Xarelto’nun mucidi İstanbul’daydı…

22 Kasım 2011   |    7 Ekim 2021    |   Kategori: Farmasötik / İlaçlar Print

VTE’ye karşı geliştirdiği ilk oral direkt Faktör Xa inhibitörü: Xarelto

Bayer’in derin ven trombozunun önlenmesi için geliştirdiği oral antikoagülan Xarelto’nun (Rivaroksaban) ortopedi alanındaki endikasyonları hekimlere tanıtıldı. Toplantıda Rivaroksaban etken maddesinin keşfini yapan Bayer Bilimsel Araştırma Heyeti’nin başkanı farmakolog Dr. Elisabeth Perzborn, molekülün keşfinden bugüne kadar sürdürülen çalışmalar ile ilgili güncel bilgileri paylaştı.

Bayer HealthCare, venöz tromboembolinin (VTE) önlenmesi için geliştirdiği ilk oral direkt Faktör Xa inhibitörü Xarelto’nun, ortopedik endikasyonlarını İstanbul’da düzenlenen bir basın toplantısı ile tanıttı. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muzaffer Demir, Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Remzi Tözün ve Bayer Bilimsel Araştırma Heyeti Başkanı farmakolog Dr. Elisabeth Perzborn’un katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, kalça ve diz protez cerrahisi geçiren hastalarda, pulmoner emboliye sebep olabilen derin ven trombozunun (DVT) önlenmesi için geliştirilen çalışmalarla ilgili güncel bilgiler paylaşıldı.

Prof. Dr. Muzaffer Demir; kan pıhtılaşması, derin ven trombozunun ve pulmoner embolizmin nasıl oluştuğu, oluşma nedenleri, klinik tablosu, ilerleyişi ve yol açtığı sorunlar ile ilgili ayrıntılı bilgi verdi. Profilaksi tedavisinin teşvik edilmesinin hastaların sağlığı açısından son derece kritik olduğunu belirten Demir, Avrupa Birliği ülkelerinde her yıl VTE nedeniyle hayatını kaybeden kişi sayısının 543 bin civarında olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Remzi Tözün ise ortopedide VTE sıklığı, tromboprofilaksi yöntemleri, kullanılan ilaçlar, yeni oral tedaviler, RECORD çalışmaları ve Xarelto hakkındaki bilimsel verileri paylaştı. Ortopedistler için Rivaroksaban’ın son derece önemli bir ilaç olduğunu belirten Tözün, RECORD çalışmalarında Rivakroksaban ile elde edilen pozitif sonuçların heyecan verici olduğunu ifade etti.

Xarelto’nun araştırma ve geliştirme süreçlerini aktaran Dr. Elisabeth Perzborn, bir molekülün keşfinin uzun ve büyük maliyetler gerektiren bir süreç olduğunun altını çizdi. Rivaroksaban’ın keşfi süresince büyük bir ekibin sadece VTE profilaksisi endikasyonu için 10 yıl boyunca çalıştığını belirten Perzborn, en heyecanlı bekleyişin son 18 ayda yaşandığını ve ilk oral direkt Faktör Xa inhibitörünün keşfedildiğini anladıkları anda tarifsiz bir mutluluk yaşadıklarını belirtti.

Xarelto’nun Kullanımı
Kalça protez cerrahisini takiben 5 hafta ve diz protez cerrahisini takiben 2 hafta boyunca, xarelto_kutugünde tek doz 10 mg’lık tablet şeklinde kullanılacak olan Xarelto, bu endikasyonda kalça ve diz protez cerrahisinde DVT’nin önlenmesinde ABD onaylı tek yeni antikoagülan olma özelliğini taşıyor. Alt ekstremite Majör ortopedik cerrahisi geçiren hastalarda, venöz tromboembolizmin (VTE) önlenmesinde endike olan Xarelto (Rivaroksaban) 10 mg film kaplı tablet, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından 3 Haziran 2011 tarihinde ruhsatlandırıldı. Xarelto 10 mg film kaplı tablet (rivaroksaban) 10 tablet ve 30 tabletlik ambalajlarda Ekim ayında Türk Tıbbının hizmetine sunuldu.

Türkiye’de her yıl 60 bin diz ve kalça replasmanı yapılıyor
Türkiye’de her yıl yaklaşık 60 bin diz ve kalça replasmanı yapılıyor. Bu ameliyatlar özellikle bacaktaki damarlarda pıhtılaşma sonucu oluşabilecek DVT riskini arttırıyor. DVT’nin seyrettiği damarlarda oluşan pıhtı, kısmen ya da tamamen koparak akciğerlere ulaşıp temiz kan akışını etkileyerek hayatı tehdit edecek sonuçlar doğuran pulmoner emboliye (PE) sebep olabiliyor.

Xarelto /  Rivaroksaban hakkında
Oral bir antikoagülan olan Rivaroksaban; Bayer Healthcare’in Almanya’nın Wuppertal kentindeki laboratuvarlarında, Bayer HealthCare ile Johnson & Johnson işbirliğiyle geliştirildi. Hızlı etki gösteren, yüksek biyoyararlanıma ve öngörülebilir doz yanıtına sahip olan Rivaroksaban; pıhtılaşma parametrelerinin takibini gerektirmiyor ve düşük gıda-ilaç etkileşim potansiyeli taşıyor.

Xarelto adıyla pazara sunulan Rivaroksaban, elektif kalça veya diz protez cerrahisi geçiren yetişkin hastalarda DVT’yi önlemek için kullanılıyor ve bu endikasyonda enoksaparin karşısında sürekli üstünlük gösteren tek antikoagülan olma özelliği taşıyor. Xarelto, bugüne kadar 110’dan fazla ülkede onay almış ve yaygın olarak kullanılmaktadır. Xarelto’nun Amerika’daki pazarlama hakları Janssen Pharmaceuticals (Johnson&Johnson)  şirketine ait bulunuyor.

Xarelto’nun Faz III klinik geliştirme programından elde edilen verilere göre, rivaroksaban enoksaparin ile karşılaştırıldığında, hem uzun dönem (5 hafta) hem de kısa dönem (2 hafta) tedavide üstün etkililik gösterdi.  Bu çalışmalarda düşük major kanama oranları ve güvenlilik açısından rivaroksaban ve enoksaparin benzer profiller sergiledi.

Rivaroksabanın geniş kapsamlı klinik çalışma programı, bu ilacı, dünya çapında, üzerinde en çok çalışılan ve yayım yapılan oral, direkt Faktör Xa inhibitörü konumuna getirdi. Atriyal fibrilasyon hastalarında inmenin önlenmesi, DVT tedavisi ve akut koroner sendromun ikincil korunması da dâhil olmak üzere, akut ve kronik koşulları geniş bir yelpazede değişen venöz ve arteriyel tromboembolik bozukluklarının önlenmesi ve tedavisi için yapılan ve devam eden çalışmalara 65.000’den fazla hasta katıldı

Rivaroksaban / Xarelto
Dünyada 100’den fazla ülkede 2008’den beri kullanılan ve Türkiye’de alt ekstremitelerin major ortopedik  cerrahisinde venöz tromboembolinin önlenmesi endikasyonunda ruhsatlı olan  Rivaroksaban, venöz tromboembolinin (VTE – toplardamarlar içinde kan pıhtısı oluşması) önlenmesi için günde bir kez kullanılan  oral bir antikoagülandır. (pıhtılaşma önleyici). Xarelto FDA ve EMA onaylıdır. Pıhtılaşma, vücutta yaraların iyileştirilmesi için doğal olarak görev yapan hayati bir süreçtir. Ancak bazı durumlarda bu süreç kişinin yaşamını tehdit eden tromboz gibi hastalıklara dönüşebilir. Bu durum sadece Avrupa Birliği ülkelerinde yılda 500 binden fazla kişinin ölümüne neden oluyor.

VTE dünyada global bir sağlık problemi olarak kabul ediliyor. ABD’de yılda 2 milyondan fazla kişide  derin ven trombozu görülürken, hastane ölümlerinin de yaklaşık yüzde 10-17’sinin sebebinin pulmoner emboli olduğu kaydediliyor. AB ülkelerinde de her yıl 1 milyonun üzerinde hasta venöz tromboembolik problemler yüzünden kaybediliyor veya VTE ile bağlantılı başka problemlerle karşılaşıyor.

Derin ven trombozu insidansı açısından en yüksek risk gruplarından birini elektif kalça protezi, diz protezi gibi majör ortopedik cerrahi hastaları oluşturuyor. Bu durumlarda profilaksi yapılmazsa yüzde 40-80 oranında derin ven trombozuyla karşılaşılabiliyor. Bir diğer önemli nokta da derin ven trombozu riskinin sadece hasta hastanede yatarken değil, taburcu olduktan sonraki yaklaşık 1-2 ay içinde de görülebilmesi. Yani risk ameliyattan sonra da devam ediyor. Dolayısıyla bu hastalara uzun dönem profilaksi yapılması büyük önem taşıyor.

İdeal bir antikoagülanın (pıhtılaşma önleyici) ağızdan alınabiliyor olması, geniş bir tedavi penceresine sahip olması, rutin takip gerektirmeyen sabit bir dozunun bulunması ve yiyecek ve ilaçlarla etkileşmemesi gerekiyor. Bayer’in Xarelto (rivaroksaban) isimli ürünü  en geniş kapsamlı klinik çalışma programına sahip  ağızdan alınabilen Faktör Xa inhibitörü konumunda bulunuyor. Rivaroksaban pıhtılaşma sistemindeki Faktör Xa’yı etkisizleştirerek pıhtılaşmayı hızlandıran trombin enziminin üretimini kontrol altına alıyor.

2008 ve 2009 yılında yayımlanan RECORD çalışmalarının sonuçlarına gore total diz veya kalça artroplastisinden sonra venöz tromboembolizmi önlemede günde bir kez oral yoldan alınan 10 mg rivaroksaban, cilt altına uygulanan enoksaparinden üstün bulundu. Eylül 2008’de Avrupa Birliği ve Kanada, Xarelto’nun (rivaroksaban) kalça veya diz protezi ameliyatı yapılan yetişkinlerde venöz (toplardamar) tromboembolizmi önlemek amacıyla kullanımını onayladı. Rivaroksaban, rutin koagülasyon kontrolü gerektirmiyor. Ağızdan ve sabit bir dozda alınabiliyor. Xarelto, 2009 Scrip Ödülleri’nde “Yılın En İyi Yeni İlacı” seçildi. Ayrıca Rivaroksaban’ı geliştiren Bayer ekibi Almanya  tarafından ‘’Alman Gelecek Ödülü’’ne layık görüldü.

Bayer tarafından, bu ilacın endikasyonlarını genişletmek için geniş çaplı klinik çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar;

ROCKET-AF: Atriyal fibrilasyona bağlı inmelerin önlenmesinde rivaroksaban ile varfarini karşılaştırıyor.
MAGELLAN: Hastanede yatmakta olan tıbbi hastalarda venöz tromboemboli profilaksisinde rivaroksaban ile enoksaparini karşılaştırıyor.
EINSTEIN-DVT/PE : DVT / PE tedavisinde rivaroksaban ile enoksaparin/varfarin kombinasyonunu karşılaştırıyor.
ATLAS: Çalışmanın bir kolu akut koroner sendromda rivaroksaban ile ikincil korumanın etkililiğini sorgularken diğer bir kolu da rivaroksaban’ı aspirin ve aspirin ile bir tienopiridin türevi kombinasyonu ile karşılaştırıyor.

Bu çalışmaların sonuçları, atriyal fibrilasyon, venöz tromboemboli, pulmoner emboli, akut koroner sendrom gibi önemli sağlık problemlerinin önlenmesi ve tedavisinde heyecan verici değişikliklere ve ilerlemelere ışık tutacak. Ortopedi endikasyonunda şimdiye dek sonuçlanan klinik çalışmaların ışığında (RECORD Çalışma Programı) rivaroksaban’ın venöz tromboembolinin önlenmesi  üzerindeki etkisi kanıtlandı ve bu sayede rivaroksaban, kalça veya diz protez cerrahisi geçiren hastalarda venöz tromboembolinin önlenmesi endikasyonunda uluslararası kılavuzların (örn. NICE- İngiltere) önerileri arasına girdi.

Elektif kalça ve diz protez cerrahisi sonrası venöz tromboembolizm
Haas S, Lassen MR – EJHPPractice 2010; 16: 17-19.

Elektif kalça veya diz protez cerrahisi uygulanan hastalar, anlamlı mortalite ve morbiditeyle ilişkili bir durum olan venöz tromboemboli açısından yüksek riske sahiptir.

Venöz tromboemboli nedir?
Venöz tromboemboli (VTE), derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner emboliyi (PE) içerir. Yüzeyel ven trombozuna göre DVT, başlıca bacakta intrafasyal derin venlerde bir kan pıhtısı oluşumunu (veya trombus) tanımlamaktadır. Kan, özellikle venöz valflerin (kapakların) ceplerinde toplanma eğilimindedir, çünkü burada düşük kan basıncı söz konusudur. DVT’li hastalarda etkilenen ekstremitelerde ağrı, şişme ve duyarlılık gözlenir. Semptomatik DVT’si olan hastaların yaklaşık üçte birinde potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir durum olan PE de gelişir (1). PE, trombusun bir parçası bulunduğu yerden ayrılıp (embolus oluşturup), kan akımı yoluyla hareket edip, kalbi geçip sonunda pulmoner arterlerde konakladığında oluşur. Pulmoner dolaşımın obstrüksiyonu akciğerlerde gaz değişiminin etkinliğini azaltır, böylece ani nefes alamama ve göğüs ağrısı oluşur. Şiddetli olgularda, PE hızlı bir şekilde ölümcül olabilir. Büyük emboli pulmoner arterlerin majör dallarını bloke edebilir, kalbi arkadan besleyen pulmoner arter basıncını büyük oranda artırır, sağ ventriküle aşırı yükleme yapar. Bu sonuç olarak, kalp yetmezliği ve ölüme yol açabilir.

Kimler risk altında?
1856 yılı gibi çok erken bir tarihte Alman patolog Dr. Rudolf Virchow, trombus oluşumunda üç bileşenin gerekliliğini belirtmiştir: kan damarının duvarında hasar, kan akımının yavaşlaması veya durması (dolaşımda staz) ve pıhtı oluşumunu artıran (hiperkoagülabilite) kan içeriğinde değişiklikler. VTE için risk faktörleri Virchow triadının bu  üç bileşenini etkileyen durumlar veya olaylardır. VTE için katkıda bulunan başlıca  risk faktörleri; cerrahi, travma ve akut medikal hastalığı içermektedir. Bunun yanısıra, ilerlemiş yaş, geçirilmiş VTE hikayesi, kanser, immobilizasyon ve obezite VTE gelişiminde katkıda bulunan risk faktörleridir (2). Hemen hemen hastanede yatan tüm hastalarda VTE için en az bir risk faktörü bulunmaktadır ve hastaların yaklaşık %40’ında üç veya daha fazla risk faktörü bulunmaktadır.

Elektif kalça veya diz protez cerrahisi VTE için çok sayıda risk faktörleriyle ilişkilidir. Bu tip cerrahiye alınan hastaların büyük çoğunluğu 60 yaşın üzerindedir ve prosedür Virchow  triadının her  3 bileşenine de  etki etmektedir: operasyon yapılan bacakta ağır damar duvarı hasarı, cerrahi yüzünden hiperkoagülabilite ve cerrahi sonrası uzamış immobilizasyon periyodu yüzünden dolaşımda staz. Amerikan Göğüs Hastalıkları Derneği (American College of Chest Physicians=ACCP), elektif kalça veya diz protez cerrahisine alınan hastaları hastanede kazanılan VTE için en yüksek risk kategorisinde sınıflandırmıştır (2). Bu hastalar için, VTE gelişme riski genel majör cerrahiye göre yaklaşık 2 kat daha fazladır (3).

İnsidans
Genel popülasyonda VTE, iskemik kalp hastalığı ve inmeden sonra üçüncü en sık kardiyovasküler bozukluktur (4). Yayınlanmış literatürlere dayalı epidemiyolojik bir model, 6 Avrupa ülkesinde (Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, İsveç ve İngiltere) bir milyondan fazla VTE olayı olduğunu hesaplamıştır (5). Bu toplam, yaklaşık yarım milyon DVT olayını, milyonun üçte biri fatal olmayan PE olayınıı ve milyonun üçte biri VTE ilişkili ölümü içermektedir. Bu modelin değerlendirmesi ile, tüm Avrupa Birliği’nde her yıl toplamda 1.5 milyon VTE olayı olduğunu hesaplanmıştır, bunların yarım milyonundan fazlası fataldir; böylece Avrupa’da VTE’nin anlamlı bir yükü olduğunun altı  çizilmektedir.

Uygun tromboprofilaksi almadan hastanede yatan hastaların yaklaşık %10-40’ında DVT gelişecektir (2). Tromboprofilaksi yokluğunda, DVT elektif kalça protez cerrahisi uygulanan hastaların %42-57’sinde ve elektif diz protez  cerrahisi uygulanan hastaların %41-85’inde rapor edilmiştir (2). PE’nin elektif kalça protez cerrahisi uygulanan hastaların %0.9-%28’inde ve elektif diz protez cerrahisi uygulanan hastaların %1.5-10’unda oluştuğu hesaplanmıştır (2).

Bu olgularda VTE semptomları sıklıkla hastaneden taburcu edildikten sonra gelişmektedir (2). Aslında VTE total kalça protez cerrahisi sonrası acil hastaneye yatışların en sık sebebidir (6). Bir çalışmada, total kalça protez cerrahisi uygulanan, hastaneden taburcu edildikten sonra farkedilebilen DVT’si olmayan hastaların yaklaşık %20’sinde sonraki üç hafta boyunca yeni bir trombus gelişmiştir (7). VTE riski, elektif kalça veya diz protez cerrahisi sonrası en az 2 ay boyunca genel popülasyona göre daha yüksek olmaya devam etmektedir (2).

Klinik sonlanım: mortalite ve morbidite
Avrupa Birliği’nde her yıl yarım milyonun üzerinde VTE ilişkili ölüm tahmini, her yıl meme kanseri, AIDS, prostat kanseri ve trafik kazalarından ölümlerin kombine sayısından yaklaşık 2 kat daha fazladır (5, 8). Bazı kaynaklara göre, Avrupa Birliği’ndeki tüm ölümlerin %10-14’ü VTE nedenlidir (5). VTE ilişkili ölümlerin büyük çoğunluğu sıklıkla asemptomatik olan ve ani ölümle sonuçlanan PE’ye atfedilebilir. Semptomatik PE olgularının yaklaşık %10’u, semptom başlangıcından itibaren 1 saat içinde ölüme yol açmaktadır (3).

Majör ortopedik cerrahiye alınan hastalar için, VTE-ilişkili ölüm riski özellikle yüksektir. 100000’den fazla hastanın retrospektif bir değerlendirmesinde, PE gelişiminin mortaliteyi yaklaşık 20 kat artırdığını göstermiştir (bkz Tablo 1) (9). Daha sonraki semptomatik PE gelişimi olmadan tek başına DVT gelişiminin mortaliteyi iki kattan daha fazla artırdığı rapor edilmiştir. Ancak, VTE ilişkili olaylardan dolayı birçok ölüm vakası etkili tromboprofilaksi  önlenebilir (5). Aslında, VTE’nin hastanelerde en sık önlenebilen ölüm sebebi olduğu düşünülmektedir (2).

VTE aynı zamanda yüksek düzeyde morbiditeyle de ilişkilidir. DVT, post trombotik sendrom (PTS) gelişimine yol açabilir. Semptomatik DVT’li hastaların yaklaşık %20-50’sinde PTS gelişir (10); PTS etkilenen ekstremitede kronik ağrı, şişme, renk değişikliği, ağırlık, kramplar, kaşıntı ve karıncalanmayla karakterizedir (11). Şiddetli olgularda, ülserler gelişebilir. PTS patofizyolojisi çok iyi anlaşılmamıştır, ancak muhtemelen venöz hipertansiyona yol açan venöz valflere hasarla ilişkilidir.

Uzun-dönem komplikasyonlar PE sonrası gelişebilir; PE’den sağkalan hastaların yaklaşık %4’ünde PE olayından itibaren 2 yıl içinde kronik tromboembolik pulmoner hipertansiyon gelişebilir (12). Bu ciddi bir durumdur, muhtemelen pulmoner embolinin yetersiz çözünmesinden kaynaklanmaktadır ve anlamlı mortalite ve morbiditeyle ilişkilidir. Girişim olmadan, tanıdan sonra 5 yıllık sağkalım oranı, tanı sırasında pulmoner arter basıncı 40 mm Hg’den daha fazla olan hastalarda %30 kadar düşük olabilir (13). Semptomlar progresif efor dispnesi ve egzersiz intoleransını içerir; hastalık ilerlerken eforla göğüs ağrısı, presenkop ve senkop şiddetli pulmoner hipertansiyon ve sağ ventrikül fonksiyonun bozulması sonucu oluşur (14).

VTE gelişimi, elektif kalça veya diz protez cerrahisi uygulanan hastaların görünümünü kötüleştirir, etkilenen kişiler daha yavaş iyileşirler ve daha yüksek sıklıkta hastaneye başvururlar . Majör ortopedik cerrahiye alınan 100000’den fazla hastanın retrospektif bir analizinde, VTE hastanede kalış süresinin 2 kat artmasına ve yoğun bakımda harcanan zamanın yaklaşık 10 kat artmasına sebep olur (9).

Tablo 1:

32000’den daha fazla hastanın ayrı bir analizinde, majör ortopedik cerrahi sonrası DVT gelişiminin ayakta tedavi gören hastaların vizitlerinde %22 artışla ve  hastaneden taburcu olduktan sonraki 6 ay periyodunda acil departman vizitlerinde %74 artışla ilişkili olduğunu göstermiştir (15). VTE ile ilişkili anlamlı mortalite ve morbidite hastaların, ailelelerinin ve bakıcıların yaşamlarında bu durumun etkisinin altını çizmektedir.

Ekonomik yük
VTE’nin yukarıda sözü edilen yüküne  ek olarak, sağlık bakım kaynakları üzerine VTE tedavisinin finansal etkisi de anlamlıdır. Total ekonomik maliyetler; daha ilerde yaşanabilecek VTE olayları veya PTS gibi herhangi bir  komplikasyon için tedaviyi de içerecek şekilde, başlangıç tedavisi, hastaneye yatırılma ve izlem sırasında bakımdır.

Avrupa’da, tüm nedenlerden VTE tedavisinin yıllık maliyeti her bir hasta için yaklaşık 4000 Euro olarak hesaplanmıştır (16). Majör ortopedik cerrahi sonrası VTE maliyetine odaklanan Fransa’da yapılan bir çalışma, her bir hasta için 8265 Euro yıllık maliyet hesaplamıştır (17). Bu maliyet cerrahiyle ilişkili tüm maliyetin yaklaşık %50’sini oluşturmaktadır. Toplamda, majör ortopedik cerrahi sonrası VTE bir yılda Fransız sağlık bakım sistemine yaklaşık 60 milyon Euro’nun üzerinde maliyete yol açmaktadır, hastanede yatan hasta için bu maliyet 28 milyon Euro’dur. VTE yüzünden uzun-dönem komplikasyonlar anlamlı maliyet oluşturmaktadır; örneğin, bir yılda PTS tedavisi yaklaşık 3.6 milyon Euro’dur. Bunun yanısıra , VTE  sebebiyle hastaneye yatmış ve taburcu olmuş hastalarda taburcu olduktan sonra tekrar hastaneye başvurma maliyeti de VTE yüzünden hastanede yatan hastaların maliyetinden anlamlı olarak daha yüksektir (17).

ABD’de de, VTE  elektif kalça ve diz protez cerrahisiyle ilişkili maliyetleri anlamlı olarak artırmaktadır. Bir çalışmada, bu tip cerrahiden sonra hastaneden taburcu edilen hastaların 6 aylık periyodda maliyetinin DVT gelişimi gözlenmeyenlere göre DVT gelişimi gözlenen hastalar için %30 daha yüksek olduğu rapor edilmiştir (15). Diğer bir çalışmada, 220 hastanenin kayıtlarından yapılan analiz VTE gelişiminin majör ortopedik cerrahiye alınan hastalar için hastanede yatış sırasında bakım maliyetini yaklaşık 2 kat artırdığını göstermiştir (9).

VTE’nin önlenmesi
Elektif kalça veya diz protez cerrahisi sonrası yüksek VTE riski ve bu durumdaki hastalar, bakıcıları ve sağlık bakım kaynaklarına etkisi bu hastalarda önleyici yaklaşıma güçlü bir rasyonel sağlamaktadır. Aslında, kanıta dayalı klinik kılavuzlar bu durumdaki tüm hastalar için tromboprofilaksi kullanımını tavsiye etmektedir (2).

Tavsiyelere ve bu tavsiyeleri destekleyen çok sayıda çalışmaya rağmen, VTE riski bulunan birçok hasta hala yeterince tromboprofilaksi almamaktadır. 32 ülkede medikal veya cerrahi departmanlara başvuran yaklaşık 70000 hastanın bir incelemesinde, tüm cerrahi hastalarının sadece %58.5’inin ACCP tarafından tavsiye edilen uygun tromboprofilaksiyi aldığı bildirilmiştir (18). Elektif kalça veya diz protez cerrahisi uygulanan hastaların başka bir analizinde, hastaların yarısından daha fazlasının hastaneden taburcu olduktan sonra tromboprofilaksi almadığı gösterilmiştir (15).

Tromboprofilaksinin olması gerekenden daha az kullanımının sebepleri; birçok olayın klinik olarak kısmen sessiz doğası yüzünden riskin boyutunun farkındalığında eksikliktir. Hekimler aynı zamanda kanama riski, güncel antikoagülanların genel fayda-risk profili ve bu tedavilerle hasta uyumu hakkında endişelere de sahiptir. Olumlu etkililik ve güvenlilik profili, uygulama kolaylığı olan yeni antikoagülanların gelişimi tromboprofilaksinin kullanım potansiyelini artıracaktır.

Sonuç:
VTE; hastalar, aileleri, bakıcıları ve sağlık bakım kaynakları üzerine etkilerle anlamlı bir endişei oluşturmaktadır. VTE ile ilişkili anlamlı mortalitenin yanında sağkalanlarda ağrılı, elden ayaktan düşüren uzun-dönem komplikasyonlarla da sonuçlanabilir. Elektif kalça veya diz protez cerrahisi uygulanan , VTE’nin genel yükünün azaltılmasında önemli bir hedef popülasyondur. Ancak, kanıta dayalı kılavuzların varlığına rağmen, birçok hasta yeterli tromboprofilaksi almamaktadır. Güncel tedavilerin dezavantajlarına sahip olmayan yeni antikoagülanlar hastalar için daha olumlu fayda risk profili  potansiyeline sahiptir.

Referanslar:


1. White RH. The epidemiology of venous thromboembolism. Circulation. 2003;107(23 Suppl 1):I4-8.
2. Geerts WH, Bergqvist D, Pineo GF, et al. Prevention of venous thromboembolism: American College of Chest Physicians Evidence-Based Clinical Practice Guidelines. 8th ed. Chest. 2008;133(6 Suppl):381S-453S.
3. Kearon C. Natural history of venous thromboembolism. Circulation. 2003;107(23 Suppl 1):I22-30.
4. Goldhaber SZ. Pulmonary embolism thrombolysis: a clarion call for international collaboration. J Am Coll Cardiol. 1992;19(2):246-7.
5. Cohen AT, Agnelli G, Anderson FA, et al. Venous thromboembolism (VTE) in Europe. The number of VTE events and associated  morbidity and mortality. Thromb Haemost. 2007;98(4):756-64.
6. Seagroatt V, Tan HS, Goldacre M, Bulstrode C, Nugent I, Gill L. Elective total hip replacement: incidence, emergency readmission rate, and postoperative mortality. BMJ. 1991;303 (6815):1431-5.
7. Planes A, Vochelle N, Darmon JY, Fagola M, Bellaud M, Huet Y. Risk of deep-venous thrombosis after hospital discharge in patients having undergone total hip replacement: double-blind randomised comparison of enoxaparin versus placebo. Lancet. 1996;348 (9022):224-8.
8. Eurostat. Public Health Database: Causes of death – Absolute number (Annual data). Last updated 24 July 2009; [cited 2010 January 19]. portal/health/public_health/database
9. Ollendorf DA, Vera-Llonch M, Oster G. Cost of venous thromboembolism following major orthopedic surgery in hospitalized patients. Am J Health Syst Pharm. 2002;59(18):1750-4.
10. Kahn SR, Ginsberg JS. Relationship between deep venous thrombosis and the postthrombotic syndrome. Arch Intern Med. 2004;164(1): 17-26.
11. Kahn SR. The post-thrombotic syndrome: the forgotten morbidity of deep venous thrombosis. J Thromb Thrombolysis. 2006;21(1):41-8.
12. Pengo V, Lensing AW, Prins MH, et al. Incidence of chronic thromboembolic pulmonary hypertension after pulmonary embolism. N Engl J Med. 2004;350(22):2257-64.
13. Riedel M, Stanek V, Widimsky J, Prerovsky I. Longterm follow-up of patients with pulmonary thromboembolism. Late prognosis and evolution of hemodynamic and respiratory
data. Chest. 1982;81(2):151-8.
14. Fedullo PF, Auger WR, Kerr KM, Rubin LJ. Chronic thromboembolic pulmonary hypertension. N Engl J Med. 2001;345(20):1465-72.
15. Nutescu EA, Shorr AF, Farrelly E, Horblyuk R, Happe LE, Franklin M. Burden of deep
vein thrombosis in the outpatient setting following major orthopedic surgery. Ann Pharmacother. 2008;42(9):1216-21.
16. Levy E, Gabriel S, Dinet J, Rudelli G. Assessing the total cost of management of a
patient with deep vein thrombosis (DVT) in France and Italy. Value Health. 2001;4(2):102.
17. Tilleul P, LaFuma A, Colin X, Ozier Y. Estimated annual costs of prophylaxis and treatment of venous thromboembolic events
associated with major orthopedic surgery in France. Clin Appl Thromb Hemost. 2006;
12(4):473-84.
18. Cohen AT, Tapson VF, Bergmann JF, et al. Venous thromboembolism risk and prophylaxis in the acute hospital care setting (ENDORSE study): a multinational crosssectional study. Lancet. 2008;371(9610): 387-94.


Daha fazla bilgiye www.bayer.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

1 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Muzaffer Özdemir
Muzaffer Özdemir
4 yıl önce

2 yıldan beri xarelto 20mg kullanmaktayım, atriyal fibralji, aritmi, tansiyon, yüksek rakımlar (500m-900m) müthiş etkiletmekteydi,Allah razi olsun Kardiologum Erdal Gürsula, Bayer İlaç-a, Mucitlerine, her 20 günde bir Acil-e gitmemden kurtardıklari için SEVGİ ve SAYGILARIMI kabulunu rica ediyorum. Ayreten 3 stentim, şeker hastası olduğumu ifade edeyim.

Araç çubuğuna atla