E-Devlet Uygulaması ile Gelen Dijital Kolaylık, Organ Bağışı Beyanlarını 3 Kat Artırdı

Yazan Mezin Dedeyi
3 Kasım 2026  |   Kategori: Güncel / Literatür, Sağlık Gündemi Print

Türkiye’de 33 bini aşkın hasta organ nakli beklerken, e-Devlet üzerinden yapılan organ bağışı beyanlarında üç kat artış kaydedildi. 3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında bir araya gelen üç dernek, organ bağışı kültürünü geliştirmek ve kadavradan nakilleri artırmak amacıyla ortak bildiri yayımladı. Uzmanlar, doğru bilginin yaygınlaştırılması, aile içinde organ bağışının konuşulması ve beyin ölümüne ilişkin yanlış inanışlarla mücadele edilmesinin önemine dikkat çekti.

Organ bağışı, yalnızca tıbbi bir işlem değil, bir insanın hayata veda ettikten sonra başka hayatlara umut olabilmesini sağlayan en güçlü dayanışma örneklerinden biri. Türkiye’de 33 bini aşkın hasta yeni bir organla yaşama tutunmayı beklerken, bağışçı sayısındaki artış sevindirici olsa da kadavradan nakillerde hâlâ aşılması gereken ciddi bir mesafe var. Üstelik bu mesafenin önemli bir bölümünü bilgi eksikliği, önyargılar ve beyin ölümüyle ilgili yanlış inanışlar oluşturuyor.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu e-Nabız Üzerinden Organlarını Bağışladı

3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda uzmanların çağrısı ise oldukça net: Organ bağışı kararını vermek kadar, bu kararı aileyle paylaşmak ve toplumsal bir bilinç oluşturmak da hayati önem taşıyor. Çünkü bir kişinin bağışı, sekiz kişiye kadar yeniden yaşam şansı verebiliyor. Uzmanlar, doğru bilginin yaygınlaştırılması, aile içinde organ bağışının konuşulması ve beyin ölümüne ilişkin yanlış inanışlarla mücadele edilmesinin önemine dikkat çekti.

Türk Nefroloji Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’de organ bağışının güncel tablosu ile kadavradan bağış oranlarını artıracak ve hastalara umut olacak adımlar kamuoyuyla paylaşıldı.

Organ bağışı beyanında dijital kolaylık 3 kat artış getirdi

Organ nakli ihtiyacının binlerce hasta ve ailesi için yaşamla ölüm arasındaki en kritik bekleyiş olduğunu ifade eden Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu yeni sistemin bağış sürecine katkısına dikkat çekerek şunları söyledi: “Organ bağışında ilk adım, kişinin bu yöndeki kararını açıkça ortaya koymasıdır. e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışçısı olma kararının kolaylıkla beyan edilebilmesi, bu açıdan önemli bir fırsat sağladı. Geçtiğimiz yılın Temmuz ayında devreye giren yeni sistemle birlikte, bağış kararını beyan edenlerin sayısında üç katlık bir artış kaydedildi ve toplam bağışçı sayısı 1 milyona yaklaştı.1 Bu tablo, doğru uygulamaların toplumsal katılımı artırabildiğini bizlere gösterdi. Ancak ikinci ve en kritik adım; bağış kararının yalnızca dijital sistemde kalmaması, mutlaka aile bireyleriyle de paylaşılması.”

Prof. Dr. Türkmen sözlerine şöyle devam etti; “2025 yılında Türkiye’de toplam 5 bin 226 organ nakli gerçekleştirilirken, 2026 yılının ilk 10 ayında bu sayı 4 bin 142’ye ulaştı. Organ nakli bekleyen 33 bini aşkın kişinin 28 bin 790’ını böbrek ve karaciğer nakli bekleyen hastalar oluşturuyor.”

Türk Nefroloji Derneği: Kronik Böbrek Hastalığına Karşı ‘Şimdi Önlemini Al’

Her yıl yaklaşık 14 bin yeni hasta böbrek replasman tedavisine başlıyor

Türkiye’de böbrek hastalığına ilişkin güncel verileri paylaşan Prof. Dr. Türkmen şunları kaydetti: “Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla böbrek yetmezliği nedeniyle böbrek replasman tedavisi gören hasta sayısı 95 bin 489’a ulaştı. Bu hastaların yüzde 68,8’i merkez hemodiyalizi, yüzde 4,2’si periton diyalizi, yüzde 1,4’ü ev hemodiyaliziyle tedavi edilirken, yaklaşık 24 bin 462 hasta böbrek nakliyle yaşamını sürdürüyor. 4 Her yıl binlerce yeni hasta böbrek replasman tedavisine ihtiyaç duyuyor. 2025 yılında 14 bin 294 yeni hasta böbrek replasman tedavisine başladı, bu hastaların bin 905’ine ise diyalize başlamadan önce böbrek nakli yapıldı.”

13 binden fazla hastaya umut olabilirdi

Türkiye’nin canlı vericili nakillerde nüfusa oranla dünyada ilk sırada5 yer aldığını ancak kadavradan nakil oranlarında henüz istenen seviyede olmadığını belirten Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, toplumdaki bilgi kirliliğine işaret etti:

“Ülkemizdeki bağışçı sayısındaki artışı ve vatandaşlarımızın bu konudaki duyarlılığını çok önemsiyorum. Bu noktada kadavradan bağışları artırmak için öncelikle zihinlerimizdeki soru işaretlerini gidermeliyiz. Beyin ölümü konusunda vatandaşlarımızın zihni net değil, yakınlarıyla ilgili “ya uyanırsa” kaygısı taşıyorlar. Altını çizmek istiyorum ki beyin ölümü ile bitkisel hayat aynı şey değildir. Beyin ölümü gerçekleştiğinde kişi tıbben ve hukuken hayatını kaybetmiştir ve bu tanı, nakil ekibinden bağımsız ve alanında uzman hekimlerce, bilimsel ölçütlere göre konulmaktadır. Bu gerçeğin toplum tarafından doğru anlaşılması, organ bağışı konusunda bilinçli kararların alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor.”

Prof. Dr. Fethi Gül: “2026 yılının ilk 10 ayında Türkiye’de beyin ölümü tanısı konulan 2 bin 78 kişinin 375’inde organ bağışı gerçekleşti. Bu, söz konusu dönemde beyin ölümü tanısı konulan kişilerin yaklaşık yüzde 18’inde bağış yapıldığı anlamına geliyor. Bağışın gerçekleşmediği bin 703 kişinin tamamı bağışçı olabilseydi ve her bir bağışçıdan en fazla sekiz kişiye nakil yapılabildiği kabul edilirse, ilave 13 bin 624 kişiye ulaşabilecek teorik bir potansiyel ortaya çıkıyor. Elbette her potansiyel bağışçı tıbben organ bağışına uygun olmayabilir. Burada vurgulamak istediğimiz, bağış sürecinin her aşamasında daha fazla hayatın kurtulmasının mümkün olduğuna dikkat çekebilmek. Beyin ölümü hakkındaki doğru bilgilerle bilinçlenmek, organ bağışı konusundaki kaygıları gidermek ve ailelerle açıkça konuşmak, yarınlara umut olmanın anahtarıdır.”

Organ bağışında yeni hedef: Türkiye’nin potansiyelini hayata geçirmek

Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı ve yetişmiş uzman kadrosuyla kadavradan nakil oranlarını artırma potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, uluslararası verilere dayanan hedefleri aktardı:

“İspanya başta olmak üzere, kadavradan organ bağışında başarılı uygulamalar geliştiren ülkelerin deneyimleri bize önemli bir yol gösteriyor. Ancak asıl hedefimiz, Türkiye’nin kendi potansiyelini en üst düzeyde kullanarak daha fazla insanın yaşama tutunmasını sağlamak olmalı. Bunun için Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi’nin şeffaf ve adaletli yapısı, sağlık kuruluşlarımızın gücü, organ nakli koordinatörlerimizin deneyimi ve çabası ile toplumumuzun dayanışma kültürünü ortak bir hedef etrafında buluşturmalıyız. Canlı vericili nakillerde dünya sıralamasında yakaladığımız başarıyı, ölüm sonrası bağışları artırarak daha çok insanımıza yaşam şansı sunacak şekilde sürdürebileceğimize inanıyoruz.”

Öğr. Gör. Nilgün Bilal sözlerini şöyle devam ettirdi: “Uluslararası Organ Bağışı ve Nakli Kayıt Sistemi’nin mevcut verilerine göre, bir milyonda kişi başına düşen kadavra donör oranı İspanya’da 51,9, İtalya’da 30,9, Birleşik Krallık’ta 20,7, İran’da 12,7 ve Almanya’da 11,7 olarak bildirildi. Türkiye’de ise bu oran 5,48 düzeyinde kaldı.8 Ülkeler arasındaki bu farklılıklar, kadavradan organ bağışının artırılmasında etkin koordinasyon sistemlerinin, sağlık profesyonelleri arasındaki iş birliğinin, toplum farkındalığının ve ailelerle kurulan güven temelli iletişimin önemini ortaya koyuyor.

Erken Tanı Sinsi İlerleyen Kronik Böbrek Hastalığında Kritik Rol Oynuyor!

Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı ve deneyimli organ nakli koordinatörleriyle mevcut potansiyelini daha etkin kullanması, organ bekleyen hastalar için daha fazla yaşam umudu anlamına geliyor. Organ bağışı sadece bireysel bir karar değil; yoğun bakım ekiplerinden organ nakli koordinatörlerine, toplum farkındalığından aile içi iletişime uzanan multidisipliner bir süreçtir. Canlı nakillerdeki deneyimimiz sağlık profesyonellerimizin başarısını ortaya koyuyor. Hayattayken sevdiklerimize canımızı veriyoruz. Peki, vedamızdan sonra başka birinin sevdiğine can olmaya var mıyız? Tek bir bağış, tam 8 cana umut olabilir. Tüm vatandaşlarımızı 3–9 Kasım Organ Bağışı Haftası vesilesiyle e-Devlet / e-Nabız üzerinden organ bağışçısı olmaya ve bu kararlarını sevdikleriyle paylaşmaya davet ediyoruz.”

Organ Bağışı Hayat Kurtarır

Astellas İlaç’ın koşulsuz desteğiyle, organ bağışı farkındalığını artırmak amacıyla düzenlenen basın toplantısında “Organ Bağışı Hayat Kurtarır” mesajının altı çizildi. Basın toplantısında üç dernek başkanı Türkiye’de organ bağışı kültürünün geliştirilmesine yönelik ortak bir bildiriye de imza attı.

Türkiye’de Organ Bağışı Kültürünün Geliştirilmesine Yönelik Ortak Bildiri

1. Organ bağışını desteklemek toplumsal bir sorumluluktur.
Organ bağışını artırmaya yönelik mevcut tüm olanaklardan yararlanılmalı; sağlık sistemi başta olmak üzere toplumun tüm paydaşları bu çabaya katkı sağlamalıdır.

2. Organ bağışı konusunda kapsamlı bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.
Toplumun doğru, güvenilir ve anlaşılır bilgiye erişimi sağlanmalı; organ bağışının hayat kurtaran etkisi ve bağışçıların yaşama katkısı anlatılarak kalıcı bir organ bağışı kültürünün oluşması desteklenmelidir.

Dünyanın Robotik Cerrahi Liderleri İstanbul’da Buluştu: Cerrahide Yeni Dönem Başlıyor

3. Organ bağışına ilişkin zor sorular açıkça ele alınmalıdır.
Organ bağışının toplumsal, bilimsel ve inançsal boyutları ile beraberinde getirdiği sorular açık ve şeffaf biçimde tartışılmalıdır. Vatandaşların ön yargılardan uzak, doğru ve güvenilir bilgiye erişimi sağlanmalıdır.

4. Organ bağışı sistemleri hakkında bilgilendirme yapılmalı, gönüllü bağış teşvik edilmelidir.
Mevcut gönüllü karar sistemi hakkında toplum kapsamlı biçimde bilgilendirilmeli; bireylerin organ bağışı kararlarını özgür iradeleriyle verebilmeleri ve bu kararlarını kolayca kaydedebilmeleri teşvik edilmelidir.

5. Organ bağışı kararı aile içinde konuşulmalı ve paylaşılmalıdır.
Organ bağışı, kişinin ölümünden sonra başka hayatlara umut olmasını sağlayabilecek anlamlı bir vasiyettir. Bireylerin bu yöndeki iradelerine saygı gösterilmeli; organ bağışı kararlarını aile üyeleriyle paylaşmaları teşvik edilmelidir. Organ bağışı, aile içinde her yaşta konuşulabilen doğal bir konu haline gelmeli; bu konudaki farkındalığın erken yaşlardan itibaren gelişmesi desteklenmelidir.

6. Organ bağışı konusu okullarda da ele alınmalıdır.
Organ bağışının önemi, yaş gruplarına uygun bir yaklaşımla eğitim ortamlarında ele alınmalıdır. Öğretmenlerin bu konuyu öğrencileriyle işlerken ihtiyaç duyabilecekleri bilimsel bilgiye, eğitim materyallerine ve danışmanlık desteğine erişebilecekleri platformlar oluşturulmalıdır.

7. Organ bağışı, sağlık çalışanlarının eğitimlerinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Hekimlerin, hemşirelerin ve ilgili diğer sağlık çalışanlarının temel, uzmanlık ve sürekli eğitim programlarında organ bağışına yer verilmelidir. Bağış sürecinde görev alan sağlık çalışanlarının mesleki ihtiyaçları ve karşılaşabilecekleri psikolojik yük de gözetilmelidir.

8. Organ bağışı ve nakil koordinatörlerinin etkin çalışması desteklenmelidir.
Koordinatörlerin görevlerini etkin biçimde yerine getirebilmeleri için yeterli kaynak ve zaman sağlanmalı; mesleki uzmanlaşmaları desteklenmeli ve çalışma koşulları güçlendirilmelidir.

9. Beyin ölümü tanısının bilimsel ölçütlere uygun, bağımsız ve tarafsız biçimde konulduğu topluma anlatılmalıdır.
Beyin ölümünün, beyin sapı dahil tüm beyin işlevlerinin geri dönüşü olmayan kaybı anlamına geldiği ve tanının bilimsel ölçütler doğrultusunda, bağımsız ve tarafsız biçimde konulduğu açıkça anlatılmalıdır. Tanı sürecinin nasıl işlediğine ilişkin doğru bilginin yaygınlaştırılması, organ bağışına duyulan toplumsal güvenin güçlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

10. Organ bağışı konusundaki yanlış bilgiler ve ön yargılarla mücadele edilmelidir.
Organ bağışıyla ilgili yanlış inanışlar, bilgi eksiklikleri ve ön yargılar bilimsel veriler ışığında ele alınmalı; özellikle beyin ölümünün geçici bir durum olduğu yönündeki yanlış algı düzeltilmelidir. Türkiye’nin canlı vericiden yapılan organ nakillerindeki başarısının yanı sıra, vefat etmiş kişilerden yapılan bağışların artırılması için de toplumsal farkındalık güçlendirilmeli ve kadavradan organ bağışının önündeki bilgiye dayalı engeller giderilmelidir. Bu amaçla, özellikle görsel medyada prime-time kuşağında toplumun doğru ve güvenilir bilgiye erişimini destekleyecek kamu spotlarına ve bilgilendirici yayınlara yer verilmesi, yayın kuruluşlarıyla iş birliği içinde teşvik edilmelidir.

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla