Meme kanseri tedavisinde yeni kapılar aralanıyor

22 Şubat 2011   |    30 Mart 2013   |   Kategori: Onkoloji Print

P-Rex1 ekspresyonu ve metastaz arasındaki ilişki meme kanseri tedavisinde yeni hedef  olabilir

ErbB hücre yüzey reseptörlerinin aşırı aktivasyonu, meme kanserinin ilerlemesine yol açıyor. Herceptin gibi reseptör sinyallerini bloke eden ilaçlar, bazı hastalarda tümör progresyonunu durduruyor. P-Rex1, kanseri tetikleyen bazı yolaklarda önemli rol oynarken, P-Rex1’in hedef inhibitörlerinin tamoksifen gibi antiöstrojen tedavilere karşı daha iyi yanıt verebilir. Çalışma Molecular Cell dergisinde yayımlandı.

Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Dr. Marcelo G. Kazanietz,  P-Rex1 proteininin erbB reseptörlerinden alınan sinyallerin taşınmasında çok önemli bir rol oynadığını bildirdi. Araştırmacılar, P-Rex1’in meme kanseri hücrelerinde %60 civarında aşırı eksprese olduğunu ve tümörlerin P-Rex1’i eksprese ettiği hastalarda metastaz görüldüğünü saptadı. Dr. Kazanietz, ErbB reseptörlerinin kanser hücre proliferasyonu, migrasyonu ve metastazda çok önemli olduğunu ve bu yolağın çalışma şeklini çözebilirlerse, meme kanserinin tedavisi için yeni ilaçların geliştirilebileceğini açıkladı.

Yakından tanıdığımız bir reseptör ailesi
ErbB reseptör ailesi, kanser dünyasında yakından tanınan bir ailedir. Bu aile epidermal büyüme faktör reseptörü (EGFR veya ErbB1), ErbB2 (HER2/neu) ve Herceptin hedefi olan ErbB ve ErbB4’ü kapsar. Daha önce yapılan bir çalışmada Dr. Kazanietz ve ekibi, reseptörlerin Rac yolağında küçük proteinlere bağlı olabileceğini ve buradaki sinyalleri taşımalarına yardımcı olabileceğini öngörmüştü. Bunun doğruluğunu araştırmak için yine aynı ekip, insan meme kanseri hücrelerini inceledi ve yalnızca bir Rac yolak proteini P-Rex1’in sağlıklı memeli hücrelere kıyasla, kanserli hücrelerde aşırı eksprese olduğunu saptadı. Araştırmacılar, P-Rex1’in, başta Her2/neu reseptörünü veya östrojen reseptörünü eksprese eden ve lüminal alt türüne bağlı dokular olmak üzere, bazı meme tümörlerinde de bulunduğunu keşfetti.

Hastalardan aldıkları örneklerin üçte ikisinde, lenf nodlarındaki tümör hücrelerde yüksek düzeyde P-Rex1 ekspresyonu olduğunu gören araştırmacılar, P-Rex1 ekspresyonu ve bu hücrelerin metastaza yol açabilme olasılıkları arasında bir ilişki olduğunu düşündü. P-Rex1 hücre taşınması için gerekli olduğundan ve metastazda hücre taşınması önemli bir rol oynadığından, araştırmacılar bu yolağı bloke ederek metastaz riskinin de azaltılabileceğini öngördü.

P-Rex1, kanseri tetikleyen bazı yolaklarda önemli rol oynayabilir. Örneğin, östrojen reseptör sinyali de P-Rex1’e bağlı gibi görünmektedir. Bunun anlamı, P-Rex1’in hedef inhibitörlerinin tamoksifen gibi antiöstrojen tedavilere karşı daha iyi yanıt verebileceğidir. Bununla birlikte, P-Rex1, birçok kanser çalışmasında gösterildiği üzere, CXCR4 reseptörü tarafından da kullanılır. Kanserin çeşitli aşamalarında rol oynamasına karşın, P-Rex1 normal hücrelerde eksprese olmaz. Dr. Kazanietz’e göre, P-Rex1 proteinin yalnızca kanser hücrelerinde eksprese olması iyi bir durumdur; bu sayede ileride meme kanseri tedavisinde her hasta için uygun stratejiler izlenebilir.

Klinik öncesi veriler, Rac yolağının kanserdeki önemini destekler niteliktedir. Rac yolağındaki proteinleri bloke eden küçük molekül inhibitörlerinin de güçlü antikanser etkileri olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma, Ulusal Kanser Enstitüsü ve Susan Komen Tedavi Vakfı tarafından finansal açıdan desteklenmiştir.

KAYNAK: Maria Soledad Sosa, Cynthia Lopez-Haber, Chengfeng Yang, Andres Klein-Szanto, Hiroshi Yagi, J. Silvio Gutkind, Ramon E. Parsons, Marcelo G. Kazanietz. Identification of the Rac-GEF P-Rex1 as an Essential Mediator of ErbB Signaling in Breast Cancer. Molecular Cell, Volume 40, Issue 6, 877-892, 22 December 2010 DOI: 10.1016/j.molcel.2010.11.029

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla