Diyabetin önlenemeyen yükselişi: Türkiye’de diyabet sıklığı %18’e yükseldi!

Yazan Hüseyin Kandemir
14 Ocak 2015   |    29 Ocak 2015   |   Kategori: Aile Hekimliği, İç Hastalıkları, Üye Yazıları Print

grafik-artisCREDIT-2 çalışmasına göre diyabet artışı tusunami dalgası gibi
Sonuçları 31. Ulusal Nefroloji, Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Kongresi’nde açıklanan Türkiye’nin en önemli saha araştırmalarından birisi olan CREDIT-2 çalışmasının yeni verilerine göre, Türkiye’de diyabetli hasta sayılarında ciddi bir artış yaşanıyor. Çalışmanı sonuçlarını değerlendiren Türk Nefroloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Turgay Arınsoy, “Ülkemizde diyabetin önlenemeyen artışı devam ediyor. 2006’da CREDIT-1’de %12,7 olan diyabet sıklığı, sonuçlarını yeni aldığımız CREDIT-2 çalışmasında %18,3’e yükselmiş durumda” dedi.

CREDIT-2 çalışmasından elde edilen sonuçlar Türkiye toplumunun başta diyabet olmak üzere obezite gibi önemli risk faktörleri açısından hızla kötüye doğru gittiğini gösteriyor. Özellikle diyabet konusunda elde edilen tüm sonuçlar öngörüleri ikiye katlıyor. Türkiye’de diyabetli hasta sayılarındaki kötüye gidişin ilk bulguları 2010 yılında açıklanan TURDEP-II çalışması (Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması) ile ortaya çıkmış ve 12 yılda diyabet sıklığının %90 artarak, %7.7’den %13.7’e çıktığı saptanmıştı. Yeni açıklanan CREDIT-2 çalışması diyabet artış hızının devam ettiğini ve hastalığın adeta bir tusunamiye dönüştüğünü gösteriyor. İlki 2006’da yapılan ve toplam 5 yıllık dönemdeki değişim oranlarını gösteren CREDIT İnsidans çalışmasına göre, 2006’da %12,7 olan diyabet sıklığı, 2011 yılında CREDIT-2 çalışmasında %18,3’e yükseldi.

CREDİT İnsidans çalışmasının korkutan sonuçları
diyabet-olcum-kanCREDİT çalışmasının ilk aşaması 2006 yılında Türkiye genelinde 23 ilden 10.750 erişkinin katılımı ile gerçekleştirilmişti. Çalışmanın ikinci aşamasında 2011 yılında ilk araştırmaya katılan toplam 4453 erişkin başta kronik böbrek hastalığı olmak üzere diyabet, hipertansiyon, obezite ve diğer risk faktörleri bakımından tekrar değerlendirildi. Sonuçlar Türkiye’de diyabetin önlenemeyen artışının devam ettiğini ve 2006’da %12.7 olan diyabet sıklığının % 18.3’e yükseldiğini gösteriyor.

Diyabet ve obezite sorunu artarak devam ediyor
turgay-arinsoyCREDİT-2 çalışmasından elde edilen sonuçları değerlendiren Prof. Dr. Turgay Arınsoy, çalışma kapsamında daha önce CREDİT-1 çalışması kapsamında ulaşılmış olan hastalara yeniden tek tek ulaşıldığını ve belirlenen kriterler açısından bir kez daha sorgulandığını belirtti. Her iki çalışma arasında geçen süre içinde özellikle diyabet artış hızı konusunda ürkütücü rakamlara ulaşıldığını dile getiren Prof. Dr. Arınsoy, şu bilgiler ipaylaştı:  CREDİT-1 İnsidans çalışmasının ilkini 2006 yılında ülke genelinde 10.750 erişkinin katılımı ile yapmıştık. 2011 yılında CREDİT-2 çalışması için yine aynı kişileri kronik böbrek hastalığı, diyabet, hipertansiyon, obezite ve diğer risk faktörleri bakımından yeniden sorguladık. Türkiye’de diyabetin önlenemeyen artışı devam ediyor. 2006’da %12,7 olan diyabet sıklığı, %18,3’e yükselmiş durumda. %7’lere dayanan bir artış var. Ülkemizde insanların 5’te biri diyabet hastası. Diyabetin aksine hipertansiyondaki gelişmeler nispeten sevindirici. 2006’dan 2011’e hipertansiyon sıklığında belirgin bir değişiklik yok. 2006’da %35,7 olan oran, 2011’de %37,6’dır. Ancak, hipertansiyonun farkındalığında 2006’da %43 olan rakam, 2011’de %70’e yükselmiş durumda ve kan basıncı kontrolünde belirgin iyileşme var. Öte yandan obezite sorunu artarak devam ediyor. Beş yıllık sürede Türk toplumunun vücut ağırlığının 2,2 kilogram arttığını saptadık. Yine toplumun bel çevresinin 3,4 santimetre kalınlaştığını ve 2006 yılında %33,7 olan obezite sıklığının %40,8’e yükseldiğini saptadık.”

Kronik böbrek hastalığının sıklığında ise hafif bir azalma saptandığını belirten Prof. Dr. Arınsoy, “2006’da %15,7 olan kronik böbrek hastalığı sıklığı, 2011’de %13,3 bulundu. Bir diğer sevindirici gelişme, sigara konusunda idi. Topluma yönelik sigara kampanyalarının başarılı olduğu gözleniyor. Erişkinlerde sigara kullanımının %35,2’den %27’ye gerilediği gözlendi” diye konuştu.

Türkiye toplumunda öne çıkan ölüm nedenleri
5 yıllık süredeki ölüm sıklığının %2,3 olarak tespit edildiğini söyleyen Prof. Dr. Arınsoy, erkeklerde ölüm riskinin kadınlardan 2,4 kat, kırsal kesimde yaşayanlarda kentlerde yaşayanlardan 2,8 kat daha yüksek olduğunu belirtti.

Yoksulluk ve eğitimsizlik ölüm oranlarını 6 kat arttırıyor
Bölgeler arasında en yüksek ölüm oranının Güneydoğu Anadolu, en düşük ölüm oranının ise Marmara bölgesinde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Arınsoy, yüksek okul ve lise mezunlarında %0,5 olan ölüm oranının, okur-yazar olmayanlarda %6,5’e yükseldiğini ifade etti. Ölüm riskini en belirgin artıran risk faktörün kronik böbrek hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Arınsoy, “Bu hastalığı olanlarda risk 4,5 kat artmaktadır. Kronik böbrek hastalığı ile mücadele için diyabet ve hipertansiyonu önlemek çok önemli bir hedef olarak belirlenmelidir. Bunun için de ayrıca obezite ile ciddi şekilde mücadele edilmelidir” dedi.

CREDİT İnsidans çalışması: 2006’dan 2011’e neler değişti?
•    Ülkemizde diyabetin önlenemeyen artışı devam ediyor. 2006’da % 12.7 olan diyabet sıklığı % 18.3’e yükselmiş durumda.
•    Diyabetin aksine hipertansiyondaki gelişmeler nisbeten sevindirici. 2006’dan 2011’e hipertansiyon sıklığında belirgin bir değişiklik yok (2006’da % 35.7, 2011’de % 37.6). Ancak, hipertansiyonun farkındalığında (2006’da % 43, 2011’de % 70) ve kan basıncı kontrolünde belirgin iyileşme var. 2006’ya göre toplumun sistolik kan basıncı 3.5 mmHg, diyastolik kan basıncı 3.4 mmHg daha düşük bulundu.
•    Obezite sorunu artarak devam ediyor. Beş yıllık sürede Türk toplumunun vücut ağırlığı 2.2 kg arttı, uzunluğu değişmedi, bel çevresi 3.4 cm kalınlaştı ve beden kitle indeksi 26.3 kg/m2’den 27.1 kg/m2’ye yükseldi. Bel çevresi esas alındığında 2006 yılında% 33.7 olan obezite sıklığının % 40.8’e yükseldiği gözlendi.
•    Kronik böbrek hastalığının sıklığında ise hafif bir azalma saptandı. 2006’da % 15.7 olan kronik böbrek hastalığı sıklığı 2011’de % 13.3 bulundu. Kronik böbrek hastalığı sıklığındakigerileme ön planda idrarla albümin atılımındaki azalmadan kaynaklanıyordu.
•    Bir diğer sevindirici gelişme sigara konusunda idi. Kampanyaların olumlu bir sonucu olarak sigara kullanan erişkin oranının % 35.2’den % 27’ye gerilediği gözlendi.
olum-morg-kadavraCREDİT Çalışması’ndan çıkarımlar: Türk toplumunda ölüm riski kimlerde yüksek?
CREDİT çalışmasının ikinci aşamasında ilk aşamaya alınan 10.750 erişkinden 7395’ine ulaşıldı ve akibeti hakkında bilgi alındı. Çalışma örnekleminde 5 yıllık süredeki ölüm sıklığı % 2.3 bulundu.
•    Beklenildiği gibi yaş ilerledikçe ölüm riski belirgin olarak artıyor.
•    Erkeklerde ölüm riski kadınlardan 2.4 kat daha yüksek.
•    Kırsal kesimde yaşayanlarda ölüm riski kentlerde yaşayanlardan 2.8 kat daha yüksek.
•    Coğrafik bölgeler arasında en yüksek ölüm oranı Güneydoğu Anadolu, en düşük ölüm oranı ise Marmara bölgesinde.
•    Ölüm riski eğitim düzeyi ile anlamlı olarak ilişkili. Yüksek okul ve lise mezunlarında % 0.5 olan ölüm oranı okur-yazar olmayanlarda % 6.5’e yükseliyor.
•    Ölüm oranı aylık geliri 1000 TL’nin altında olan kişilerde oldukça yüksek.
•    Düzenli egzersiz yapanlarda ve balık tüketenlerde ölüm oranı anlamlı olarak düşük.
•    Sigarayı bırakmış olanlarda ölüm oranı, aktif içicilerden daha yüksek. Bu durum, yaşanan sağlık sorunları nedeniyle sigaranın bırakılması ile ilişkili olabilir.
•    Hipertansiyonu olanlarda ölüm riski olmayanlardan 4.2 kat daha yüksek. Üstelik, kan basıncı arttıkça ölüm riski belirgin olarak artıyor.
•    Diyabeti olanlarda ölüm riski 2.3 kat daha yüksek.
•    Obezlerde ölüm riskinde artış yok.
•    Ölüm riski anemisi olanlarda 3.3 kat, kolesterol yüksekliği olanlarda 2 kat artıyor.
•    Ölüm riskini en belirgin olarak artıran faktör kronik böbrek hastalığı. Kronik böbrek hastalığı olanlarda ölüm riski 4.5 kat, böbreğin süzme işlevinde kayıp olanlarda ise 9.2 kat artıyor.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla