Türkiye’de kalp damar hastalığından ölümler, meme kanserinden 10 kat fazla

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Damar Sağlığı, Sağlık Gündemi, Üye Yazıları Print

Kardiovasküler hastalıklar (kalp damar hastalıkları) dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm nedenlerinin ilk sırasında yer almaktadır. Türkiye’de her yıl yaklaşık 250 binin üzerinde kişiye kalp damar hastalığı tanısı konuluyor ve bunların 150 bininden fazlası hayatını kaybediyor. Türkiye’de her yıl ani kalp krizine bağlı yaklaşık 100 bin ölüm gerçekleşiyor. Bu rakam çoğu Avrupa ülkesindeki rakamlardan fazladır. Kalp damar hastalıklarının erken tanısının önemine ve önlenebilir olduğuna dikkati çeken Düzen Sağlık Grubu Çayyolu Polikliniği Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nail Çağlar, risk faktörlerinin kontrolü ile kalp damar hastalıklarından ölüm riski ve ciddi yan etkilerin çok önemli ölçüde azaltılmasının mümkün olduğunu söyledi. Kalp sağlığı konusunda uyarıcı bilgiler veren Prof. Dr. Çağlar, Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtladı.

Kalp damar hastalıkları nelerdir, bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Çağlar: Kalp damar hastalıkları günümüzde toplumda çok sık rastlanan ciddi sağlık problemleridir. Kalp ve damar hastalıkları çok yavaş ve sinsi ilerleyen bir hastalık olup, bu nedenle hastalığı önlemede en önemli yöntemin risk faktörlerinin kontrolü olduğu unutulmamalıdır. Kalp damar hastalıklarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kalbi besleyen damarların (koroner arterler) daralması/tam tıkanması (aterosklerotik kalp hastalığı, kalp krizi)
  • Kalp atımı düzensizlikleri, iletim sistemi bozuklukları (ekstrasistoller, bloklar)
  • Kalp yetmezliği
  • Doğuştan olan kalp hastalıkları (kalp kası hastalıkları, kalp kulakçıkları ve karıncıklarını ayıran yapılarda delikler)
  • Kalp kapaklarının daralması, yetmezliği
  • Hipertansiyon (yüksek kan basıncı, erişkinlerin yaklaşık %30’unda vardır.)
  • İnme (felç)
  • Aortanın balonlaşması (anevrizma), yırtılması (diseksiyon)
  • Bacak damarlarında daralma/tıkanma
  • Beyine giden boyun damarlarında daralma/tıkanma

Prof. Dr. Murat Tuzcu: Kalp hastalıklarının %90’ı kader değil ve korunmak mümkün

Yaşam tarzımız kalp damar sağlığımızı etkiler mi? Kalp damar hastalıkları için risk faktörleri nelerdir?

Prof. Dr. Çağlar: Şu 6 faktör kalp damar hastalığı için zararlıdır; sigara, aşırı alkol tüketimi, aşırı tuz tüketimi, hareketsizlik, dengesiz beslenme, şişmanlık. Bu zararlı yaşam tarzı kişilerin %80’inde kalp damar hastalığı riskini arttırır. Çalışmalar, sigara içilmemesinin, yeterli fiziki aktivite yapılmasının, zayıflamanın, kırmızı etin sınırlı yenmesini, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin, alkol kısıtlamasının her birinin kalp damar hastalığı riskini veya kalp damar hastalığının yan etkilerini önemli ölçüde azalttığını göstermektedir.

Önerilen miktarlar; sebzeler için 400gr/gün, kırmızı et için 100gr/haftadır. Şekerli içecekler çok azaltılmalıdır. Alkol için miktarlar; viski/rakı gibi içeceklerde 50-60 ml/gün, şarap için 320 ml/gün olmalıdır. Kadınlar için bu miktarların yarısı geçerlidir. Haftada en az 150 dk. tempolu yürüyüş yapılmalıdır. Yürüyüşe haftada iki günden fazla ara verilmemelidir.
Şişmanlarda artmış yağ hücreleri damar yapısını bozan maddeler salgılar. Bu hastalarda hipertansiyon, diabet, kalp krizi ve kalp yetmezliği riski artar. Zayıflama çok önemlidir.

Bazı kalp damar hastalığı risk nedenleri özellikle kadınlarda daha sık görülüyor. Bu riskleri anlatır mısınız?

Prof. Dr. Çağlar: Gebelikte; diyabet veya hipertansiyon riski olabilir. Kadınlarda şişmanlık (obezite) ve sigara kullanımı fazladır. Sigara ve doğum kontrol haplarının birlikte kullanımı kadınlarda stroke (beyin felci) riskini arttırır. Çünkü doğum kontrol hapları nikotinin etkisini arttırmaktadır. Meme kanseri ve ilaç tedavisi kalp hastalığı riskini yükseltir. Menopoz ile östrojen hormonundaki değişikliklerde kalp damar hastalıkları için risk demektir.

Çünkü östrojenin kalp ve damarları koruyucu etkisi vardır. Kadınlarda kalp kasını besleyen küçük damarların hastalığı daha sıktır. Kadınlarda ‘kırık kalp sendromu’ (Takotsubo Sendromu) daha fazla olmaktadır. Kadınlarda, kalp damar hastalıkları tanısı için yapılan testlerde (EKG, Efor Testi, Kalp Kası Sintigrafisi gibi) yanıltıcı sonuçlar daha fazla olmaktadır.

Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu: Türkiye’nin kronik hastalık yükü verileri güncellenecek

Kardiovasküler hastalıklar (kalp damar hastalıkları) dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm nedenlerinin ilk sırasındadır. Türkiye’de her yıl yaklaşık 250 binin üzerinde kişiye kalp damar hastalığı tanısı konulmakta, bunların 150 bininden fazlası hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de her yıl ani kalp krizine bağlı yaklaşık 100 bin ölüm olmaktadır. Bu rakam çoğu Avrupa ülkesindeki rakamlardan fazladır. Kalp damar hastalıkları kadınlar için de bir numaralı ölüm nedeni olmaktadır. Kalp nedenli ölümler meme kanserine bağlı ölümlerden 10 misli daha fazladır.

Tıkayıcı uyku apnesi kalp hastalığı için bir risk faktörü müdür?

Prof. Dr. Çağlar: Evet, tıkayıcı uyku apnesi kalp hastalığı için ciddi bir risk faktörüdür. Uykuda horlama, solunum durması, sık uyanma, boğulma hissi ile uyanma şikayetleri olan kişiler mutlaka uyku laboratuarına gitmeli, doğru tanı konulması için incelenmelidirler. Bu kişiler genellikle şişman ve kısa boyunludurlar. Sabahları yorgun kalkarlar, başağrısı ile uyanırlar. Gün için de uyuklama vardır, yorgunluk, konsantrasyon eksikliği olur. Bu hastaların araba kullanmaları da risklidir. Bu hastalarda seksüel yetersizlik, kas ağrıları, reflü, depresyon sık görülür. Kan basıncında kontrol edilemeyen tedaviye dirençli yükselmeler, ciddi ritim bozuklukları, kalp krizi, ani kalp ölümleri görülür.

Kalp damar hastalıklarının belirtileri nelerdir?

Prof. Dr. Çağlar: Kalp damar hastalığında en sık rastlanan belirti, göğüs ağrısıdır. Göğüs ağrısı; göğüste yanma/baskı hissi eforla ya da istirahatta olabilir. Genellikle yaygındır. Kol iç kısmına, sırta, boğaza doğru yayılabilir. Kalp ağrıları, çenede, sırtta veya mide bölgesinde olabilir. Dakikalar sürebilir, istirahatta geçer. Özellikle istirahatta böyle bir ağrı olur, uzun sürerse hemen hastaneye gitmek, erken tanı ve tedavisi için çok önemlidir. Bu şikayetler kalbi besleyen koroner damarların daraldığını/tıkandığını düşündürür.

Diğer bir belirti çabuk yorulmadır. Yürümekle nefes darlığı, gece uykudan nefes darlığı ile uyanmak, bu bulgular kalp yetmezliğini düşündürür. Yine kalpte düzensiz atışlar; çarpıntı nöbetleri, sürekli kalp hızının yüksek olması. Bu kişiler kalp hastalığı için kontrol edilmelidir. Yürümekle bacaklarda, yürümeyi durdurabilen ağrılar (damar hastalığı belirtisidir). Kan basıncının yüksekliği de belirtiler arasında yer alır.

TKD uyardı! Türklerin kalbi Avrupalılardan 10 yıl önce yaşlanıyor

Bayılma (senkop) yani hastanın çok kısa süreli bilinç kaybı ile yere düşmesi ve kendiliğinden düzelme olmasıdır, kalp hastalıklarında da olabilir. Ani ölüm meydana gelebilir. Bazen hastaların şikayeti olmayabilir ya da belirtileri hastalar önemsemezler.

Kalp damar hastalıklarında hangi tanı yöntemleri kullanılıyor?

Prof. Dr. Çağlar: Kalp damar hastalıklarının tanısında hastanın şikayetlerini dinlemek ve fiziki muayenesi çok önemlidir. Tanı yöntemlerini ise şu şekilde sıralayabiliriz: EKG (elektrokardiyografi), kan tetkikleri (kan yağları, kan şekeri, böbrek fonksiyonları ve diğerleri), telekardiyografi, efor testi (Treadmill efor testi; hareketli bir band üzerinde kan basıncı, EKG kontrolü yapılarak hastanın yürümesi), kalp damarları (koroner) hakkında bilgi verir. Miyokard perfüzyon sintigrafisi; kalp kasının beslenmesini gösterir. Bilgisayarlı tomografik koroner anjiografi: Koroner damarların anotomisini gösterir. Koroner anjiografi: (damarların görüntülenmesi). Koroner damarların anatomisini gösterir.

EKO: Ekokardiyografi kalp kasının fonksiyonunu, kalbin kapaklarının anatomisini, kalpte doğuştan olan delikleri (ASD (atrial septal defekt), VSD (ventriküler septal defekt), PDA (Patent ductus arteriosus)) gösterir. Elektrofizyolojik İnceleme, genetik testler ise kalp damar hastalıklarında risk tayini için kullanılabilir.

Erişkinlerde kalp kontrolleri ne sıklıkta yapılmalıdır?

Prof. Dr. Çağlar: Yüksek risk grubunda olan kişiler (ailesinde erken kalp hastalığı, kendisinde veya ailesinde diabet, hipertansiyon, obezite olan kişiler şikayetleri olmasa bile), genellikle 30 yaşından itibaren her yıl kardiyovasküler muayene ve tetkiklerini (kan tetkikleri, Ekg, efor testi, telekardiyografi) yaptırmalıdır. Risk grubunda olmayanlar ise 40 yaşından itibaren bu kontrolleri yaptırmalıdır. Gerektiğinde ek testler istenebilir.

Kalp damar hastalıklarının tedavisinde nelere dikkat edilmelidir?

Prof. Dr. Çağlar: Öncelikle, bu hastaların doktorun verdiği ilaçları düzenli olarak alması gerekir. Gerektiğinde (yan etkiler ve doz açısından) doktorlarına danışmalarını öneriyoruz. Tuz kısıtlaması yapılmalıdır. Türkiye’de kişi başına tuz tüketimi genellikle 18-20 gr’dır. Genel olarak 5-6 gr/gün tuz tüketimi uygundur. Hastaların kendilerine verilen koruyucu diyet listelerine uymaları gerekir. Sigara bırakılmalı, alkol tüketimi kısıtlanmalıdır, kilo verilmelidir. Düzenli fiziksel egzersiz yapılmalıdır.

Kalp sağlığını korumak için yaşamsal öneriler

En uygun egzersiz yürüyüştür. Haftada en az 150 dk olmalı, hergün (en az haftanın 5 günü) 40-45 dk tempolu yürünmelidir. Bu şekilde kan basıncında ve kan yağlarında tedaviye ek olarak faydalı azalma olacaktır. Kalp kasında yan dallar (kollateral) açılacak ve beslenmesi olumlu etkilenecektir. Egzersiz ile vücudunuzda endorfin salgısı artacaktır. Ancak bütün bu faydalı etkiler egzersiz programını sürdürdüğünüz sürece olacaktır. Bıraktığınızda ise bu etkiler kaybolacaktır.

Kalp krizi nedir?

Prof. Dr. Çağlar: Kalp krizi (myokard infarktüsü) koroner arterlerin (kalbin kendisini besleyen damarlar) tam tıkanmasıyla oluşur. Tıkanan damarın beslediği kalp kası o bölgeye yeterli kan gelmediği için ölür/kalıcı hasar oluşur. Bu tıkanma, çoğunlukla koroner arterlerdeki plakların çatlaması ve pıhtı (trombüs) birikmesi ile olur. Hasar oluşan bölgede kalp kası kasılamaz ve kalp fonksiyonu bozulur.

Belirtileri hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Çağlar: Göğüs ortasında, kalbin iç yüzünde, mide bölgesinde, çenede veya sırtta ya da bütün bu bölgelerin yayılmasında genellikle 20 dk.’yı geçen şiddetli, künt, sıkıştıran, baskı şeklinde ağrı olur. Ağrı ile birlikte soğuk terleme, ölüm korkusu vardır. Ancak şeker hastalarında, yaşlılarda, kalp krizi geçirirken bu belirtiler olmayabilir.

Böyle bir şikayette ne yapılmalıdır?

Prof. Dr. Çağlar: Hemen 300-500 mg aspirin çiğnenmelidir. Bu ölüm riskini azaltacaktır. Ambulans çağrılmalı, hasta derhal hastaneye götürülmelidir. Erken tanı ve başarılı tedavi için hastaneye varış süresi önemlidir. İlk 12 saatte (özellikle 1. saatte) içinde gelmiş ise tıkalı damar pıhtı eritici ilaçlar (trombolitik tedavi) veya koroner anjiyo yapılarak balon stent ile açılır ve kalp kasının canlılığı korunur.

Kalp krizi belirtileri ve kalp krizinde acil müdahale yöntemleri

Kalp krizi geçiren bir hasta nelere dikkat etmelidir?

Prof. Dr. Çağlar: Kalp krizi geçiren hastaların dikkat etmesi gereken bazı kurallar var. Bunların başında hasta verilen ilaçları düzgün kullanmalı, doktoruna danışmadan değiştirmemeli veya kesmemelidir. Egzersiz yapılmalıdır (yürüyüş). Kalp krizi geçiren hasta/eşi cinsel aktiviteden korkabilir. Doktoru, hastayı bu konuda bilgilendirmelidir. Sildanofil (viagra) grubu ilaçların kullanımı için doktorlarına danışmalılar.

Yine doktorun verdiği diyeti uygulamalı, alkol tüketimini kısıtlayıp, sigarayı bırakmaları gerekir. Çünkü sigara tek başına damar tıkanıklığının oluşması ve ilerlemesi için önemli bir risk faktörüdür. Belirli aralıklarla kontrollerini yaptırmaları lazım. Göğüs ağrıları istirahatta olursa veya yeniden başlarsa mutlaka kontrole gitmeleri gerekir. Ayrıca, kalp krizi geçiren hastalarda depresyon bulguları gelişebilir.

Kolesterol düşürücü ilaçlarla ilgili tartışmalar gündemdeki yerini hala koruyor. Kan yağlarını (kolesterol, LDL gibi) düşüren ilaçlar (statinler) ile ilgili sizin düşünceniz nedir?

Prof. Dr. Çağlar: Kalp krizi geçirenler, kanıtlanmış koroner arter hastalığı olanlar, diabeti bulunanlar, statinleri ömür boyu kullanmalıdır. Kolesterol/LDL düşünce bu ilaçları kesmemelidirler. Çünkü bu ilaçlar kan yağlarını düşürerek fayda sağlamanın dışında farklı bir mekanizma ile atardamarların (koroner, beyine giden damarlar, bacak ve karın damarları) hastalığının ilerlemesini engeller. Sık görülen yan etkileri kas-eklem ağrılarıdır. Statinler karaciğer testlerinizi (ALT, AST gibi) yükseltebilir. Bu testler belirli değerlere ulaşmadıkça ilacı kesmemek gerekir. Statinler kan şekerini yükseltebilir ama bu hastanın ilacı kesmesini gerektirmez.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla