Japon ilaç devi Takeda’nın Türkiye’ye güveni tam; büyümesini sürdürecek

28 Haziran 2017   |    5 Haziran 2018   |   Kategori: Sağlık Gündemi, Sektör, Üye Yazıları Print

class="thickbox">Ortalama yaşam süresinin son yıllarda 69’dan 75’e yükselmesi ve kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıladaki nispi artış, sağlık sektörünün Türk ekonomisinden aldığı payı her geçen gün artırıyor. Biz de mevcut duruma, hedeflere, sorunlara ve geleceğe odaklanarak sektörü mercek altına almak istedik. Başta ilaç şirketleri, hastaneler, tıbbi ürün tedarikçileri olmak üzere sektörün önde gelen kurumlarının yöneticileriyle gerçekleştirdiğimiz söyleşilerle sorunları, çözüm önerilerini, hedefleri ve beklentileri masaya yatırıyoruz.

2009 yılında Türkiye pazarına giren Japon Takeda, portföyüne kattığı yeni ürünlerle büyümesini sürdürmeye kararlı. 8 yılda gerçekleştirdiği 100 milyon doları aşan yatırımıyla Takeda, 17’sini Türkiye’de ürettiği farklı dozlarıyla beraber toplam 32 ürünlük portföyünü daha da genişletmeyi hedefliyor. 2 yıldır Takeda Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Gamze Yüceland, ülkemizde başta  onkoloji ve gastroenteroloji  önemli terapötik alanlarda faaliyet gösterdiklerini belirterek, “Geçen yıl sektör %15 büyüdü, bu yıl yine %10’un üzerinde büyüyeceğini tahmin ediyoruz. Biz de pazarın biraz üzerinde büyüme hedefliyoruz” dedi. Gamze Yüceland’la Takeda’nın hedefleri ve yatırım planları üzerine konuştuk.

  • 2015 yılında dergimize verdiğiniz söyleşide, 5 yıl içerisinde temel ilaç ve onkoloji alanında güçlü bir oyuncu olmayı hedeflediğinizi söylemiştiniz. Geriye dönüp baktığınızda planladığınız doğrultuda hedeflerinize ulaştığınızı söyleyebiliyor musunuz?

Evet, hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Ülkemizde hematoloji, onkoloji, gastroenteroloji, solunum, metabolizma, enfeksiyon ve kas iskelet sistemi gibi önemli terapötik alanlarda faaliyet gösteriyoruz ve dürüstlük, adalet, bütünlük ve azmi içeren Takeda-izm adını verdiğimiz kurumsal değerlerimiz ile toplumun, hastaların, paydaşlarımızın güvenini kazanmayı, dokunduğumuz hayatları iyileştirmeyi ve hayat kalitelerini artırmayı hedefliyoruz. Yaklaşık 2 yıl önce Türkiye’de önemli bir satın alma yaptık. Bu da tabii hedeflerin gerçekleşmesini hızlandırdı.

Yine onkolojide büyüme hedefliyorduk ama ürünlerimiz yoktu henüz. Şimdi ruhsatını aldığımız 2 onkoloji ürünümüz var, % 100 geri ödemeyle hastalarımızın hizmetine sunduk. Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin tedavisinde kullanılan biyolojik bir ürünümüzü de Türkiye’de hastaların kullanımına sunduk.

  • 2009 yılından bu yana yapılan toplam yatırım miktarı ne oldu?

Yapmış olduğumuz portföy satın almasıyla beraber 100 milyon doların üzerinde bir rakamdan bahsedebiliriz.

  • En son ilaç portföyünüze osteosarkom ve lenfoma hastaları için geliştirdiğiniz 2 yeni ilacı eklemiştiniz. Şu anda Türkiye’de ürettiğiniz toplam ilaç sayısı nedir? 5 yıl içerisinde ne kadara çıkarmayı hedefliyorsunuz?

Farklı dozlarıyla beraber şu anda hematoloji, onkoloji, gastroenteroloji, solunum, metabolizma, enfeksiyon ve kas iskelet sistemi tedavi alanlarında Türkiye’de hastaların kullanımına sunduğumuz 32 adet ilacımız var.  Biyolojik ilaçların tamamı ithal ediliyor. Türkiye’de ürettiğimiz ilaçları daha çok temel farma ürünleri oluşturuyor. Yerelleşme politikasıyla beraber Türkiye’de üretimi artırma planlarımız var. İthal ettiğimiz ürünleri Türkiye’de üretmek istiyoruz. Şu anda bu kapsamda var gücümüzle çalıştığımız 2 ürünümüz var ve anlaşmaları yapılmak üzere. Üretim aşamasına geçmek 2 yılı bulabilir.  Bu konuda aşama aşama gitmeyi planlıyoruz.

  • “Türkiye’de satılan bütün ürünleri Türkiye’de üreteceğiz” gibi bir hedefiniz var mı?

Kısa vadede böyle bir planımız yok. Özellikle biyolojik ilaçlarımızı üretmemiz şu an itibarıyla mümkün değil. Ancak üretimini Türkiye’de yapabileceğimize inandığımız ithal ürünlerimiz için lokal üretim çalışmalarımıza hızlı bir şekilde devam ettiğimizi söyleyebilirim. Japonya’nın Türkiye’ye olan bu ilgi ve odağı bizim için çok memnun edici.

  • Türkiye’de ürettiğiniz ürünler toplam cironuzun ne kadarını oluşturuyor?

Yaklaşık yarısını oluşturduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’de üretilmesi için şu an üzerinde çalıştığımız 2 tane ilacımız var. Bu iki ilacı da Türkiye’de üretmeye başladığımızda ciromuzun yarısından fazlasını Türkiye’de üretilen ürünlerimiz oluşturacak.

  • 2023’te “Türkiye’yi bölgesel ilaç üretim üssü” yapma hedefi var. Siz de şirket olarak kendinize böyle bir hedef koydunuz mu?

Bu hedefi kesinlikle destekliyoruz. Bilim hızla ilerlemekte, Takeda olarak bunun avantajını kullanarak, tüm imkanlarımızı insanlığın yararına kullanarak iyileştirme amacıyla çalışıyoruz. Türkiye’de kendi tesisimiz bulunmuyor ancak son portföy satın alma süreciyle birlikte Takeda, Türkiye’yi odak ülkelerden biri görerek yatırımlarını artırdı dolayısıyla yerel işbirlikleri ile halihazırda ürünlerimizin büyük bir bölümü Türkiye’de üretiliyor.

Önceliğimiz ülkemize ürünlerimizin en doğru zamanda ve en yüksek kalitede ulaşmasını sağlamak. Yerel üretim konusunda farklı işbirlikleri geliştirmek, yeni yatırımlar yapmak da odak alanlarımız arasında yer alıyor. Takeda olarak 2023’te Türkiye’de çok daha sağlam, her ürünümüzü hastalarımıza ulaştırabilen bir şirket olmayı hedefliyoruz.

  • Bu hedeflere ulaşmaya ne kadar hazır olduğunuzu düşünüyorsunuz? Biyolojik ürünlerin bir kısmı getirilebilir mi? Balkanlara ve Ortadoğu’ya ulaşmak için ne durumdasınız?

Takeda’nın ana Ar-Ge üssü Japonya’da bulunuyor. Nobel ödüllü bir bilim adamıyla çalışıyoruz. Kendisiyle 10 yıllık bir anlaşma yaptık ve yaklaşık 2 yıldır bizimle birlikte çalışıyor. Bu çok güzel bir adım. Biz de Türkiye olarak orada yapılan çalışmaları belli bir aşamadan sonra Türkiye’ye getirebiliriz diye düşünüyoruz.

  • Takeda’nın geçen yılki Ar-Ge bütçesi 4 milyar dolar olarak açıklanmıştı. Türkiye bu pastadan pay alıyor mu?

Burada en büyük payı hastalar alıyor. Hasta öncelikli felsefemizin bize doğru yolda olduğumuzu gösterdiğini söyleyebilirim. Yapılan Ar-Ge çalışmaları sonuçlanıp da hastaların karşılanmamış ihtiyaçlarına yönelik yeni ilaçlar geliştirildikçe bu yeni çözümler Türkiye de dahil dünyadaki her yere ulaşıyor diye düşünebiliriz aslında.

  • Kanser ilaçları portföyünüzün yüzde kaçını oluşturuyor? Şirket olarak “Biz kansere çare buluruz” diyebiliyor musunuz?

Kanser ilaçları portföyümüzde henüz çok yeni. Osteosarkoma ve Hodgkin lenfoma için 2 yeni ilacımız var. Dolayısıyla portföyümüzdeki yeri çok az ama büyüyeceğini düşünüyoruz. . Kanserle olan savaşta bize büyük yol kat ettiren yeni ilaçlarımızla birleşen girişimci ruhumuzun Takeda’yı kanserle olan savaşta öncü ve tedavi ihtiyacı karşılanmamış diğer kanserlerde lider konuma taşıyacağına inanıyorum. Global yetkinliklerimizi Türkiye’deki ihtiyaçlarla buluşturmak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz.

  • Türkiye’de en çok yakınılan konulardan birisi de çok fazla klinik çalışma yapılamaması. Sizin bu konuda çalışmalarınız var mı?

Türkiye’de klinik araştırma yapabilmek için oldukça donanımlı bir kapasite var. Biz de önde gelen üniversitelerle birlikte yürüttüğümüz klinik çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ülkemizde  halihazırda yürütmekte olduğumuz onkoloji ve gastroenteroloji alanında 14 tane faz çalışmamız var ve 41 merkezde 14 uluslararası çalışma yürütülüyor. Bu araştırma ve geliştirme çalışmalarıyla değer yaratmaya çalışıyoruz.

  • Avrupa’yla kıyaslandığında Türkiye’nin durumu nedir?

Takeda 236 yıllık bir şirket. Globalleşmeye karar verdiklerinde önce Amerika’ya açılmış, sonrasında yeni organizasyonlarla dünyaya yayılmaya başlamış. Avrupa bu anlamda baktığınızda Türkiye gibi hâlâ genç bir organizasyon.

Türkiye olarak şunu söyleyebilirim ki; olduğumuz yerden daha iyi bir noktaya ulaşacağımıza ve yaptığımız çalışmalarla bunu göstereceğimize inancım tam.

  • Türkiye’de büyüme stratejiniz hangi doğrultuda olacak? Onkolojide mi yoksa temel ilaçlar alanında mı büyümeyi planlıyorsunuz?

Onkoloji ve gastroentolojinin, bizim öncelikli olarak büyümeyi düşündüğümüz iki alan olduğunu söyleyebilirim. Şu anda ruhsatlandırma süreçlerini başlatmak üzere hazırlık yaptığımız onkoloji ve gastroenteroloji ilaçlarımız bulunuyor.

  • Şu anda çalışan sayınız 300 bildiğim kadarıyla. Bu sayıyı artırmayı planlıyor musunuz?

İşimizi büyüttüğümüz gibi, insanımızı da büyütüyoruz. Yeni ürünler geliştirip bu ürünleri Türkiye’de de hastaların kullanımına sundukça Takeda Türkiye olarak büyümeye devam edeceğiz. Halihazırda hızla büyüyen bir ekibimiz var, bu sayıyı yıllar geçtikçe büyütmek hedefindeyiz.

  • Türkiye’de fabrika kurmayı düşünüyor musunuz?

Takeda olarak Türkiye’de bir fabrikamız yok. Ancak şu anda farklı dozlarıyla beraber 17 adet ilacımızı Türkiye’de ürettiriyoruz. Türkiye’de üretim anlaşması yaptığımız bir üreticimiz var ve çok kısa bir süre içerisinde bir yenisi ile de anlaşma imzalayacağız. Yapmış olduğumuz lokal üretim anlaşmalarıyla global kalite ve standartlarda ilaç ürettiriyoruz.

  • Türkiye 5-10 yıl önce ilaç ve tedavide kategorisinde yıldızı parlayan bir ülkeydi. Ciddi şekilde yabancılar akın etti. Ancak son birkaç yıldır bir durgunluk gözleniyor, yakınmalar başladı. Siz ilaç endüstrisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ben Türkiye’de ilaç sektörünün geleceğini sağlam görüyorum ve büyümeye devam edeceğini düşünüyorum. Dünya sıralamasında Türkiye 17. sırada. Türkiye’de biliyorsunuz güçlü yerel bir ilaç endüstrisi var. Bunun yanında dünya devlerinin de var olduğu bir pazar. Böyle bir ortamda her alanda rekabet söz konusu oluyor; insan kaynakları, bilimsel araştırmalar, ürünlerin pazara verilme tarihlerinin sıralaması, sürdürülebilir büyümeye sahip olmak rekabetin temel konuları.

Türkiye’de yatırıma odaklanan TAKEDA İlaç son 6 yılda 3 kat büyüdü

Tabii ki tek bir amaç var; hastalara en iyi ve en akılcı çözümü ulaştırabilmek. Diğer taraftan kurumlarda da pazara erişim süreçlerinin iyileştirilmesi için yapılan çalışmalar memnun edici. Örneğin, Sağlık Bakanlığı yakın bir süre önce hastalık ve hastanın durumuna göre ruhsatlandırmada başlattığı önceliklendirme sistemiyle ruhsat alma işlemlerini hızlandı. Bu da sektörün ilerlemesini sağladı ve pozitif etki yarattı.

  • Türkiye ilaç pazarının potansiyelini nasıl görüyorsunuz? Bu yıl sektör ne kadar büyür? Sizin hedefiniz nedir?

Yaş ortalaması ve nüfusa bakıldığında büyük bir potansiyel olduğunu görüyoruz. Ortalama yaşam süresi 69’dan 75’e çıktı. Yapılan sağlık reformlarıyla beklenen yaşam süreleri uzadı ve buna bağlı olarak kronik hastalıkların görülme sıklığı da arttı. Bu da beraberinde hem konvansiyonel ilaçlara hem de yenilikçi ilaçlara olan ihtiyacı artırdı. Dolayısıyla sektördeki büyümenin daha da artacağını düşünüyorum. Sektör 2016 yılında %15 büyüdü. Bu yıl da %10’un üzerinde büyüyeceğini tahmin ediyorum. Takeda Türkiye olarak, pazar büyümemizin pazarın üzerinde olacağını tahmin ediyoruz.

Takeda’nın 70’den fazla ülkede 31 bin çalışanı var
Takeda, 1781 yılında Chobei  tarafından kurulan, merkezi Osaka’da bulunan hasta odaklı inovatif ve global bir ilaç firması. Dünyanın 70’den fazla ülkesinde, 31.000 çalışanı ile insanlara daha sağlıklı, daha parlak bir gelecek sunma misyonuyla çalışıyor. Bugün Japonya ve Asya’daki çeşitli pazarlarda birinci sırada yer alan Takeda, dünyanın en büyük 15 global ilaç şirketi arasında yer alıyor.

“Benim için en önemli şey hastaların iyileştiğini görmek”

  • Bu kadar genç yaşta büyük bir şirketinin yöneticisi olmak kolay değil. Nasıl başardınız?

İlaç sektörüne tesadüfen girdim aslında. Ben işletme kökenliyim. 18 yıl boyunca bir Amerikan ilaç şirketinde çalıştım. O süreçte neredeyse her bölümde çalışma fırsatını buldum. 4 sene yurtdışındaydım. 2.5 sene Paris’te çalıştım, sonrasında Basel’de.  İlaç sektörünü çok sevdim. Çalıştığım şirketin değerleri benim için önemli, içselleştirdiğim şeyler. O yüzden Takeda’ya da çok büyük hevesle geldim. İnsanlar için çalışmak, ürünlerinizin hastaları iyileştirdiğini görmek çok büyük bir tatmin ve mutluluk getiriyor.

Takeda’nın 2 yıldır birlikte çalıştığı Nobelli bilim insanının çalışmaları konusunda bilgi alabilir miyiz? Japon Prof. Dr. Shinya Yamanaka, hayvanların hücrelerinin yeniden programlanabileceğine dair çalışmalarıyla 2012 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü almıştı. Yaklaşık 2 yıldır 50 kişilik ekibiyle beraber Tokyo Shonan Araştırma Merkezi’mizde kök hücre konusunda çığır açacak ilaçlar için araştırmalarına devam ediyor ve bu çalışmaların önümüzdeki 10 yıl boyunca devam etmesi planlanıyor.

“İRADE VE SABRIN SEMBOLÜ” DARUMA’YI TAMAMLADI:
Takeda, faaliyetlerini sürdürürken “sabır ve güvene dayanan” Japon felsefesinden ilham alıyor. 2 yıldır Takeda Türkiye Genel Müdürlüğü görevini başarıyla sürdüren Gamze Yüceland, “irade ve sabrın sembolü” Daruma bebeğinin 2 gözünü de 1 yıl içerisinde boyamış çünkü koyduğu hedefleri gerçekleştirmeyi başarmış. Japon inancına göre, bir hedef belirlenerek Daruma’nın önce sol gözü boyanıyor.Hedef gerçekleşince diğer gözü de boyanarak gizem tamamlanıyor.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla