Bel fıtığında endoskopik yöntemler daha mı etkili?

Kategori: Bel fıtığı, Cerrahi Print

Tam Endoskopik Lomber Disk Cerrahisi önemli avantajlar sağlıyor!
Beyin cerrahları için yepyeni bir uygulama alanı olan ‘Kapalı / Kamera ile Tam Endoskopik Lomber Disk Cerrahisi’, hastanın ameliyat olduğu gün ayağa kalkmasını sağlıyor. Bel fıtığı cerrahisine yeni bir ufuk getiren yöntemde kalem kalınlığında bir delikten operasyon yapılıyor. Hasta operasyon sonrasında ayağa kalkabiliyor. Operasyonun ardından bel fıtığının tekrarlama riski ise sadece %4. Modern yaşam koşulları nedeniyle bel fıtığının günümüzde giderek yaygınlaştığına dikkat çeken İstanbul Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Tuncay Canbolat, Türkiye’de 2009 yılından beri uygulanmakta olan yöntemle ilgili sorularımızı yanıtladı.

Geçmişe oranla bel fıtığında bir artış söz konusu mu?

Bir artıştan söz edebiliriz. İnsan doğası gereği, bundan 200-300 yıl önce bedeniyle çalışan bir varlık. Kasları kuvvetli, en fazla bindiği at arabası. Şimdi medeniyetin getirdiği rahatlıkla kaslarımızı hemen hemen hiç kullanmıyoruz. Kas yapımız zayıflarken omurgamızın ve iskeletimizin en çok da omurgamızın maruz kalmış olduğu darbe misli ile artıyor.

Bel fıtığı nedir, neden olur? Belirtileri ve tedavi seçenekleri

Dolayısıyla, özellikle boyun ve bel bölgesi çok hareketli olduğu için, saatte 100-150 kilometre hızla giden bir aracın ani bir freni veya ani kalkışı veya düşme kas yapısı zayıf olan insanlarda, doğrudan omurgayı, omurgayı oluşturan diskleri ve onun da en zayıf bölgesi olan sinirlerin çıktığı spinal kanalı etkiler. Bu bölgenin zarar görmesinden dolayı da bel ve bacak ağrıları, boyunda ise boyun fıtığı olarak ortaya çıkar.

Bel veya boyun fıtığı olan her hastayı ameliyat ediyor musunuz?

Hasta ağrı ile geldi. Sadece sorun ağrıysa önce istirahata sevk ederiz, artı ilaç veririz. Bundan yararlanmadığı takdirde, ağrısını engelleyici lokal enjeksiyonlar yaparız. Bunlarla da geçmezse, ağrı sık sık tekrarlar ve hastayı sosyal ve iş yaşamından geri bırakırsa bu ameliyat için birinci neden olur. Hareket bozukluğuna veya duyu kaybı kaybına yol açıyorsa; bel fıtığı söz konusuysa, bir ayağının düşmesi veya iki ayağının birden güçsüzleşmesi, boyun fıtığı ise omuriliğin bası altında kalıp, kol ve bacaklarda güçsüzlüğün olması gibi acil durumlarda hiç bir şekilde beklemeksizin ameliyata alıyoruz.

Onun dışında sadece ağrılı hasta olursa ameliyata almıyoruz. Eğer hasta istirahattan ve tıbbi tedaviden yararlanır, 15 gün sonra kötüleşir, 16. günde tekrar yatağa düşerse cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir.

Neden ilk seçeneğiniz ameliyat olmuyor?

Bütün cerrahi seçeneklerden önce hastaları doğal yoldan düzeltmeye çalışırız. Çünkü biliriz ki kıkırdaklar yaşa bağlı olarak değişmekle beraber en az yüzde 50-70’i sudan ibarettir. Kıkırdak dışarı çıkıp sinire basmaya başladığı zaman bu böyledir. Hastayı istirahata sevk edip ilaç da verirseniz, hem ağrısını azaltırsınız hem de kıkırdağa yük binmediği zaman bu su içeriği olan kıkırdak yavaş yavaş büzüşür. Milimetrenin onda biri kadar bile büzüşse hastanın şikâyeti geçer. Hastanın şikâyeti sadece ağrı olduğu zaman için konuşuyoruz. Hastanın şikâyeti geçerse niye ameliyat edeceksiniz.

İkincisi yapılan istatistikî çalışmalarda ameliyat olan hasta ile ameliyat olmayan hastalarda, 10 sene geçse de radyolojik sonuçlar aynı. Bunları bile bile bir hastayı boşu boşuna ameliyat etmenin hiç bir anlamı yok. Bir zararı olduğundan değil, hastaya ve vücuda saygılı olduğumuzdan dolayı ama mecbur olduğumuz zaman da en iyi tedavi seçeneği ameliyattır. İster açık olsun ister kapalı olsun.

‘Tam Endoskopik Lomber Disk Cerrahisi’ ne zamandır uygulanıyor ve bu yöntemle kaç hasta ameliyat edildi?

1998 yılında dünyada, 2009 yılında ise Türkiye’de kliniğimizde uygulanmaya başlandı. Bu yöntemle bugüne kadar yaklaşık 130 hasta ameliyat edildi ve bu hastalar arasından yalnızca 5’inde fıtık tekrarladı. Yani tekrarlama oranı %4 civarındadır. Literatürde bu yöntemle ameliyattan sonra tekrarlama oranı %6’dır. Yani dünya standartlarının daha üstünde bir başarıdan söz ediyoruz. Her hasta bu yöntemle ameliyat edilebilir.

Endoskopik cerrahiye özel bir merakımız olduğu için biz bu işe başladık. Ve arkadaşlarımız da zaman içerisinde bu yöntemi uygulamaya başladı. Ancak biz daha henüz öğrenme sürecinde kabul ediyoruz kendimizi, buna rağmen bizde ameliyat olup geri dönen hasta sayısı oldukça düşük. Bundan sonra daha da düşük olacaktır.

Bu yöntemle diğerleri arasında bir karşılaştırma yaparsak, diğer yöntemlere göre avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Tarihsel sürece baktığınız zaman geçmişte sadece açık ameliyat vardı. Ameliyat yaptığınız alan 1 santimetrekarelik bir alandı. Cerrahtan başka asistan bile yapılan ameliyatı görmezdi. Ameliyat sahasını görebilmek için 10-12 santimetrelik bir alan açılırdı. 70’li yılların sonunda 80’li yılların başında mikroskop işin içerisine girdi. Mikroskopta büyütme imkânı olduğu için ufacık yerden açıp aynı yeri görme şansınız olurdu.

Klasik açıkta, kemik almak mecburiyetiniz de varken, mikroskopik cerrahide kemik almadan bu işi yapma imkânınız olurdu. 10-12 santimetrelik yer açmıyorsunuz, o taraftaki adaleleri ayırmıyorsunuz, çok büyük bir doku travması olmuyor. Ben Türkiye’de 81’de bu işi ilk yapan kişiyim, benle dalga geçti meslektaşlarım, “ne o Ali Bey gözünüz mü bozuldu” diye… 3-4 yıl sonra bu yöntemi kullanmaya başladı.

2009 yılından bu yana da tam endoskopik yöntemi kullanmaya başladık. Aradaki fark, mikroskopla en az iki santimetrelik yer açıyorsunuz, ona bağlı olarak adaleleri ayırıyorsunuz. Bu ameliyatta 1 santimetrelik bir alan açıyorsunuz ve bir kalem kalınlığında bir boru ile vücut içine girdikten sonra ve onun altında daha detaylı 3-4 milimetre çapında iki delik açıyorsunuz. Ve sonuçta çektiğiniz zaman aynı yere girmek istediğinizde aynı deliği bile bulamıyorsunuz, doku zararı en az.

Erken vadede hastanın konforu çok önemli, hasta aynı gün ayağa kalkıyor hiçbir ağrısı sızısı yok. Uzun vadede de oluşacak nedbe dokusu gibi sonuçlar yaşanmıyor. Dokuya çok daha fazla saygılı bir yöntem. S.Rüetten ve arkadaşlarının bu yöntemi geliştirdikleri aletleri kullanıyoruz ve 6,9 milimlik bir boru içerisinden çalışıyorsunuz. Rüetten ve arkadaşları binin üzerinde hastada bu ameliyatı yaptıktan sonra çalışmalarını yayınladılar.

Yöntem yalnızca bel fıtığı hastalarına mı uygulanıyor?

Biz omurga darlığı olan hastalarda da bu yöntemi uyguluyoruz. Omurga darlığı doğuştan ve sonradan olabiliyor. Sonradan gelişen türü daha önemlidir. Yaşlandıkça insan omurgası, kireçleniyor, kireçlenmelerin sonucu sinirlerin geçtiği kanal daralır ve sinirler dar bir yerden geçtiği için de beslenemez ve ona bağlı olarak yaşam kalitesi azalır. Yürüyemez hale gelir hasta. Ameliyatsız da hiçbir çözümü yok. Evvelden vida koyar kemikleri açardık, bunları hepsi ciddi kan kaybı ve vücut deformitelerine yol açar.

Bugüne kadar 7 hastayı tam endoskopik yöntemle ameliyat ettik. Omurga kanalını genişletiyoruz. Çok meşakkatli bir şey tek tek iğne ile kuyu kazar gibi kalem kalınlığındaki boru içinden girip, kemiği içten yontuyoruz. Bu yöntemle ameliyatı yapanlar iki mesafe yapıldığını belirtiyorlar. Biz dört mesafeye kadar yaptık. Bu ameliyat için aletler daha da geliştiriliyor. Omurga darlığı olan hastalar için çok önemlidir.

Bu yöntemin yaygınlaştırılması için hekimlere yönelik bir kurs düzenliyorsunuz?

Bu yöntemi öğrenmeye istekli çok meslektaşımız var. Biz bu seminerle, deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz, merak eden insanlara yol açmak için. Birinci kursa 50 kişi katıldı. Kapasite 40’tı ancak, katılmak isteyen sayısı çok olduğu için 50’ye yükselttik. Bu nedenle kursu senede 4’e çıkarttık. Seminere katılım sayısını az tutarak, seminerde bulunan hekimlerin interaktif bir şekilde ameliyatlara katmaya çalışıyoruz.

Ameliyat sırasında yaptığımız canlı yayınla hekimlerin her hareketimizi göreceği şekilde bir sistem oluşturduk. Canlı olarak konuşma bağlantımız var ve direkt soru yanıt yapabiliyoruz. Ameliyat bittikten sonra da, soru yanıt şeklinde seminere devam edebiliyoruz. İlk düzenlediğimiz kursta meslektaşlarımız yalnızca canlı yayında ameliyatları izleyebildiler. Ama bu seminerde kadavra kursu var. 20 kişi kadavrada bu yöntemi, aleti eline alıp deneyecek. İkinci gün de canlı ameliyatları seyretme şansına sahip olacaklar.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla