Nasıl bir aile hekimliği istiyorsunuz?

Yazan Prof. Dr. Sefer Aycan
Kategori: Aile Hekimliği, Üye Yazıları Print

Prof. Dr. Sefer Aycan

Prof. Dr. Sefer Aycan

Son günlerde Aile Hekimliği uygulaması ile ilgili tartışmalar yeniden başladı. 20.1.2014 tarihinde TBMM kabul edilen sağlık alanındaki son ‘Torba Yasa’ da aile hekimlerine nöbet tutma zorunluluğu getirilmesi ile başlayan tartışma, 24.01.2014 tarihinde Sağlık Bakanının yaptığı ‘Aile hekimleri hastanede değil, kendi merkezlerinde nöbet tutacaklar’ ve ‘Aile hekimleri bir hastaneyle ilişkilendirilecek’ yönündeki açıklamaları ile yeni boyut kazandı.

Bu yazıda Sağlık Bakanını bu açıklamaları doğrultusunda Türkiye’deki Aile Hekimliği  uygulaması özelinde yapılmak istenenler tartışılacaktır.

Türkiye’de Aile Hekimliği Uygulamasının Başlaması
Türkiye’de aile hekimliği uzun süredir tartışılmaktadır. Hatta bu tartışma bir hekimlik  uygulamasından öteye taşınıp bir sağlık sistemi,hatta bir ideolojik tartışma haline getirilmiştir. Bu tartışma Türkiyede 1987 sonrası aktifleşti ve zaman zaman artarak günümüze kadar geldi.2004 yılına gelindiği AKP Hükümeti apar topar Aile Hekimliği Pilot Kanunu çıkardı. Bu kanun iyi hazırlanmamıştı, fakat bu kanunla Türkiye de sağlık sistemi değiştirildi.

aile_hekimi_logosuKeşke kanun iyi  hazırlanmış  ve tartışılmış olsaydı. Nasıl bir Aile Hekimliği, nasıl bir birinci basamak sağlık hizmeti istiyorsunuz sorusuna net cevaplar verilseydi. Bu iş ideolojik ve siyasi tartışma malzemesi yapılmasıydı. Olacak, mutlaka olacak şeklinde inatlaşan bir tutum ile bir çok eksiği ve belirsizliği olan, kendi içinde çelişkileri olan böyle bir kanun yerine daha tutarlı ve uygulanabilir bir kanun çıkmış olsaydı.

Tüm eksikliklere rağmen kanun 2005 yılında Düzce’de uygulanmaya kondu ve 2010 yılı sonunda aile hekimliği Türkiye geneline yaygınlaştırılması tamamlandı. Ama tartışmalar bitmedi. Söylenmiş olmasına rağmen Kanun yeniden düzenlenmedi ve 2011 yılında çıkarılan 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kanunda var olan “Pilot” ifadesi kaldırılarak adı “Aile Hekimliği Kanunu” oldu. Böylece baştan eksiklikleri ve yanlışları olan kanun aynen uygulanmaya devam edildi.

Ciddi bir zorlamayla ve önemli bir maliyetle aile hekimliği uygulaması devam etmektedir. Hükümet bu zamana kadar uygulamanın yararlarını, maliyet etkinliğini gösteren bir çalışma yapmadı. Aile hekimliği uygulamasını taviz vermeden savundu ve tartışılmasına bile müsaade etmedi. Tartışan ve eleştiriyi yapanlara sert tepkiler gösterdi.

Günümüzde Aile Hekimliği Uygulaması
ailehekimi-doktor-aileBaştan iyi hazırlanmayan Aile Hekimliği Kanunu Türkiyede birinci basamak sağlık hizmetlerinin uygulama şeklini değiştirdi.Sadece birinci basamak tedavi hizmeti anlayışı ile kurgulanan Aile Hekimliği Türkiye’de bir çoksoruna sebep oldu. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin entegrasyonunu bozan, koruyucu hizmetleri düşünmeden hazırlanan kanun yüzünden koruyu hizmetler ikinci plana itildi ve sahipsiz kaldı. Sonradan ortaya çıkartılan toplum sağlığı merkezleri de yanlışlıklar üzerine inşa edilmeye çalışıldığından bir türlü etkinleşemedi.

Aile Hekimliği tedavi hizmetlerindeki sorunlarıda çözemedi. Aile Hekimliğinin özüne  aykırı bir şekilde yapılan değişiklikler ile uygulama baştan sakatlandı. Aile Hekimliğini sakatlayan uygulamalardan biri; Sevk sistemini tümüyle kaldıran 2007 deki Bakanlar Kurulu kararıdır. Aile Hekimliğine geçilen bölgelerde  bile sevk zorunluluğunun kalkışı ile Aile Hekimliği aslında başlamadan bitmiş oldu. Böylece Aile Hekimleri kanun hükmü olmasına rağmen ilk başvuru yeri olmaktan çıktı. Kişiler Aile Hekimine uğramada istedikleri hastanelere gittiler ve Aile Hekimliği tedavi hizmetlerinde de yok sayıldı. Sadece reçete tekrarlanan yerler haline getirildi. Kişilerin tedavi hizmetleri ile ilgili kayıtlar bile birleştirilemedi ve kişilerin tedavisi bile izlenemez hale geldi.

Aile Hekimliği uygulamasının başka bir  sorunu da Aile Hekiminin kim olarak görüldüğüdür. Başlangıçta yasa Aile Hekimini; özel sözleşme yapılan, birinci basamak tedavi hizmeti veren, kendi yerinde hizmet veren hekim olarak gördü. Bu tanımlamada zamanla sıkıntıya neden oldu. Aile Hekimi kimdir ve ne yapar  tartışması yaşandı. Kamu personelimi dir? Görevi Nedir? Koruyucu Hizmetlerden ne kadar sorumludur? Sağlık Bakanlığının veya Kamunun verdiği her görevi yapmakla yükümlümüdür? İşte bu ve benzeri bir çok sorunun cevabındaki belirsizlikler, aslında Aile Hekimliği uygulamasında sıkıntılar olduğunu göstermektedir.

sgk_logoFakat önemsenen esas sorunun ekonomik olduğunu düşünüyorum. Aile Hekimliği başlangıçta Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından finanse edilen özel bir hekimlik olarak düşünülmüştü. Fakat bir türlü bu geçiş sağlanmadı. Aile Hekimliği bütçeden finanse edildi ve yıllık 4 Milyardan fazla bir  harcamaya neden oldu. Diğer taraftan SGK’nın birinci basamak tedavi hizmetleri için ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına geri ödemeleri artarak devam etti. Bu da Hükümet içinde bile tartışmalara neden oldu.

Yeni Yapılmak İstenen Değişiklikler
İşte bu ortamda yazının başında belirtiğim, yeni torba yasadaki değişiklik ve Sağlık Bakanın konuşması dikkatle ele alınmalıdır.Bu iki durum aslında Aile Hekimliğinde tartışmanın devam ettiğini göstermektedir.

Torba yasada Aile Hekimlerine zorunlu nöbet uygulaması getirilmesi dikkat çekici bir durumdur. Bunun ne olduğu ve ne olacağı Kanunda belirsizdir. Önce akla hastanelerin acilleri gelmişti. Aile hekimlerinin hastane acillerinde nöbet tutma olasılığı bile temelde çok yanlıştır. Görev tanımında olmayan bu durum Aile Hekimliği Kanuna da aykırıdır. Sözleşmeli bir hekimin başka bir sağlık kuruluşunda nöbet tutturulması hukuki ve tıbbi birçok soruna neden olacağı da mutlaktır.

Fakat Sağlık Bakanı “Aile Hekimlerinin kendi merkezlerinde nöbet tutacağı ve aile hekimlerinin bir hastaneyle ilişkilendirileceği” ve “konu üzerinde çalışıldığı”açıklamaları  tartışmaya yeni boyut kazandırdı. Öncelikle Sağlık Bakanlığının bu konuda hala net olmadığı anlaşılmaktadır. Yada sonradan fikir değiştirdiğini göstermektedir. Tüm bunlar yine iyi düşünülmeden bir kanun değişikliği yapıldığı göstermektedir.

aile_hekimEğer Aile Hekimi kendi merkezinde akşam veya hafta sonu nöbet tutması istenecek ve sadece kendine kayıtlı kişilere bakacak ise bir başka bir sağlık kuruluşunda nöbet tutturulmasına göre elbette daha uygun, kabul edebilirgibi görünmekte. Kanuna ve aile hekimliğinin özüne aykırı düşmeyen bir uygulama olarak kabul edilebilir. Fakat neden böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu ve yararı ise tartışmalı bir durumdur. Açıklamalardan anlaşılan; esas kaygının yine sadece tedavi hizmetleri olduğu, hastane acillerindeki yoğunluğu ve maliyeti düşürme girişimi olduğu akla gelmektedir.

Aile Hekimliği kanunda yapılan değişiklikle bu uygulama yasal olarak mümkün hale gelmiş olsa da pratik olarak birçok sorunun çözülmesi gerekir. Öncelikle Aile Hekimliği merkezlerini gerçekten bir Acil Merkezi haline getirmek, donanımlarını tamamlamak   gerekir. Ayrıca Aile Hekimlerini Acil Tıp konusunda hizmet içi eğitime de  almak gerekir. Bu merkezlerin 24 saat açık tutulacak şekilde, ambulans ve personel desteğininde sağlanması gerekir. Buraların acil vakalarda, hastalıklarda  ilk başvuru yeri olmasını istemek için, hastaneye gidişlere kısıtlama getiren yaptırımlara da ihtiyaç vardır. Aksi halde buralar şeklen açık tutulmuş, aile hekimleri  nöbet tutmuş, fakat faydası ve anlamı olmayan bir uygulama olmaya mahkum olmuş olacaktır.

İyi hazırlık yapılmaz ise tıbbi ve hukuki sorunlara da açık bir uygulamadır. Burada bir kişi ölür ise veya sakat kalır ise sorumlusu kim olacaktır?
Nöbet uygulamasının karşılığı da ayrı bir sorundur. Nöbet karşılığı ücret mi,  yoksa izin mi verilecektir? Bu da belirsizdir. Nöbet ertesi izin verilecek ise yerine kim bakacak, yapması gereken görevler ne olacak? Bunlarında düzenlenmesi gerekir.

Bakanın açıklamasında yer alan diğer bir konu olan; Aile Hekimlerinin hastanelerle ilişkilendirilecek olması tedavi hizmetleri için olumlu bir adım olarak görülmektedir. Bunun basamaklı hasta bakımının yeniden düzenlenmesi için bir adım olacağı varsayılarak olumlu yaklaşılmaktadır. Beklentimiz bozulan basamaklı hasta bakım sisteminin yeniden işler hale getirilmesidir.

Fakat esas yapılması gereken Aile Hekimlerinin koruyucu hizmetler de vermesi ve koruyucu hizmetlere entegre olmasıdır. Koruyucu hizmetlerden ve koruyucu hizmetlerin entegrasyonundan hiç bahsedilmemesi hala aile hekimliğine yanlış bakıldığını göstermektedir.

Görünen o ki; hala Aile Hekimliği sorunludur ve arayışlar devam etmektedir.Nasıl bir aile hekimliği istendiği çelişkilidir ve bununla ilgili yapılmak istenen değişikliklerde  tartışmalıdır. Bu nedenle palyatif çözümler yerine Aile Hekimliği ve Sağlık Sistemi yeniden ele alınmalı, tutarlı, bilimsel  veihtiyaca uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
Prof. Dr. Sefer Aycan
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
saycan@gazi.edu.tr

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla