
Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının aile hekimliğinde de yapılabilir hâle getirildiğini belirten Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, önümüzdeki dönemde bu uygulamaların daha da yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini kaydetti. Bu sayede birinci basamakta, koruyucu sağlık anlayışını güçlendiren bütüncül bir hizmet sunmayı amaçladıklarını ifade eden Bakan Memişoğlu, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarının bilimsel, etik ve mevzuat temelli bir çerçevede sağlık sisteminin bir parçası hâline getirildiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı desteğiyle Sağlık Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu iş birliğinde düzenlenen ‘Tıp ve Kültür-Sanat Sempozyumu’ Millet Kütüphanesi’nde yapıldı. Sempozyumun açılış törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Kültür ve Sanat Politikaları Kurul Başkan Vekili İskender Pala katıldı.
Açılışta bir konuşma yapan Emine Erdoğan, teknoloji ve dijital dönüşümün hayatın her alanını kökten değiştirdiğine dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Bugün insanlık olarak yeni ve başka bir eşiğin önünde duruyoruz. Teknolojik ilerleme ve dijital dönüşüm hayatın her alanını kökten değiştiriyor. Öyle ki sosyal ilişkilerimizden çalışma biçimlerimize, düşünce geleneğimizden anlam dünyamıza kadar her katman yeniden şekilleniyor. Ve ne yazık ki modern dünyada insan hikayeleri, rakamların, kesirlerin, istatistiklerin içinde kayboluyor.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu e-Nabız Üzerinden Organlarını Bağışladı
Anlam dünyamız daralıyor. Tıp ilminin de küresel ölçekte mekanikleştiğine, standartlara hapsedildiğine, insanların ‘tamir edilen’ bedenlerden ibaret kaldığına şahit oluyoruz. Semptomlar ve tahliller titizlikle değerlendiriliyor ama bunların ardındaki insan manzaraları gözden kaçıyor. Materyalist bir bakış açısı, tedaviyi performansa indirgerken umudu, teselliyi, kaderi, duayı, inancın iyileştiriciliğini dışlıyor.”
Bu tablodan en başta hekimlerin rahatsızlık duyduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, “O nedenle vakit çok geç olmadan hekim ve hastanın buluştuğu yerin, muayene odasından ibaret olmadığını hatırlamalıyız. Bilakis hekim ve hasta, mana ikliminde buluşur. Hastalar, hayatın en kırılgan anlarında hekimin rehberliği, sevgisi, şefkati ve empatisiyle hayata tutunur. Dolayısıyla teknolojinin sunduğu imkanları, insani bir dokunuşla genişletecek her yaklaşım hem tıbbın hem de insanlığın geleceği için vazgeçilmezdir” diye konuştu.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ise açılış konuşmasında Türkiye genelinde 83 GETAT Uygulama Merkezi, 2 bin 160 ünite ve 13 bin 485 sertifikalı hekimle hizmet sunulduğunu söyledi. Memişoğlu, bugüne kadar 1,5 milyon vatandaşın bu hizmetlerden toplamda 3 milyon kez faydalandığını bildirdi.
Bakan Memişoğlu, Anadolu’nun binlerce yıldır şifanın, ilmin, sanatın ve merhametin merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekti. Bu topraklarda tıbbın, insanı bedeniyle, ruhuyla ve çevresiyle birlikte ele alan bütüncül bir anlayışla geliştiğini vurgulayan Memişoğlu, İslam ve Türk medeniyetlerinin sağlığı merkeze alan bu yaklaşımı Orta Asya’dan Anadolu’ya, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan güçlü bir gelenek hâline getirdiğini ifade etti.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Memişoğlu: Hepatit, Türkiye’de Eliminasyon Aşamasına Geldi
Bu anlayışın en çarpıcı örneklerinden birinin Kayseri’de kurulan Gevher Nesibe Sultan Darüşşifası olduğunu dile getiren Memişoğlu, 1206 yılında hizmete açılan bu yapının tıp eğitimi ile hasta bakımının aynı çatı altında yürütüldüğü, bugünkü anlamda bir tıp fakültesi niteliği taşıdığını söyledi. Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan şifahane geleneğinin Edirne Darüşşifası ile daha da kurumsallaştığını belirten Memişoğlu, Sultan II. Bayezid Külliyesi içerisinde yer alan bu merkezin tıbbı, mimariyi, müziği ve sosyal hayatı bir bütün olarak ele alan ileri bir sağlık anlayışını temsil ettiğini kaydetti.
Aynı dönemde Avrupa’da ruhsal hastalıkların dışlanma ve cezalandırma ile karşılandığını, Anadolu’da ise müzikle, mimari ve çevresel unsurlarla şekillenen bir tedavi anlayışının benimsendiğini hatırlatan Memişoğlu, Mevlânâ’nın öğretilerinde de vurgulandığı üzere sevgi ve merhametin insanın en kadim şifa kaynaklarından biri olduğunun altını çizdi.
Bakan Memişoğlu, bu coğrafyada tıbbın yalnızca uygulamayla değil, bilgiyle, kayıtla ve bilimsel yöntemle de geliştiğini belirterek, Sabuncuoğlu Şerefeddin’in cerrahi atlası ile İbn-i Sina’nın Tıbbın Kanunu adlı eserine dikkat çekti. İbn-i Sina’nın hekimliğin temel amacını hastalığı tedavi etmekten önce sağlığın korunması olarak tanımladığını hatırlatan Memişoğlu, bugün de bu kadim anlayışı esas alarak koruyucu sağlık hizmetlerini merkeze alan bir sağlık politikası yürüttüklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonuyla hayata geçirilen Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli ile geçmişten devralınan birikimin çağın imkânlarıyla buluşturulduğuna işaret eden Memişoğlu, yeni İbn-i Sina’ların, Safiye Ali’lerin ve Gazi Yaşargil’lerin yetiştiği güçlü bir sağlık ekosistemi inşa etmek için kararlılıkla çalıştıklarını vurguladı.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu: Türkiye’de Sezaryen Oranları İlk Kez Geriledi
Sempozyumun, geçmişten bugüne taşınan insan merkezli sağlık anlayışını görünür kıldığını ve geleceğe yönelik güçlü bir düşünsel zemin oluşturduğunu ifade eden Memişoğlu, bu buluşmanın sağlık alanında düşünsel derinliği artıracağına, kültür ve sanatın iyileştirici gücüne dair güçlü bir farkındalık oluşturacağına inandığını söyledi.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?