusu değildir. Elektronik sigaraların konvansiyonel sigaralarla kıyaslandığında daha az zararlı olduğu yönündeki algı yanlıştır. Elektronik sigara, konvansiyonel sigara kadar zararlıdır. Hatta bazı durumlarda daha farklı ve özel hastalık tablolarına neden olabilmektedir” bilgisini verdi.
Prof. Dr. Toker Ergüder: Tütün kullanımı tüm kanser ölümlerinin %22’sinden sorumlu
Elektronik sigara kullanımına bağlı gelişen EVALI sendromunun, akut akciğer hasarı ile seyreden ciddi bir klinik tablo olduğunu dile getiren Prof. Dr. Arslan, hastalığın özellikle 2019 yılında ABD’de pandemi seviyesinde çok sayıda vaka görülmesiyle birlikte tanımlandığını hatırlattı.
EVALI’nin ağır solunum yetmezliğine yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Arslan, “Bu hastalar ciddi solunum yetmezliği yaşıyorlar, akciğerlerinde iki taraflı ciddi ödem gelişiyor, yoğun bakım ihtiyacı oluyor ve maalesef bir kısmını kaybediyoruz. Sendrom özellikle genç yaş grubunda daha sık bildiriliyor ancak yaş sınırlaması yok. Elektronik sigara kullanan herkeste gelişebilir” dedi.
EVALI gelişimi açısından kısa süreli elektronik sigara kullanımının bile risk oluşturabileceğine işaret eden Prof. Dr. Arslan, “90 gün içerisinde bir ya da birkaç kez elektronik sigara kullanmış olmak bile bu sendromun gelişmesi açısından önemli bir risk faktörüdür” şeklinde konuştu.
Elektronik sigara ürünlerinin içerik açısından güvenilir olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Arslan, “Bazı ürünlerde kartuşlar değiştirilebiliyor, likit kısmı ile oynanabiliyor ve içerisine farklı maddeler eklenebiliyor. Nikotinsiz olarak satılan ürünlerin bir kısmında ise nikotin bulunduğunu biliyoruz. Bu da bağımlılık açısından önemli bir risk oluşturuyor” dedi.
Elektronik sigara likitlerinde farklı psikoaktif maddelerin de yer alabildiğine işaret eden Arslan, “Bazı ürünlerde tetrahidrokannabinoidler (THC) yani kenevir türevleri, marihuana ya da esrarın farklı formları likit veya tuz formunda bulunabiliyor ve bu durum tabloyu daha da ağırlaştırabiliyor. EVALI’nin özellikle bazı aromalar ve E vitamini asetat ile ilişkili olduğu gösterilmiştir ancak kesin olarak tek bir maddeyi sorumlu tutmak zordur. İçerikteki herhangi bir toksik madde akut akciğer hasarını tetikleyebilir” diye konuştu.
Prof. Dr. Fatma Arslan, elektronik sigara kullanımına bağlı ortaya çıkan aerosolün yalnızca kullanıcıyı değil, çevrede bulunan kişileri de etkileyebileceğini, pasif maruziyetin elektronik sigarada da önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.
Elektronik sigaradan çıkan buharın sanıldığı kadar zararsız olmadığını belirten Arslan, şu ifadeleri kullandı: “Nefesle verilen hava ya da oluşan aerosol zararlı toksik maddeler içeriyor. Bu konuda yapılmış birçok araştırma var. Aerosol bulutu renksiz olabilir, kokusu çok belirgin olmayabilir ancak içerdiği toksik maddeler vardır. Bu nedenle kapalı alanlarda elektronik sigara kullanımına kesinlikle izin verilmemeli. Tıpkı konvansiyonel sigarada olduğu gibi bu ürünler de kapalı alanlarda yasak kapsamındadır.”
Champix nedir? Sigara bırakma ilacı nasıl kullanılır? Yan etkileri
Pasif elektronik sigara maruziyetine ilişkin bilimsel verilerin arttığını dile getiren Prof. Dr. Fatma Arslan, hem gerçek yaşam verilerinin hem de deneysel çalışmaların benzer sonuçlar gösterdiğini aktardı. Arslan, “İkinci el maruziyetin de yani pasif maruziyetin de konvansiyonel sigara kadar zararlı olabileceği birçok araştırmada gösterildi” dedi.
Elektronik sigara kullanımının yalnızca kullanıcıyı değil, çevrede bulunan bireyleri ve özellikle çocukları da etkileyebildiğine işaret eden Prof. Dr. Arslan, cihazlardan çıkan aerosolün “buhar” olarak algılanmasının yanlış olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Elektronik sigarada da zararlı maddeleri nefes yoluyla alıyorsunuz ve veriyorsunuz. Aynı zamanda cihazdan çıkan yan bir aerosol, yani toksik gaz ve partikül karışımı ortaya çıkıyor. Bu aerosol bulutu renksiz olabilir, yoğun bir koku oluşturmayabilir ancak toksik maddeler içerir” diye konuştu.
Elektronik sigara aerosolüne maruziyetin çocuklar açısından daha yüksek risk taşıdığına dikkati çeken Arslan, özellikle kapalı ortamlarda kullanımın önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunu söyledi. “Bebekler ve çocuklar, yetişkinlere göre bu toksik maddelere çok daha duyarlıdır. Bu nedenle maruziyet onlar için daha ciddi sonuçlar doğurabilir” ifadelerini kullandı.
Yalnızca aktif ya da pasif maruziyetin değil, “üçüncü el maruziyet” olarak tanımlanan durumun da önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Arslan, “Balkonda sigara içilip içeri gelindiğinde ya da kapalı bir ortamda sigara içildikten sonra kişinin giysi, cilt ve mukozasında kalan toksik maddeler bebeğe geçebiliyor. Yapılan çalışmalar, bu tür maruziyetlerde toksik ve kanserojen maddelerin çevresel olarak taşınabildiğini gösterdi bize” dedi.
Çocukların sigara kullanımına tanık olmasının önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, bunun ilerleyen dönemde sigara kullanımına yönelimi artırabileceğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Çocukların sigara içimini görmesi, yani dördüncü el maruziyet, ilerleyen dönemde sigara kullanımına yönelme riskini artırabilir. İlk başta sigaraya karşı olsalar bile, bu çocukların ilerleyen dönemde bağımlı olma riski artıyor. O yüzden çocuklarınızın sigara içtiğinizi görmemesi ve bilmemesi çok önemlidir” uyarısında bulundu.
Elektronik sigarayı “daha sağlıklı alternatif” olarak gören kullanıcılara yönelik önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Arslan, elektronik sigaraların nikotin içerdiğini ve bu nedenle bağımlılık yapıcı özellik taşıdığını, konvansiyonel sigara kadar, hatta bazı durumlarda daha da zararlı olabileceğini vurguladı.
Elektronik sigaraların tütün endüstrisi tarafından geliştirilen yeni bir ürün kategorisi olduğunu belirten Arslan, şunları kaydetti: “Elektronik sigara, tütün endüstrisinin yeni oyuncağıdır. Sizleri bağımlı yapmak, bağımlılığın devamını sağlamak ve sigarayı bırakmamanızı temin etmek için geliştirilmiş bir üründür. Çevrenizdekilerin de sizinle birlikte kullanmasını teşvik eden bir yapı oluşturulmaktadır Elektronik sigara, endüstrinin yeni modifikasyonudur. Lütfen bu oyunlara gelmeyin. Sağlığınızı seçin.”
En etkili sigara bırakma yöntemleri ve ilaçla sigara bırakma tedavileri
Elektronik sigaranın vergi düzenlemeleri gerekçe gösterilerek yasallaştırılmasının ciddi halk sağlığı riskleri doğuracağını söyleyen Prof. Dr. Arslan, “Böyle bir düzenleme özellikle gençler arasında kullanımın artmasına yol açabilir. Elektronik sigaranın vergi almak amacıyla yasallaştırılması çok yanlış bir adım olacaktır. Bu durum gençler arasında kullanımın yaygınlaşmasını artırır ve ürünü daha yasal ve erişilebilir hale getirir. Elektronik sigaraların bağımlılık potansiyeli yüksektir. Bu kadar bağımlılık yapıcı, gençleri ve çocukları tehdit eden bir ürünün yasal hale getirilmesine kesinlikle karşı durmalıyız. Bu ürünün yasal hale getirilmesi yönündeki girişimler, tamamen endüstrinin piyasayı genişletme ve kullanım oranını artırma stratejisinin bir parçasıdır” dedi.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?