Diyabet tedavisine multidisipliner yaklaşımlar ve fizyoterapi

Yazan Uzm. Fzt. Ahmet Burak SEZGİN
Kategori: Diyabet, Fizik Tedavi, Üye Yazıları Print

Son yıllarda hızla artan diyabet vücudumuzu adeta kemiriyor işin kötü tarafı hiçbir organ bu hasardan kurtulamıyor. Şimdi isterseniz diyabet vücutta neye yol açar? Ve nasıl büyük tahribatlara sebep olur konusunda sizin için derlediğimiz bilgileri birlikte değerlendirelim. Şeker hastalığı yani diyabet öncelikle merkezi sinir sistemimizi tahrip eden bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle ayaklar gibi sinirsel uçların hassas olarak bulunduğu yerler vücudumuzun ilk olarak tepkinin verildiği yerlerin başında geliyor. Ayak küçük parmağından başlayan uyuşma ile kendini gösteren şeker hastalığı kişi sigara kullanıyorsa ilk etapta sigaranın verdiği bir zarar olarak düşünülmektedir.

Sigaranın yüzlerce olumsuz etkisi tabiî ki yadsınamaz bir gerçeklik. Ancak sigara kullanımına bağlı olarak bir uyuşmanın meydana gelmesi söz konusu değildir Dolayısıyla ayak parmaklarında ortaya çıkan uyuşmalar akla direkt olarak diyabeti getirilmelidir. Başlıklar halinde saymak gerekirse;

  1. Başta el ve ayaklar olmak üzere vücudun bölgelerine yansıyan uyuşma hissi
  2. Aşırı sinirlilik ve öfke hali
  3. Neredeyse çocukluk dönemini kapsayacak şekilde geriye yönelik olarak duygusal deformasyonlar.
  4. Aniden öfkelenerek fevri davranış ve hareketlerde bulunmak
  5. İktidarsızlık
  6. Aşırı susuzluk
  7. Gece sık idrara çıkma
  8. Depresyo
  9. Yaraların geç iyileşmesi
  10. Uyku sorunları
  11. Kalp ve damar sorunları
  12. Aşırı şüphecilik
  13. Kas ve iskelet sisteminde ağrılar
  14. Halsizlik
  15. Ani kilo kaybı
  16. Böbrek sorunları
  17. Görme problemleri bozuklukları (puslanma, buğulanma)
  18. Ağız kuruluğu
  19. Nöropatik ağrılar

Şeker hastalığı (diyabet) nedir? Belirtileri ve tedavisi

Gibi çok sayıda önemli ve hayati sorun dışında vücudumuz üzerinde tahribatlar yapan şeker hastalığının çok iyi tanımak zorundayız. Ortaya çıkan bulguların iyi değerlendirilmesi ve şeker hastalığının başlangıç evresinde yakalanabilmesi tedavide önemli bir avantaj sağlar. Diyabetin erken fark edilerek kontrol altına alınması kişinin gelecekteki yaşam kalitesini oldukça önemli bir şekilde etkilemektedir. Çünkü diyabete bağlı gelişen deformiteler maalesef çoğunlukla geri dönüştürülemeyen hasarların vücutta kalıcı hale gelmesine neden olmaktadır.

Tokluk Kan Şekeri Ölçümü ile Fikir Edinebilirsiniz

Birçok insan üşendiğinden veya ihmal ettiğinden eczanelere kadar birçok sağlık kuruluşu tarafından basit bir şekilde yapılan tokluk şeker ölçümünü yaptırmamaktadır. Normal standartlarda açlık kan şekerinin baz alındığı ölçümlerde amaç sizin açken kanınızdaki şeker oranının tespit edilmesidir. Aslında ilk etapta buna hiç gerek yoktur. Sağlık ocaklarında bile kolayca yapılan kan şekeri ölçümü küçük bir aletin strip adı verilen çubuğunun uç kısmına bir damlanın çok altında kan bırakılması ile gerçekleşmektedir.

Dolayısıyla sabah aç karnına bir yere gitmek sizin için zor geliyorsa yemekten iki saat sonra yapacağınız tokluk kan şekeri testi size önemli fikir verecektir. Çünkü tokluk kan şekeri iki saat içinde 140 üzerinde bir rakamda ulaştıysa bu sizin yeterli düzeyde insülin salgılayamadığınız anlamını taşır. Dolayısıyla tokluk kan şekeri yaptırarak diyabete yatkın olup olmadığınızı anlamanız her zaman mümkündür.

Pankreasta bozulma insülin hormonunun yetersiz kalmasına yol açar

Her ne sebepten ortaya çıkarsa çıksın pankreastaki bir bozulma İnsülin hormon salınımını engeller. Vücudumuza aldığımız şekerin hücre içerisine alınarak enerjiye dönüştürülmesini sağlayan insülin yeterli miktarda salgılanmadığında hücre içerisine alınamayan şeker bu kez serbest radikal gibi davranarak hasara yol açmaya başlar. Maalesef uzun bir süre farkına varmadan ilerleyen diyabet vücuttaki çeşitli aksamalar ortaya çıkınca da bunların farklı rahatsızlıklara yorumlanması tedavi geç kalınmasına neden olmaktadır.

Multidisipliner metodoloji ile tedavi sürecini hızlandırabilirsiniz

Başta dahiliye ve endokrinoloji bölümleri olmak üzere birçok farklı tıbbi alanı ilgilendiren diyabet ve buna bağlı gelişen deformasyonların giderilmesi başlı başına komplike bir tedavinin uygulanmasını gerektirir. Multidisipliner metodoloji ile fizyoterapi, osteopati, manuel terapi, PNI (psikonöroimmünoloji), ortopedi, nöroloji ve göz hastalıkları gibi çok sayıda tıbbi bölüm uzmanlarınca her biri kendi alanında deformasyonları gidermeye çalışan bu bölümler hastanın genel yaşam kalitesini en üst seviyede tutmaya çalışır.

Diyabet ve beslenme: Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastaları için önerileri

Bu noktada hemen bir hatırlatma yapalım hangi yöntemle tedavi edilmeye çalışılırsa çalışılsın şeker hastalığı yani diyabetin kontrolde tutulmasını zorunlu kılıyor. Dolayısıyla kontrolsüz bir şeker baskılaması ile vücut karşı karşıya kaldığı sürece uygulanan metotlardan hiç birinden kalıcı olarak sonuç alınamaz demek yanlış olmayacaktır.

Diyet ve hareket yaşam boyu birlikte sürdürülmesi gereken iki faktör

Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak ayrılan şeker hastalığında Tip 1 sınıfına giren kişilerin insülin kullanmaları zorunludur. Çünkü pankreasın hiçbir şekilde insülin üretmemesi durumunda ortaya çıkan Tip 1 diyabet dışarıdan vücuda insülin enjekte edilmesini zorunlu kılar. Ancak Tip 2 diyabette bu zorunluluk uzman tarafından önerilmediyse yoktur. Bunun nedeni pankreasın kısmen işlevini yerine getirmesinden kaynaklanır.

Sonuç itibariyle diyabet hastalığına yakalanmış bir kişinin ömrünün geri kalanında şekerden belli ölçülerde uzak durması yani diyet yapması gerekecektir. Ayrıca şekerin kontrol altında tutulabilmesinde önemli rol oynayan hareketli bir yaşam tarzı benimsenmesi ve bu iki faktörün sürekli uygulanması yaşam kalitesinde son derece olumlu bir yansıma olarak size geri dönüş sağlayacaktır. Sağlık ve mutluluk sizlerle olsun.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla