Şeker hastalığı (diyabet) nedir? Belirtileri ve tedavisi

Kategori: Diyabet, Sağlık Sözlüğü Print

Diyabet, (şeker hastalığı) vücudunuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve ömür boyu sürebilen kronik bir hastalıktır. Diyabetli kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve kan şekeri yükselerek hiperglisemi denilen durum oluşur. Diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve dramatik olur. Diyabet hastalığının erken teşhisi için hekime başvurmayı gerektirecek belirtiler arasında şunlar bulunur: Aşırı susama, sık idrara çıkma, yorgunluk, açıklanamayan kilo kaybı ve tekrarlayan enfeksiyonlar. Özellikle çocuklarda bu belirtiler çok kısa süre içinde ortaya çıkabilir. Günümüzde Diyabet tedavisinde kullanılan pek çok yöntem bulunmaktadır, bunlar hastalığın türüne göre değişiklik gösterebilir. İlaç tedavilerinin yanında egzersiz ve sağlıklı beslenme hastalığın geriletilmesinde çok faydalıdır. Diyabet vücutta kalıcı hasarlara vermeden teşhis edilmeli ve hemen tedavi başlanmalıdır.

Diyabet (şeker hastalığı) nedir?

Pankreastan salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya insulinin etkisine dokularda direnç olması sonucu kandaki şeker miktarının yük­selmesi ile ortaya çıkan ömür boyu devam eden bir hastalıktır. Besinler, vücudun başlıca yakıtı olan şekere dönüşmek üzere parçalanırlar. Daha sonra bu şeker kana geçer ve kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireylerde kana geçen şeker pankreastan salgılanan insülin hor­monu yardımıyla hücrelere taşınır. Diyabetli bireylerde insülin eksik veya etkisiz olduğu için şeker hücre içine giremez ve kanda miktarı yükselir.

Kan şekeri belli bir düzeyi geçince idrarla şeker atılmaya başlar. İd­rardaki şeker miktarının artması ile sık idrara çıkma, aşırı susama ve çok su içme görülür. İnsülin eksikliği veya yetersizliğine bağlı olarak hücreler glikozu kullanamaz; gerekli olan enerji yağlar ve proteinlerden sağlanır. Bunun sonucu diyabetli birey hem zayıflar, hem de idrarda keton oluşur. Diyabeti olmayan bir birey kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemeğe başladıktan 2 saat sonra) 140 mg/dl‘nin üstüne çıkmaz.

İnsülin nedir, ne için kullanılır? İnsülin direncinin belirtileri ve tedavisi

Açlıkta veya toklukta ölçülen kan şekeri düzeyinin bu değerlerin üstünde olması diyabetin varlığını gösterir. Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir. OGTT’de glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise diyabet tanısı konulur.

Tip 1 Diyabet nedir

Tip 1 diyabetli kişilerde yeterli insülin üretimi yoktur ya da çok azdır. Tip 1 diyabeti olan bireyler için insülin yaşam için elzem olan, vazgeçilmez bir ilaçtır. Diyabetli kişilerin % 5-10’u bu tip diyabetlidir.

Tip 1 Diyabet nedenleri

  • Kalıtım
  • Pankreasa zarar veren virüsler
  • Vücudun kendi savunma sisteminde oluşan ve pankreastaki insülin yapan hücrelerin tahribi ile sonuçlanan sorunlar

Tip 2 Diyabet nedir

Tip 2 diyabetli kişiler insüin üretir fakat üretilen insulin hedef dokularda etkili olarak kullanamazlar. Tip 2 diyabeti, tip 1 diyabete kıyasla daha sık görülür; diyabetli kişilerin %90’ı tip 2 diyabetlidir.

Tip 2 Diyabet nedenleri

  • Yaş (25 yaş üzeri)
  • Obezite
  • Kalıtım
  • Gebelik sırasında diyabet gelişimi
  • 4.5 kg’ dan ağır bebek doğuranlar
  • Stres
  • Yüksek tansiyon (Hipertansiyon)

Fruktoz nedir? Hangi besinlerde bulunur? Zararları ve intoleransı

Pre-diabet (Gizli Şeker) nedir

Eğer bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi pre-diabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır.

Tip 2 diyabet nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Diyabet hangi sağlık sorunlarına yol açar?

Kan şekerinin sürekli yüksek olmasına bağlı olarak ileri dönemde önemli sağlık sorunları gelişebilir: Kalp-damar hastalıkları, Böbrek sorunları, Göz sorunları, körlük, Felç, Ayak yaraları, Duyu kayıpları, Sık enfeksiyonlar, Yara iyileşmesinde gecikme, Cinsel sorunlar

Diyabet Belirtileri Nelerdir?

  • Aşırı susama ve sıvı alımındaki belirgin artış (Polidipsi)
  • Çok ve sık idrara çıkma (Poliüri)
  • iştah artışı (Polifaji) (3 P diyabetin üç klasik belirtisidir)
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Sık ve aşırı acıkma
  • İstem dışı kilo kaybetme
  • Bulanık görme
  • Ayaklarda hissizlik veya uyuşma, karıncalanma

Zararlı yiyecekler nelerdir? Sağlıksız besinler sigaradan tehlikeli!

Tip 1 Diyabet Belirtileri Nelerdir?

  • Aşırı susama, ağız kuruluğu
  • Sık idrara çıkma
  • Aşırı acıkma, aşırı iştah
  • Kilo kaybı (çok yemeye rağmen)
  • Yorgunluk, halsizlik
  • Bulanık görme
  • Ağızda Aseton kokusu

İleri aşamalarda iştah artışı yerine iştahsızlık, yorgunluk, bulantı, karın ağrısı ve hat bilinç kaybı ve koma durumu olabilir. Tip 1 diyabetin ortaya çıkışı genelde ani ve dramatik olur. Aşırı susama, tekrarlayan enfeksiyonlar, sık görülen belirtiler olmakla birlikte hiçbir açık belirti de olmayabilir. Tip 1 diyabette ve özellikle çocuklarda bu belirtiler çok kısa süre içinde (haftalar) ortaya çıkabilir. Kilo kaybı dışındaki tüm bu belirtiler, iyi kontrol edilmeyen tip 2 diyabet hastalarında da görünebilir.

Diyabetik ayak yaralarında medikal bakım nasıl yapılmalı?

Ağız kuruluğu ve sık idrara çıkma: Aşırı şeker idrarla atılırken vücut suyunu da çektiği için idrar miktarı fazlalaşır. Bu durumda susama hissi ve ağız kuruluğu artar. Sonuç olarak hasta normalden daha çok idrara çıkıp daha fazla su içmeye başlar. (Kan glukoz konsantrasyonu, böbreklerde glukoz için eşik değer olan 170–180 mg/dl’nin üzerine çıkarsa, böbrek proksimal tübüllerinden glukozun gerialınımı tam olmaz ve glukozun bir kısmı idrarda kalır. Bu durum idrarın ozmotik basıncının artmasına ve suyun böbrekler tarafından geri emiliminin azalmasına neden olarak idrar yapımının artmasına (poliüri) ve dolayısıyla su kaybına yol açar.

Aşırı acıkma: Kandaki şekerin hücre içine girmesi için yeterli insülin bulunmadığından kaslar ve organlarda enerji açığı meydana gelir. Bu durum açlığı tetikler. Yemek yedikten hemen sonra bile açlık devam eder. İnsülin kullanılmadan, yiyeceklerin içindeki şekerler, adeta enerji fakiri olan vücut dokularını doyuramaz.

Hiperglisemi nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Kilo kaybı: Acıkmayı azaltmak için daha fazla yemek yenilmesine rağmen hızla kilo kaybedilir. Enerji olarak kullanılabilecek şeker bulunmadığı için kas dokuları ve yağ depoları büzüşebilir.

Yorgunluk: Hücre içinde enerji (şeker) yoksunluğu nedeniyle hasta, kendisini yorgun ve huzursuz hisseder.

Bulanık görme: Kandaki şeker seviyesi çok yüksek ise vücudun tüm dokularından, bu arada göz merceğinden de su çekilir. Bu sebeple bakılan objelere odaklanılması güçleşir ve bulanık görme ortaya çıkar. Uzun sure yüksek konsantrasyondaki glukoza maruz kalması göz merceğinin glukoz absorbe ederek şekil değiştirmesine ve görmenin bozulmasına neden olur. Kan şekerinin düzenli olarak kontrolünün yapılması ve normal sınırlara yakın tutulması genellikle merceğin şeklinin ilk haline dönmesini sağlar.

Bulanık görme diyabet teşhisine giden yolda en yaygın görünen hasta şikayetlerinden birisidir. Tip 1 diyabet hastaları hızlı değişen görme bozuklukları için hazırlıklı olmalıdırlar, Tip 2 diyabet hastalarında görme bozuklukları genellikle aşamalı olarak gerçekleşir ama yine de hastalar bu durum için hazırlıklı olmalıdırlar.

Ağızda Aseton kokusu: Hastalar (genellikle tip 1 diyabet hastaları) aşırı bir metabolik düzensizlik durumu olarak tanımlanabilecek diyabetik ketoasidoz adı verilen durumu sergileyebilirler. Diyabetik ketoasidozun belirtileri arasında hastaların nefesinde belirgin bir aseton kokusunun olması, Kussmaul solunumu adı verilen çok hızlı ve derin soluma, poliüri, mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı, çeşitli tiplerde mental (saldırganlık, mani, zihin karışıklığı gibi) bozuklular sayılabilir. Şiddetli diyabetik ketoasidoz vakalarında tablo komaya doğru ilerleyebilir ve ölümle sonuçlanır. Diyabetik ketoasidoz tıbbi bir acil durumdur ve hastaların derhal hastaneye kaldırılmaları gerekir.

Diyabetik ketoasidoz” geliştiğinde aşağıdaki belirtilerle hastaneye başvurabilirler:

  • Derin ve hızlı nefes alıp verme
  • Cilt ve ağız kuruluğu
  • Yüzde kızarıklık
  • Nefesin çürük meyve gibi kokması
  • Bulantı ve kusma
  • Sık idrar yapma
  • Mide veya karın ağrısı

Tip 1 diyabet, genellikle çocuk ve ergenlerde görülen diyabet tipidir. Diyabetli vakaların %5-10’unu oluşturur. Tip 1 diyabetlilerde insülin üretimi yoktur ya da çok azdır. Pankreas insülin üretmediği için insülin, enjeksiyon veya pompa yolu ile vücuda verilir. İnsülin tedavisi, vücutta var olan bir eksikliğin yerine koyulmasını sağlar.

Diyabetik retinopati nedir? Belirtileri, tanı ve tedavisi

Bağışıklık sisteminin virüs, toksik maddeler, ilaç, stres vb. gibi bir nedenle normalden sapması sonucu vücudun kendi hücrelerini yabancı olarak algılaması nedeniyle aktive olan bağışıklık sistemi, insülin yapımını üstlenen pankreas beta hücrelerini tahrip eder ve bu tahribat %80’in üzerine ulaştığında hastalık belirtileri ortaya çıkar.

Tip 2 Diyabet belirtileri nelerdir?

Tip 1 diyabetin belirtileri daha az sıklıkta ama aynı biçimde tip 2 diyabetli kişilerde de olabilir. Tip 2 diyabetin ortaya çıkışı daha yavaştır ve bu yüzden tespiti de daha zordur. Bazı tip 2 diyabetli kişilerde hiç bir erken belirti görülmez ve başlangıçtan bir kaç yıl sonra çeşitli diyabet komplikasyonları varlığıyla teşhis edilirler. Tip 2 diyabet oluşumunda iki önemli mekanizma rol oynar. Birincisi pankreastan salgılanan insülinin hücre içine girememesi, ikincisi ise pankreasın insülin üretiminin azalması. Tip 2 diyabette insülinin hücre içine girememesi insülin direnci olarak isimlendirilir. İnsülinin hücre içine girememesi sonucu, hücrenin enerji kaynağı olan glukoz da hücre içine giremez.

Kanda birikir ve kan şekeri yükselir. Bir süre sonra pankreastan insülin salgısı azalmaya başlar ve diyabet tablosu daha ilerler. Tip 2 diyabet, Tip 1 diyabete kıyasla daha sık görülür; diyabetli kişilerin %90’ı Tip 2 diyabetlidir. Tip 2 diyabet esas olarak yetişkinlerde görülmekteyse de son yirmi yıldan bu yana çocukluk ve ergenlik çağında da önemli bir sorun olmaya başlamıştır. Tip 2 diyabet bulguları henüz başlamadan 10-15 yıl süre öncesinden pre-diyabet gizli şeker olarak adlandırılan (glukoz intoleransı) dönemi vardır.

Bu açlık kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksekse birey diyabetlidir. Şeker yükleme testi için 8 saat açlıktan sonra, açlık ve 75 gr glukoz da eritilir ve içilir. Normal kan şekeri ilk iki saatte 140 mg/dl’nin altındadır. Bu test sonucunda ilk iki saat içinde kan şekeri 140-199 mg/dl arasında ise pre-diyabet (gizli şeker) vardır, bu değerler kişinin diyabete aday olduğunu gösterir. İlk iki saatlik kan şekeri 200 mg/dl’nin üstünde ise diyabet tanısı konur.

Şeker hastalığı (diyabet) tedavisi 

Şeker hastalığı için uygulanan ve araştırma aşamasında bir çok tedavi şekli vardır fakat bu şuan için yaygın olarak kullanılan, şeker hastalığının kesin tedavisinden söz etmek mümkün değil. Günümüzde şeker hastalığının tedavisinde yaygın olarak kullanılan yöntemler hastalığın tipine ve derecesine göre değişmekle birlikte; tıbbı beslenme (diyet), egsersiz, hap tedavisi (oral antidiyabetikler) ve insülin tedavileridir. Bu tedavi yöntemleriyle kan şekeri normalleşmeyen hastalara insülin pompa tedavisi de uygulana bilmektedir. Şeker hastalığının komplikasyonları ilerleyen hastalara pankreas adacık nakli ve pankreas nakli tedavileri en son seçenek olarak uygulanabilmektedir.

Bu iki tedavi şekli insülin ihtiyacını tamamen ortadan kaldırsa da vücudun organı reddetmemesi için savunma mekanizmasını baskılayıcı (immünsüpresif) güçlü etkileri olan ilaçlar verilmektedir. Ayrıca organ bağışlarındaki yetersizlikten dolayı bağış bulmakta karşılaşılan en büyük zorluktur. Bununla birlikte şeker hastalığının kesin tedavisi için gen ve kök hüce tedavileri konusunda umut vaadeden ciddi çalışmalar devam etmektedir.

Şeker hastaları ne yemeli?

Şeker hastalığının yol açabileceği olası komplikasyonlar büyük oranda diyabette doğru beslenme ile kontrol edilebildiği için şeker hastaları “acaba ne yemeliyim ya da ne yememeliyim” sorusunu sık sık sorarlar. Şeker hastalığı teşhisi konulduğundan bu yana belki de sizin üzerinde en sık durduğunuz, çevrenizden kulaktan dolma bilgiler edindiğiniz konu: “şeker hastaları ne yemeli” konusudur.

Metformin nedir? Neye yarar, kullanırken nelere dikkat etmeli?

Şeker hastaları ne yemeli konusunda çok uzun besin listeleri hazırlamak yerine; beslenme tedavisi ilkelerini bilmek, uygulanması ve takip edilmesi en kolay yöntemdir. Bu sebeple aşağıdaki “diyabet hastalığında beslenme tedavisi” başlığını okumanızda fayda var.

Diyabet hastalığında beslenme tedavisi

Diyabetin kontrolünde temel yapı taşlarından biri beslenme tedavisidir.
Diyabette beslenme tedavisinin amacı;
Arzu edilen metabolik kontrolü sağlamak;
Açlık kan şekeri (AKŞ): 70-120 mg/dl
Tokluk kan şekeri (TKŞ): <140 mg/dl
HbAlc: < %6.5
Total kolesterol: < 200 mg/dl
LDL kolesterol: < 100 mg/dl
Trigliserit: <150 mg/dl

Diyabetli bireylerin beslenme tedavileri; yaşına, boyuna, vücut ağırlığına, fiziksel aktivite durumuna, sosyo­ekonomik durumuna ve beslenme alışkanlıklarına göre diyetisyen tarafından hazırlanır. Beslenme programı ki­şiye özeldir. Diyabetli bireyler yeterli ve dengeli beslenme için enerji ve tüm besinlerden önerilen miktarlarda almaları gerekir.

Enerji

Uygun vücut ağırlığının sağlanması ve sürdürülmesi diyabetin kontro­lünde büyük önem taşımaktadır. Enerji dengesi, vücut ağırlığının korun­masını sağlar. Tip 2 diyabetik bireylerin % 80’i obezdir. Enerji alımının azaltılması ile ağırlık kaybı metabolik kontrolü olumlu yönde etkiler. Diyabetik bireylerin enerji gereksinmeleri saptanıp, kendilerine uygun enerjiyi diyetle almaları arzu edilen vücut ağırlığının sağlanması açısından önemlidir.

diyabet ve beslenme

Karbonhidratlar

En önemli enerji kaynağıdır. Günlük diyetle mutlaka alınmalıdır. Be­sinlerde bulunan karbonhidrat türleri şekerler, nişasta ve posa’dır. İnsülin kullanan diyabetik bireylerde, yoğun insülin tedavisi alanlarda öğün ön­cesi insülin dozunun öğünün karbonhidrat içeriğine göre ayarlandığında toplam karbonhidrat miktarı glisemik kontrolü etkilememektedir. Karışım insülin kullananlarda karbonhidrat miktarında gün gün tutarlılık olması ge­rekir. Diyabetli bireye karbonhidrat kaynağı olarak önerilen besinler; tam taneli tahıllar, ekmek, kuru baklagiller, sebzeler, meyveler, süt ve süt ürün­leridir.

Karbonhidrat nedir? Hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve zararları

Posa: yiyeceklerin sindirilemeyen kısmıdır. Diyet posasının vücuttaki etkileri;

  • Kan şekerini yavaş yükseltir,
  • İnsülin ihtiyacını azaltır,
  • Tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olur.
  • Bağırsak çalışmasını düzenler, kabızlığı önler.
  • Kanda yağların yükselmesini önler. Diyetteki posa miktarını arttırmak için;
  • Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edilmeli,
  • Pirinç yerine bulgur tercih edilmeli,
  • Meyve suyu yerine meyve yenilmeli, kabuklu yenebilen meyveler iyi­ce yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan yenmeli,
  • Günde en az 5 porsiyon sebze/meyve yenmeli,
  • Öğünlerde salata yenmeli,
  • Kurubakalgiller sıklıkla tüketilmelidir (haftada 2-3 kez).

Proteinler:

Vücudun büyümesi, gelişmesi ve yıpranan dokuların onarılmasında önemli görevleri vardır. Diyabet vücudun protein gereksinimini etkilemez. Önerilen miktarlarda alınması gerekir. Ancak diyabete bağlı böbrek prob­lemleri gelişmiş ise diyetle protein alımının sınırlandırılması gerekir.

Yağlar:

Yüksek enerji veren besin ögeleridir. Besinlerle alı­nan yağ ve kolesterol miktarının fazlalığı şişmanlığa ve kalpdamar hastalıklarına yol açabilir. Diyetle alınan top­lam yağ miktarı

  • Görünmez yağ (yiyeceklerin yapısında bulunan yağlardan)
  • Görünür yağ (yemeklere dışarıdan eklenen yağlardan) oluşmaktadır.

Diyabetliler nasıl egzersiz yapmalı, nelere dikkat etmeli

Yağların miktarı ve cinsi kalp-damar hastalıklarının oluşumunda büyük önem taşır. Yağlar içerdikleri yağ asit türlerine göre gruplara ayrılırlar.

  • Doymuş yağlar: tereyağı, içyağı, kuyruk yağı, katı yağlar, et, süt, pey­nirde bulunan yağların büyük bir kısmı.
  • Doymamış yağlar; tekli doymamış yağlar: zeytinyağı, fındık yağı, çoklu doymamış yağlar; n-6 serisi: ayçiçek, mısırözü, soya, pamuk yağı n-3 serisi: balık yağı

Sağlığın korunmasında diyetle alınan yağ türlerinin belirli bir dengede olması önerilmektedir.

Doymuş yağdan gelen enerjinin < %7
Tekli doymamış yağdan gelen enerjinin %15
Çoklu doymamış yağdan gelen enerjinin< % 8-9
Diyet kolesterolü <300 mg/gün

Bunun için;

  • Kırmızı et yerine, tavuk, balık, hindi eti tercih edilmeli,
  • Haftada 1-2 porsiyon balık tüketilmeli,
  • Etli yemeklere ayrıca yağ eklenmemeli,
  • Yemeklerde katı yağ yerine sıvı yağ ( zeytinyağı/fındık yağı ve ayçi-çek/ mısırözü/soya yağı) kullanılmalı ve mümkün olduğunca yağ miktarı azaltılmalı,
  • Haftada 2 kez yumurta yenilmeli,
  • Sakatatlar( karaciğer, beyin, böbrek vb.), doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksek olduğu için tüketilmemeli,
  • Sosis, salam, pastırma, sucuk gibi et ürünleri tü­ketilmemeli,
  • Kuyruk yağı, iç yağı, tereyağ ve katı yağlar kulla­nılmamalı,
  • Yemekler pişirilirken kızartma ve kavurma yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Vitaminler ve Mineraller

Yeterli ve dengeli beslenen diyabetikler günlük vitamin ve mineral ge­reksinmelerini diyetle karşılayabilirler.

Diyabetliler için öğün sayısı ve zamanı

Yemeklerin miktarı ve cinsi kadar, tüketim za­manları da büyük önem taşır. Önerilen besinle­rin zamanında ve önerilen miktarlarda yenilmesi hipo ve hiperglisemiyi önler. Uzun aralıklarla dü­zensiz yemek yenmesi hipo ve hiperglisemiye yol açar. İdeal öğün aralığı ve miktarı bireysel kan glikoz takibine yardımcı olur. 3 ana, 2-3 ara öğün tüketilmesi uygundur.

Yapay tatlandırıcılar ve diyet ürünleri

Enerji içerenler: fruktoz, sorbitol, mannitol, ksilitol
Enerji içermeyenler: sakkarin, siklamat, asesülfam-K, aspartam

Enerji içeren tatlandırıcılar belirli miktarların üzerinde tüketilmesi ha­linde kan şekerini yükseltebilirler. Sorbitol fazla alındığında ishale neden olabilir. Enerji içeren tatlandırıcıların bulunduğu yiyecekler diyetisyene da­nışılmadan tüketilmemelidir.

Diyabet ve beslenme: Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastaları için önerileri

Tatlandırıcıların, cinsine göre günlük en fazla kullanılabilecek miktarlarının farklı olduğu unutulmamalıdır. Diyet ürünleri hiçbir kısıtlama olmadan yenilebilecek yiyecekler olarak düşünülmemelidir. Diyet ürünlerinin etiket bilgileri mutlaka okunmalıdır. Her diyet ürünü kullanılabilecek özelliklere sahip olmayabilir. En önemli nokta ürün içeriğinin enerjisi ve kullanılan tatlandırıcının cinsidir.

Diyabet Hastaları için beslenme önerileri

  • Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilmeli,
  • Bireye uygun vücut ağırlığı sağlanmalı ve sürdürülmeli,
  • Öğün atlanılmamalı,
  • İnsülin ve/veya ilaç zamanlarına ve dozlarına dikkat edilmeli,
  • Önerilen fiziksel aktivitelere (yürüyüş gibi) özen gösterilmeli,
  • Sigaradan uzak durulmalıdır.

Şeker hastalığı tedavisinde son gelişmeler

Şeker hastalığı tedavisinde son gelişmeler hakkında bilgi almak için metabolik cerrahi yazımızı okumanızı öneriyoruz….Diyabet tedavisinde en son gelişmelerden haberdar olabilmek için sitemizdeki Diyabet bölümünden son gelişmeleri takip edebilirsiniz


Gestasyonel diyabet

  • Gebelik esnasında diyabet
  • Hastaların %20–40’ında daha sonrada tip 2 diyabet gelişir, küçük bir kısmında ise tip 1 diyabet gelişir.

Oral glikoz tolerans testi

  • Bozulmuş glikoz toleransının belirlenmesi için gereklidir
  • Eğer açlık glikoz seviyesi; diyabet için teşhis eşik değerini geçerse, teşhis için glikoz tolerans testi gerekli değildir, öyle ki artan açlık glikoz seviyesi olan ya da belirgin diyabet riski olan hastalarda (metabolik sendrom, aile geçmişi), olası diyabetin belirlenmesi için test yapılması faydalıdır.
  • Yetişkin bir hastaya, bir gecelik açlık sonrasında bir çözelti içerisinde 75 g glikoz verilir.
  • Plazma glikoz seviyesi, çözeltinin içilmesinden hemen önce ve 2 saat sonra belirlenir.
  • Hasta, testten önceki gece açlığı esnası haricinde testten önceki 3 gün süresince normal miktarlarda karbonhidrat ile beslenmelidir.
  • Değerlerin yorumlanması için bkz tablo.

Çocuklarda yeni teşhis edilmiş tip 1 diyabet

Tanı ve tedavinin başlatılması

  • İşaretler ve belirtiler erken evrede tanınmalıdır: susama ve sık idrar, daha önce tuvalet eğitimi almış çocukta gece altına kaçırma, yorgunluk, abdominal ağrı, orantısız dehidrasyon ve kilo kaybı. Bir infantta tek belirti astım krizine benzer solunum sıkıntısı olabilir.
  • Hemen harekete geçilmelidir, yani ya reaktif strip ile idrarda glikoz test edilecek ya da glikoz sayacı ile kan test edilecek (plazma glikoz).
  • Çocuğun idrar testinin glikoz pozitif çıkması ya da kan glikoz konsantrasyonunun artması durumunda, tedavi eden doktora ya da nöbetçi doktora hemen bilgi verilmesi için laboratuara talepte bulunulmalıdır.
  • Eğer bir çocukta diyabetten şüphe ediliyorsa, aynı gün daha ileri önlemler alınmalıdır. Laboratuar sonuçları asla hafta sonu sebebiyle beklenmemelidir.

İnsülin direnci nedir, neden olur? Nasıl kontrol altında tutulur?

  • Eğer çocuğun idrarı glikoz pozitif çıkarsa, hemen çocuğun kanı glikoz için test edilmelidir. Eğer kan glikoz değeri yükselmişse (ya da kan glikoz ölçümünün sonuçlarını elde etmek hemen mümkün değilse) çocuk bir acil servise ya da yatarak tedavi olanakları ve hazırda doktoru olan yere daha iyisi bir pediyatri hastanesine gönderilmelidir. Kan glikoz değerleri normal olduğu sürece, asemptomatik bir çocukta glikozürinin tesadüfi bir bulgu olup olmadığı temel bakımda incelenebilir.
  • Altı aydan küçük ya da henüz yürümeyen ya da konuşmayan çocukların ilk tedavileri büyük bir (eğitim veren) hastanede yapılmalıdır.
  • Pediyatri hastanesine yolculuğun önemli bir süre alacağı durumlarda (saatler) rehidrasyon ve insülin tedavisi temel bakımda sadece başlatılmalıdır. Eğer çocuk oldukça kötüyse, telefonla pediyatrik ekibe danışılmalıdır.
  • Dehidrasyonu düzeltmek için sıvı replasman tedavisi hastanenin acil servisinde başlatılmalıdır ve uzman ünitede ketoasidoz tersine dönünceye kadar devam ettirilmelidir.
  • İnsülin tedavisi, başlangıç sıvı replasman tedavisi ile bağlantılı olarak ya sürekli bir intervenöz infüzyon ya da intermitan subkutanöz enjeksiyonlar ile başlatılmalıdır.
  • Aile ve çocuğun, diyabet ve tedavisi hakkındaki eğitimi hastaneye yatıştan sonraki birkaç gün içinde başlatılmalıdır. Hastaneye ilk kabulün uzunluğu genellikle yaklaşık bir haftadır.

Kaynaklar:
1- Definition and diagnosis of diabetes mellitus: WHO/2006 
2- Diagnosis of Diabetes Mellitus

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla