
Op. Dr. Volkan Arayıcı
Obezite, Türkiye’de her üç yetişkinden yaklaşık birini etkileyen kronik bir hastalık. Diyet, egzersiz ve son yıllarda yaygınlaşan ilaç tedavileri pek çok kişide işe yarıyor; ancak bir kısım hastada kalıcı sonuç için cerrahi seçenek gündeme geliyor. Peki obezite cerrahisi kimler için uygun, kimler için değil ve karar vermeden önce nelerin bilinmesi gerekiyor.
Halk arasında mide küçültme ameliyatı olarak da bilinen obezite cerrahisi (bariatrik ve metabolik cerrahi), midenin hacmini küçülterek ya da sindirim yolunun bir bölümünü devre dışı bırakarak hem yenen miktarı hem de açlık ve tokluk hormonlarını etkileyen ameliyatların genel adıdır. Bugün en sık uygulanan yöntemler tüp mide (sleeve gastrektomi), gastrik bypass ve mini gastrik bypasstır. Bu ameliyatların büyük çoğunluğu laparoskopik yöntemle, yani karına açılan birkaç küçük delikten yapılır. Tüp mide ameliyatı genellikle 45–75 dakika sürer.
Mide küçültme ameliyatı bir “estetik işlem” değildir. Amacı; tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, eklem sorunları ve yağlı karaciğer gibi obeziteye bağlı hastalıkların kontrolünü kolaylaştırmak ve yaşam kalitesini artırmaktır.
Tüp mide ameliyatında midenin yaklaşık dörtte üçü çıkarılır ve geriye ince bir tüp şeklinde mide kalır. Bağırsak yapısına dokunulmaz. Hem mide hacmi küçülür hem de açlık hormonunun önemli bir kısmının salgılandığı bölge çıkarıldığı için iştah azalır.
Gastrik bypass ameliyatında küçük bir mide cebi oluşturulur ve ince bağırsağın bir bölümü besinlerin yolundan çıkarılır. Özellikle şiddetli reflüsü ya da tip 2 diyabeti olan hastalarda tercih edilebilir. Mini gastrik bypass ise tek bağlantı noktasıyla yapılan, bypass ailesinden daha kısa süren bir yöntemdir.
Hangi yöntemin uygun olduğu; kilonun yanı sıra reflü, diyabet, beslenme alışkanlıkları ve daha önce geçirilmiş ameliyatlar gibi etkenlere göre birlikte kararlaştırılır. Tek bir yöntemin herkes için doğru olduğu söylenemez.
Karar tek bir sayıya göre verilmez; ancak vücut kitle indeksi (VKİ) değerlendirmenin başlangıç noktasıdır. VKİ, kilonun boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır. Uluslararası obezite cerrahisi derneklerinin (ASMBS ve IFSO) 2022 tarihli ortak önerilerine göre:
Bu eşikler bir “hak” ya da otomatik bir karar anlamına gelmez. Hastanın genel sağlık durumu, daha önce denediği tedaviler, beslenme alışkanlıkları ve ameliyat sonrası sürece uyum sağlayıp sağlayamayacağı birlikte değerlendirilir.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanır? VKİ eşikleri (ASMBS/IFSO 2022) ve karar vermeden önce sorulması gerekenler.
Bazı durumlarda ameliyat ertelenir ya da önerilmez. Kontrol altına alınmamış ciddi psikiyatrik hastalıklar, aktif madde veya alkol bağımlılığı, ameliyat riskini kabul edilemez ölçüde artıran ağır kalp ya da akciğer hastalıkları bunlara örnektir. Gebelik planı olan kadınlarda zamanlama ayrıca konuşulmalıdır; ameliyat sonrası hızlı kilo kaybı döneminde gebelik genellikle önerilmez.
Önemli olan, bu değerlendirmenin ameliyattan önce, yüz yüze ya da ayrıntılı bir ön görüşmeyle yapılmasıdır. Yalnızca boy ve kilo bilgisiyle verilen “uygunsunuz” yanıtı yeterli değildir.
Avantajları: Mide hacmi kalıcı olarak küçülür; tüp mide ameliyatında açlık hormonunun önemli kısmının salgılandığı bölge çıkarıldığı için iştah da azalır. Tip 2 diyabet, yüksek tansiyon ve uyku apnesi gibi obeziteye bağlı hastalıklarda belirgin düzelme görülebilir. Ameliyat laparoskopik yapıldığı için iyileşme genellikle hızlıdır ve hasta birkaç saat içinde ayağa kalkar.
Riskleri: Her karın ameliyatında olduğu gibi kanama, enfeksiyon ve bacaklarda pıhtı riski vardır. Tüp midede en ciddi erken komplikasyon zımba hattında kaçaktır; nadir görülür ama erken fark edilmesi önemlidir. Bazı hastalarda ameliyattan sonra reflü başlayabilir ya da artabilir. Uzun vadede vitamin ve mineral eksiklikleri, hızlı kilo kaybına bağlı sarkık deri ve yıllar içinde kısmen geri kilo alımı görülebilir. Tüp mide ameliyatı geri dönüşü olmayan bir ameliyattır.
Son yıllarda semaglutid ve tirzepatid gibi GLP-1 etkili ilaçlar obezite tedavisinde önemli bir yer edindi. Bu ilaçlar pek çok kişide anlamlı kilo kaybı sağlıyor; ancak bırakıldığında kilonun önemli bir kısmının geri gelebildiği biliniyor. Cerrahi ise daha kalıcı bir anatomik değişiklik yaratır ama geri dönüşü olmayan bir karardır.
İki seçenek birbirinin rakibi değil, farklı hastalar için farklı araçlardır. “Zayıflama iğnesi mi, ameliyat mı?” sorusu, karar aşamasındaki birçok kişinin ilk sorduğu sorulardan biridir. Halen bu ilaçları kullanan kişilerin ameliyattan önce ilacı ne zaman bırakacağı da cerrahla birlikte planlanmalıdır; çoğu zaman son dozun ameliyattan yaklaşık bir hafta önce alınması yeterli olur.
Ameliyat öncesi değerlendirmede genellikle kan tahlilleri, karın ultrasonu, kalp ekokardiyografisi, gerekirse solunum testleri ve kardiyoloji, göğüs hastalıkları ve anestezi muayenesi yer alır. Bazı hastalarda mide endoskopisi de yapılır.
Ameliyattan önce haftalarca süren “karaciğer küçültme diyeti” her merkezde uygulanmaz; bu, cerrahın tercihine ve hastanın durumuna göre değişir. Kendi başına sıkı bir diyete başlamadan önce ameliyatı yapacak ekiple konuşmak gerekir.
Obezite cerrahisinin başarısı yalnızca ameliyathanede belirlenmez. Ameliyattan sonraki ilk haftalarda beslenme aşamalı olarak geri gelir: önce sıvılar, sonra püre kıvamında gıdalar, ardından katı besinler. Bu dönemde yeterli protein ve sıvı alımı, kusma ya da bulantı gibi şikâyetlerin yönetimi önemlidir.
Vitamin ve mineral takviyeleri genellikle ilk aylarda düzenli olarak kullanılır; süre yapılan ameliyata ve kan tahlili sonuçlarına göre belirlenir, çoğu hastada yaklaşık dokuz ay civarındadır. İlk yıl boyunca düzenli kontrol ve hekimle kolay iletişim, hem olası sorunların erken fark edilmesini hem de yeni alışkanlıkların kalıcı hale gelmesini sağlar.
Ameliyattan yıllar sonra kilonun bir kısmının geri gelmesi de mümkündür. Bu durum her zaman ameliyatın başarısız olduğu anlamına gelmez; nedenleri ve çözüm yolları ayrıca değerlendirilmelidir.
İnternette ‘tüp mide ameliyatı İzmir‘ ya da kendi şehrinizin adıyla yaptığınız aramalarda karşınıza çıkan merkezlerle görüşürken bu sorulara net yanıt almak, ameliyatın kendisi kadar önemlidir. Her ameliyatın riskleri vardır ve bu riskler ameliyat öncesinde açıkça anlatılmalıdır. Mide küçültme ameliyatı doğru hastaya, doğru zamanda ve iyi bir takip planıyla uygulandığında obeziteyle mücadelede güçlü bir araçtır.
Bu yazı, İzmir obezite cerrahisi alanında çalışan Op. Dr. Volkan Arayıcı tarafından bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Op. Dr. Volkan Arayıcı genel cerrahi ile obezite ve metabolik cerrahi alanında çalışmakta olup Uluslararası Obezite Cerrahisi Federasyonu (IFSO) üyesidir. Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi için hekiminize başvurunuz.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?