Biyobenzer ilaçlar hem sağlığa hem de ekonomiye önemli katkı sağlıyor

Yazan Hatice Pala Kaya
29 Kasım 2018 |   Kategori: Sağlık Gündemi, Sektör Print

Sağlık alanında ağırlığı giderek artan biyoteknolojik ilaçlar ve bu ilaçların biyobenzerlerinin ekonomik yönden değerlendirmesi yapıldı. Biyobenzer ilaçların yenilikçi tedavilere erişim sağlama yönündeki katkısı yanında, ekonomik olarak da ülke ekonomisine avantajlar sağladığının altı çizildi. Hastalıklarla mücadelede biyoteknolojik ilaçların çok öenmli bir yere sahip olduğunu söyleyen TRPharm İlaç Medikal Klinik ve ARGE Kıdemli Müdürü Dr. Serdar Altınel, biyoteknolojik ilaçların konvansiyonel ilaçlara kıyasla üretiminin daha zor ve maliyetli olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin biyoteknolojik ilaçlarda %100 dışa bağımlı durumda olduğunu hatırlatan Dr. Serdar Altınel, “Türkiye, her 1 kilogram biyoteknolojik ilaca ortalama 1 milyon dolar ödemektedir. Türk İlaç Sanayi’nin yerli biyoteknolojik ilaç üretmesi, ülkemize ve sağlığımıza çok önemli katkılar sağlayacaktır” dedi.

Kimyasal-konvansiyonel ilaçların göreli olarak üretimlerinin daha kolay olduğuna işaret eden Dr. Altınel, Türk ilaç sanayisinin de uzunca bir süredir bu üretimi yaparak uzmanlık sağladığını anlattı. Biyoteknolojik ilaçların ise vücuttaki herhangi bir moleküle karşı, direkt oraya gidip bağlanacak özgün bir monoklonal antikor olarak üretildiğini kaydeden Dr. Altınel “Bir protein veya aşı yapıyorsunuz, bir kan ürünü üretiyorsunuz. Biz burada kişiye özgü tedaviden bahsediyoruz, mesela; sizin hastalığınızda bulunan moleküle karşı yapılan tedaviden bahsediyoruz. Bunlar ülkemizde neredeyse yüzde yüz yurt dışına bağımlı olduğumuz, milyonlarca dolar harcadığımız tedaviler” diye konuştu.

Teşvikler veriliyor, TRPharma 100 milyon Euro yatırım yapıyor

Biyoteknolojik ürünlere kamu teşviklerinin verildiği ve stratejik öncelik tanındığını hatırlatan Dr. Altınel, TRPharma şirketi olarak kendilerinin de bu alanda çalışmalar yürüttüklerini bildirdi. Dr. Altınel, “Biz bu konuda TRPharm olarak stratejik teşvik alan firmalardan biriyiz. Fabrikamız için stratejik teşvik aldık, hem bu işleri kolaylaştırmak ve desteklemek yönünde devletimiz de yanımızda oldu ve yaklaşık 100 milyon Euroluk bir yatırımla, sadece biyoteknolojik ürün üretecek bir fabrika oluşturuyoruz. TRPharm olarak inanıyoruz ki; biyobenzer ürünler yalnızca daha fazla hastanın bu önemli tedavilere erişmesini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda kullanıldıkları tedavi alanlarındaki sağlık maliyetlerini düşürerek, diğer alanlarda yeni ve yenilikçi tedavilerin önünü açacaktır” bilgisini verdi.

Türkiye’nin ilk yerli biyobenzer kanser ilacı, piyasaya çıkmaya hazırlanıyor

İlaç sektörünün geldiği teknolojik seviye

Dr. Serdar Altınel, biyoteknolojik ilaçların-biyofarmasötiklerin biyoteknolojik yaklaşımlar ile canlı organizmalardan elde edilen protein ya da polipeptid yapılı tedavi edici ajanlar olarak tanımlandığını vurgulayarak, ilaç teknolojisinin güncel olarak ulaştığı son seviyenin bu alan olduğunu bildirdi. Dr. Altınel, “Biyoteknolojik ilaçlar ve tabi gen teknolojisinin girmesi ile birlikte genoterapi ve immunoterapi ulaşılan teknolojik aşama. Biyoteknoloji, ilaç endüstrisinin insan sağlığının hizmetinde ilerlemesi için kilit öneme sahiptir. Bugünkü şartlarda bilinen yaklaşık 30 bin hastalıktan ancak 10 bininin tedavisi yapılabilmektedir. Hastalıklara karşı yeni ilaçların geliştirilmesinde biyoteknolojik yöntemler giderek kimyasal ve bitkisel formülasyonlardan daha etkili olmaktadır” diye konuştu.

Aralarında kanser, alzheimer, kalp hastalıkları, diyabet ve romatoid artriti de içeren 200 hastalığın tedavisi için geliştirilen yeni ilaçların büyük bir kısmının biyoteknolojik ilaçlardan oluştuğunu anlatan Dr. Altınel, bu alanda yoğun araştırmalar sürdüğünü bildirdi.

Pahalı ilaçlar

Biyoteknolojik ürünlerin üretim ve geliştirme maliyetlerinin yüksek olduğunu ve ticari olarak çok pahalıya satıldığını anlatan TRPharm İlaç Medikal Klinik ve ARGE Kıdemli Müdürü Dr. Serdar Altınel, bu tür ilaçları geliştiren küresel firmaların patent sürelerinin bitmeye başladığını hatırlattı.

Koruma süresi biten biyoteknolojik ürünlerin “biyobenzerlerinin” üretilmesi yönünde kendi firmalarının çalıştığını, küresel firmaların da biyobenzer ilaç üretimine giriştiğini belirten Dr. Serdar Altınel, “Bu çok büyük bir pazar ve giderek büyümeye de devam ediyor. Şubat ayında bir ilacın Türkiye ve Dünyada ilk biyobenzerinin ruhsatını aldık ve geri ödemeye girdi. Bundan sonraki hedefimiz, ülkemizde üreteceğimiz biyobenzer ilaçları dünyaya ihraç etmek ve Türkiye’nin katma değerli ihracat hedeflerine katkı sağlamak olacaktır. Yerelleşme kapsamında patent süreleri biten biyoteknolojik ilaçlar yerine üretilecek biyobenzer ilaçlar, hem hastaların biyoteknolojik ilaçlara erişimini artırmakta hem de rekabet oluşturarak devletimize olan ilaç maliyetlerini azaltmakta, sağlık sisteminin finansal devamlılığına çok büyük katkıda bulunmaktadır” yorumunu yaptı.

Biyolojik ve biyobenzer ilaçlar hastalara ek tedavi seçeneği sunuyor

Biyoteknolojik ilaçların kanser tedavisinde kullanılan en önemli ilaçlardan biri olduğunu belirten Dr. Altınel, “Yerli İlaç Sanayi bu tedavi alanına biyobenzer ilaçlarla girmektedir. Bir ürünün biyobenzer olması; referans ürüne yüksek derecede benzer bir biyolojik ürün olduğu ve biyobenzer ürün ve referans arasında klinik açıdan güvenlik, saflık ve etkinlik açısından anlamlı farklar olmadığı anlamına geliyor. Biyobenzer üründe bir avantajımız daha var. Biyobenzer ürünler klinik dönemi yani insanlar üzerinde denenmesinden önceki dönemi, çok yoğun ve çok detaylı bir analizle geçiriyorlar. Bunlar Faz 1 klinik aşamasında da -insandaki ilk çalışmalar- detaylı bir incelemeden geçtikten sonra hızla ruhsatlandırılıyorlar ve piyasaya verilerek, insan sağlığına hizmet edebiliyorlar. Türkiye fırsatları iyi değerlendirirse, lokasyon olarak biyoteknolojik ilaçlarının Ar-Ge merkezi haline dönüşeceğine inanıyoruz” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla