Forum sitelerinde hekim aleyhine yazılan yorumlara erişimin engellenmesi

Yazan Av. Arb. Ümit Erdem
18 Ocak 2021   |    19 Ocak 2021    |   Kategori: Hukuk / Mevzuat, Üye Yazıları Print

İnternet’te bir Forum Sitesi’nde, başvuran doktor tarafından yapılan “labioplasti” adlı cerrahi operasyonları hakkında, rumuzlu kullanıcılar tarafından yazılan yorumlar nedeniyle başvuranın kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiası, Kanun Yararına Bozma başvurusu olarak Yargıtay (19.) Ceza Dairesi’nce görüşülüp karara bağlandı.

Erişimin Engellenmesi:

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un “içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” başlıklı 9. maddesinin uygulanma şartları;

  • İnternet ortamında yapılan bir yayın olması,
  • Yapılan yayın içeriği nedeniyle, gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşların “kişilik haklarının” ihlal edilmesidir.

Madde metninde, kişilik hakkı ihlal edilenlerin “erişimin engellenmesi” taleplerini içerik veya yer sağlayıcısından yada bu hususta karar almaya görevli ve yetkili Sulh Ceza Hakimliği’nden doğrudan isteyebileceği, bu hususta verilecek kararların mahkemece erişim sağlayıcıları birliğine gönderilerek derhal yerine getirilmesi, erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından kaldırılması halinde hakim kararlarının da kendiliğinden ortadan kalkacağı ve kararların yerine getirilmemesi halinde uygulanacak ceza yaptırımları düzenlenmektedir.

İnternet içeriğine erişimin engellenmesi tedbiri, başvuranın kişilik haklarını ihlal ettiği Mahkeme Kararı’yla tespit edilen bir internet yayınına toplumun erişiminin derhal engellenmesi amacıyla düzenlenmiş bir tedbirdir. Erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanması için yayının içeriğinde kişilik hakkına yönelen bir suç unsuru bulunması şartı aranmadığı gibi yayın içeriğinde bir suç işlenmişse dahi yürütülecek Ceza Muhakemesi’nin sonucu beklenmeksizin erişimin engellenmesi tedbirine bir koruma tedbiri olarak hükmedilebilecektir.

Erişimin engellenmesine konu edilen ve başvuranın kişilik hakkını ihlal ettiği tespit edilen internet yayınının “bir an önce” internet ortamından kaldırılması gerek kişilik haklarının gerekse kamu düzeninin korunması açısından elzemdir. Ancak verilecek Kararlar’da ifade ve basın özgürlüğünün zedelenmemesi de gözetilmesi gereken bir diğer husustur.

KİŞİLİK HAKLARI; özel hukukta kişinin doğumla birlikte kazandığı ve üzerine kişisel gelişimiyle birlikte her geçen gün yeni değerler kattığı kişiliğinin, maddi ve manevi bütünlüğünün, isminin, mesleki kariyerinin, ailesinin ve hatta sosyal çevresinin kişi üzerinde oluşturduğu, kısacası kendini gerçekleştirme yolunda elde ettiği tüm kazanımlarının ve menfaatlerinin, hukuk düzeni tarafından koruma altına alınan yönüdür. Medeni hukuk kapsamında kişilik hakları, kategorik anlamda mutlak haklar içinde yer alan, her zaman var olan, zamanla tükenmeyen, herkese karşı ileri sürülebilen, çoğu zaman kişiye sıkı sıkıya bağlı ve devredilemeyen haklardandır.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ; insanın dilediği şekil, zaman ve koşulda, herhangi bir baskı, sınırlama veya zorlama altında kalmadan bilgi ve fikir sahibi olma, özgürce düşünme, düşüncelerini baskı altında kalmadan açıklama, muhatabına iletme ve yayma imkanının elinde bulunmasıdır. O halde İfade Özgürlüğü’nün temel unsurları;

  • Bilgiye, yorum ve değerlendirmelere, mesaj veya habere özgürce erişebilme,
  • Herhangi bir sınırlama, baskı veya yönlendirme olmaksızın özgürce kanaat ve fikir sahibi olma,
  • Sahip olunan düşünce ve kanaati özgürce açıklayabilme ve yayma imkanının bulunması olarak sayılabilir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ; ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olmak üzere, insanların bilgiye ulaşma ve fikir elde edebilme yönündeki en önemli araçlardan olan basının, yazılı, görsel veya işitsel araçlarla sunduğu ve kamu hizmetini gerçekleştirme yolunda sahip olduğu özgürlüktür. Basın özgürlüğünün var olması demek; başkalarından gelebilecek her türlü müdahaleye ve baskıya karşı sırf toplumu aydınlatmak amacıyla gerçekleştirdiği faaliyetleri sırasında öngörülemeyen bir takım olumsuz durumlarla karşılaşma veya haksız bir yaptırımla cezalandırılma endişesi duymadan, özgürce görevini yerine getirebilmesi demektir.

Hemen her temel hak ve özgürlük için olduğu gibi İfade Özgürlüğü’nün de sınırlanması açısından genel birtakım kriterlerin her somut olayda ayrı ayrı gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

Hukuk tekniği açısından bir temel hak ve özgürlüğün sınırlandırılması için gözetilmesi gereken kriterler;

  • Sınırlamanın Kanun’la yapılması (yasal bir dayanağı olması),
  • Sınırlamanın meşru bir amaca hizmet etmesi (AİHS’de veya iç hukukta yer alan sınırlama sebeplerinin varlığı),
  • Sınırlamanın demokratik toplum gereklerine uygun olması (demokratik ve bilinçli bir toplumda yapılacak sınırlamanın normal görülmesi ve saygıyla karşılanması)
  • Sınırlamanın ölçülü olmasıdır.

AİHS’nin 10. maddesinde bir temel hak ve özgürlük olarak kabul edilen İfade Özgürlüğü’nün de sınırsız olmadığı, objektif olarak belirlenmiş istisnai durumlarda sınırlanabileceği öngörülmüştür. AİHS’nin 10/2. maddesinde yer alan İfade Özgürlüğü’nün sınırlama sebepleri;

  • Ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması,
  • Kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin engellenmesi,
  • Sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması,
  • Gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması olarak sayılmıştır.

Yukarıda anlatılan genel ilkelerin somut uyuşmazlık açısından değerlendirilmesine gelince;

YARGITAY KARARI:

Bugüne kadar pek çok estetik cerrahi operasyon yapan başvurucu doktorun, özel muayenehanesinde serbest olarak gösterdiği faaliyet, kamusal bir faaliyettir. Dolayısıyla başvuranın Devlet tarafından izne ve ruhsata tabi bu faaliyetlerinin kamu hizmeti olduğu, kendisinin de “Kamu Görevlisi” olduğu tartışmasızdır.

Başvuranın erişime engellenmesini istediği “www…..com” adlı internet sitesi; genellikle kadınlarla ilgili paylaşımların yapıldığı bir Forum Sitesi’dir. Başvuran doktorun kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği forumdaki yazılar; başvuran doktorun “labioplasti” adlı cerrahi operasyonu üzerlerinde gerçekleştirdiği hastaların, başlarından geçenleri, çektikleri acıyı, ayrıca doktorun kendilerine bu operasyon sırasında gösterdiği tavır ve davranışları dile getirdikleri paylaşımlardan oluşmaktadır.

Başvuranın dilekçesi ekinde sunduğu internet sayfa çıktıları inceleyen Yargıtay (19.) Ceza Dairesi’ne göre; aynı operasyonu yaptığı eski hastaların, başvuran doktorun kendilerine gösterdiği tavır ve davranışlarından olumsuz şekilde etkilendiklerini, kendilerinin yeterince aydınlatılmadığını, çok ağır acı çeken ve şifa bulamayanların ise başvuran doktor hakkında yasal süreç başlattıklarını ve şikayetçi olduklarını yazdıkları, bu doktorla tanıştıklarına pişman olduklarını ifade ettikleri görülmektedir.

Dolayısıyla; yapılan eleştirilerin odak noktasının doktorun kamu hizmetini yerine getirirken hastalarına ilgi, saygı ve hizmetin gereği olan prosedürlere riayet göstermediği yönünde toplandığı anlaşılmaktadır. Başvuran vekilinin dilekçesinde belirtildiği gibi yorum sahiplerinin doktorun kişisel yaşamı, şeref ve haysiyetini hedef alan ifadelerinin bulunmadığı, başvuranın mesleki kariyerine ilişkin olarak ise doktorun mesleki yeterliliğine dair kötüniyetli, mesleki geçmişi ve kariyerini hedef alan ifadelere yer verilmediği görülmektedir.

Yargıtay (19.) Ceza Dairesi, 02.11.2020 tarihinde verdiği Kararı’nda; başvuranı tanıyan, ondan kamu hizmeti alan kişilerin paylaşımda bulunmasının görüş, öneri ve şikayetlerini İfade Özgürlüğü kapsamını aşmadan dile getirmelerinin normal olduğunu, başvuranın talebi gibi bu yorumların bulunduğu internet ortamının erişime engellenmesinin ise demokratik toplum gereklerine aykırı ve ölçüsüz olacağını değerlendirmiştir.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla