
‘Alternatif tedavi’ adı altında yapılan yanıltıcı açıklamaların kanser hastaları için ciddi risklere neden olduğunu açıklayan Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kenevir, yüksek doz C vitamini ve fitoterapi gibi yöntemlerin kanseri tedavi ettiğine dair iddiaların bilimsel karşılığı olmadığını, bu tür söylemlerin hastaların etkin tedavilere geç ulaşmasına ve umutlarının azalmasına yol açtığını vurguladı.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği (TTOD) tarafından, “4 Şubat Dünya Kanser Günü” dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında, Türkiye ve dünyada kanser tedavisindeki gelişmeler paylaşıldı. Basın toplantısında konuşan Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kendisini “Tıbbi Onkoloji Uzmanı” olarak tanıtan ya da bu unvanı kullanmadan kamuoyunu yönlendiren bazı kişi ve gruplara dikkat çekti. Karadurmuş, “Ne yazık ki kenevirin, yüksek doz C vitamininin ya da fitoterapinin kanseri tedavi edebileceğini iddia eden kişiler var. Unutmayın, bu tür uygulamalar kanseri tedavi edici ajanlar değildir” dedi.
Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: Akciğer Kanserinde Sağkalım Artıyor, Erken Teşhis Başarı İçin Kritik
Söz konusu yöntemlerin ancak destekleyici nitelikte olabileceğini, asıl tedavinin yerine konulmasının büyük bir hata olduğunun altını çizen Prof. Dr. Karadurmuş, “Kanseri tedavi edeceğiz, kemoterapiye gerek yok, akıllı ilaca hiç gerek yok’ demek yanlış. Bu yaklaşım, tedaviyi öteleyerek erken evredeki bir hastanın tıbbi onkoloji uzmanına evre 4 aşamasında, gecikmiş ve umutları azalmış şekilde başvurmasına neden olur” uyarısında bulundu.
Kanserin küresel ve ulusal boyutuna da dikkat çeken Karadurmuş, “Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon insan kanser tanısı alıyor. Ülkemizde ise bu rakam 240 bin civarında. Her 5 erken ölümden birinin sebebi kanser. Tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 20’si kanser nedeniyle gerçekleşiyor” bilgisini verdi.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği’nin mottosunun “Hayat İçin Bilimin İzinde” olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karadurmuş, pozitif bilime güvenilmesi gerektiğini belirterek, “Pozitif bilime inan, erken tanıyı bir an önce yakala ve sağlığını erteleme diyoruz” ifadelerini kullandı. Kanserin nedenlerine ilişkin de bilgi veren Karadurmuş, genetik faktörlerin sanılanın aksine sınırlı bir paya sahip olduğunu söyledi. “Genetik sebepler yalnızca yüzde 10 civarında. Yüzde 90’ı çevresel, yaşamsal ve fiziksel olumsuzluklardan kaynaklanıyor” diye konuştu.
Kanser tedavisinde son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Prof. Dr. Karadurmuş, sağ kalım oranlarındaki artışa dikkat çekti. “1950’li ve 2000’li yıllar arasında kansere bağlı 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 59’lar civarındaydı. Ancak 2026 itibarıyla artık bu oran yüzde 70’lere ulaşmış durumda. Korkacağız ama tedbirimiz var, çözümlerimiz var dediğimiz bir kanser tablosu ile karşı karşıyayız” dedi.
Prof. Dr. Nuri Karadurmuş: Kanser sadece medikal değil psikolojik mücadele de gerektiriyor
Kemoterapinin hâlâ vazgeçilmez bir tedavi yöntemi olduğunu vurgulayan Karadurmuş, “Hastalarımız saç dökülmesi ve bulantı gibi yan etkiler nedeniyle korkuyor ancak kemoterapi hâlâ çok önemli ve kritik sonuçlara katkı sağlıyor. Tek başına ya da akıllı ilaçlarla birlikte kullanılıyor. Akıllı ilaçlar hemen hemen 22 kanser türünde kullanılıyor. Saç dökmüyor, yorgunluk dahi yapmıyor ve en önemlisi ev ortamında yaşam kalitesini bozmadan hastalarımız alabiliyor” bilgisini verdi.
Prof. Dr. Karadurmuş, immünoterapilerin de kanser tedavisinde umut verici gelişmeler arasında yer aldığını belirterek, “İmmünoterapiler bugün ülkemizde 7 kanser türünde geri ödeme kapsamında ve hemen hemen tüm kanser türlerinde umut ışığı olan önemli ajanlar. Kendi vücudumuzun koruyucu lenfositlerini devreye sokuyoruz. PARP inhibitörleri, ADC’ler gibi yeni tedavi ajanlarıyla birlikte artık tüm kanser türlerinde 5 yıllık dönemde genel sağ kalım oranları %70’e çıktı” diye konuştu.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ise, kanserle mücadelede erken tanı ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemini vurguladı. Kanserin önlenebilir nedenlerine işaret eden Şendur, şunları kaydetti: “Baktığınız zaman tüm kanserlerin yüzde 30’u ile 50’si aslında çevresel faktörler ve önlenebilir nedenlerden kaynaklanıyor. Özellikle iki ana risk faktörüne değineceğim; birincisi sigara. Tüm kanserlerin yüzde 20 ile 30’undan sigara sorumlu.
Sadece akciğer kanseri, ülkemizde 40 binden fazla kişinin tanısında rol oynayan bir hastalık. Bunun dışında baş-boyun kanserlerinden tutun kolon kanseri, rahim kanseri ve birçok kanserde sigaranın önemli rol oynadığını söyleyebiliriz. Sigarayla mücadele, aynı zamanda kanserin önlenmesi, primer koruma dediğimiz halk sağlığı yaklaşımı olarak da bizler için önemli bir rol oynuyor.”
Bir diğer risk faktörü olarak obeziteyi işaret eden Prof. Dr. Şendur, “İkincisi, obezite ve hareketsiz yaşam. Obezitenin sigara ile benzer oranda bir risk oluşturduğunu ve kanser için önemli bir etken olduğunu biliyoruz. Meme kanseri, kolon kanseri ve gastrointestinal sistem kanserleri başta olmak üzere birçok kanserde obezitenin rolü bulunuyor. Ayrıca alkol kullanımı ve bazı viral enfeksiyonlar da kanser etyolojisinde etkili olabiliyor” dedi.
Tarama testleri kolorektal kanserin önlenmesinde büyük önem taşıyor
Prof. Dr. Şendur, kanser tedavisinde kemoterapilerden immünoterapilere, akıllı ilaçlara ve bugün ise antikor ilaç konjugatları gibi yeni nesil kemoterapi ajanlarına kadar önemli bir ilerleme kaydedildiğini belirtti. Tedavideki başarının temelinin sürekli araştırma ve bilginin hızına yetişme çabasında yattığını vurgulayan Prof. Dr. Şendur, şu bilgileri paylaştı: “Bakın, 5 yıllık sağ kalımlara baktığımızda yüzde 95’in üzerinde. ‘Neden yüzde 100 değil?’ Bunun peşindeyiz. Her yüzde 1’in peşinde bilim koşuyor.”
Tedavideki son gelişmeler arasında mRNA aşılarının da yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Şendur, “Şu an için onaylanmış bir mRNA aşımız yok. Klinik çalışmalar çok ciddi şekilde devam ediyor. 100’den fazla çalışma sürüyor ve tahminim, 2 yıl içinde ilk sonuçlarıyla onay sürecine girecek. Pozitif ilerlediğini söyleyelim. 2030’lu yıllardan sonra da mRNA aşısı kanser tedavisinin değişmez bir parçası olacak gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?