Tip 2 diyabetin komplikasyonları için her yıl 17 milyar TL harcanacak

Kategori: Diyabet, Sağlık Gündemi Print

TEPAV tarafından düzenlenen “Türkiye’de Diyabetin Maliyeti: Tedavide Uyum ve Sürekliliğin Önemi” toplantısına katılan uzmanlar diyabetin gelecek on yılda Türkiye sağlık sistemine yıllık maliyetin 17 milyar TL olacağına işaret ederek çözüm önerilerini tartıştılar. Türkiye’de tip 2 diyabet ile yaşayan 6,3 milyonu aşkın kişi olduğu ve bu rakamın Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun tahminlerine göre 2035 yılında 11,8 milyona ulaşmasının beklendiği vurgulayan uzmanlar, diyabetin giderek artan yükü karşısında, tedavide uyum ve sürekliliğin iyileştirilmesi çaba harcanması gerektiğini vurguladılar. Tedavi uyum ve sürekliliği düşük olan tip 2 diyabet hastalarının kalp krizi riskinin %9, inme riskinin %8, ampütasyon riskinin %10, körlük riskinin %30 ve son evre renal hastalık olasılığının ise %79 daha fazla olduğunun altı çizilirken tip 2 diyabet tedavisinde düşük uyum ve sürekliliğin kaçınılabilir maliyetlerinin, gelecek on yıl için her yıl 1,26 milyar TL’ye mal olacağı belirtildi.

Diyabetin sosyal ve ekonomik yükü hızla artarken, diyabet tedavisinde uyum ve sürekliliğin geliştirilmesi ise büyük bir önem taşıyor. Bu konuda ilgili tüm paydaşlarla birlikte hareket edebilmek amacıyla düzenlenen toplantıda TEPAV İnovasyon Çalışmaları Program Direktörü Selin Arslanhan Memiş, Lilly İlaç Genel Müdürü Daniel Lucas, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Keleştemur, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanvekili Celil Göçer tarafından yapılan açılış konuşmalarının ardından, Prof. Dr. Simten Malhan’ın “Türkiye’de Diyabet Maliyetine Nasıl Bakmak Gerekir?” başlıklı sunumu ve IQVIA Institute’ün “Türkiye’de Tip-2 Diyabet Tedavisinde Uyum ve Sürekliliğin Geliştirilmesi”ne dair raporunun sunumu yer aldı.

Düşük tedavi uyumunun her yıl 1,26 milyar TL maliyet olacak

Rapora göre tip 2 diyabet tedavisinin gelecek on yıl için her yıl komplikasyon maliyeti ortalama 17 milyar TL olacak. Bu dönemde düşük uyum ve sürekliliğin kaçınılabilir maliyetlerinin ise her yıl 1,26 milyar TL olması bekleniyor. Bu kaçınılabilir maliyetler ise SGK’nın tedavi ve ilaç harcamalarının %1,8’ine ve Türkiye’de diyabet ilaçları için yapılan harcamanın %57’sinden daha fazlasına karşılık geliyor.

Ayrıca tip 2 diyabet tedavisinde düşük uyum ve süreklilik sonucunda diyabet komplikasyonları riski anlamlı şekilde artıyor. Tip 2 diyabet tedavisine uyumu düşük olan diyabetli bireylerin son evre renal hastalıklara yakalanma olasılığı %79, kalp krizi geçirme olasılığı %9, inme geçirme olasılığı %8, ampütasyon olasılığı %10 ve körlük olasılığı ise %30 daha fazla. Sonuç olarak, düşük tedavi uyum ve sürekliliği olan bireylerin, yaşamları boyunca fazladan 26,300 TL’lik bir maliyetinin olması bekleniyor.

Lilly İlaç Genel Müdürü Daniel Lucas şunları söyledi: “Türkiye’deki diyabetli birey sayısı hızla artarken, bu rahatsızlığın giderek artan yükünün ilgili otoriteler tarafından da kabul edilmiş ve tip 2 diyabet yönetiminin ulusal girişimlerle iyileştirilmesinin hedeflenmiş olması son derece önemlidir. Raporda da belirtildiği gibi, desteğe ihtiyacı olan diyabetli bireylerin saptanması ve profillerinin belirlenmesi, tip 2 diyabet eğitimine erişimin iyileştirilmesi ve eğitimin bireye göre uyarlanması da dahil olmak üzere, diyabet tedavisinde uyum ve sürekliliğin iyileştirilmesi için pek çok fırsat mevcut.

Bu toplantının ve raporun, bu fırsatların değerlendirilmesi konusunda bir olanak yaratmasını ve diyabete karşı mücadelede bizlere güç kazandırmasını diliyorum. Biz Lilly İlaç olarak, bu doğrultuda tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz.”

TEPAV İnovasyon Çalışmaları Program Direktörü Selin Arslanhan Memiş ise şöyle konuştu: “Tip 2 diyabet prevalansı global olarak artıyor ve bununla ilgili rahatsızlıklar ve komplikasyonlar sağlık sistemleri ve toplum üzerinde oldukça büyük bir yük oluşturuyor.

Dünya genelinde farklı ülkeler, bu hastalığın bir kamu sağlığı önceliği olarak tanınması açısından farklı aşamalarda olsa da, ulusal girişimlerin mevcut olduğu ülkelerin tedavi uyum ve sürekliliğinin iyileştirilmesi açısından daha iyi konumda olduğunu görüyoruz. Bu raporlar serisinin de bizlere gösterdiği gibi, tip 2 diyabet tedavisi uyum ve sürekliliğinin geliştirilmesi, diyabetin sağlık sistemleri üzerindeki yükünü belirgin şekilde düşürerek, tip 2 diyabetle yaşayan bireyler için yaşam kalitesini artırabilir.”

“Türkiye’de Tip-2 Diyabet Tedavisinde Uyum ve Sürekliliğin Geliştirilmesi” raporu hakkında

IQVIA’nın Türkiye’ye ilişkin bu raporu, IQVIA Institute’ün tip 2 diyabet prevelansı, tip 2 diyabet tedavisi uyum ve sürekliliğinin önündeki engeller ve bunların sağlık sistemlere olan maliyetleri üzerindeki etkilerini araştırdığı ve daha önce altı ülkede tamamlanmış olan raporlar serisinin bir parçasıdır. Rapor, tip 2 diyabet tedavisinde düşük uyum ve sürekliliğin ve bunlarla bağlantılı kaçınılabilir ekonomik ve toplumsal maliyetlerin üstesinden gelmek için bir seri doğrulanmış, ülkeye özel öneriler ortaya koymaktadır.

IQVIA Türkiye Raporu’nda yer verilen kilit bulgulardan bazıları da aşağıdaki gibidir:

  • Hastanın kendi sağlığı ve bakımını yönetmek için bağımsız adımlar atma konusundaki istekliliği ve yeterliği için teşvik edilmesi esastır. Dolayısıyla, düşük tedavi uyum ve sürekliliğinin geliştirilmesi için, kişisel koşullar, sağlık inanç ve tutumları, sağlık okuryazarlığı, sağlık durumu ve erişim ve karşılanabilirlik şeklindeki beş faktörün karşılıklı etkileşimi ile belirlenen, yüksek derecede hasta aktifliği gereklidir.
  • Etkili hasta aktifliğini sağlamak amacıyla, diyabet dernekleri, kamu paydaşları, akademik çevreler ve diyabet uzmanlarından oluşan geniş bir paydaş grubu ile işbirliği halinde hastanın aktiflik yolculuğunun tüm evreleri için altı kilit öneri geliştirilmiştir:
    • Profil belirle: Düşük uyum ve süreklilik riski olan diyabetli bireylerin belirlenmesi
    • Aktifleştir:
      • Tedavi uyum ve sürekliliği konusunu da içeren, bireyselleştirilmiş tip 2 diyabet tedavi yönetimi eğitiminin arttırılması
      • Tip 2 diyabet eğitiminin verilebilmesini desteklemek ve diyabetli bireyleri aktifleştirmek için eğitimli ve sertifikalı diyabet eğitmenlerinin sağlanması
      • Aile hekimlerine diyabetli birey yönetimi ve aktifliğini arttırmak konusunda daha fazla yetkinlik kazandırılması
    • Sürdür:
      • Diyabetli bireyin aktifliğinin izlenmesi ve azalan aktiflik veya diyabet kontrolü durumunda diyabetli birey için aktifleştirme taktiklerinin tekrarlanması veya uyarlanması
      • Diyabetli birey aktifliğine uyarlanmış teknoloji ve dijital çözümlerin kullanılması
  • Bu öneriler Türkiye sağlık sistemi bünyesinde yapılacak diğer kolaylaştırıcı değişiklikler ile pekiştirilmelidir:
    • Tedavi uyum ve sürekliliğinin takibi için elektronik sağlık kayıtlarında yeni veri alanları uyarlanması ve/veya eklenmesi
    • Tarama programlarının hızlı bir şekilde iyileştirilmesi
    • Diyabetli bireyin tedavi yolağının ve sevkinin iyileştirilmesi
    • Diyabet merkezleri/kliniklerinin sayısının arttırılması

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla