Güven Platformu, venöz tromboembolizme ‘Dur’ diyecek!

Kategori: Kardiyoloji Print

Her gün, bir uçak dolusu insan venöz tromboembolizm nedeniyle ölüyor

Sanofi-aventis’in koşulsuz desteğiyle Türkiye’de ilk kez 16 uzmanlık derneğinin katkılarıyla bir araya gelen Güven Platformu, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan Pıhtı Atmasına (venöz tromboembolizm) karşı alınacak önlemleri açıklamak, hasta ve hekim farkındalığını arttırmak amacıyla bir toplantı düzenledi. Sağlık Bakanlığı’nın da desteğini alan Güven Platformu, hekimlerin ve hastaların ölümcül Pıhtı Atmasına karşı farkındalığını artıracak ve konuya dikkat çekmek için Sanofi-aventis’in koşulsuz desteklediğiyle ilk tedavi kılavuzunu yayınladı.

Tüm yaş gruplarında görülebilen Pıhtı Atması (venöz tromboemboli), farklı nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Uzun süre hareketsizlik, örneğin uçak seyahatleri, otobüs ve otomobil seyahatleri ya da uzun süre internet başında vakit geçirmek bu hastalığa yol açan nedenler arasında yer alıyor. Öte yandan hareketsiz kalmaya bağlı olarak da ortaya çıkabilen hastalığın, yatarak tedavi olan hastalarda veya cerrahi operasyon geçiren kişilerde görülme olasılığı oldukça yüksek.

Güven Platformunu oluşturan 16 dernekten Prof. Dr. Faik Altıntaş, Prof. Dr. Kürşat Bozkurt, Prof. Dr. Muzaffer Demir, Prof. Dr. Hakan Kültürsay, Prof. Dr. Bülent Erdemli, Prof. Dr. Mehmet Kurtoğlu, Prof. Dr. Birsen İnce, Prof. Dr. Kamil Kaynak, Prof. Dr. Gül Öngen, Prof. Dr. Zeki Öngen, Prof.Dr.Turgut Ulutin’in konuşmacı olarak katıldıkları bir toplantı ile tanıtılan Kılavuz, Sağlık Bakanlığı’nın desteğini aldı ve Türkiye’deki hekimlere ulaştırılacak. “Pıhtı atmasından” korunmanın yollarının anlatıldığı toplantıda, hastalıktan (VTE) korunmanın, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesinden çok daha kolay olduğunu belirten uzmanlar, hazırlanan kılavuzda yer alan bilgilerden de örnekler verdi.

Toplantıda, hastalıktan korunmak için de şu önerilerde bulunuldu:
Uzun süre hareketsiz kalınacaksa baldır kaslarının çalıştırması
Mümkün olan yerlerde, aralıklarla kalkılıp biraz dolaşılması
Yatak istirahatlerinde pıhtı oluşumunu engellemek için hareket edilmesi
Gerektiğinde yaşam tarzında değişiklikler yapılması
Kilo verilmesi
Sigaranın bırakılması

Pıhtı atması riski, hastanede yatan hastalarda; normale oranla 10 kat daha fazla!

Toplardamarda pıhtı oluştuğu zaman, kan akımı kısmen ya da tamamen bloke olur ve bu bölgede ağrı, kızarıklık ve şişlik meydana gelir. Bu olay, vücuttaki derin bir toplardamarda olduğu zaman derin ven trombozu (DVT) adını alır. Derin ven trombozunun en önemli tehlikesi, pıhtının damar duvarından kopup kan akımıyla kalbe ve oradan da akciğere ulaşıp akciğer damarını tıkamasıdır. Bu duruma pulmoner embolizm (PE) denir. Yapılan testler ve otopsi çalışmalar; VTE riskinin herhangi bir nedenle hastanede yatan hastalarda, normal nüfusa oranla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca hastane ölümlerinin %10’dan fazlasının PE nedeni ile olduğu bilinmektedir.

Pıhtı atması (Venöz tromboembolizm – VTE) özellikle önemli ameliyat geçiren, ağır tıbbi hastalığı olan ve uzun süreyle yatan hastalarda oluşan bacak toplardamarlarında pıhtı oluşması (derin ven trombozu), bazı hastalarda oluşan bu pıhtının akciğer atar damarlarına gitmesi ve tıkaması (akciğer embolisi) şekliyle oluşur. Toplardamarlarda pıhtı oluşumu her yaş grubunda meydana gelebileceği gibi ileri yaş gruplarında görülme sıklığı daha da artıyor. Özellikle 60 yaş üzeri her 100 kişinden birinde venöz tromboemboli görülebiliyor.

VTE önlenebilir bir hastalıktır
Pıhtı atması (Venöz tromboembolizm), riskini yüksek oranda yaşayanlara verilen koruyucu tedavi ile hastalık engellenebilir, gelişmiş ülkelerde bu konuda yazılmış kılavuzlar bulunmaktadır. Hekimler ve hastalar bu kılavuzlarla farkındalıklarını artırarak ölümle sonuçlanabilecek olan bu durumu engelleyebilmektedir. Sanofi-aventis’in koşulsuz desteğiyle Türkiye’de ilk kez 16 uzmanlık derneğinin katkılarıyla bir araya gelen Güven Platformu, Pıhtı Atması (Venöz tromboembolizm) riskine karşı gerek toplumsal gerekse hekim farkındalığını arttırmak, bununla ilgili alınacak önlemler konusunda standardizasyon oluşturmak amacıyla; genel cerrahi, göğüs hastalıkları, hematoloji, iç hastalıkları, kalp damar cerrahisi, kardiyoloji, onkoloji, ortopedi, nöroloji, tıbbi biyoloji bilim dallarında görevli, bu alanda deneyimli ve çeşitli üniversitelerde çalışmalarını yürüten akademisyenler tarafından gönüllülük esasıyla oluşturuldu.

Diz veya kalça eklem ameliyatları riski artırıyor
Özellikle diz veya kalça eklem ameliyatı yapılanlar; büyük yaralanma geçirenler; kalp yetersizliği veya ağır solunum hastalığı olan kişiler ve yoğun bakımda yatarak tedavi gören hastalarda VTE riski çok yüksek ve bu kişilere kan pıhtılaşmasını engelleyici tedavi uygulanması gerekmektedir. Koruyucu tedavi ise, doktorun; VTE riskini değerlendirmesi ve bu duruma uygun tedavinin seçilmesiyle gerçekleşebiliyor. Bazı durumlarda bacaklara basınç uygulayan çorap giyilmesi önerilirken, çoğu hastaya, cilt altına enjekte edilen ilaçlar uygulanarak tam koruma sağlanmaktadır. Bu ilaçlar, cerrahi girişim yapılan hastalarda ameliyattan önce uygulanmaya başlanıyor. Gerektiğinde ise tedaviye, ameliyattan sonra 3 haftaya kadar uzayan sürelerle devam ediliyor.

VTE her yaş grubunda görülebilir
Toplardamarlarda pıhtı oluşumu her yaş grubunda meydana gelebileceği gibi ileri yaş gruplarında görülme sıklığı daha da artıyor. Özellikle 60 yaş üzeri her 100 kişinden birinde venöz tromboembolizm görülebiliyor. Yapılan testler veya otopsi çalışmaları toplardamarda pıhtı oluşma riskinin herhangi bir nedenle hastanede yatan hastalarda normal nüfusa oranla yaklaşık 10 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca hastane ölümlerinin %10’dan fazlasının akciğer embolisi nedeni ile olduğu biliniyor. Akciğer embolisi yanında uzun dönemde bacak ve akciğer damarlarının tıkalı olarak kalması sonucu varis gelişimi, bacakların alt kısımlarında şişme ve yara oluşumu meydana gelebiliyor”

VTE dünyada ölüm nedenleri arasında 3. sırada yer alıyor
Venöz tromboemboli (VTE) dünyada ölüm nedenleri arasında 3. sırada yer alıyor. Özellikle ameliyat sonrası koruyucu tedbirler alınmazsa, VTE’ye bağlı ölümler %10 gibi yüksek oranlara çıkabiliyor. Ameliyat sonrası uzun süreli hareketsizlik (immobilizasyon) ve ameliyat stresi / travması, genetik yatkınlıkla da birleşince toplardamarlarda pıhtılaşma, bu pıhtının koparak akciğere ulaşması ve burada damar tıkanmasına neden olması (akciğer embolisi) nedeniyle ölüm vakaları görülüyor. Akciğer embolisine bağlı ölümlerin sayısı ABD’de yılda 300 bin, İngiltere’de yılda 30 bin civarında olduğu biliniyor ki bu meme kanseri, prostat kanseri ve AIDS’e bağlı ölümlerin toplamından daha fazla ölüm vakası anlamına geliyor.

Hastane protokolü risk değerlendirme formları içermeli
Genel cerrahi kliniklerinde yatan, yüksek VTE riski taşıyan hastaların sadece %66’sının uygun koruyucu tedavi alma şansı bulduğu düşünüldüğünde, etkin ve güvenilir koruyucu tedavilerin varlığına rağmen yapılan bu ihmal halk sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor. Hekimleri tarafından risk değerlendirme formu kullanılarak değerlendirilen hastalarda planlanan koruyucu tedavilerin, uluslararası kılavuzlarda önerilen koruyucu tedaviler ile daha uyumlu olduğu görülüyor. Bu nedenle standart bir VTE risk değerlendirme formunun hastane protokolünde yer alması ve bilgisayar destekli karar verme stratejilerinin yaygınlaşması, hekimlerin risk değerlendirme sürecini gerektiğinde koruyucu tedavi uygulama kararı alma yönünde destekleyeceği düşünülüyor.

VTE hakkında
Tıpta derin ven trombozu (DVT) olarak bilinen bacaklardaki derin toplardamarların tıkanması ve pulmoner embolizm (PE) denilen akciğerde toplardamar tıkanması ile ortak özellikleri nedeniyle venöz tromboembolizm (VTE) olarak adlandırılır. VTE hastalarda bazı belirtilere neden olabileceği gibi, belirtisiz olarak da seyredebilir. Bu durum, hastanede yatan hastaların daha ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmalarına veya hastanın hayatını kaybetmesine neden olabilir. Yapılan çalışmalardan da anlaşılacağı üzere, VTE’den koruyucu ve uygun tedavinin VTE riski altındaki hastaların sadece yarısında uygulanıyor olması; VTE’den korumanın tüm dünyada yeterince önemsenmediğini ve uygun tedavinin de doğru uygulanmadığını gösteriyor.

Venöz tromboembolizm riskine karşı toplum ve hekim farkındalığını arttırmak, alınacak önlemler konusunda bir standardizasyon oluşturmak amacıyla genel cerrahi, göğüs cerrahisi, göğüs hastalıkları, hematoloji, iç hastalıkları, kardiyoloji, kardiyovasküler cerrahi, onkoloji, ortopedi, nöroloji, tıbbi biyoloji bilim dallarında görevli, bu alanda deneyimli ve çeşitli üniversitelerde çalışmalarını yürüten akademisyenlerden oluşan gönüllü, bağımsız bir sivil toplum kuruluşu

GüVEN Platformu’nun amaçları

Ülkemizde VTE konusunda gerek hekim gerekse toplum bazında farkındalığı arttırmak
VTE profilaksisi ve tedavisi konusunda hekimleri ve yardımcı sağlık personelini eğitmek
DVT, PE ve neden olduğu morbidite ile mortalite sıklıklarını düşürmek
VTE profilaksisi, tanı ve tedavisi konusunda ulusal bir kılavuz oluşturmak
VTE profilaksisi, tanı ve tedavisi konusunda ulusal politika oluşturulmasına katkıda bulunmak

GüVEN Platformuna Destek Verenler
T.C. Sağlık Bakanlığı, Fleboloji Derneği, Klinik Vasküler Biyoloji Derneği, Tıbbi Onkoloji Derneği, TOTBİD, Tromboz, Hemostaz, Anjioloji Derneği, Türk Akciğer Kanseri Derneği, Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, Türk Hematoloji Derneği, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği, Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği, Türk Kardiyoloji Derneği, Türk Kolon Rektum Derneği, Türk Toraks Derneği, Ulusal Travma Acil Cerrahi Derneği ve Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği.

www.guvenplatformu.org

VTE, nüks ve ölüm
İlk spontan VTE atağından sonra tekrarlama oranı: Yılda %5-15
4 yıl sonrasında yaklaşık %25
İlk VTE atağı sonrası ölüm oranı ilk 3 ayda: %17.4
Ölümlerin %45.1’i PE’ye bağlı

VTE sıklığı
40 yaş altında         1/10.000 kişi
60 yaş üzerinde    1/100 kişi
ABD’de yıllık olay sayısı:
DVT    –     2 milyon
PE    –    600 bin

PE ile ölüm > AIDS + meme kanseri + trafik kazaları
Ülkemizin de yer aldığı dünya çapında gerçekleştirilen ENDORSE çalışmasında cerrahi hastalarının %64’ü, medikal hastaların %42’sinde VTE riski bulunduğu saptanmıştır.1
VTE, ABD’de hayatı tehdit edici kalp damar hastalıkları arasında 3. sıradadır.2
Hastaneye yatarak tedavi edilen hastaIarda VTE’ye bağlı ölüm oranı %12 olarak tespit edilmiştir.3

Hastanede yatan hastalarda DVT riski
Hasta grubu                   DVT sıklığı
Dahili hastalıklar             %10–20
Genel cerrahi                 %15–40
Majör jinekolojik cerrahi         %15–40
Majör ürolojik cerrahi         %15–40
Beyin cerrahisi             %15–40
İnme                     %20–50
Majör ortopedik cerrahi         %40–60
Majör travma                 %40–80
Omurilik hasarı             %60–80
Yoğun bakım hastaları         %10–80

Akut tetikleyici faktörler
Hastaneye yatırılma
Cerrahi girişim
Bacak ve kalça travması/ kırığı
Uzun süreli seyahat
Damar içi kateter uygulanması
Kemoterapi
Hareketsizlik
Gebelik-loğusalık

Kronik yatkınlık oluşturan faktörler
Pıhtılaşma bozuklukları
Yaş
Obezite
Kanser
Felç
Östrojen tedavisi
Önemli dahili hastalıklar
Daha önce VTE geçirilmiş olması
Ailede VTE öyküsü

VTE’ye bağlı yükün azaltılması için
Etkin primer önleme,
Hızlı tanı,
Akut trombozun doğru tedavisi ve
Gereğinde etkili uzun dönemli sekonder önleme uygulanması gereklidir.
Tromboprofilaksi DVT/PE riskini anlamlı oranda azaltır.
Riskli gruplarda profilaksi uygulaması etkili ve güvenlidir.

Ortopedik cerrahi hastalarında VTE
Kalça ve diz protezi ile kalça kırığı cerrahisi gibi ameliyatlardan sonra VTE gelişme sıklığı %40-60 arasındadır. Ülkemizde yapılan ORTEP çalışmasında hastalarımızın %73’ünde risk faktörleri bulunduğu saptanmıştır.

Ulusal kılavuz önerileri
Total kalça protezi, total diz protezi ya da kalça kırığı cerrahisi yapılan hastalarda en az 10 gün süreyle tromboprofilaksi yapılmalıdır (Çok güçlü öneri).
Total kalça protezi ve kalça kırığı cerrahisi yapılan hastalarda, tromboprofilaksi cerrahi sonrası 35 güne kadar uzatılmalıdır (Çok güçlü öneri).

Cerrahi hastalarında VTE
Cerrahi hastalarında VTE gelişme riski %15-40 arasında değişmektedir.
Ülkemiz değerlendirmesinde cerrahi grubunda risk altındaki hastaların oranının %65 olduğu saptanmıştır, ancak riskli hastalara profilaksi uygulama oranı %40’tır.
10 hastadan 6’sı yeterli profilaksi almıyor.

Ulusal kılavuz önerileri
Selim hastalıklar nedeniyle büyük girişimler yapılan orta derecede riskli genel cerrahi hastalarında ve kanser nedeniyle büyük girişimler yapılan yüksek derecede riskli cerrahi hastalarında tromboprofilaksi yapılmalıdır (Çok güçlü öneri).

Dahili hastalarda VTE
Ölümcül PE olgularının %70-80’i dahili hastalarda görülmektedir.
Akut dahili bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılma VTE riskinin 8 kat artmasıyla ilişkilidir ve genel popülasyondaki tüm VTE olgularının yaklaşık 1/4’ünü oluşturur.
Ancak ülkemizde riskli hastalara profilaksi uygulama oranı %39.
10 hastadan 6’sı yeterli profilaksi almıyor.

Ulusal kılavuz önerileri
Konjestif kalp yetersizliği,
ağır bir solunum hastalığı,
aktif kanser,
akut iskemik inme,
akut enfeksiyon hastalığı veya
inflamatuvar bağırsak hastalığı nedeniyle
hastaneye yatırılan, yatağa bağımlı olan veya hastanede yatmakta olup VTE öyküsü bulunan, VTE gelişimi için bir veya daha fazla ek risk faktörü bulunan hastalarda,
farmakolojik tromboprofilaksi yapılmalıdır (Çok güçlü öneri).

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest
0 Comments
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla