Fast-food tarzı kötü beslenme sigaradan daha ölümcül!

Kategori: Beslenme ve Diyet, Güncel / Literatür, Sağlık Gündemi Print

Beslenme ve sağlık arasındaki ilişkiye dair araştırmalara her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Kötü beslenmenin sigara gibi ölümcül bir sağlık riski olduğuna dair kanıtlar artmaya devam ediyor. Yeni yayımlanan kapsamlı bir araştırmanın sonuçlarına göre, fast-food tarzı kötü beslenme alışkanlığı en az sigara kadar ölümcül ve dünya genelinde her yıl 11 milyon kişinin ölümüne neden oluyor. Saygın tıp dergisi Lancet’te yayımlanan ve dünya genelinde 195 ülkenin verilerini kapsayan araştırma, kötü beslenmenin halk sağlığı açısından çok önemli bir risk olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, ölüm sayısının yüksekliğinde bu tür gıdalar tüketen kişilerin ayrıca yeterli sebze ve lifli gıda tüketmemesinin de etkili olduğunu belirtiyor.

Kötü beslenmenin sağlık için önemli bir risk olduğunun uzun süredir bilindiğini söyleyen çalışmanın başyazar Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ashkan Afshin, elde ettikleri bulguların kötü beslenmenin sigaradan daha ölümcül olduğunu gösterdiğini açıkladı.

Sağlıklı beslenme algısında en önemli sorunlardan birinin insanların sadece ne yedikleri olmadığını belirten Prof. Dr. Afshin, ‘’Sorun sadece insanların ne yediği değil bundan daha da önemli olan şey ne yemedikleri. Çünkü kütü beslenmenim bu kadar ölümcül olmasının nedenlerinden birisi böyle beslenen kişilerin ayrıca yeterince sebze ve lifli gıda tüketmemesi; bu durum kötü beslenmeyi daha ölümcül hale getiriyor’’ diyor.

Zararlı yiyecekler nelerdir? Sağlıksız besinler sigaradan tehlikeli!

Kötü beslenme bir numaralı katil

Akdeniz tarzı beslenmenin halen dünya genelinde en sağlıklı beslenme tarzı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ashkan Afshin, bolca sebze-meyve, balık, lifli besinler ve zeytinyağı içeren bu tarz beslenme tarzının yaygın olduğu ülkelerde beslenme ile ilişkili hastalıkların yaygınlığının daha az olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor:

‘’Ekmek ve makarna gibi rafine edilmiş karbonhidratların çok fazla tüketildiği eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Özbekistan, 100 bin nüfus başına beslenme kaynaklı 891 ölüm oranıyla tüm ülkeler arasında en kötü sıralamaya sahip. Bulgular kötü beslenmenin artık sigara kadar ölümcül bir sağlık riski olduğunu net olarak göstermektedir.‘’

Endüstriyel gıda zinciri işlenmiş ölümcül besinleri yaygınlaştırdı

Araştırmacılar, kalp-damar hastalıklarının dünyadaki diyetle ilişkili ölümlerin önde gelen nedeni olduğunu, ardından bazı kanser ve diyabetlerin geldiğini vurguluyor. New York Üniversitesi’nde Beslenme ve Halk Sağlığı Uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. Marion Nestle, yeni araştırma ile ilgili şu değerlendirmeleri yapıyor:

“Sonuçlar halk sağlığı ve tıbbi otoritelerden gelen büyük raporlarla tutarlıdır. İçinde bitki ve lif barındırmayan beslenme alışkanlıkları insan sağlığı açısından ciddi bir risk yaratıyor. Kötü beslenme, obezite, yüksek kan basıncı, hiperlipidemi veya kandaki yüksek yağ seviyeleri ve yüksek kan şekeri seviyelerine yol açan koşullar yoluyla bulaşıcı olmayan ölümcül hastalıkları yaygınlaştırıyor. Bir sorun özellikle endüstriyel beslenme tarzının (yapay malzemelerle yüksek oranda işlenmiş sağlıksız yiyeceklerin yapılması) yaygınlaşması ile daha ciddi bir boyut kazanmıştır.”

Sigara kullanımı azalıyor ama kötü beslenme yaygınlaşıyor

Günümüzde sigara kullanım oranlarının giderek azaldığını ancak masum gibi görünen kötü beslenmenin daha ölümcül hale geldiğini söyleyen Prof. Nestle, “Kötü beslenme sigaradan bile daha fazla ölümden sorumlu. Herkes sigara içmiyor ama her kes kötü besinlerle beslenebiliyor. Bu nedenle kötü beslenme daha yaygın bir ölüm nedeni haline dönüştü” uyarısında bulunuyor.

Referans: Health effects of dietary risks in 195 countries, 1990–2017: a systematic analysis for the Global Burden of Disease Study. 2019 - DOI: https://doi.org/10.1016/S0140-6736(19)30041-8

Makale Özet:
Suboptimal diyet bulaşıcı olmayan hastalıklar (NCD’ler) için önlenebilir önemli bir risk faktörüdür; ancak, NCD’lerin yükü üzerindeki etkisi sistematik olarak değerlendirilmemiştir. Bu çalışma, 195 ülkede başlıca gıda ve besin tüketimini değerlendirmeyi ve yetersiz alımlarının NCD mortalite ve morbidite üzerindeki etkisini ölçmeyi amaçlamıştır.
Yöntemler: Karşılaştırmalı bir risk değerlendirme yaklaşımı kullanarak, 25 yaş ve üstü yetişkinler arasında her bir diyet risk faktörüne atfedilebilecek hastalığa özgü yükün oranını (popülasyona bağlı fraksiyon olarak da adlandırılır) tahmin ettik.

Bu analizin ana girdileri, her diyet faktörünün alımını, diyet faktörünün hastalık bitiş noktası üzerindeki etki büyüklüğünü ve en düşük ölüm riskiyle ilişkili alım seviyesini içermiştir. Daha sonra, hastalığa özgü popülasyona atfedilebilen fraksiyonlar, mortalite ve sakatlığa göre ayarlanmış yaşam süreleri (DALY’ler) kullanılarak, her hastalık sonucu için diyete atfedilebilen ölüm ve DALY sayısını hesapladık.

Bulgular: 2017 yılında 11 milyon (% 95 belirsizlik aralığı [UI] 10-12) ölüm ve 255 milyon (234-274) DALY diyet risk faktörlerine bağlı idi. Yüksek sodyum alımı (3 milyon [1-5] ölüm ve 70 milyon [34–118] DALY), tam tahıl alımı (3 milyon [2-4] ölüm ve 82 milyon [59-109] DALY) ve düşük meyve alımı (2 milyon [1-4] ölüm ve 65 milyon [41–92] DALY), tüm dünyada ve birçok ülkede ölümler ve DALY’ler için başlıca diyet risk faktörleridir. Diyet verileri karışık kaynaklardan alınmıştır ve tahminlerin istatistiksel belirsizliğini artırarak, tüm ülkeler için mevcut değildir.

Değerlendirme: Bu çalışma, suboptimal diyetin NCD mortalitesi ve morbidite üzerindeki potansiyel etkisinin kapsamlı bir resmini ortaya koymakta ve bu da ülkeler genelinde diyetin iyileştirilmesine duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Bulgularımız kanıta dayalı diyet müdahalelerinin uygulanmasını bilgilendirecek ve yıllık olarak insan sağlığı üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi için bir platform sağlayacaktır.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla