Prostat kanserinin erken teşhisi nasıl yapılır? Tedavisinde hangi yöntem etkilidir?

Kategori: Kanser Print

Prostat sadece erkeklerde pelviste bulunan küçük bir bezdir. Penisle idrar kesesi arasında bulunur ve üretrayı (idrar kesesinden penise idrar taşıyan kanal) sarar. Prostatın temel işlevi semen üretimine yardımcı olmaktır. Prostat kanseri erkeklerde en yaygın görülen kanser türüdür ve kanser olgularının %25’ini teşkil eder. Prostat kanserine yakalanma ihtimaliniz yaşla birlikte artar, olguların çoğu 65 yaş ve üstü erkeklerde görülür. Tedavisi nispeten zor gibi görünse de, prostatta genel tablo sıklıkla olumludur. Bunun nedeni prostat kanserinin diğer kanserlerden farklı olarak çok yavaş ilerlemesidir. Yeterince erken tanı konursa, prostat kanseri tedavi edilebilir. Prostat kanseri tedavileri prostatın çıkarılması, hormon tedavisi ve radyoterapidir.

Prostat kanserinin nedenleri

Prostat kanserinin nedeni net olarak bilinmiyor

Prostat kanserinin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, tespit edilen bazı risk faktörleri vardır. Prostat kanseri Afro-Karayipli ve Afrikalı ataları olanlar arasında daha yaygındır. Prostat kanseri olan veya prostat kanseri geçirmiş baba, kardeş veya amca gibi yakın bir erkek akrabanız varsa; sizin de hastalığa yakalanma riskiniz artar. Araştırmalar meme kanseri olan yakın bir kadın akrabanız olması durumunda da prostat kanserine yakalanma riskinizin arttığını göstermektedir.

Süt ürünleri ve kırmızı eti çok tüketenlerde prostat kanserine yakalanma riski artar. Diğer kanser türlerinde olduğu gibi genetik faktörler, beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve hormonlar prostat kanseri oluşumunu etkilemektedir. Prostat kanserli hastaların yaklaşık %10’unda neden bu hastalık için genetik yatkınlık bulunmasıdır. Bu yüzden özellikle ailesinde prostat kanseri öyküsü olanların düzenli olarak prostat kanseri açısından kontrolü gereklidir. Prostat kanserinin tedavisinde erken teşhis çok önemlidir

Prostat Kanserinin Belirtileri

Kötü huylu prostat büyümesi özel bir belirtiye neden olmayabilir

Prostat kanseri genellikle kanser üretraya (idrar kesesini penise bağlayan kanal) baskı yapacak kadar büyümeden herhangi bir belirti vermez. Bu büyüme sık idrara çıkma, işeme sırasında ağrı ve zayıf ya da düzensiz idrar akışı gibi işemeyle ilgili sorunlara neden olabilir. Pek çok erkekte yaşlılıkla birlikte prostat büyümesi meydana geldiğinden, bu belirtiler her zaman kanser olduğunuz anlamına gelmez.

Ancak yine de işemeyle ilgili sorunlarınız varsa bir hekime başvurmanız gerekir. Prostat kanserinin daha ciddi bir safhaya doğru ilerlediğini gösteren belirtiler arasında iştah kaybı, zayıflama ve kemiklerinizde sürekli ağrı sayılabilir. Prostat kanseri olan erkeklerde de, başlangıçta iyi huylu prostat büyümesinde olduğu gibi kesik kesik ve zorlanarak idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama, sık sık tuvalete gitme, ani idrar sıkıştırması, idrarda kan olması gibi şikayetlerin olabilmektedir.

Ülkemizde yapılan bir çalışmada prostat kanserli hastaların tanı anında ancak %50’sinde ürolojik yakınmaların var olduğunu ve şu anda gelişmiş ülkelerde prostat kanseri hastalarının büyük bir kısmının hiç bir yakınması yokken teşhis edildiğini göstermektedir. Ancak çok ilerlemiş prostat kanseri olanlarda bel, kalça, omuz gibi bölgelerde ağrı gibi belirtiler görülebilmektedir.

Prostat Kanseri Teşhisi Nasıl Yapılır?

Prostat kanseri erken teşhisi için 50 yaş üstü erkekler PSA testini ihmal etmemeli

Prostat kanserinin teşhisi için ilk olarak rektal yolla fiziki muayene yapılır. Bu yöntemle prostat kanseri şüphesi oluşursa diğer testler yapılır. Kanda PSA hormonunun yükselmesi prostat kanseri göstergesidir. PSA testi çok yararlı bir tanı yöntemidir. Özellikle erken tanı ve tedavinin başarısı için 50 yaş üstü erkeklerin PSA testi yaptırması gerekir. Rektal muayene ve PSA testi sonucunda kanser şüphesi oluşan kişiye prostat biyopsisi yapılır. Kesin tanı biyopsi sonucunda konur ve kanser evresine göre tedavi planlaması yapılır.

Prostat kanseri teşhisi konulursa ne yapılmalı?

Neyse ki prostat kanserlerinin çoğu teşhis edildikleri sırada henüz yayılmamış durumdadır ve kanser çoğu zaman prostat bezi ile sınırlı kalmıştır. Prostat kanserinin saldırganlığını öngörebilmek için, doktor bir biyopsi yapmadan önce PSA (prostat bezi tarafından salgılanan bir protein) düzeylerine bakar ve hastanın «Gleason Skoru»nu hesaplar.

Gleason Skoru 2’den 10’a kadar değişen bir derecelendirmedir. 2 kanserin en az saldırgan formunu (prostat beziyle sınırlı), 10 ise en saldırgan formunu (bezin dışına yayılma riski en yüksek) temsil eder. PSA düzeylerine ve Gleason Skoruna bakılarak bir tedavi planı hazırlanır. Kanserin prostat bezi dışına yayılma riskinin düşük bulunduğu erkeklerde, kemik taraması ve bilgisayarlı tomografi gibi evreleme çalışmalarına gerek kalmaz. Kanserin yayılma riski yüksek olan erkeklerde, kanserin nereye yayılmış olabileceğini belirlemek için bu evreleme çalışmaları gerekli görülebilir.

Prostat kanseri ameliyatlarının yarısı gereksiz yere yapılıyor!

Prostat kanserinin tedavisi – Prostat kanseri öldürür mü?

Erken Evrede Teşhis Edilen Prostat Kanserinin Tedavi Başarısı Çok Yüksek

Prostat kanseri tedavileri kapsamında prostat bezinin çıkarılması, hormon tedavisi ve radyoterapi yer alır. Bu tedavilerin hepsinde başta cinsel isteğin kaybedilmesi, ereksiyon olamama ve ereksiyonu sürdürememe ve idrarını tutamama olmak üzere çeşitli yan etki riskleri mevcuttur. Bu riskler nedeniyle, pek çok erkek hastalıklarının izlenmesini ve ancak mecbur kalındığında tedavi uygulanmasını tercih eder. Erken tanı konması ve erken evrelerinde tedavi uygulanması halinde, yakındaki kemiklere sıçramamış olması şartıyla prostat kanseri tedavi edilebilir.

Ancak yukarıda anlatılan tedavilerin yanı sıra kemoterapi ve ağrı kesicilerle ömür uzatılabilir ve belirtiler kontrol edilebilir. Erken dönemde fark edilen prostat kanserinin tedavisinin başarı ile sonuçlanma ihtimali %100’e yakındır. Erken evrelerde kanserin diğer organlara sıçramadan yakalanması ile yapılan radikal prostatektomi ameliyatı tedavide en etkili yöntemdir.

Kemoterapi nedir? Kanser tedavisinde nasıl uygulanır, yan etkileri nelerdir?

Bununla birlikte prostata ışın verilerek yapılan radyoterapinin de erken evreli prostat kanserlerinde etkili olduğunu, ileri evredeki prostat kanseri için ise hormon tedavisi ile testosteron üretimini durduran ilaçların verilmesi gibi tedaviler mevcuttur. Hormon tedavisi ile prostat kanseri iki yıl kadar baskı altında tutulabilir, hastanın hormona dirençli hale gelmesi durumunda ise daha ağır bir tedavi şekli olan kemoterapiye başvurulur.

Erken Evre Prostat Kanseri Hastaları İçin Tedavi Seçenekleri

Prostat Kanserinde Radyasyon Tedavisi (radyoterapi)

Radyasyon tedavisi (radyoterapi) kanser hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için yüksek enerjili X-ışınlarının, elektron ışınlarının veya radyoaktif izotopların kullanılmasıdır. Radyasyon hücrenin içindeki kromozomlara hasar vererek veya bunları iyonize ederek, bu hücrelerin çoğalmasını önler. Radyasyon vücudun dışındaki bir makineden üretilebilir (harici radyoterapi) veya kanser hücrelerinin bulunduğu alanın içine ince plastik tüpler yoluyla radyasyon üreten maddeler (radyo izotoplar) yerleştirilebilir (dahili radyoterapi). Radyasyon tedavisi lokal bir tedavidir, yani doğrudan kanseri hedef alır.

Radyoterapi nedir? Kanser tedavisinde nasıl uygulanır? Yan etkileri

Radyasyon her ne kadar radyasyon sadece kanserli alana verilse de, tümöre ulaşmak için genellikle cildin ve diğer organların içinden geçmesi gerekir. Bu nedenle bazı sağlıklı hücreler de zarar görebilmektedir. Ancak vücut, zarar görmüş sağlıklı hücreleri onarabilecek ve bunlara eski fonksiyonlarını geri kazandırabilecek kapasitededir. Bir radyasyon tedavisinin başarısı, kansere en uygun miktarda radyasyonu en iyi ve en etkili yolla verebilmeye dayanır. İki tür radyasyon tedavisi vardır: harici ışın tedavisi (harici radyoterapi) ve brakiterapi.

Prostat kanserinde harici ışın tedavisi

Harici ışın tedavisi (harici radyoterapi), radyasyon tedavisinin en yaygın şeklidir. Tedaviye başlanmadan önce ayrıntılı bir planlama veya simülasyon yapılır. Simülasyon sırasında uzmanlar tarama tetkiklerinden elde edilen ölçümleri ve hesaplamaları kullanarak, radyasyonun hedefleyeceği yeri tam olarak belirler.

Simülasyon saatler sürebilir. Tedavi sırasında hasta bir masanın üzerine yatırılarak, harici makineden verilecek ışının tümörü hedef alabilmesi sağlanır. Radyasyon tedavisinin kendisi sadece birkaç dakika sürer ve genellikle birkaç hafta boyunca haftada beş kez verilir. Harici ışın tedavisinin teknik türlerinden bazıları şunlardır:

  • yüksek dozda üç boyutlu radyoterapi (HD3D)
  • yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT)
  • dört boyutlu radyoterapi (Calypso)

Bu radyasyon tedavisi türleri son derece uzmanlaşmıştır ve çok özel ayarlarla kullanılırlar.

Prostat kanseri tedavisinde harici ışın tedavisinin faydaları nelerdir?

Bu odaklı ışın tedavisinin avantajları, yakındaki doku ve yapılara verilen hasarı en aza indirmesi ve tedavinin ağrısız ve ameliyata kıyasla daha az kuvvetten düşürücü olmasıdır. Işın tedavisi pelvise yayılmış olan ve cerrahi yolla çıkarılamayan kanserlerin tedavisinde kullanılabilir; ve iyileştirilemeyen ileri hastalıkta ağrının azaltılmasına ve tümörlerin küçültülmesine yardımcı olabilir. Cerrahi yönteme kıyasla, inkontinans (idrar kaçırma) burada daha seyrek görülür. Cleveland Clinic, prostat kanseri tedavisinin süresini birkaç hafta kısaltan yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT) yönteminin öncülüğünü yapmıştır.

Prostat kanseri tedavisinde harici ışın tedavisinin yan etkileri nelerdir?

Radyasyon tedavisinin yan etkileri çoğunlukla vücudun radyasyon verilen alanına özgüdür. Genel yan etkilerden bazıları ciltte iritasyon ve yorgunluktur. Yan etkileri kontrol altına almada kullanılabilecek ilaç ve teknikler vardır. Prostat kanserinde kullanılan radyasyon tedavisi, erektil disfonksiyona (sertleşme bozukluğu) ve idrar sıklığı ve acil idrar yapma isteğinde değişikliklere yol açabilir. Yan etkilerin düzgün bir şekilde yönetilebilmesi için radyasyon onkoloğuyla konuşulmalıdır.

Prostat kanseri tedavisinde brakiterapi

Radyasyon tedavisinin bu türünde, prostatın içine, her biri pirinç tanesi büyüklüğünde olan radyoaktif çekirdekler yerleştirilir. Bu kaynaklar geçici olabilir (uygun doza ulaşıldıktan sonra çıkarılabilir) veya kalıcı olarak bırakılabilir. Yerleştirilen kaynakların sayısı (200’e kadar çıkabilir) kanserin büyüklüğüne ve yerine göre değişir. Yerleştirme prosedürü yaklaşık bir saat sürer ve hastaneye yatış gerektirmez. Her ne kadar bu kaynaklar harici ışın tedavisinden daha yüksek dozda radyasyon verse de, radyasyon sadece birkaç milimetrelik alana etki ettiğinden prostatın dışına genişleme ihtimali düşüktür.

Prostat kanseri tedavisinde kimlere brakiterapi uygulanabilir?

Bu tedavi en çok küçük ila orta boyutlu kanserlerde etkilidir. Ancak daha büyük tümörleri olan erkeklerde, prostat kanserinin daha saldırgan türlerinde veya prostatın hemen dışına yayılmış kanser türlerinde iyi bir seçenek olmayabilir.

Prostat kanseri tedavisinde brakiterapinin riskleri nelerdir?

Her ne kadar bu tedavide radyasyon uzağa etki etmese de, prostatın üretraya yakınlığı nedeniyle brakiterapi, harici ışın tedavisine kıyasla daha fazla idrar sorununa (ve daha şiddetli sorunlara) yol açabilir. Radyasyonun en aktif olduğu dönemde bazı hastaların idrar yapabilmesi için kateter takılması gerekir, ancak bu durumun birkaç günü aştığı nadirdir. Ayrıca, risk düşük de olsa, hamile kadınlar ve küçük çocuklar radyasyonun etkilerine daha duyarlı olduklarından, brakiterapi gören hastaların tedavinin ilk birkaç ayı boyunca bu gibi kişilerle temasını en aza indirmesi tavsiye edilir.

Prostat kanseri tedavisinde cerrahi

Prostatın tümüyle çıkarılması anlamına gelen ‘radikal prostatektomi’, prostat kanserinde en yaygın uygulanan tedavilerden biridir. Prostat kanserindeki cerrahi prosedürlerin çoğu, ereksiyonları kontrol eden sinirler korunarak yapılmaya çalışılır. Sinir koruyucu bu cerrahiler, inkontinans (idrar tutamama) ve impotans riskini tümüyle ortadan kaldırmasa da azaltır. Bir prostat kanseri hastasının ameliyat hakkında neleri bilmesi gerekir?

Bir ameliyatta elde edilecek sonucu en iyi gösteren, kullanılan teknik değil, cerrahın tecrübesidir. Cleveland Clinic cerrahları tüm prostatektomi yöntemlerinde geniş tecrübe sahibidir ve burada birçok yeni yaklaşım da geliştirilmiştir. Bir hastanın ister açık, laparoskopik veya robotlu prostatektomisi olsun, ağrı ve iyileşme süreleri birbirine benzer. Hastalar tedavi seçeneklerini değerlendirirken cerrahlarının tecrübe düzeyi hakkında bilgi edinmelidir.

Prostat kanseri tedavisinde kriyoterapi

Bu tedavide, prostatın içine dört ila sekiz adet küçük iğne şeklinde prob yerleştirilerek prostat bezi, prostat kanseri için ölümcül düzeyde düşük sıcaklıklara dondurulur. Bu minimal invaziv ve kesisiz prosedür, hastaneye yatılmadan veya tek gecelik hastane yatışıyla gerçekleştirilir. Bu tedavide hastalar birkaç gün içinde iyileşir ve ameliyat sonrası etkiler genellikle asgari düzeydedir. Bu tedavi üç yolla kullanılabilir:

  • prostat kanseri ilk teşhis edildiğinde prostatın tamamının tedavisi için
  • radyoterapi veya brakiterapi (çekirdekler) gibi bir ilk tedavinin ardından prostatta nükseden kanserde «kurtarma» tedavisi için
  • prostatın sadece hastalıktan etkilenen bölümünün tedavisi için «fokal terapi»

Fokal terapi sadece, kanserleri daha az yaygın bir dondurma işlemiyle kontrol edilebilecek küçüklükte olan erkeklerde kullanılabilir.

Kriyoterapi nasıl yapılır?

Kriyocerrahlar, ultrason kılavuzluğunda ciltten geçerek prostatın içine yerleştirilmiş olan, argon gazıyla süper soğutulmuş 3 mm veya daha küçük çaplı kriyoproblar (iğneler) kullanır. Hedef doku tekrar tekrar –40 C dereceye soğutularak, tümörün yıkımına yol açar.

Prostat kanseri tedavisinde kriyoterapiyle ilişkili riskler nelerdir?

Tüm prostat kanseri tedavilerinde olduğu gibi, kriyoterapi de yan etkilere veya bitişik organlarda hasara yol açabilir. Üretraya verilen hasar, odacıkları içinden sıcak sıvı dolaştıran bir üretra ısıtma kateterinin kullanımıyla en aza indirilir. Hasar ayrıca, vital alanların yakınına yerleştirilen sondalar üzerinden sıcaklığın hassas izlenmesiyle de en aza indirilir.

Prosedür nasıl yapılır?

Primer Kriyoterapi. Dört veya daha fazla kriyoprob yerine yerleştirilir. Ultrason ve bilgisayarlı monitörizasyon altında, dondurma işlemine yavaşça başlanır. Buz topu öldürücü bir soğukluğa ulaşınca, argon kapatılır ve helyum açılarak bezin buzunun çözülmesi sağlanır. Buz çözülür çözülmez işlem yine tekrarlanır ve prosedürün tamamı iki saat içinde tamamlanır. Cerrahi sonrasında erkeklerin çoğu 24 saat içinde, prosedürün yapıldığı günde evlerine geri dönebilir. 7 ila 10 gün boyunca bir kateter yerinde bırakılabilir.

Fokal Kriyoterapi. Erkeklerin en az %80’inde prostatın içinde çeşitli alanlarda çok sayıda «uydu» tümörler bulunduğundan, prostat kanserinin geleneksel tedavisinde bezin tamamı hedef alınır. Baskın veya tek bir tümörün tespit edildiği bazı hastalarda ise, kriyoterapi sadece bu alanla sınırlanabilir. Fokal terapi en yaygın olarak, impotans olasılığını en aza indirmek isteyen erkeklerde kullanılmaktadır.

Prostat kanseri tedavisinde kurtarma kriyoterapisi nedir?

Her ne kadar harici ışın tedavisi ve brakiterapi oldukça etkili olsa da, bazı hastalarda tedaviden sonra kanser nükseder. Yukarıda açıklanan primer ve fokal kriyoterapi, kanser nüksü prostat ile sınırlı olan hastaların tedavisinde kullanılabilir.

Kriyoterapiden sonra üretral değişimlere (slough) ek olarak inkontinans (idrar tutamama) ve impotans (cinsel iktidarsızlık) meydana gelebilir. Çok nadir görülen bir komplikasyon da fistüldür. Fistül, üretra ile rektum arasında gelişen ve cerrahi onarım gerektiren bir deliktir. Bu komplikasyonlar kurtarma kriyoterapisinde daha yaygın görülür.

Prostat kanseri tedavisinde kimlere kriyoterapi uygulanabilir?

Kriyoterapinin en önemli koşulu, kanserin prostatla veya hemen yakınıyla sınırlı olmasıdır. Diğer lokal tedavilerde olduğu gibi (prostatektomi ve radyasyon), kriyoterapi de sadece eğer kanser hedeflenen alan içinde tutulabilirse işe yarar. Büyük prostatlı erkeklerde (ultrasonda 50-75 gramdan fazla olanlar), tedaviden önce bezi küçültmek için hormon tedavisi uygulanması gerekebilir

Daha İleri Prostat Kanseri Hastaları İçin Tedavi Seçenekleri

Prostat kanserinde hormon tedavisi

Hormon tedavisi, bazı kanserlerin büyümesini önlemek için vücudun hormon dengesini değiştiren bir prostat kanseri tedavisidir. Bu tedavi, hormonların işleme şeklini değiştiren ilaçlarla veya testis gibi hormon üreten organların çıkarılmasıyla yapılabilir. Hormon tedavileri prostat kanserini öldüremez, ancak tek başına veya diğer tedavi türleriyle birlikte, yaşam kalitesini artırma, sağkalımı uzatma veya her iki amaçla birden verilebilir.

Hormon tedavilerinin değeri ve etkileri üzerine yapılan araştırmalar devam etmektedir. Hormon tedavisinin en yaygın türü ilaç tedavisidir. Triptorelin (Trelstar), löprolid (Lupron, Eligard, Vantas) ve goserelin (Zoladex), erkek seks hormonu olan testosteronun etkisini bloke ederler. Testosteronun bloke edilmesiyle, kanserin büyüme hızı da yavaşlatılır. Antiandrojenler adı verilen başka bir ilaç sınıfından flutamid (Eulexin), bikalutamid (Casodex) ve nilutamid (Nilandron) ise, bazı hastalarda vücudun ve dolayısıyla kanser hücrelerinin testosteron kullanmasını engelleyerek etki eder.

Prostat kanseri tedavisinde hormon tedavisinin riskleri nelerdir?

Hormon tedavileri libidoda azalma, impotans, sıcak basması, kilo alma, meme hassasiyeti ve büyümesi, kas ve kemik kütlesi kaybı, bulantı, ishal, yorgunluk ve karaciğer hasarı gibi birçok yan etkiyle ilişkilidir. Hormon tedavisi; artan metabolik sendrom, diyabet, HDL veya «iyi» kolesterolde düşüş ve kardiyovasküler hastalık ile ilişkilendirilmiştir.

Hormonlar ölümü belki geciktirebilse de, önleyemezler. İleri prostat kanseri bir süre sonra hormon tedavisine direnç kazanabilir ve artık işe yaramayabilir. Neyse ki günümüzde yüksek oranda başarılı teşhis ve tedavi stratejileri sayesinde bu, nadiren meydana gelen bir durumdur.

Prostat kanseri tedavisinde hormon tedavisinin faydaları nelerdir?

Hormon tedavisi tümörleri küçültebilir. Böylece semptomları ve ağrıyı azaltır, ve prostat kanserli erkeklerin ömrünü uzatma olasılığı sunar. Ayrıca prostatı da küçültebilir ve kriyoablasyon veya radyasyon tedavisiyle sonucu daha da iyileştirebilir.

Hormon tedavisi ne zaman prostat kanseri için kullanılır?

Hormon tedavisi kansere iyileşme sağlamaz. Hormon tedavisinin birinci amacı kanserin ilerlemesini geciktirmek, ikinci amacı ise sağkalım süresini uzatmak ve bunu yaparken yaşam kalitesini yükseltmektir. Eğer hasta ilk hormon tedavisine cevap vermezse, doktor size başka bir tedavi yöntemi önermeden önce diğer hormonal yöntemleri denemek isteyebilir.

Prostat kanseri tedavisinde kimler hormon tedavisi için uygundur?

Hormon tedavisi, prostat kanserinin çeşitli derecelerinde olan erkeklerde kullanılabilir. Örneğin daha iyi sonuçlar için sıklıkla erkeklerde cerrahi sonrasında kullanılır. Ayrıca diğer tedavi türlerini istemeyen hastalarda da kullanılmaktadır. Hastalar ve doktorları hormon tedavisinin yaşam kalitesi üzerine etkilerini, tedavinin maliyetini (ve bunu kimin ödediğini), ve hormon tedavisinin kişi için ne kadar etkili ve güvenli olacağını dikkate almalıdır.

Prostat kanserinde kemoterapi tedavisi

Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Kemoterapi ilaçları ağızdan alınabilir veya bir damara enjekte edilebilir. Kemoterapi genellikle sistemik bir tedavidir. Bu ise ilaçların kan akımına girdiği, vücudun içinde dolaştığı ve prostat da dahil olmak üzere vücudun her yerindeki kanser hücrelerini öldürebileceği anlamına gelir. Kemoterapi kürler halinde verilir ve her kürü bir dinlenme dönemi takip eder. Verilen ilaçlara bağlı olarak, kemoterapi tedavisinin tamamı genellikle üç ila altı ay sürer.

Kemoterapi ne zaman verilir?

Kemoterapi hormon tedavisine cevap vermemiş olan nükseden veya ilerlemiş prostat kanseri vakalarında kullanılabilir, ancak genellikle erken evre hastalığın tedavisinde kullanılmaz. Kemoterapi kanserin küçülmesini ve/veya kaybolmasını sağlamak için verilir. Kanser giderilemese bile semptomlar hafifletilebilir. Teşhis sırasında metastatik hastalık varolabilir veya bazı vakalarda kanser, ilk tedaviden aylar veya yıllar sonra uzak bir yere geri dönebilir.

Kemoterapinin yan etkileri nelerdir?

Kemoterapi hızla bölünen kanser hücrelerini öldürmek için etki ettiğinden, vücudumuzdaki hızla bölünen diğer sağlıklı hücreleri de öldürür (örneğin ağzın iç kısmını kaplayan membranlar, mide kaplaması, saç folikülleri ve kemik iliği). Dolayısıyla kemoterapinin yan etkileri de bu hasarlı hücre alanlarıyla ilgilidir. Neyse ki kanser olmayan hasarlı hücrelerin yerine yine sağlıklı hücreler gelecektir, dolayısıyla yan etkiler geçicidir. Yan etkiler her hastada verilen ilaçların türüne ve miktarına ve ne kadar süreyle verildiğine göre değişmektedir.

Kemoterapinin en yaygın görülen geçici yan etkileri bulantı ve kusma, iştah kaybı, saç kaybı, ağız yaraları ve ishaldir. Bulantı ve kusma veya ishal gibi yan etkilerin kontrol altına alınması için ilaçlar mevcuttur. Her ne kadar biraz zaman alsa da, kemoterapiyle bağlantılı yan etkiler kemoterapi durdurulunca geçecektir. İnfertilite (kısırlık), kemoterapinin potansiyel olarak kalıcı bir yan etkisidir.

Kaynaklar ve Referanslar:

1- Prostate cancer traetment2- Prostate Cancer

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla