Cüzzam (Lepra) nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

Kategori: Cilt Sağlığı, Enfeksiyonlar, Sağlık Sözlüğü Print


Cüzzam, deriyi, üst solunum yollarını, gözleri ve burun mukozasını etkileyen, kronik ve son derece ilerleyici bir hastalıktır. Tedavi edilmezse ileri seviye sakatlığa ve hastanın vücudunda şekil bozukluğuna neden olabilir. Daha çok tropikal ve subtropikal iklim bölgelerinde ve gelişmemiş ülkelerde görülen cüzzama gelişmiş ülkelerde pek rastlanmaz. Bulaşma ihtimali oldukça düşük olan bu hastalık, ülkemizde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da daha yaygındır. Bunun nedeni bu bölgelerin diğer bölgelerimize nazaran sağlık hizmetlerine erişim ve düzenli beslenme açısından daha geri kalmış olmasıdır.

Cüzzamın tipik belirtileri açık renkli deri yaraları, kas güçsüzlüğü, el, kol ve bacaklarda uyuşma hissidir. Ancak hastalığın şiddetine göre kişide daha ağır belirtiler de görülebilir. Cüzzamın tedavisinde doktorlar genelde antibiyotikler reçete ederler. Ancak ilerlemiş vakalarda antibiyotik kullanımı işe yarayamayabilir. Bu yüzden de hastalığın erken evresinde hastaya müdahale edilmesi oldukça önemlidir.

Cüzzam hastalığı nedir?

Cüzzam hastalığı, Mycobacterium leprae isimli bir bakterinin neden olduğu dünyanın en eski hastalığıdır. Bu bakteri; 1873 yılında Gerhard Armauer Hansen tarafından tanımlanmıştır. Bu yüzden de bakterinin bir diğer adı Hansen basilidir. Cüzzamdan ilk kez M.Ö. 6 bin yıl önceki yazılı kaynaklarda bahsedilmiştir. İnsanları ciddi anlamda çirkinleştirip sakat bırakan bu hastalığın nedeni çağlar boyunca bilinemediği için hastalar toplumdan izole edilmiştir. Hatta cüzzamlılar adeta lanetli olarak kabul edilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre günümüzde enfekte olmuş toplam 180 bin cüzzam hastası vardır. Hastaların çoğu Asya ve Afrika ülkeleri gibi gelişmemiş ülkelerde yaşamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise her yıl 100-200 arası cüzzam vakasına rastlanır. 1995 yılında sonra her türlü cüzzam çeşidini tedavi eden birçok antibiyotik bulunmaktadır.

Cüzzam nasıl bulaşır ve yayılır?

Cüzzamın insanlar arasında nasıl yayıldığı tam olarak bilinmemektedir. Bilim insanları hastalığın, cüzzamlı kişinin öksürmesi ya da hapşırması esnasında havaya bıraktığı damlacıklar yoluyla diğer kişiye bulaşabileceğini öne sürmektedir. Hastalığa yakalanmak için tedavi edilmemiş cüzzamlı biriyle uzun süreli, yakın temasta bulunmak gerekir.

Cüzzamlı bir kişiyle el sıkışarak, otobüste yan yana oturarak ya da birlikte yemek yiyerek hastalanmazsınız. Ayrıca hastalık anneden hamilelik sırasında doğmamış çocuğuna geçmez ve cinsel ilişkiyle de yayılmaz.

Genelde bakterilerle temas eden tüm hastalarda bu hastalık görülmeyebilir. Çünkü bazı hastaların bağışıklığı daha güçlü olabilir. Ancak bağışıklıkları yetişkinlerden daha zayıf olduğu için çocuklar, hastalığa daha kolay yakalanır. 

Cüzzam bakterisinin kuluçka döneminin çok yavaş olması, hastalık belirtilerinin 5 yıla kadar görülmemesine neden olabilir. Hatta hastada 20 yıl boyunca bile belirtiler görülmeyebilir. Bu durum, enfeksiyon kaynağının tespitini zorlaştırır.

Cüzzam Belirtileri

Cüzzam belirtileri başlangıçta hafiftir ama hızla kötüleşir

Amerika Birleşik Devletleri’nin güneyinde, bazı armadillolar, insanlarda cüzzama neden olan bakterilerle doğal olarak enfekte olurlar ve bunu insanlara bulaştırabilirler. Ancak, risk çok düşüktür ve armadillolarla temas eden çoğu insan cüzzam hastalığına yakalanmaz.

Cüzzam Belirtileri

  • Ten renginden daha açık renkte olan deri yaraları
  • Aylar boyunca iyileşmeyen yara ve lezyonlar
  • Kaslarda güçsüzlük
  • El, kol, bacak ve ayaklarda uyuşma hissi
  • Kaşlarda dökülme
  • Diz ve dirseklerde yara izleri
  • Kol ve bacak sinirlerinde kalınlaşma
  • Avuç içi kasların erimeye başlaması
  • Özellikle ön kol iç yüzeyinde his kaybı
  • Çocuklarda ve gençlerde sıklıkla tekrarlayan burun kanamaları
  • Alt göz kapaklarının kapanmaması
  • Yüzde ödem ve sivilceye benzeyen yaralar
  • Alında ve kulaklarda beliren morumsu renkli, kabarık ve sert nodüller
  • Vücudun farklı bölgelerinde görülebilen basilli nodüller

Deri lezyonları genelde dokunma, ısı ya da acı sonrasında azalmalır. Bu lezyonlar; kılsız, kepekli, kabarık ve duyu kusurludur. Deri yaraları ise açık renkli, oval ya da yuvarlak, kepeksiz ve hafif duyu kusurludur. Bu belirtiler hemen ortaya çıkmazlar. Bazen hastada yıllarca belirti olmayabilir.

Cüzzam çeşitleri

Cüzzam hastalığı, cilt lezyonlarının sayısı ve sinir tutulumuna göre sınıflandırılır ve burada amaç uygun tedaviye karar vermektir. Bu sınıflandırma sırasında klinik bulgular ve cilt smear sonuçları esas alınır.

  • Orta seviye cüzzam: Genelde kendi kendine iyileşen bazen de şiddetlenebilen birkaç adet düz lezyonun rastlandığı cüzzam çeşididir.
  • Borderline tüberküloit cüzzam: Sinir tutulumunun daha az olduğu bu tipte lezyonlar daha küçük ancak daha fazla sayıdadır ve sonradan tüberküloit cüzzama dönüşebilir
  • Tüberküloit cüzzam: Birkaç düz lezyonla seyreden hastalık, kendiliğinden geçebileceği gibi ilerleyebilir. Sinirlerin etkilendiği bu cüzzamda hastada el, kol ve bacaklarda uyuşma görülür. Hasta, cüzzama karşı bağışıklıdır, derideki lezyonlar sınırlıdır ve hastalığın başkasına yayılma riski düşüktür.
  • Orta sınırda cüzzam: Bu tip cüzzamda şişmiş lenf bezlerine, deride kırmızımsı plaklara rastlanabilir. Hastalık gerileyebileceği gibi ısrarcı da olabilir. Hastada orta derecede uyuşma hissi yaşanabilir.
Cüzzam Lepra

Cüzzam insan bedeninde geri dönülmez hasarlar bırakır

  • Borderline lepromatöz cüzzam: Düz lezyonların seyrettiği bu cüzzamda deride kabarık şişlikler, modül oluşumu ve plaklar baskındır. Hastalık, ilerleyebilir ya da gerileyebilir. Aynı zamanda lezyonlarda uyuşma hissedilir.
  • Lepromatöz cüzzam: Cüzzamın en ağır çeşididir. Hastada saç kaybı, sinir tutulumu, vücutta şekil bozukluğu, uzuvlarda zayıflık ile belirgindir. Bu tip, hiçbir şekilde gerilemez ve oldukça bulaşıcıdır. Bu hastalık, deri ve sinirlerin yanı sıra organları bile etkileyebilir çünkü hastanın cüzzama bağışıklığı düşüktür.

Cüzzam tedavisi

Tedaviye başlamadan önce doktorunuz deri lezyonu biyopsisi, burun mukozasından kazıntı ya da deri testi yapabilir. Ancak bu testler, iki temel cüzzam tipini birbirinden ayırmak için kullanılır. Yani hastalık teşhisinde belirleyici değildir. Testlerin ardından doktorunuz, hastalığı tedavi etmek amacıyla genelde bakterileri öldüren birkaç antibiyotik reçete eder.

Cüzzam tedavisinde genellikle Dapson, Klofazamin, Makrolid, Minosiklin, Rifampin, Fluorkinolon ve Ofloxacin gibi antibiyotikler reçete edilir. Bazen de inflamasyonun kontrol altında tutulması için aspirin, talidomid, prednizon kullanmanız gerekebilir. Ancak cüzzam tedavisinden istenilen sonucun alınabilmesi için hastalığın teşhisinde geç kalınmamış olması oldukça önemlidir.

Bu süreçte birden fazla antibiyotiği eş zamanlı olarak kullanabilirsiniz. Ancak hamileyseniz ya da hamile kalma ihtimaliniz söz konusuysa asla talidomid kullanmayın. Bu ilaç bebekte şiddetli doğum kusurlarına neden olur.

Cüzzam, ülkemizde bildirimi zorunlu olan bir hastalıktır. Hastalıkla savaş için Sağlık Bakanlığı yetkililerince Lepra Eradikasyon Programı yürütülmekte ve cüzzam, ücretsiz bir şekilde tedavi edilmektedir. Bu yüzden cüzzamlı bir hasta ile karşılaştığınızda bu durumu il Sağlık Müdürlüğü’ne acilen bildirmelisiniz. Bu sayede hastalığın diğer kişilere bulaşmasının önüne geçebilirsiniz.

Cüzzam

Cüzzam ellerde ve ayaklarda ağır hasara neden olabilir

Cüzzam öldürür mü?

Cüzzam, ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir hastalık değildir. Ancak tedavi edilmediği takdirde hastanın sakat kalmasına yol açabilir. Günümüzde eski dönemlere nazaran daha az bulaşıcı olan cüzzam, yine de yoksulluğun ve iç savaşın devam ettiği geri kalmış ülkelerde görülmekte, yani binlerce insan cüzzamla savaşmaktadır.

Cüzzam (Lepra) hastalığı artık tarih oluyor

Ülkemizde ise 2018 verilerine göre 2000 civarında cüzzam hastası bulunmaktadır. Hastalar genellikle 60 yaşın üzerindedir. Bu hastalar, daha çok kırsal kesimde yaşayan, aynı eşyaları kullanan, yeterli sağlık hizmeti alamayan kişilerdir.

Cüzzam ve Veba arasındaki fark

Kara ölüm olarak da bilinen veba, antik çağlardan bu yana korkulan, hem bulaşıcı hem de öldürücü bir hastalıktır. Veba, ortaçağda Avrupa nüfusunun büyük bir bölümünün hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Vebanın belirtileri arasında ateş, titreme, kusma, ishal, nefes almada zorluk çekme, kan tükürme, sırt, kas ve eklem ağrıları yer alır. Veba hastalığının insanlara lağım farelerinden bulaştığı düşünülse de aslında farelerdeki Yersinia pestis isimli bakteri pireler tarafından ısırılanlar vebaya yakalanır. Veba, insanların yanı sıra yarasa, sincap, fare, tavşan gibi pek çok hayvanın ölümüne de neden olabilir.

Sedef hastalığı (psoriasis) nedir? Belirtileri, nedenleri ve tedavisi

Vebalı hastayla yakın temas halinde bulunan kişilere de kolaylıkla veba bulaşabilir. Cüzzamın aksine veba 2-8 gün gibi kısa bir sürede belirtilerini göstermeye başlar. Erken aşamada tespit edildiğinde birtakım antibiyotikler ve aşılar ile tedavi edilebilir. Ancak, tedavide geç kalınması durumunda hasta birtakım organlarını kaybedebileceği gibi yaşamını da yitirebilir. Cüzzam ise başka bir hayvandan insana bulaşmaz. Tamamen insana özgü bir hastalıktır ve hastanın ölmesine neden olmaz. Her iki hastalığın ortak noktası ise eski çağlara göre günümüzde daha az bulaşıcı olmalarıdır.

Cüzzam ve alaca (Vitiligo) arasındaki fark

Tıp dilinde vitiligo olarak adlandırılan alaca, melonosit hücrelerinin pigment üretiminin yavaşlaması ya da durması sonucu derinin dış kısmının rengini kaybetmesidir. Pigment eksikliği deride yamaya benzer, sınırları belirli birtakım yama benzeri lekelere neden olur. Süt kadar beyaz olabilen bu yamaların büyüklüğü ise değişiklik gösterebilir.

Vitiligo (ala hastalığı) nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

Alaca hastalığının tedavisinde genelde ilaç ve kremler reçete edilir. Bazen de bölgesel ultraviyole ışık tedavisinden de yararlanılabilir. Tedavi ile melonosit hücrelerinin tıpkı eskisi gibi hızlı çalışması hedeflenir. Alaca hastalarının cildinde bulunan lekeler bazen cüzzam hastalarındaki deri lezyonları ile karıştırılabilir. Çünkü her iki hastalıkta da lekelerin rengi ten renginden epey bir açık tonda olabilir. Lakin cüzzam hastalarındaki lezyonlara duyu kaybı eşlik eder. Alaca hastalarında ise duyu kaybı söz konusu değildir.

Prof. Dr. Türkan Saylan, cüzzamı Türkiye’de bitiren kişidir

Cüzzam ile mücadele dendiğinde Türkiye ve dünyada akla ilk gelen isim Prof. Dr. Türkan Saylan’dır. Türkiye’de ayrıca Kardelenler projesi ile bilinen ve kız çocuklarının eğitimine verdiği büyük destekle tanınan Prof. Dr. Türkan Saylan, cüzzam ile mücadeleye bir ömür harcamış ve hastalığı ülkemizden temizlemiştir. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarından itibaren cüzzam hastalığı ile mücadele etmeye başlayan Prof. Dr. Türkan Saylan, hekim olduktan sonra uzmanlığını da bu alanda yaparak işe başladı.

Mesleğe başladıktan sonra Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’da kuran Prof. Dr. Saylan, ülkeyi bir baştan öbür başa karış karış gezerek hem cüzzam hastalarını tedavi etmiş hem de onların dışlanmış oldukları topluma yeniden dönmesi için büyü çaba harcadı. Yıllar süren bu mücadeleden sonra cüzzam Türkiye’de ciddi bir sorun olmaktan çıkmış ve cüzzamlı hastalar tekrar normal hayatlarına dönebilmiştir. Bu başarılı mücadelesi nedeniyle Prof. Dr. Türkan Saylan’a 1986 yılında Uluslararası Gandhi Ödülü verilmiştir.

Cüzzam hastalarına öneriler

  • Bu hastalık, çocuklara daha kolay bir şekilde bulaşabildiğinden çocuklarınızla ve diğer kişilerle yakın temasta bulunmamalısınız.
  • Sizinle birlikte yaşayan aile bireyleriyle havlu, kıyafet, iç çamaşırı, bornoz gibi aynı eşyaları kullanmamalısınız.
  • Cüzzam, anne sütü yoluyla bebeğe kolaylıkla bulaşabilir. Bu yüzden de bebeğinizi emzirirken dikkatli davranmalı ve bir doktora danışmalısınız.
  • İlaçlarınızı düzenli bir şekilde almaya özen göstermelisiniz.
  • Bakteriler, nevresim takımlarınıza ve yatak örtülerinize de bulaşabileceğinden tedaviniz tamamlanmadan eşinizle aynı yatağı paylaşmaktan kaçınmalısınız.

Kaynaklar
1- Leprosy Overview
2- What Is Leprosy?
3- Leprosy

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla