Ilko
Ilko

Tümör analizi kanser tedavisinde çok önemli bir işleve sahip olabilir

  |   Kategori: Onkoloji

kanser-hucresiTümörün genetik yapısı kanser tedavisinde önemli bir ayrıştırıcı olabilir
Berlin’de 22’ncisi düzenlenen Moleküler Hedefler ve Kanser Terapötikleri Sempozyumunda sunulan yeni bir araştırmaya göre, trastuzumab (Herceptin), gefitinib (Iressa) ve erlotinib (Tarceva) gibi hedeflenmiş kanser tedavileri, düşünülenden daha fazla türde kanserin tedavisinde kullanılabilir. Amerikalı bilim adamları, araştırma kapsamında mevcut tedavilerle hedef alınmış 20 gen üzerinde çalıştı ve çok çeşitli tümörlerde bu genlerde anlamlı değişiklikler buldu. Araştırma sonuçları, kanser hastalarının yetkili merciler tarafından etkinliği onaylanmış bu tedavilerden daha fazla yararlanabileceğini öngörüyor.

Ancak, Compendia Bioscience Bilimsel Uygulamalar kurucularından Dr. Daniel Rhodes, sempozyumda bu araştırma sonuçlarını derhal uygulamaya dökebileceklerini, ancak hastaya özgü verilecek ilaçları araştırmak için daha geniş ölçekli klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Genler birçok şekilde kanserin meydana gelmesinde rol oynayabilir.

Örneğin, genin fonksiyonunu bozan mutasyonlar veya genin çok sayıda kopyalandığı DNA amplifikasyonu. Normal hücrelerde (germ hücreler dışında) genellikle her genden iki tane bulunur, fakat kanser hücreleri kansere neden olan spesifik genlerin başka kopyalarını da taşır. Bu çalışmada Dr. Rhodes ve ekibi, spesifik bir genin beş veya daha fazla sayıda kopyasının bulunduğu tümörleri inceledi.

Hedeflenmiş tedaviler, mutasyona uğramış veya amplifiye olmuş genlerin etkilerini bloke eder, fakat Dr. Rhodes’e göre bu tedaviler genellikle hastanın taşıdığı tümörün genotipine ilişkin yeterli bilgi edinilmeden uygulanır. Oysa hastaya özgü tedavinin amacı, hastanın kanser türünü belirlemek ve uygulanacak tedaviye karar vermektir. Ancak, günümüzde hastaların birçoğuna genetik test yapılmamaktadır. Araştırmacılar da DNA amplifikasyonunu kullanarak bu fırsatı değerlendirmeyi ve kanser hastalarının yararlanabileceği hedeflenmiş tedavileri belirlemeyi tercih etti.

Kolesterol kontrolü pankreas kanseri tedavisinde işe yarayabilir mi?

Araştırmacılar, onaylanmış veya klinik çalışmaları devam eden tedaviler ile hedeflenmiş 22 gen üzerinde çalıştı ve hedefin küçük hasta gruplarında genellikle yüksek düzeyde amplifikasyon gösterdiğini ve spesifik kanser türlerinde daha sık amplifikasyona rastlandığını buldu (örn. beyin kanserinde %21.4 ve meme kanserinde %23.2).

Bu çalışmada bazı kanser hastalarına DNA amplifikasyon testi yapılması gerektiği ve bazı hastaların mevcut tedavilerden yararlanabileceği vurgulandı. Araştırmacılar, hedeflenmiş tedavilerin DNA amplifikasyonu olan tüm kanser hastalarında yararlı olduğunu, fakat daha önce yapılan klinik çalışma ve deneylerde bazı DNA amplifikasyonlarının terapötik etkinin göstergesi olduğunu bildirdi.

Araştırmacılar, çalışma kapsamında 4086 hastanın tümör genini inceledi ve 438 kanser hastasında 592 anlamlı DNA amplifikasyonu saptadı. Bu bulgu, kanser hastalarının %5-10’unun mevcut hedeflenmiş tedavilerden yararlanabileceği anlamına geliyordu. Beyin ve meme kanserlerinin yanı sıra, araştırmacılar kolon (%5.8), akciğer (%5.8), yumurtalık (%4) ve pankreas (%3) kanserinde anlamlı amplifikasyonlar saptadı.

Karaciğer kanserinde onkogeni bloke etmek tedavi seçeneği olabilir

Karaciğer kanseri, lösemi ve miyelomda bu tür amplifikasyonlara nadiren rastlandı veya hiç rastlanmadı. Ayrıca trastuzumabın hedeflendiği meme kanserinde (%13.7) HER2 geninde amplifikasyon görüldü. Ayrıca kolorektal (%1.3) ve akciğer (%0.9) kanser hastalarının bazılarında da bu durum saptandı. Araştırılan ve onaylanan başka tedavilerin hedeflendiği kanser türlerinde de bazı genlerde amplifikasyon görüldü.

Araştırmacılar, amplifikasyonların çeşitli kanserlerin büyümesine neden olup olmadığını da araştırdı. Dr. Rhodes, her DNA amplifikasyonunun kanserden sorumlu olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, fakat bazı izlere rastladıklarını belirtti. Amplifikasyonlar genomun küçük, fokal bölgelerindeyse hedef genin sorumlu olduğunu, hedef genin komşu genlerden daha yüksek düzeyde olduğu durumlarda ise, hedef genin kanserden daha fazla sorumlu olduğunu bildirdi. Bu nedenle, hedef genin çevresindeki amplifikasyonlu bölgeleri incelediklerini ve neredeyse tüm olgularda amplifikasyonlu genlere rastladıklarını vurguladı.

Dr. Rhodes, bu çalışmanın DNA amplifikasyonlu klinik bir çalışma olduğunu ve ilerlemiş kanser hastalarında DNA amplifikasyonunun hedefler ile ilişkili olup olmadığını araştıran bir çalışma olduğunu belirtti. Bu tür bir çalışma maliyetli olmakla ve çok sayıda hasta gerektirmekle birlikte, amplifikasyonların görülme sıklığına ve yapısına ilişkin bilgi verici nitelikte olduğunun altı çizildi. Dr. Rhodes, bu çalışmanın diğer araştırmacılara ışık tutacağı kanısında.

KAYNAK: EORTC [European Organisation for Research and Treatment of Cancer, NCI [National Cancer Institute], AACR [American Association for Cancer Research]. Personalized medicine: Tumor analysis reveals new opportunities for existing cancer drugs.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMLAR

avatar
wpDiscuz
 
 
 
 
 
 
 
 
Araç çubuğuna atla