Hepatit C nedir? Nasıl bulaşır? Belirtileri ve tedavisi

Kategori: Hepatitler, Karaciğer Hastalıkları, Sağlık Sözlüğü Print

hepatit c nedirHepatit C, oldukça yaygın görülen virüs kaynaklı bulaşıcı bir enfeksiyondur. Tedavi edilmediği taktirde uzun dönemde karaciğere zarar vererek siroz ve karaciğer kanserine neden olur. Günümüzde yeni geliştirilen ilaçlar sayesinde başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Hepatit C, bir RNA virüsüdür ve bilinen en küçük virüsler arasında yer alır. Hepatit C virüsü genellikle kan ve cinsel ilişki yoluyla bulaşır. Hepatit C akut veya kronik olarak iki şekilde gelişebilir. Akut Hepatit C, virüs bulaştıktan sonra 6 ay kadar süren kısa süreli bir hastalıktır. Hastaların çoğunda (%75-85) akut hepatit C enfeksiyonu kronik hale dönüşür. Kronik Hepatit C hayat boyu devam edebilen, ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabilen bir hastalıktır. Hepatit C için aşı bulunmamaktadır.

Hepatit C’nin tedavisi var!

Peginterferon ve ribavirin, HCV tedavisinde yaygın kullanılan ilaçlardır. Tedavi edilen insanların %50-80’i iyileşmektedir. Ancak piyasaya yeni çıkan Telaprevir isimli ilaç ile tedavi başarısı %90 ulaşmaktadır. Halen Hepatit C tedavisinde FDA tarafından onaylanıp kullanıma girmiş pek çok yeni nesil ilaç bulunmaktadır ve bunların bazıları kesin tedavi imkanı sunmaktadır.

  • Hepatit C, genellikle belirti vermez ve sinsi ilerleyerek ölüme neden olur
  • Hepatit C %20 kendiliğinden iyileşir, % 80 kronikleşir
  • Bunların %25’i selim seyreder ancak %75’inde hastalık aktiftir
  • Bu grubun % 20’sinde de 10-20 yılda siroz gelişir

Hepatit C nasıl bulaşır?

Gelişmiş ülkelerde başlıca bulaşma yöntemi, damar içi ilaç kullanımıdır (DİK). Gelişen ülkelerde, basilica yöntemler, kan nakilleri ve güvenli olmayan tıbbi prosedürlerdir. Vakaların %20’sinde bulaşma sebebi bilinmemektedir;  ancak bu vakaların çoğunun muhtemel sebebi damar içi ilaç kulanımıdır. “Hepatit C nasıl bulaşır” konusunda çok daha kapsamlı bilgiye yazının devamında ulaşabilirsiniz.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve teşhis yöntemleri

Hepatit C hastalığının belirtileri

  • Halsizlik ve kaslarda ağrı
  • Baş ağrısı
  • Karın ağrısı (karın sağ üst kadranda sık)
  • Bulantı
  • Koyu renkte idrar (çay rengi)
  • Kilo kaybı
  • Yağlı yiyeceklerden tiksinme
  • Eklem ağrıları
  • Nadiren sarılık

Akut Hepatit C % 80 oranında farkında olmadan geçirilir. Genel olarak küçük çocuklarda belirtisiz seyreder. Ancak daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde bazı belirtiler görülür. Hastalığın en önemli belirtisi gözlerde ortaya çıkan sarılıktır. Gözlerdeki sarılık geçici olduğu için bu türden şikâyetleri olanların hepatit taraması yaptırması öneriliyor. Hepatit C’ye bağlı siroz oluşumunda; yemek borusunda varisler, varis kanamaları, karında su toplanması sonucu karın şişliği, dalak büyümesi ve şuur kaybı atakları meydana geliyor.

Hepatit C’li olup olmadığımı nasıl bilebilirim?

HCV enfeksiyonu, basit ve özgül bir kan testiyle ( anti-HCV ) belirlenebilir. Fakat; akut veya kronik enfeksiyon olup olmadığı ayırt edilemez. Bu test rutin değildir. Bu sebeple kişiler, doktorlarından bir HCV testi istemelidir. Şayet ilk test (+) ise, tanıyı doğrulamak için 2. kez bir test yapılmalı ve karaciğer fonksiyon testleri alınmalıdır. Halen kullanılmakta olan (eia) testlerinde kronik hepatit C’ lilerin yaklaşık %95’inde anti- HCV (+) dir. Yani hassas bir testtir. Antikor (anti- hcv ) olguların %30’unda enfeksiyonun ilk 4 haftasında (+) olmayabilir. HCV ile karşılaşmadan 5-8 hafta kadar erken, olguların %60’ında anti-HCV testlerinde pozitiflik tespit edilebilir.

Kronik Hepatit C nedir?

Kronik HCV , akut enfeksiyondan 6 ay sonra temizlenmeyen enfeksiyon demektir. Hastalık dereceli olarak 10-14 yıldan fazla bir müddet boyunca ilerleyebilir. Yüksek SGOT ve SGPT değerleri karaciğer hasarının halen devam etmekte olduğunun bir göstergesidir. Karaciğer biyopsisiyle hasarın tipi, derecesi ve hastalığın şiddeti belirlenebilir. Kronik hepatit C’li hastaların % 20’sinde siroz gelişeceğine inanılır.

Hepatit C’de doğru hastaya doğru tedavi ile başarı %96’ya çıkıyor

Siroz karaciğer hücrelerinin ölümünden sonra karaciğerde oluşan skar (sert, işe yaramaz, fonksiyon görmez bir dokudur) dokusu meydana gelir. Sirozlu hastaların % 25’inde ( bütün olguların % 5’i) karaciğer yetmezliği meydana gelebilir (enfeksiyondan 30-40 yıl sonra bile).Siroz gelişen kronik hepatit C’li hastalarda karaciğer kanseri gelişmesi riski büyüktür. Bu ilk enfeksiyondan 10-40 yıl sonra meydana gelebilir.

Hepatit C’nin karaciğer dışındaki etkileri

Hepatit C, aynı zamanda, nadiren Sjögren sendromu (bir çeşit otoimmün bozukluğu) normalden daha düşük sayıda trombosit sayısı, kronik deri hastalığı, diyabet ve Hodgkin-dışı lenfomalarla ilişkilendirilir.

Hepatit C tanısı ve testleri

Hepatit C testi: HCV antikor, ELISA, Western blot, ve niceliksel HCV RNA dahildir.   Kronik hepatit C, mevcut RNA’sına göre altı aydan daha fazla süren hepatit C virüsü ile birlikte görülen bir enfeksiyondur. Kronik enfeksiyonlar, genel olarak on yıllar boyunca herhangi bir belirti göstermediğinden  hekimler, onu çoğunlukla karaciğer fonksiyonu testleri aracılığıyla ya da yüksek riskli insanlara yaptıkları rutin kontroller esnasında keşfetmektedir. Bu test, akut ve kronik enfeksiyonları birbirinden ayıramaz.

Hepatit C testi için kan tahlili:

Hepatit C testi, bir enzim immünoassayı kullanılarak HCV’ye karşı antikorların varlığını belirlemek için yapılan kan tahlilleriyle başlar. Eğer bu testin sonucu pozitif ise, immünoassayı doğrulamak ve ciddiyetini belirlemek için ikinci bir tahlil yapılır. Rekombinant immünoblot analizi, immünoassayı doğrular ve HCV RNA polimeraz zincir reaksiyonu, ciddiyetini belirler. Eğer RNA mevcut değil ve immünoblot pozitif ise kişi daha önce bir enfeksiyon geçirmiş ancak ya tedavi ile ya da kendiliğinden enfeksiyon temizlenmiştir; immünoblot negatif ise, yapılan immünoassay yanlıştır.

Hepatit C hastaları için tedavi seçenekleri artıyor

İmmünoassayın pozitif çıkması için, enfeksiyonun bulaşmasının ardından altı ila sekiz hafta geçmesi gerekir. Karaciğer enzimleri, enfeksiyonun başlangıç aşamalarında değişkenlik gösterir; ortalama olarak enfeksiyonun başlamasından itibaren yedi hafta sonra artmaya başlarlar. Karaciğer enzimlerinin, hastalığın ciddiyetiyle ilişkisi zayıftır.

Hepatit C biyopsi

Karaciğer biyopsisi, karaciğer hasarının seviyesini belirleyebilir ancak yöntemden kaynaklanan riskler bulunur. Biyopsinin belirleyebileceği tipik değişiklikler, karaciğer dokusundaki akyuvarlar, portal triad’daki lenfoid foliküller ve safra kanallarındaki değişikliklerdir. Hasarın seviyesini belirlemede denenebilecek ve biyopsiye olan ihtiyacı azaltabilecek bir çok kan testi vardır.

Görüntüleme: Tahlil yaptırma, dövmeleri olanlar da dahil olmak üzere yüksek risk grubundaki kişilere tavsiye edilir. Kronik Hepatitin genellikle tek belirtisi olduğundan karaciğer enzim yüksekliği olan kişilere görüntüle yöntemi de tavsiye edilir.

Hepatit C tedavisi

HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler. Bu vakaların yaklaşık 40-80%’i tedavi ile giderilir. Nadir durumlarda enfeksiyon, tedaviye gerek kalmadan temizlenir. Kronik Hepatit C hastaları, alkolden ve karaciğere toksik etkisi olan ilaçlardan sakınmalı ve Hepatit A ve Hepatit B için aşılanmalıdır. Siroz hastası olan kişiler karaciğer kanseri için ultrason yaptırmalıdır

Hepatit C’nin ilaç tedavisi

HCV enfeksiyonu karaciğer anomalileri olduğu kanıtlanmış kişilerin tedavi araması gerekir. HCV tipine bağlı olarak mevcut tedavi yöntemi, pegile interferon ile antiviral ilaç olan ribavirinin 24 ila 48 hafta boyunca kullanılmasının bir kombinasyonudur. Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür. Boceprevir veya Telaprevir’in peginterferon alfa ile combine edilmesi Hepatit C genotip 1’e karşı olan antiviral tepkimeyi arttırır. Tedavinin yan etkileri yaygındır; tedavi gören kişilerin yarısında grip benzeri semptomlar görülmüş, üçte biri ise duygusal sorunlar yaşamıştır.

İlk altı ay içinde yapılan tedavi, Hepatit C’nin kronik hale gelmesinden sonra yapılana göre daha etkilidir. Eğer bir kişide tekrar enfeksiyon gelişir ve sekiz ila 12 hafta içinde temizlenmezse, 24 haftalık pegile interferon tedavisi önerilir. Talasemi(bir kan hastalığı) hastalığı olan kişilerde ribavirinin faydalı olduğu ama kan nakline olan ihtiyacı arttırdığı görünür. Savunanlar Hepatit C’ye karşı meryemana dikeni, ginseng ve kolloidal gümüş gibi bazı alternatif terapilerin de yardımcı olduğunu belirtiyor. Ancak, hiç bir alternatif terapi Hepatit C’nin sonuçlarında iyileşme göstermemiştir ve virüse karşı alternative terapilerin herhangi bir etkisi olduğuna dair kanıt bulunmamaktadır.

Hepatit C tedavisinde iki yeni ilaç (İyileşme oranı %80-85)

Türkiye’de bu alanda iki ilacın kullanıma girdi. “Birisi  telaprevir etken maddeli ilaç. Boceprevir içeren ilaç da çok yakın zamanda klinik kullanıma girecek. Bu ilaçlar daha önce tedavi almış ve mevcut tedavilere cevap vermemiş hastalarda çok etkili. Cevap oranları yüzde 80-85’e kadar çıkmakta. Erken tedavi tabi ki hastalığın siroza ve karaciğer kanserine dönüşmemesi bakımından da son derece önemli. Dolayısıyla kendisinde hepatit C olduğunu bilen insanların da sağlık kuruluşlarına başvurarak yeni tedavi imkanlarından yararlanabilir.

Sağlık uygulama tebliğinin el verdiği ölçüde bu ilaçları kullanarak yüksek oranda başarı elde edilebiliyor. Doğru hastaya verildiği zaman kısa sürede hastayı tedavi etme yetisine sahip olan, oldukça etkin ilaçlar.”Türkiye’de  bu ilaçlar yaklaşık 6 ay önce ruhsatlandırıldı. “Bir grup bir kaç ay önce geri ödeme onayı aldı, ve Mart 2013’ten itibaren geri ödemeye girecek. Uygun hastaları belirleyerek tedavi edilmesi, hastalarda ileride olacak komplikasyonların önlenmesi açısından çok önemli.

Kronik hepatit C tedavisi

Kronik hepatit C (KHC) hastalarında tedaviye karar verebilmek için genel kural histolojik ve virolojik olarak kronik infeksiyon tanısının konulması ile serum ALT düzeyinde artışın gösterilmesidir. KARACİĞER BİYOPSİSİ-KHC hastalarında tedavi öncesinde karaciğer biyopsisinin yapılması tartışmalıdır. Ancak tedavi planlanan hastalarda tedavi öncesi karaciğer biyopsisi yapılmasının da çeşitli avantajları bulunmaktadır:

  • Karaciğer histolojisi hastalığın dönemini belirlemek ve prognozu belirlemek açısından faydalıdır. Sirozlu hastalar hepatoselüler karsinom (HCC) açısından periyodik olarak izlenmelidir ve varis açısından da endoskopik değerlendirme yapılmalıdır.
  • Tedaviye başlandıktan sonra tedavinin potansiyel yan etkileri, tedavinin kesilip kesilmeyeceğinin belirlenmesinde biyopsi bulguları önem taşımaktadır.
  • Komorbid hastalıkların (hemakromatozis, alkolik hepatit ve hepatik sarkoidoz) bulunması durumunda da karaciğer biyopsisi önemlidir. 1997’de NIH (National Institutes of Health Consensus Development) Konferansında hepatit C’li hastalarda tedavi öncesinde mutlaka karaciğer biyopsisi yapılması görüşü benimsenmiştir(41). Buna karşın, revize edilen NIHkonsensus 2002 raporunda, tüm hastalarda tedavi öncesi biyopsi gerekmeyebileceği savunulmuştur. Özellikle genotip 2 ve 3’de tedavi öncesinde biyopsi gerekmeyebilir (Bu hastalarda virolojik cevap % 80 civarındadır).

Yeterli bilgi olmamakla beraber hastalığın ilerleyip ilerlemediğini göstermek için de her 2 yılda bir karaciğer biyopsisinin tekrarlanması önerilmektedir.

Kronik hepatit C’de tedaviye alınma kriterleri:

  •  > 18 yaş
  • Serum ALT değerlerinin yüksek olması
  • Karaciğer biyopsisinde kronik hepatit bulgularıyla birlikte belirgin fibrozis olması (Metavir skoru > 2, veya Ishak skoru > 3)
  • Kompanse karaciğer hastalığı (total serum bilirubin <1.5 g/dL; INR <1.5; albumin >3.4 g/dL; platelet sayısı>75,000 /mm; ve hepatik ensefalopati veya asit olmaması)
  • Kabul edilebilir hematolojik ve biyokimyasal değerler (erkekler için >13 g/dL ve kadınlar için >12 g/dL hemoglobin; nötrofil sayısı >1.5 k/mm; kreatinin < 1.5 mg/dL)
  • Hastanın tedaviye istekli olması.

Hepatit C tedavisinde özellikle dikkat edilmesi gereken hastalar

  • ALT’si sürekli normal olan hastalar
  • Daha önceden tedavi almış olup yanıtsız kalan hastalar ya da nüks hastaları
  • Damar içi ilaç kullananlar ya da alkolikler
  • Karaciğer biyopsisinde fibrozis olmayan ya da minimal fibrozis olan hastalar (portal fibrozis: Metavir skoru <2; Ishak skoru <3)
  • Akut hepatit C
  • HIV koinfeksiyonu olan hastalar
  • <18 yaş hastalar
  • Kronikrenal hastalığı olanlar(hemodiyaliz alan veya almayan)
  • Dekompanse siroz
  • Karaciğer transplant hastaları.

Normal ALT’li hastalarda hepatit C tedavisi

Kronik hepatit C‘li hastaların % 30’unda ALT normaldir. Bu hastalarda optimal tedavinin ne olacağı tartışmalıdır. Yüksek ALT’li hastalara göre prognoz daha iyidir. Ancak bu hastaların bir bölümünde karaciğer biyopsisinde iltihaplanma görülebilmektedir. Normal ALT’li hepatit C hastası 35 yaşın altındaysa, kadın hastaysa, alkol almıyorsa, karaciğer biyopsisinde inflamasyon yok ya da minimal düzeydeyse hepatik fibrozise gidiş yavaş olacaktır.

Bu hastalarda tedavi verilip verilmemesi ile ilgili tartışmalar çeşitli çalışmalarda araştırılmaya devam etmektedir. Bunun tersi profilde olan hastalarda ise, başlangıç karaciğer biyopsisi orta derecede aktivite ya da fibrozis gösteriyorsa hastalığın ilerleme riski fazladır. Bu hastalarda tedavi planlanması gerekmektedir.

Tedavi Hepatit C hastalarında tedaviye yanıtı etkileyen çeşitli konak faktörleri ve viral faktörler bulunmaktadır. Pegile IFN + ribavirin tedavisinde kalıcı yanıtı etkileyen en önemli faktör HCV genotipi (genotip 2 ve 3’de yanıt, 1’den daha iyidir) ve viral yüktür [viral yük < 2×106 kopya /mL (yaklaşık 800,000 IU/mL)]. Kalıcı viral yanıtı etkileyen diğer faktörler hastanın yaşının genç olması, zayıf olması, sirozun olmamasıdır.

Hepatit C tedavisinin yan etki gösterebileceği hastalar

  • İnterferon major depresyonu olan hastalarda kontrendikedir. İntihar girişimi riskini arttırmaktadır.
  • Otoimmün hastalığı olan kişilerde interferon tedavisinin uygulanması risklidir.
  • Hastada başka karaciğer hastalıklarının olması kronik hepatit C gidişini olumsuz etkiler. Örneğin alkol kullanımı interferon tedavisine yanıtı azaltır. Hastalığın ilerlemesine ve HCC gelişme riskinde artmaya neden olur.
  • Zemindeki bazı hastalıklar tedavi planında değişmeye neden olabilir. Örneğin hemakromatozisi olan hastalarda tedavi öncesinde flebotomi yaparak demir yükünün azaltılması
    gerekmektedir.
  • HIV infeksiyonu olan hastalarda da KHC seyri olumsuz etkilenir. Bu durumda hastanın immün durumu önemlidir.
  • Renal, kalp veya akciğer transplant hastaları.
  • Tedavi edilmemiş hipertiroidi.
  • Gebeler.
  • Hipertansiyon, kalp yetmezliği, belirgin koroner arter hastalığı, kontrol edilemeyen diabet, obstrüktif pulmoner hastalık.
  • < 3 yaş hastalar.
  • Kullanılacak ilaçlara aşırı duyarlılığı olan kişiler.

Pegile interferon + ribavirin kombine tedavisi, interferon monoterapisinden ve standart interferon/ ribavirin kombine tedavisinden daha üstündür. Kombine tedavi genotip 1 ve 4 hastalarında 48 hafta süreyle uygulanmalıdır (Ribavirin; < 75 kg hastalarda 1,000 mg ve >75 kg olan hastalarda 1,200 mg). Serumda kantitatif olarak HCV-RNA tedavinin başlangıcında ve 12. haftasında bakılmalıdır. 12. haftada erken virolojik yanıt alınamadığında (HCV-RNA düzeyinde en az 2 log azalma) tedavi sonlandırılmalıdır.

Hepatit C’li hastalarda siroz ve HCC gelişimine neden olan faktörler?

  • İleri yaş
  • Erkek cinsiyet
  • Alkol kullanımı
  • AİDS (HİV )
  • Hepatit B ile birliktelik
  • Yüksek viral yük

Hepatit C hastalığının doğal seyri

Hepatit C, hastalığın geç everelerine kadar sessiz olan bir hastalıktır. Hele hastalığı akut hepatit devresinde yakalamak çok zordur. Çünkü genellikle asemptomatiktir, veya semptomlar özgül değildir. İkterik akut hepatiti tanımak zor değildir. Unutulmamalıdır ki akut devrede anti-HCV antikorlarının saptanabilir düzeye gelmeleri 4-6 hafta almaktadır ve tanı konulabilmesi için HCV-RNA’nın araştırılması gerekir.

Anikterik olgularda ise, halsizlik, yorgunluk ve dispepsi gibi semptomlarda akut hepatitin akla gelmesi bu yönden tetkik yapılmasıyla tanı konulabilir. Hastanın yakın zamanda parenteral kuşkulu bir temasa maruz kalması da tanıya yardımcı noktalardan birisidir. Olayın akut hepatit evresinde yakalanması tedavi açısınıdan çok avantajlı bir noktadır. Çünkü akut hepatit devresinde tedavinin etkinliği %80’in üzerindedir.

Akut hepatit geçirenlerin %30’unda olay iyileşme ile sonuçlanmakta ve HCV-RNA spontan olarak kaybolmaktadır. Olguların %70’inde ise hepatit C kronikleşmektedir. Kronikleşen olgularda yukarıda da belirtildiği genellikle klinik hastalık sirozun geç evrelerine ve hatta hepatoselüler karsinom gelişinceye kadar sessiz kalabilir. Muhtemel semptomlar, halsizlik, yorgunluk, düşük egzersiz töleransı, hazımsızlık olabilir. Kronik hepatit C olgularının %70-80’inde olay bu devrede kalmakta ve siroz gelişmemekte, %20-30 olguda ise hastalık siroza ilerlemektedir. Başlangıçta siroz kompansedir, yani özofagus varisi, assit, hepatik ensefalopati gibi komplikasyomlar yoktur.

Ancak her geçen yıl hastaların %5’i dekompanse olmakta, %1-2’sinde de hepatoselüler karsinom gelişmektedir. Siroza gitme riski, virüse 40 yaşından sonra maruz kalanlarda, birlikte alkol alanlarda ve erkeklerde daha yüksektir. Akut hepatitden sonra kronik hepatitin gelişme süresi ortalama 10 yıl, siroz gelişme süresi 20 yıl, hepatoselüler karsinom gelişme süresi ise 30 yıldır. Dolayısıyla hepatit C yavaş ilerleyen, ancak yaşamları boyunca hastaların ortalama %10’unda ciddi komplikasyonlara ve ölüme yol açabilen bir hastalıktır.

Fizik muayene tamamen normal olabilir. Ancak kronik hepatit evresindekilerin yarısından fazlasında hepatomegali mevcuttur. Splenomegali, palmar eritem, spider anjiom, jinekomasti, kas erimesi, ekimozlar gibi bulgular ise genellikle siroz gelişen olgularda bulunmaktadır. İlginç olarak bu evredeki hastaların bile çoğunluğu tümüyle asemptomatiktir. Bazı hastalarda tanı lichen planus, kriyoglobulinemi gibi hepatit C ile yakın ilişkisi olan hastalıkların semptomları ile konulmaktadır.

Laboratuvar tetkiklerinde birinci sırada “serum Anti-HCV” gelmektedir. Doğruluğundan emin olunabilmesi için birkaç kez tekrar edilebilmesi gerekir. İlginç olarak kan merkezlerinde yapılan testlerde Anti- HCV + bulunanların %30’unda daha sonra tekrarlanan testlerde Anti-HCV – bulunmaktadır. Anti-HCV hem hastalığı geçirip iyileşenlerde, hem de halen aaktif replikasyon devam edenlerde +’dir. İkinci serolojik test HCV-RNA’dır. Bu test çok çeşitli metodlarla yapılmaktadır.

Tanısal olarak yapılması gereken PCR metoduyladır. Bu metodunda çok çeşitli uygulamaları vardır. Ticari kitler ve dikkatli laboratuvar koşulları olmadığı taktirde yanlış pozitiflik ve negatiflik oranı yüksektir. HCV-RNA negatif olduğuna karar verilen, fizik muayenesi ve diğer laboratuvar tetkiklerinde anormallik saptanmayan hastalarda hepatit C’nin geçirildiğine ve halen aktif infeksiyonun olmadığına karar verilebilir. Ancak bu kişiler hepatit C’ye karşı immun kabul edilememektedirler. Çünkü bu antikorların bulunmasına karşın kişi tekrar aynı virusla infekte olabilmektedir.

Kronik hepatit C olan hastalar serum ALT düzeyi açısından iki grupta mütalaa edilebilirler. Bir grupta HCV-RNA pozitif olmasına karşın, serum ALT düzeyi tekrarlanan tekiklerde normal sınırlar içerisindedir. Diğer grupta ise serum ALT düzeyi yüksektir. Ancak bu yüksek olan grupta da ALT düzeyi ondülasyon göstermeketdir, ve zaman zaman bu gruptakilerde de düzey normal sınırlar içerisine inebilmektedir.

Ancak daha sonraki tetkiklerde tekrar yükseldiği görülmektedir. Serum AST, GGT, alkali fosfataz gibi tetkiklerde de yükselmeler bulunabilir. Kronik hepatit C’de Serum GGT düzeyinin yüksek bulunması seyrek değildir. Siroz geliştiğinde serum bilirubin ve gama-globu-lin düzeylerinde yükselme, serum albumin düzeyinde düşme, protrombin zamanında uzama ve sitopeni bulunabilir. Her ne kadar serum, fizik muayenesi ve serum ALT düzeyi normal olan bir hepatit C hastasının karaciğer biyopsisinde genel olarak hafif hasar saptanmaktaysa da, siroz bile bulunabilmesi mümkündür. Tüm karaciğer fonksiyonları normal olmasına rağmen fizik muayenesinde anormallikler saptanan hastalar da karaciğer fonksiyon testleri anormal çıkanlar gibi tetkik edilmelidirler.

Anti-HCV + saptanan hastaların bir kısmında Anti-LKM antikorları pozitif bulunabilmektedir. Bunlarda genellikle HCV-RNA negatifdir. Bu hastalarda IFN tedavisi ile alevlenme olmakta ve immunsüpresif tedavi ile sonuç alınabilmektedir. Kronik hepatit C’de görüntüleme yömntemlerinin tanıda çok fazla önemi olmamakla birlikte, yapılması da kaçınılmazdır. Genellikle anlamlı bir değişiklik bulunmamaktadır. Bazı hastalarda ekojenite artışı bulunabilir. Bu görünüm genellikle yağlanma bulgusu kabul edilmekle birlikte, özgül değildir ve kronik karaciğer hastalıklarının ileri devrelerinde ve özellikle siroz gelişmesi halinde de karaciğerde ekojenite artışı saptanabilmektedir. Bunun yanında ultrasonografi bilier sistem ve eğer varsa, karaciğerde yer kaplayan lezyon için bilgi vermektedir. Zaten perkütan karaciğer biyopsisi öncesi ultrasonografi elzemdir.

Spiral trifazik tomografi ve manyetik rezonans gibi incelemeler ise ancak karaciğerde yer kaplayan lezyon bulunması halinde endikedir. Kronik hepatiti C‘de karaciğer biyopsisi yapılması gereklidir. Çünkü fizik muayene, laboratuvar tetkikleri ve görüntüleme yöntemleri ile hastalığın histolojik ağırlığı arasında her zaman iyi bir ilişki yoktur. Biyopside HAI (Histolojik aktivite indeksi) saptanmaktadır. Son zamanlarda bu klasik skorlamanın yerini daha pratik bir skorlama sistemi olan Metavir skoru alma eğilimindedir. Bu skorlamalarda bir yandan karaciğerdeki iltihabi aktivite bir yandan da fibroz derecesi değerlendiriilmektedir. Çeşitli çalışmalar göstermektedir ki kronik hepatit C infeksiyonu esnasında iltihabi aktivite çok hafif olsa dahi fibroz ilerleyebilmektedir.

Yani karaciğer biyopsisinin en önemli amacı fibroz derecesinin değerlendirilmesidir. Fibroz derecesi 0-4 arasında değişmektedir. Fibroz’un 0 olması halinde standard koşullarda tedavi gereksizdir. Ancak baz özel koşullar tedavi endikasyonu olabilir: Histolojik aktivitenin ve serum ALT düzeyinin çok yüksek olması gibi. Fibrozun 1-2 olması, tedavi için en uygun devredir. Fibroz 3 devresine geldiğinde tedavide başarı şansı düşmekte, 4 yani siroz evresine gelindiğinde ise tedaviden başarılı sonuç elde etme ihtimali çok azalmaktadır. Anti-HCV ve HCV-RNA + olan hastaların ALT düzeylerinin normal olması halinde tedavide başarı şansı çok azdır. Bunların bir kısmında serum ALT düzeyi sürekli normal bulunurken bir kısmında zaman içinde ALT düzeyi yükselmektedir.

Hepatit C anneden bebeğe bulaşır mı?

Hepatit C’nin enfekte olmuş bir anneden çocuğuna bulaşması, hamileliklerin %10’undan daha azında görülür.  Bu riski değiştirmek amacıyla mevcut herhangi bir önlem bulunmamaktadır. Hastalık, hamilelik boyunca ya da doğum esnasında bulaşabilir.  Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir. Emzirmenin HCV’yi yaydığına dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır ancak enfekte olmuş bir anne, eğer göğüslerinde çatlama veya kanama varsa emzirmemelidir.

Hepatit C den nasıl korunulur?

Hepatit C’nin henüz etkili bir aşısı yoktur. Ancak bu konuda yoğun bir çalışma devam etmektedir. Aşı olmadığı için tek korunma önlemi hijyenik koşullara uygun davranılmasıdır. Yegane bulaşma yolu kan gibi görünmektedir. Ancak hepatit C taşıyan bir kişi için kullanılan bir iğnenin bir başkasına kazara batmasıyla dahi bulaşma ihtimali %5’in altındadır. Yani hepatit C kolay bulaşmaz. Ancak bulaştığı taktirde de %70 kronikleşme riski vardır.


Kaynaklar:
1- Houghton M (November 2009). "The long and winding road leading to the identification of the hepatitis C virus". Journal of Hepatology 51 (5): 939–48.doi:10.1016/j.jhep.2009.08.004.
2- Rosen, HR (2011-06-23). "Clinical practice. Chronic hepatitis C infection.". The New England journal of medicine 364 (25): 2429–38.PMID 21696309.
3- Wilkins, T; Malcolm, JK, Raina, D, Schade, RR (2010-06-01). "Hepatitis C: diagnosis and treatment.". American family physician 81(11): 1351–7. PMID 20521755.
4- Chronic Hepatitis C Virus Advances in Treatment, Promise for the Future.. Springer Verlag. 2011. ss. 4. ISBN 9781461411918.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla