Prof. Dr. Halil Başar: Prostat Kanserinde Hedefli Biyopsiyle Erken Tanı İmkanı Arttı

Yazan Hatice Pala Kaya
15 Eylül 2026  |   Kategori: Onkoloji Print

Gelişen tıp teknolojisi, multiparametrik MR, hedefli füzyon biyopsiler ve yapay zekâ destekli cerrahi planlamalar sayesinde prostat kanserinde tanı ve tedavi standartlarının yeni bir boyuta taşındığını belirten Prof. Dr. Halil Başar, “Enfeksiyon riskini sıfırlayan perineal biyopsiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla hastalarımızın yaşam kalitesini koruyoruz ancak tüm bu teknolojik imkânlara rağmen erken teşhisin tek anahtarının hala basit bir PSA testi olduğunu unutmamalıyız” dedi.

Her 8 Erkekten Biri Prostat Kanseri Riski Taşıyor

Tüm dünyada erkek sağlığını tehdit eden en yaygın türlerden biri olan prostat kanserinin, prostat bezinin kapsül adı verilen dış tabakasından kaynaklanan kötü huylu bir tümör olarak bilindiğini hatırlatan SBÜ Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başar, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl küresel ölçekte yaklaşık 1,4 milyon yeni vaka tespit ediliyor. Türkiye’de de akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser türü durumundaki hastalık, özellikle 50-55 yaş sonrası erkeklerin en önemli sağlık riskleri arasında yer alıyor. Yaşam boyu her 8 erkekten birinin yakalanma riski taşıdığı bu hastalıkta, vakaların %70’i 65 yaş üzerindeki bireylerde teşhis ediliyor” bilgisini verdi.

Prof. Dr. Başar: Prostat kanserinde erken tanı ve tedavi ile başarı %90’ların üzerinde

‘Prostat Yaşam Destek Platformu’ Üçüncü Kez Hastalarla Buluştu

Eylül ayı boyunca tüm dünyada yürütülen “Mavi Eylül” (Blue September) ‘Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı’ kapsamında, Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir etkinlik gerçekleştirildi. ‘Prostat Yaşam Destek Platformu’ tarafından üçüncüsü düzenlenen Hasta-Hekim Buluşması; üroloji, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji, nükleer tıp, psikiyatri ve fizyoterapi uzmanlarını hastalarla aynı çatı altında bir araya getirdi. Hem salondan hem de Anadolu’nun dört bir yanından Zoom üzerinden erişim sağlayan yüzlerce hasta ve hasta yakını, süreç boyunca merak ettikleri soruları uzman hekim heyetine yöneltme fırsatı buldu.

Ankara Onkoloji Hastanesi’nde düzenlenen buluşmanın ardından Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’ya değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Halil Başar, hasta ve hekim arasındaki iletişimin dijital platformlara taşınmasının önemine değindi. Buluşmanın çok yönlü yapısını vurgulayan Başar, şu ifadeleri kullandı:

“Bir yıl kadar önce Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Ayı toplantılarının ardından ‘Prostat Yaşam Destek Platformu’nu kurmuştuk. Bugün de ‘Mavi Eylül’ münasebetiyle bu buluşmanın üçüncüsünü gerçekleştirdik. Açılışın ardından psikiyatrist ve fizyoterapist arkadaşlarımızın sunumlarıyla başladı oturumumuz. Hastalarımızın girişte kutuya attığı sorular ile Anadolu’dan Zoom ile bağlanan vatandaşlarımızın tüm sorularını uzman kadromuzla yanıtladık. Amacımız bu platformu bir WhatsApp grubu seviyesinden çıkarıp, tam teşekküllü dijital bir yapıya dönüştürmektir.”

Prof. Dr. Halil Başar: Erkeklerde prostat kanseri sıklığı arttı! PSA testi yaptırın

Toplumsal Farkındalık ve Multidisipliner Yaklaşım

Tanı ve tedavi süreçlerinin yalnızca cerrahi boyutuyla sınırlı olmadığını, hastaların psikososyal ve fiziksel bütünlüklerinin de korunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Başar, multidisipliner yapının gerekliliğini şu sözlerle aktardı:

“Prostatla ilgili tüm branşlar buradaydı. Radyasyon onkolojisinden medikal onkolojiye, nükleer tıptan psikiyatri ve fizyoterapiye kadar her kesimden uzmanımız katıldı. Hastalar süreç içerisinde idrar kaçırma veya cinsel fonksiyon kaybı gibi kaygılarla ‘Erkeklik gitti mi, ben artık neyim?’ düşüncesine kapılabiliyor. Bu hüzün ve kaygı bazen depresyona varıyor. Bunu önlemenin yolu, yakınlarının bu süreci kabullenip hastaya destek olmasıdır. Ekip olarak gerekli vakalarda fizyoterapist ve psikiyatrist desteğini derhal devreye sokuyoruz.”

Türkiye’de Vaka Sayıları ve Teşhis Açığı

Hastalığın görülme sıklığına ilişkin güncel istatistiki verilere dikkat çeken Prof. Dr. Halil Başar, Türkiye’deki tanı alma oranları ile potansiyel vaka sayıları arasındaki belirgin farka vurgu yaptı: “GLOBOCAN 2022 verilerine göre Türkiye’de yeni vaka sayısı 17-18 bin civarında ifade ediliyor ve prostat kanseri ülkemizdeki tüm kanser vakalarının yüzde 13’ünü teşkil ediyor. Ancak bana göre Türkiye’de tedavi için sağlık kuruluşlarına erişebilen hasta sayısı 30 bin ila 40 binli rakamlardadır.

Prof. Dr. Hasan Biri: Yapay Zekâ Destekli Robotik Cerrahi Prostat Kanseri Tedavisinde Başarıyı Arttırıyor

Buna karşın kesin tanı alan hasta sayısı belki de 5 bin civarındadır. Her yıl yaklaşık 30 bin erkeğin bu hastalığa yakalandığı göz önüne alınırsa, farkındalık çalışmalarının ne kadar kritik olduğu ortaya çıkar. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığımız ve Kanser Daire Başkanlığımız ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. 81 vilayetteki aile hekimlerimize ve KETEM uzmanlarımıza ulaşarak bu bilinci yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.”

Tanı Yöntemlerinde İleri Teknoloji: Perineal Füzyon Biyopsi

Prostat kanserinin teşhisinde son yıllarda yaşanan teknolojik dönüşüm, hasta konforunu artırırken enfeksiyon risklerini de minimuma indirdi. Geleneksel biyopsi yöntemlerinin yerini alan akıllı ve hedefli uygulamalardan bahseden Prof. Dr. Başar, perineal biyopsi ve multiparametrik MR entegrasyonunu şu şekilde açıkladı:

“Günümüzde perineal biyopsi yöntemiyle iğne artık rektumdan geçmiyor. Bağırsak kirli bir bölge olduğu için geçmişte koruyucu antibiyotiklere rağmen akut prostatit tablolarıyla sıkça karşılaşıyorduk. Perineal yöntemde ise cilt üzerinden tek bir iğne yardımıyla prostatın farklı noktalarından 12-15 parça alabiliyoruz. Bu işlem cilde enjeksiyon yapmak gibidir ve antibiyotik gereksinimini ortadan kaldırır. Ayrıca multiparametrik MR sayesinde lezyonun boyutu ve yeri netleşiyor; MR füzyon yardımıyla doğrudan o noktadan parça alarak hedefli biyopsi yapabiliyoruz. Bu da kanseri yakalama başarımızı son derece artırıyor.”

Yapılan her biyopside saptanan lezyonun doğrudan agresif bir kanser anlamına gelmediğine işaret eden Başar, patolojik derecelendirmenin önemini belirterek, “Her lezyon kanser demek değildir. Alınan parçalara patolojik dereceleme yapıyoruz. Örneğin Gleason Grade 3, klinik olarak önemsiz kabul edilebilir ve kılavuzlar bu tür vakalara hemen aktif bir tedavi verilmesini önermez” dedi.

Yapay Zekâ ile Kanser Tedavisinde Kişiye Özel Dönem Başladı

Düşük Riskli Hastalarda ‘Aktif İzlem Dönemi’

Düşük riskli ve yavaş seyirli vakalarda organı ve hastanın yaşam kalitesini korumak adına ‘Aktif İzlem’ protokolünün küresel bir standart haline geldiğini ifade eden Prof. Dr. Halil Başar, hastaların bu süreçteki yaklaşımını şu sözlerle özetledi: “Dünya genelinde tanı konulan prostat kanserlerinin yaklaşık yüzde 46’sı klinik olarak önemsiz vakalardır. Yaşam beklentisi 10 yıl ve üzerinde olan hastalarımızda, Gleason derecesi düşükse hemen ameliyat etmek yerine aktif izleme alıyoruz. Hastalarımıza durumu izah edip, 3 ila 6 ayda bir PSA testleri ile takibimizi sürdürüyoruz. Bu kanser türü çok yavaş ilerlediği için hastayı gereksiz cerrahi yükten korumuş oluyoruz. Ancak 80 yaş üzerindeki hastalarımızda diğer kronik sağlık riskleri öne çıktığı için çok fazla aktif izlem tercih etmiyoruz.”

Cerrahi Standartlar, Robotik Sistemler ve Yapay Zekâ

Prostat kanserinin cerrahi tedavisinde açık yöntem ile robotik cerrahi arasındaki teknik farklara ve doku koruyucu cerrahinin önemine değinen Başar, anatomik yapının muhafaza edilmesinin fonksiyonel sonuçlara doğrudan etki ettiğini kaydetti. Prof. Dr. Başar şunları söyledi:

“Açık cerrahi ile robotik cerrahi arasında idrar kaçırmama ve cinsel fonksiyonların korunması açısından kesin bir üstünlük olduğunu söylemek tıbben doğru değildir. Ancak üretra ve mesane boynunu korumanın hastanın idrar tutabilmesine ciddi katkı sağladığını biliyoruz. Yakın zamanda ameliyat ettiğim bir hastamda mesane boynunu ve prostatik üretrayı koruyarak adeta üretroüretral anastomoz gerçekleştirdik. Sondası çıkarıldıktan sonra hasta hiç idrar kaçırma sorunu yaşamadı. Üretrayı koruyucu cerrahiyi artık mutlaka önermeliyiz. Öte yandan, 100 gramın üzerindeki çok büyük prostatlarda kapalı alan cerrahisi zorlayıcı olabildiğinden robotik sistemleri tercih ediyoruz.”

PSA testi nedir, neden yapılır? PSA değerleri ne olmalı?

Hekimin Yeni Dijital Asistanı: Yapay Zekâ

Cerrahi planlama süreçlerinde yeni nesil teknolojilerden faydalandığını belirten Prof. Dr. Başar, yapay zekâ ve genetik testlerin klinik kararlara katkısını şu şekilde aktardı: “Yapay zekâyı uzun süredir bilgili bir asistan gibi kullanıyorum. Ameliyat ve tedavi planlaması yaparken ufkumu açıyor, gözden kaçabilecek ayrıntıları hatırlatarak daha hatasız bir sürece taşımama yardımcı oluyor. Genetik testleri ise rutinde pahalı olduğu için herkese uygulamıyoruz ancak ailesinde yoğun kanser öyküsü bulunan ve genç yaşta tanı alan hastalarımızda özellikle BRCA1 ve BRCA2 mutasyonlarını incelemek adına genetik haritalama talep ediyoruz.”

İleri Evre Hastalıkta Yeni Umut: Lutesyum-177 Tedavisi

Cerrahi, radyoterapi, hormon tedavisi ve kemoterapi aşamalarını geçmiş ancak hastalığı direnç kazanmış bireylerde nükleer tıp uygulamalarının hayati bir rol üstlendiğini vurgulayan Başar, Lutesyum-177 tedavisi hakkında şu değerlendirmede bulundu:

“Hasta cerrahi, radyoterapi, hormon tedavisi, yeni nesil androjen reseptör inhibitörleri ve kemoterapi almış fakat kanser hormon dirençli hale gelip PSA yükselmeye devam ediyorsa, elimizdeki klasik seçenekler tükenmiş demektir. İşte bu noktada Lutesyum-177 gibi radyoaktif akıllı tedaviler devreye girer. Nükleer tıp uzmanlarımız da bu tedavinin direnç geliştiği anda gecikmeden uygulanmasını savunmaktadır. Günümüzde radikal prostatektomi, radyoterapi, hormonoterapi, kemoterapi ve lutesyum gibi son derece yüz güldürücü tedavi seçeneklerine sahibiz.”

Prostat kanseri neden olur? Belirtileri ve tedavi yöntemleri

Topluma Çağrı: Babalar ve Genç Dedeler PSA’nızı baktırın!

Toplumsal farkındalığı artırmanın erken tanıdaki en kritik adım olduğunu belirten Prof. Dr. Halil Başar, sözlerini tüm erkeklere ve yakınlarına yaptığı bir çağrıyla noktaladı: “Bugün kendinize bir iyilik yapın ve P-S-A testinizi yaptırın. Bu üç harf hayat kurtarır. Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunanlar 40-45 yaşından, aile öyküsü olmayanlar ise 50 yaşından itibaren rutin kontrollerini aksatmamalıdır. Kanda bakılan bu basit ve kolay test, hastalığı henüz başlangıç aşamasındayken yakalamamızı sağlar. Lütfen 50-70 yaş grubundaki tüm babalar, ağabeyler ve genç dedeler, ertelemeyin ve sağlığınız için bu adımı atın.”

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla