Setör, ilaç fiyatlarındaki son indirimlere tepkili

Kategori: Sektör Print

AİFD, İEİS, TİSD: Tek taraflı fiyat indirimi sektöre zarar veriyor

İSTANBUL – (21/11/2011) – Türk ilaç endüstrisinin önde gelen üç kuruluşu olan İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS), Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) ve Türkiye İlaç Sanayi Derneği (TİSD) ortaklaşa düzenledikleri bir basın toplantısı ile yeni fiyat indirimlerine sert tepki gösterdiler. Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) son yapılan değişiklikleri eleştiren sektör temsilcileri hastaların ve ilaç sektörünün bu kararlardan sonra daha çok mağdur olacağını belirtti. Açıklamada sektöre danışılmadan yapılan fiyat indirimlerini ve tek taraflı uygulamaların endişeyle izlediği belirtildi.

Toplantıda, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun SUT’nde 5 Kasım 2011 tarihinde yapılan değişikliklerle kamu ilaç alımlarındaki iskontoların arttırıldığı ve buna ek olarak 10 Kasım 2011 tarihinde yayımlanan ‘Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar’ ile de ilaç fiyatları düşürüldüğü hatırlatılarak bu gelişmelerin sektörü olumsuz etkileyeceği dile getirildi. Toplantıda açıklanılan bildiride “Sektör olarak fiyat kararnamesinin amir hükmü gereği mağduriyetimizin giderilmesini beklerken, söz konusu yeni düzenlemelerin yürürlüğe konulmasını sektör olarak anlamakta zorluk çekiyoruz” denildi.

İstanbul’da düzenlenen basın toplantısına sektörü temsilen, İEİS Genel Sekreteri Turgut Tokgöz, AİFD Genel Sekreteri Alp Sevindik ve TİSD Genel Sekreteri Kemalettin Akalın katıldı. Son düzenlemeler ışığında, Türk ilaç sektörünün içinde bulunduğu durumunun anlatıldığı ve sektörün geleceğine ilişkin kaygıların paylaşıldığı toplantıda, İEİS Genel Sekreteri Sayın Turgut Tokgöz, ortaklaşa hazırlanan basın bildirisini açıklandı. Bildiride şu görüşlere yer verildi:

Basın Bildirisi

Bildiğiniz gibi, “Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nde 5 Kasım 2011 tarihinde yapılan değişikliklerle kamu ilaç alımlarındaki iskontolar artırılmış, buna ek olarak 10 Kasım 2011 tarihinde yayımlanan “Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar” ile de ilaç fiyatları düşürülmüştür.

Son iki senedeki düzenlemelere ek olarak yapılan üçüncü bir düzenlemeyle, ilaç firmaları, depolar ve eczanelerden oluşan sektörümüze 2 milyar TL’yi aşan yeni bir maliyet yüklenmiştir. İlaçların fiyatlandırılmasında uygulanmakta olan Avro değeri Nisan 2009’dan beri 1,9595 TL seviyesinde sabitlenmiştir. Oysa güncel Avro kuru bu değerin %25 üzerinde seyretmektedir. Sabit ve güncel Avro değerleri arasındaki fark nedeniyle, geçtiğimiz 2,5 yıllık dönemde endüstrimiz zaten 2,5 milyar TL’lik kur farkını kamuya aktarmıştır.

Sektör olarak fiyat kararnamesinin amir hükmü gereği mağduriyetimizin giderilmesini beklerken, söz konusu yeni düzenlemelerin yürürlüğe konulmasını sektör olarak anlamakta zorluk çekiyoruz. Bu durum, ilaç harcamalarındaki artışın sadece fiyat indirimi ve iskontolar ile dengelenme yönündeki kısır politikaların devam ettiğinin göstergesidir. Oysa kamu tarafından belirlenen ilaç bütçesi, hizmetin kalitesi ve yaygınlığı ile örtüşmemektedir. Yeterli bütçesi olmadan sürdürülmeye çalışılan reformlar çerçevesinde alınan kararlar artık rasyonelliğini yitirmiştir.

2004 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamındaki reformlar sonucunda, halkımızın ilaç ve sağlık hizmetlerine erişimi artmıştır. Ülkemizin sağlık ve yaşam kalitesi büyük bir hızla gelişim göstermiştir.

Bu politikalar çerçevesinde oluşan olumlu göstergelere kısaca bakarsak;

2004 yılında nüfusun yaklaşık %84’ünün sosyal güvencesi mevcut iken 2011 yılında bu oran %96’ya yükselmiştir.
2002’den bu yana, ortalama yaşam süresi 1,9 yıl artmış, bebek ölüm oranı ise %52 azalmıştır.
Birçok bulaşıcı hastalığın görülme oranı azalmaktadır.
2002 ve 2009 yılları arasında, 1000 kişiye düşen doktor sayısı 1,44’ten 1,65’e; yatak sayısı 2,46’dan 2,71’e yükselmiştir.
2002’de 124 milyon olan hastaneye giden hasta sayısı, 2009’da 295 milyona ulaşmıştır.
Aşılama oranı, 2000’de %79 iken 2009’da %96’ya ulaşmıştır.
Yazılan reçete sayısı devamlı artmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, 2008 yılında 302 milyon olan reçete sayısının ilaca erişimi artıran yeni uygulamalarla 2011 yılında %18’lik bir artışla 357 milyona ulaşması beklenmektedir.

Bu iyileştirme çabaları sonucunda, ülkemizde sağlık hizmetlerinden duyulan memnuniyet, 2003’te %40 iken 2010’da %73’e ulaşmıştır.

Sağlık hizmetlerine erişimin artmasının ve kalitesinin yükselmesinin, doğal olarak, yüksek bir maliyeti olmuştur. Ancak sektör, bu dönüşüm sürecinin en başından beri, bu maliyetin karşılanması konusunda gerekli hassasiyeti göstererek sürece tam destek vermiştir.

Bu süreçte, erişimin artmasıyla yükselen ilaç harcamalarını kontrol edebilmek için fiyat indirimleri ve iskontolar temel araçlar olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda, ilaç fiyatları, Türkiye’de ekonomik ve ticari anlamda sektörümüzü kabul edilmesi imkansız, öngörülemeyen ve sürdürülemeyen bir noktaya getirmiştir.

Öyle ki, ülkemizde fiyatlar, referans alınan Avrupa Birliği’nde fiyatların en ucuz olduğu ülke fiyatlarının bile %53 ile %65 altında bulunmaktadır.

Örneğin Avrupa ülkelerinde en ucuz fiyatı 10 Avro olan bir orijinatör ilacın fiyatı, ülkemizde zaten 5,4 Avro iken son düzenlemelerden sonra 4,7 Avro’ya düşmüştür. Yine Avrupa ülkelerinde en ucuz fiyatı 10 Avro olan bir eşdeğer ürünün fiyatı ise bu düzenlemelerden önce zaten 4,2 Avro iken son düzenlemelerden sonra 3,5 Avro’ya indirilmiştir. (Halen 1 Avro = 1,9595 TL olarak uygulanmaktadır.)

Sanılanın aksine bu desteğin getirdiği yükü karşılamak sektör için kolay olmamıştır. Süreç içinde işe alımlar ve yatırımlar azaltılmış, maliyetler düşürülmeye çalışılmıştır. 2009 yılı sonundan itibaren, global bütçe uygulaması altında alınan ek önlemler çerçevesinde ağırlaşan koşullara paralel olarak ise endüstri de işten çıkarmalar yaşanmakta, yeni yatırım yapılamamakta, pazara yeni ilaçlar sunulmasında tereddüt edilmekte ve endüstrimiz hızla küresel rekabet gücünü kaybetmektedir.

Ülkemizin dış ticaret dengesini iyileştirmek, Türk ekonomisine yaptığımız katkıyı artırmak, ihracat yoluyla yakalayacağımız ölçek ile sosyal güvenlik sistemimize ürünleri daha ekonomik şekilde sunabilmek, Ar-Ge yatırımlarını artırarak nitelikli işgücü istihdamına daha fazla katkı sağlamak, yabancı doğrudan yatırımları cezbetmek ve vergi tabanını daha da büyütmeyi amaçlıyorduk. Bu sayede ülkemiz, bölgesinin liderliğini üstlenen, Avrupa’da ve tüm dünyada söz sahibi olan konumuna uygun bir ilaç endüstrisine kavuşacaktı.

Ancak, karşı karşıya olduğumuz koşullar, endüstrimizin, gerekli atılımı yaparak dış pazarlara açılması ve bir üretim üssü haline gelebilmesi hedefini engellemektedir.

Ayrıca, son fiyat düzenlemesiyle, firmaların, fiyat düşüşleri nedeniyle eczane stoklarında meydana gelecek zararları ödemek zorunda bırakılması ve bu yolla devletin tarafı olmadığı ticari ilişkilere doğrudan müdahalesini de sakıncalı buluyoruz.

Sektör olarak eczacılarımızın mağdur edilmelerinin kesinlikle karşısındayız. Ancak, bunun yöntemi geriye dönük stok zararlarının devamlı olarak endüstri tarafından karşılanması değil, eczane stoklarının erimesi için makul bir süre öngörüp ilaç fiyatlarındaki düşüşün bu tarih sonunda yürürlüğe girmesini sağlayacak biçimde düzenleme yapılmasıdır.

İlgili mevzuata rağmen ilaç fiyatlarını belirleyen döviz kurunun güncellenmemesi ve eczanelerin stok zararlarının karşılanması gibi ticari hayata ilişkin konulara doğrudan müdahale eder nitelikteki hukuka aykırı ve adil olmayan düzenlemeler karşısında, endüstriyi temsil eden kuruluşlar olarak hukuki süreci başlatmış bulunuyoruz.

Sonuç olarak, son gelişmeler, 2004 yılından bu yana ilaç sektörüne yönelik yapılan düzenlemelerin tüm yükünü üstlenen ve tasarruf çabalarına büyük özveriyle destek veren endüstrimizin varlığını tehdit eder bir boyuttadır.

Geldiğimiz bu noktada, rasyonel uygulamalar ve düzenlemeler getirilmediği takdirde ilaca erişimde sorunlar yaşanması kaçınılmaz görünmektedir.”

İlaç fiyatlarındaki indirimle ilgili yaşanan tartışmalar konusunda Sabah Gazetesi yazarı Metin Can tarafından kaleme alınan eleştirel yazıyı da okurlarımıza sunuyoruz:

İlaç şirketleri kârsız mı, arsız mı?

METİN CAN, SABAH – Cumartesi, 19 Kasım 2011

 

İlaçta indirim kararı şirketleri ayaklandırdı. E-muhtıra yayınlayan firmalar, ‘kâr yok’ diye eczanelere ilaç akışını durdurdu. Ancak rakamlar farklı

İlaç firmaları, Sağlık Bakanlığı’nın son üç yıldır art arda yükselttiği kamu iskonto oranlarına karşı kazan kaldırdı. Son olarak 5 ve 10 Kasım tarihlerinde yürürlüğe giren yeni fiyat düzenlemeleriyle ilgili olarak hukuki süreç başlatmaya hazırlanan sektör temsilcileri edinilen bilgiye göre iskonto oranlarını uygulamamaya ve bazı ilaçların satışını da durdurmaya başladı. Bunun sonucu olarak eczanelerin ilaç temininde sıkıntılar başladı. Yaşanan sıkıntıyı doğrulayan Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, “Firmalar, zararlarını bahane ederek, devlete yapmaları gereken iskontoyu yapmamak için depolardan eczanelere ilaç akışını kesmeye başladı” dedi.

FATURA ECZACIYA
İlaç firmalarının başlattığı protestonun faturası hastaya ve eczacıya kesildi. 17 Kasım sabahı itibarıyla kamu kurum iskontalarındaki artıştan dolayı eczanelerin ilaçlardan zararının 150 milyon TL’yi bulduğunu hatırlatan Saydan, “Ancak asıl sorunu hastalar yaşıyor. İlaç akışı durduğu için hasta, ihtiyacı olan ilaca erişemeyecek” diye konuştu.

ŞİRKETLER KâR VE VERGİ REKORU KIRIYOR
Yaşanan bu gelişme ilaç sektörü kârda mı zararda mı tartışmasını gündeme getirdi. Rakamlar büyümeye işaret ediyor. Devletin 2002’de 4.4 milyar lira olan ilaç harcaması, 2010’da 15 milyar TL’ye yükseldi. Ayrıca üretimden çekilen devlet bu payı da özel sektöre bıraktı. Yine bu dönemde hastane sayısı 4 kat artarken, toplam eczane sayısı ise 14 binden 23 bine yükseldi. İlaç firmalarının cirolarında da artış gözlendi. Öyle ki 2007’de sadece bir firma Kurumlar Vergisi rekortmenleri listesine girerken 2010’da 7 firma bu listede kendine yer buldu. Halka açık firmalar incelendiğinde de ciroda ortalama yüzde 10 artış görünüyor.

FAHİŞ KAZANÇLAR BİTTİ
İlaç firmalarını sektör büyümesine rağmen isyan noktasına getiren unsur ise kamu iskonto oranlarının artırılması oldu. Bu konuda Sağlık Bakanlığı Avrupa ülkelerindeki en düşük fiyat ortalamaları üzerinden ilaç satın almaya başladı. Sektörde de kâr oranları aşağıya çekilmiş oldu.

İSKONTOLAR % 60’I BULDU
Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut’a göre iskontolar firmaların dayanma eşiğinin üzerine çıktı. İlaç fiyatlarında % 60’ı bulan iskontoların yaşandığını ifade eden Barut, “Biz hastaya ilaç ulaştırma etiğinden vazgeçmemek adına satışa devam ediyoruz. Ancak bazı firmaların belli ürünlerde dayanacak gücü kalmamış olabilir “dedi.

E-MUHTIRA YAYINLADILAR
İskonto kararının ardından 50 firmanın üye olduğu Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) e-muhtıra yayınlayarak, “Euronun değer kazanması sonucunda yaklaşık yüzde 25’lik bir kaybın yaşandığı noktada, Bakanlar Kurulu Kararı gereği ilaç fiyatlarının yukarıya doğru ayarlanması gerekirken aşağı çekilmiş olmasını hayret ve endişe ile takip etmekteyiz. Ayrıca eczanelerin stoklarındaki ilaçların parasal değerindeki azalmanın firmalar tarafından ecza depolarına ve eczanelere ödenmesi öngörülmektedir. Bu hükmün hukuki dayanağı yoktur” dedi.

YABANCI ROTAYI TÜRKİYE’YE ÇEVİRDİ

Türk ilaç sektörünün büyümesi yerli ilaç firmalarına da yaradı. Yakın zamanda İtalyan ilaç devi Recordati, İş Yatırım bünyesinde yer alan Frik İlaç’ı 130 milyon dolara satın aldı. Londra merkezli NBGI Private Equity fonu aşı üreticisi Birgi Mefar’a ortak oldu. Daha öncede de Abdi İbrahim İlaç’ın CEO’su Candan Karabağlı kendilerine yurtdışından ciddi şekilde ortaklık teklifleri aldıklarını söyleyerek, “Kapımızı çalan, bizi almak isteyen çok. Kapıyı çalmayan kalmadı” demişti.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla