Eşcinsellikle ilgili 2 mutasyon bulundu! Eşcinsellik geni gerçekten var mı?

Yazan Mehmet Saltuerk

16 Aralık, 2017  |   Kategori: Güncel / Literatür, Üye Yazıları

Eşcinsellik, aynı cinsiyetteki kişiye duyulan cinsel, romantik veya erotik duyguların oluşturduğu cinsel davranış biçimidir. Eşcinsellik sadece insanlarda değil doğada neredeyse her canlı türünde görülen bir cinsel davranış biçimidir.
Eşcinsellik biyoloji bir gerçek! Aynı cinse veya karşı cinse olan seksüel yönelim psikolojik veya çevre kaynaklı sosyal bir olgu olmadığı, bilakis biyolojik temeli olan bir gerçeklik olduğu artık biliniyor.
Peki, cinsel tercihimizi yani heteroseksüel, biseksüel veya eşcinsel olmamızı belirleyen şey nedir?

Bu konuda yapılan birçok araştırma eşcinselliğin genetik, epigenetik, doğum öncesi rahim içi hormonların etkisi ve nörolojik kaynaklı olduğunu gösteriyor. Aşağıda okuyacağınız bu makale iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde cinsiyet nedir, kaç çeşit cinsiyet vardır, cinsel yönelim nedir kaç çeşit cinsel yönelim vardır gibi toplumda pek bilinmeyen, bilinse de pek konuşulmak istenmeyen konulara değinelecek ve ardından geçmişte eşcinsellik konusunda yapılmış genetik çalışmalardan bazı örneklere değinilecek.

Depresyon ve genetik: Mutsuzluk ve intihara neden olan genler

İkinci bölümde ise Chicago Üniversitesi tarafından yapılan ve 7 Aralık 2017 tarihinde Nature dergisinde yayınlanan çok önemli bir araştırmaya yer verilecektir.

1. Bölüm  

İkiden fazla cinsiyet var

Toplumda insanların kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyetten oluştuğu konusunda değişmez bir inanış bulunmakta. Halbuki yapılan genetik çalışmalar bu basit anatomik sınıflandırmanın dışında kalan gri alanda ikiden çok daha fazla cinsiyetin bulunduğunu gösteriyor. Bunlar her ne kadar genetik mutasyonlar sonucunda oluşan sendromlar olsa da varlığını görmezden gelemeyiz, yok sayamayız.

Örneğin genetik olarak erkek görüntü olarak kadın olan Swyer Sendromlular (XY-Kadını), 47 XXY, 46 XY /47 XXY kromozom setine sahip olan Klinefelter Sendromulular veya 45, X0 veya 45,X/46, XX kromozom setine sahip olan Turner-Sendromlar. Bunlar üçüncü grupta yer alan cinsiyetlerden sadece birkaç tanesidir. Gerek kromozom, gerekse gen düzeyinde meydana gelen değişikliklerden oluşan bu tür cinsel gelişme bozuklukları (disorders of sexual development) istatistiksel olarak 4500 doğumda bir görülüyor.

Son yıllarda yapılan çalışmalarla gri alanda kalan cinsiyet tanımlamalarına yenileri ekleniyor. Örneğin her yüz doğumda bir görülen hypospadias, yani üretranın penisin ucunda ve altında bulunması göre yapılan ince tanımlamaların cinsel gelişim bozukluklarına dahil edilmesi ile cinsiyet çeşitliliğindeki sayı daha da artıyor. Özetleyecek olursak; Bilimsel olarak kadın ve erkek cinsiyeti dışında gerek genetik, gerekse anatomik farklardan kaynaklanan birçok ara cinsiyet çeşidi bulunmaktadır.(1)

Sigara alışkanlığı ve genetik yatkınlık! Sigarayı bırakmak mümkün mü?

Not: Bazı batı ülkelerinin parlemontolarında 3. grup cisiyetler için toplumsal bazı düzenlemeler yapılması konusunda görüşmeler yapılıyor.

Kaç çeşit cinsel yönelim vardır?

Yapılan araştırmalar cinsiyet çeşitliliğinde olduğu gibi cinsel yönelimde de geniş bir yelpazenin olduğunu gösteriyor.(2)(3) İndiana Üniversitesi’nden biyolog, seksolog, entomoloji ve zooloji profesörü Alfred Charles Kinsey’in 1948 ve 1953 yılları arasından yapmış olduğu araştırma ile ortaya çıkan Kinsey skalası (The Kinsey Scale), homoseksüellik ile heteroseksüellik arasın 5 farklı cinsel yönelim grubunun daha olduğunu gösteriyor.

Kinsey skalasına göre cinsel yönelim grupları şöyle:
  1. Tamamen heteroseksüel
  2. Baskın heteroseksüel, nadiren homoseksüel
  3. Baskın heteroseksüel, sıklıkla homoseksüel
  4. Eşit derecede heteroseksüel ve homoseksüel
  5. Baskın homoseksüel, sıklıkla heteroseksüel
  6. Baskın homoseksüel, nadiren heteroseksüel
  7. Sadece eşcinseller
  8. Cinsel temas yok

Eşcinsellik geni aranıyor

Her ne kadar yapılan birçok çalışma homoseksüelliğin genetik kaynaklı olabileceğinin ipuçlarını verse de bu konuda etkili kaç genin olduğu ve bu genler üzerinde kaç varyant olduğu halâ net olarak bilinmiyor. Esas konuya geçmede, hazır yeri gelmişken bu konuda geçmişte yapılan önemli araştırmalardan birkaç tanesine başlıklar halinde değinelim.

  • Karşılaştırmalı beyin taramalarında gerek gaylerin gerekse lezbiyenlerin beyin yapısının heteroseksüel akranlarından farklı olduğu tespit edildi.(4)
  • İkizlerle ilgili yapılan birçok çalışmada da cinsel yönelimin genlerle bağlantılı olduğunu işaret ediyor.(5)
  • Eşcinsel erkek kardeşler ile yapılan çalışmalar gaylerin % 67’sinin X kromozomunun Xq28 bölgesinde farklılıklar olduğunu gösteriyor.(6)
  • Genom çapında yapılan araştırmalar eşcinsel erkeklerde sadece X kromozomunun Xq28 bölgesinin farklı olmadığını, bunun dışında 7. kromozomun 7q36, 8. kromozomun 8p12 ve kromozomun 10p26 bölgelerinde de farklılıklar olduğunu gösteriyor.(7)
  • Kore Bilim ve Teknoloji Enstitüsü tarafından dişi fareler ile yapılan ilginç bir deney ise cinsel yönelimde genlerin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor. FucM geni tamamıyla iptal edilen dişi fareler diğer dişi farelere karşı erkeksi bir cinsel davranış sergilediler.(8)
  • X kromozomu ile yapılan bir başka çalışmada erkeklerde eşcinsellik ile ilgili genlerin anne kaynaklı olduğuna işaret ediyor. Buna göre eşcinsel erkeklerin anne tarafında, baba tarafına göre daha çok eşcinsel kuzen ve dayıya sahipler(Bu oran Anne tarafından %13 dayı, baba tarafından %6 amca).(9)
  • Erkek kardeşlerin doğum sırasının da erkeklerde cinselliği etkileyen epigenetik bir faktör olduğu belirlendi. Fraternal birth order effect denilen bu durum göre, her doğan erkek çocuk, kendisinden sonra doğacak erkek kardeşinin eşcinsel olma ihtimalini yaklaşık % 3–4 oranında artırıyor.(10)
  • Prenatal androjen model olarak adlandırılan başka bir epigenetik faktör ise hamilelik süresince salgılanan veya ağız yolu ile alınan androjen hormonu kız çocukların gelecekte lezbiyen olma ihtimalini artırıyor.(11)

2. Bölüm  

Dikkat çeken iki yeni mutasyon keşfedildi

Genetik varyasyonların, yani SNPs lerin geniş çaplı araştırıldığı Genome-wide association study adlı proje kapsamında yapılan çalışmada, 1077 homoseksüel ve 1231 heteroseksüel erkeğin DNA örnekleri incelendi ve deneklerin genomlarında meydan gelen tek harflik mutasyonlar(SNP) karşılaştırıldı. Yapılan analizler sonunda genomun iki farklı Lokusunda(bölgesinde) erkeklerde cinsel yönelimi etkileyebilecek anlamlı iki gen varyantı yani noktasal mutasyon (SPNs) keşfedildi ve bu iki noktasal mutasyonun homoseksüel erkeklerde heteroseksüellere göre daha yaygın olduğu tespit edildi.

Alkolizm genetik bir hastalıktır! CREB ve SNCA Genlerinin etkisi…

Cinsel yönelimin karmaşık genetik yapısı göz önüne alındığında bu iki gen varyasyonunun homoseksüelliğin anlaşılmasında iyi bir ipucu olacağı söyleniyor.

1. Mutasyon (Lokasyon: Chr13: 86504577 – 86504577, rs9547443 SNV C -> T)

Birinci mutasyon 13. kromozomda SLITRK5 ve SLITRK6 genleri arasında yer alıyor. Bunun ne anlama geldiğini ancak SLITRK geninin görevini çözerek anlayabiliriz.

SLITRK geninin görevi nedir?

SLITRK Gen Ailesi, nöronal gelişimde önemli rol oynayan bir gen grubudur. Daha önce yapılan araştırmalarla bu gen ailesinin ‘Nöropsikiyatrik’ davranışlarda da önemli rol oynadığı da biliniyordu. SLITRK geninin Nöropsikiyatrik davranışlarda rol almasından yola çıkan araştırmacılar bu genin cinsel yönelimde de etkili olabileceği düşünerek SLITRK genini mercek altına aldılar ve genin özellikle hipotalamus ve talamus arasında yer alan Diensefalon’da(ara beyinde) aktif olarak çalıştığını buldular. Daha sonra yapılan beyin taramasında beynin bu bölgesindeki hücre yoğunluklarının homoseksüel ve heteroseksüel erkeklerde farklı olduğu tespit ettiler.

Sonuç olarak SLITRK6 genindeki tek harflik bir mutasyon protein yapısının değişmesine ve buna bağlı olarak da ara beyindeki hücre yoğunluğunun farklılaşmasına sebep oluyor. Bu farklılığın cinsel yönelimi nasıl etkilediği konusu ise henüz tam olarak bilinmiyor. Bunu için de ayrı bir araştırma yapılması gerekiyor.

2. Mutasyon (Lokasyon: Chr14: 81445087 – 81445155, rs4411444 SNV A -> G)

Homseksüellik ile Guatr/Tiroid bağlantısı: Keşfedilen bu ikinci mutasyon, homoseksüel erkeklerin 14. kromozomunda tiroid hormonu sentezleyen TSHR reseptör geninde bulunuyor. Bu gende meydana gelen değişikliklerin Basedow hastalığı gibi tiroid hastalığını tetiklediği biliniyor. Ancak yapılan bu çalışmada TSHR geninin, hipokampüs dahil olmak üzere beynin çeşitli bölgelerinde de aktif olarak çalıştığı tespit edildi.(12)

İlginç olan başka bir konu ise daha önce yapılan çalışmalardaki bulgulardı. Bu bulgular bazı tiroid rahatsızlıkları ile eşcinsellik arasında bir bağlantı olabileceğini gösteriyordu. Örneğin, Danimarkalı araştırmacıların yaptıkları araştırmalarda homoseksüel erkeklerin heterosexuel erkeklere göre daha fazla tiroid rahatsızlıklarına yakalandıkları tespit edilmişti. Ayrıca hamilelik sırasında tiroid rahatsızlığı olan kadınların daha fazla homoseksüel erkek çocuk doğurdukları da bu araştırmaların bulguları arasındaydı.(13)

Konu hâlâ çok spekülatif

Genome-wide association study çerçevesinden yapılan bu çalışmadan elde edilen bulgular halâ çok spekülatif. Çünkü araştırmaya katılan denek sayısı çok az. Ama buna rağmen denekten elde edilen bulgular bize homoseksüelliğin muhtemel genetik bağlantılar konusunda bazı ipuçları veriyor. Bu muhtemel bağlantıları güçlendirmek için daha çok sayıda katılımcının genetik bilgilerine ihtiyaç var. Bu amaçla Genome-wide association study çerçevesinde daha geniş çaplı yeni araştırmaların hazırlıkları başladı.

Sonuç

Eşcinsellik, evrimin milyonlarca çeşitliliğinden sadece birisidir. Ne özenti ile ne de yetiştirilme ile eşcinsel olunur. Araştırmalardan edinilen bulgular bize eşcinselliğin bir tercih değil aksine genlerimizin dikte ettiği bir yönelim olduğunu söylüyor. Bilim bize aynı zamanda ”Eşcinsel olarak doğulur, başka bir ifade ile sonradan eşcinsel olma diye bir şey yoktur” diyor.

Tarih boyunca birçok toplumda eşcinsellere karşı neredeyse faşizme varan ayrımcılık uygulandı ve halâ az gelişmiş ve tutucu toplumlarda bu insanlık dışı uygulama devam ediyor. Bilim, teknoloji ve tıp alanındaki gelişmeler her konuda olduğu gibi eşcinselliğin biyolojik sebeplerini anlamamıza ışık tutuyor ve bu bağlamda her geçen gün toplumların eşcinselliğe bakış açısı yavaş yavaş değişiyor.

Artık özellikle batılı toplumularda eşcinselliğin bir hastalık veya ahlaki bir sorun olmadığı, aksine biyolojik bir gerçek olduğu biliniyor.
Bu konuda son olarak sunu söylemek istiyorum: Eşcinsellik binlerce yıldır vardır ve canlılık var olduğu sürece de var olacaktır. En muhafazakar bir ailede de, en modern bir ailede de eşcinsel bir çocuk doğabilir. Bunu biz değil genlerimiz karar verir.


Benzer konuda hazırlanmış diğer makaleler 


 Mehmet Saltuerk

++++++++++++++++++++++++
Dipl. Biologe Mehmet Saltürk
The Institute for Genetics
of the University of Cologne

https://saltuerk.wordpress.com
++++++++++++++++++++++++

Kaynaklar

  1. Sex redefined
  2. Bisexualitäten - Geschichte und Dimensioneneines modernen wissenschaftlichen Problems
  3. Interview mit dem Soziologen Rüdiger Lautmann: "Nicht nur Sex"
  4. Homosexual Women Have Less Grey Matter in Perirhinal Cortex than Heterosexual Women
  5. Homosexual behavior due to genetics and environmental factors
  6. Linkage between sexual orientation and chromosome Xq28 in males but not in females
  7. A genomewide scan of male sexual orientation
  8. Male-like sexual behavior of female mouse lacking fucose mutarotase
  9. A linkage between DNA markers on the X chromosome and male sexual orientation
  10. H-Y Antigen and Homosexuality in Men
  11. Finger-length ratios and sexual orientation 
  12. A Link Between Maternal Thyroid Hormone and Sexual Orientation?
  13. Genome-Wide Association Study of Male Sexual Orientation

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMLAR

avatar
Araç çubuğuna atla