
Kadınlarda mesane kanseri, idrarı depolayan mesanenin iç yüzeyindeki hücrelerden gelişen ve tedavisi tümörün özelliklerine göre planlanan bir hastalıktır. En önemli belirtisi idrarda kan görülmesidir; tedavide ise kapalı yöntemle tümörün çıkarılması, mesane içine ilaç uygulanması, mesanenin alınması veya farklı onkolojik tedaviler gündeme gelebilir. Her hastanın mesanesinin alınması gerekmez. Tedavinin kapsamını belirleyen temel noktalardan biri, kanserin mesanenin kas tabakasına ulaşıp ulaşmadığıdır.
Kadınlarda idrar yakınmaları değerlendirilirken enfeksiyonlar ve jinekolojik nedenler de araştırılır. Bununla birlikte, kanamanın veya tekrarlayan şikâyetlerin nedeninin açıklığa kavuşturulması önemlidir. Özellikle idrarda kan bulunması, ağrı olmasa veya kanama kendiliğinden dursa bile değerlendirme gerektirir. Mesane kanseri tanısı yalnızca belirtilere bakılarak konulamaz; muayene, gerekli tetkikler ve şüpheli dokunun patolojik incelemesi birlikte değerlendirilir. Bu nedenle ilk aşamada bir belirtiyi kanser olarak yorumlamak yerine, nedenini araştırmak gerekir.
Mesane, böbreklerin ürettiği idrarı dışarı atılana kadar depolayan organdır. İç yüzeyini döşeyen hücre tabakasına ürotelyum adı verilir. Mesane kanserlerinin büyük bölümü bu tabakadan kaynaklanan ürotelyal kanserlerdir. Daha seyrek görülen farklı tümör tipleri de vardır ve bunların tedavi yaklaşımları değişebilir.
Hastalık başlangıçta mesanenin iç yüzeyinde sınırlı kalabilir. Bazı tümörler zamanla daha derin dokulara, kas tabakasına veya mesane dışındaki yapılara ilerleyebilir. Bu nedenle “mesanede tümör var” ifadesi, tek başına hastalığın ne kadar ciddi olduğunu anlatmaz. Patoloji raporunda belirtilen tümör tipi, derecesi ve dokuya ilerleme derinliği birlikte yorumlanır. Aynı büyüklükte iki mesane tümörü farklı riskler taşıyabilir. Tedavi kararında yalnızca görüntülemedeki boyuta bakılması yeterli değildir.
Kadınlarda mesane kanserinin en sık görülen belirtisi idrarda kandır. Kanama gözle görülebilir veya yalnızca idrar tahlilinde saptanabilir. İdrar pembe, kırmızı ya da kahverengimsi görünebilir. Kanamanın ağrısız olması veya birkaç gün sonra kaybolması, nedeninin araştırılmasına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaz. Diğer olası belirtiler şunlardır:
Bu yakınmalar mesane kanserine özgü değildir. İdrar yolu enfeksiyonları, taş hastalığı ve başka üriner sistem sorunları da benzer belirtiler oluşturabilir. Belirtilerin sayısı veya şiddeti üzerinden kanserin evresini belirlemek mümkün değildir.
İdrar yolu enfeksiyonu ve mesane kanseri, yanma, sık idrara çıkma ve idrarda kan gibi ortak belirtiler gösterebilir. Ayrım yalnızca yakınmalara bakılarak yapılamaz. İdrar tahlili, gerektiğinde kültür ve hastanın risklerine göre planlanan ürolojik incelemeler kullanılır. İki durumun aynı kişide birlikte bulunabileceği de unutulmamalıdır.
Kadınlarda tanının gecikmesine katkıda bulunabilen durumlardan biri, kanamanın yalnızca enfeksiyona, adet dönemine veya menopozla ilişkili değişikliklere bağlanmasıdır. Özellikle tedavi sonrasında devam eden ya da yeniden başlayan yakınmaların tekrar değerlendirilmesi gerekir.
Kültürde enfeksiyon saptanması, sonraki her kanama atağının aynı nedenle oluştuğunu göstermez. Benzer şekilde, antibiyotik kullanırken şikâyetlerin hafiflemesi de tek başına mesane kanserini dışlayan bir bulgu değildir. Burada amaç her enfeksiyonda kanser araştırmak değil, açıklanamayan ve tekrarlayan bulguları gözden kaçırmamaktır.
Mesane kanseri, hücrelerin büyümesini ve çoğalmasını kontrol eden mekanizmaların bozulmasıyla gelişir. Çoğu hastada tek bir neden gösterilemez. Ancak sigara kullanımı, belirli kimyasallara mesleki maruziyet ve bazı önceki tedaviler hastalık riskini artırabilir. Risk faktörü bulunması kanser gelişeceği, bulunmaması ise gelişmeyeceği anlamına gelmez. Sigara dumanındaki zararlı maddelerin bir kısmı idrarla atılırken mesanenin iç yüzeyiyle temas eder. Bu nedenle sigara, mesane kanseri açısından önemli ve değiştirilebilir bir risk faktörüdür.
Boya, kauçuk ve bazı kimyasal üretim süreçlerinde karşılaşılabilen maddeler de risk değerlendirmesinde dikkate alınır. Ayrıca daha önce pelvis bölgesine radyoterapi uygulanması veya belirli kemoterapi ilaçlarının kullanılması önem taşıyabilir. Yaş, kişisel hastalık öyküsü ve aile öyküsü de değerlendirilir. Menopoz, tek başına mesane kanseri tanısı koyduran bir durum değildir. Bu dönemde başlayan kanama ve idrar yakınmalarının kaynağı ayrıca araştırılmalıdır.
Tanı süreci, şikâyetlerin ne zaman başladığının, kanamanın özelliklerinin ve risk faktörlerinin öğrenilmesiyle başlar. İdrar incelemeleri, sistoskopi ve uygun görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Kanser tanısının kesinleştirilmesinde şüpheli bölgeden alınan dokunun patolojik değerlendirmesi belirleyicidir. Her hastaya aynı tetkiklerin yapılması gerekmez.
Tanı sürecinde Prof. Dr. Yılören Tanıdır, yapılacak bir üroloji değerlendirmesinde, kanamanın özellikleri ve mevcut tetkikler üzerinden hangi ek incelemelerin gerekli olduğu planlandığını belirtti. Görüşmeye önceki idrar sonuçları, görüntülemeler ve kullanılan ilaçların listesiyle gitmek değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Evre, kanserin mesane duvarında ne kadar derine ilerlediğini ve başka bölgelere yayılıp yayılmadığını anlatır. Derece ise hücrelerin mikroskop altındaki özellikleri üzerinden tümörün biyolojik davranışı hakkında bilgi verir. Bu iki kavram farklıdır; düşük evreli bir tümör yüksek dereceli olabilir. Tedavi açısından önemli ayrım şöyledir:
Patolojide geçen “karsinoma in situ”, mesane yüzeyinde düz biçimde bulunan yüksek dereceli bir lezyondur. Kas tabakasına ulaşmamış olsa da düşük riskli kabul edilmez. Dolayısıyla “yüzeysel” kelimesini hastalığın önemsiz olduğu şeklinde yorumlamak doğru değildir.
Tedavi; tümörün evresi, derecesi, sayısı, büyüklüğü, daha önce tekrarlayıp tekrarlamadığı ve hastanın genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek planlanır. Kasa invaze olmayan hastalıkta nüks ve ilerleme riski ayrıca hesaplanır. Böylece gereksiz tedavi yükünden kaçınırken, yüksek riskli hastalık için yeterli tedavi seçilmeye çalışılır.
Nüks, tümörün tedavi sonrasında yeniden ortaya çıkmasıdır. İlerleme ise hastalığın daha derin veya daha ileri bir aşamaya geçmesidir. Bunlar aynı durum değildir. Küçük, düşük dereceli bir tümörün tekrarlamasıyla kas tabakasına ilerleyen bir tümör farklı yaklaşımlar gerektirir.
Prof. Dr. Berkan Reşorlu, yapılacak tedavi görüşmesinde, patoloji raporunun hangi risk grubuna işaret ettiği, ek tedavinin amacı ve kontrol planı hakkında bilgiler verildiğini belirtti.
Transüretral mesane tümörü rezeksiyonu, kısaca TUR-M veya TURBT, idrar kanalından girilerek tümörün çıkarıldığı işlemdir. Karında kesi yapılmadan uygulanır. Hem tanı için doku elde edilmesini hem de görülebilen tümörün çıkarılmasını sağlar. Sonraki tedavi, bu işlemden gelen patoloji sonucuna göre şekillenir.
Tümörün tabanından yeterli örnek alınması, hastalığın derinliğini değerlendirmek açısından önemlidir. Bazı hastalarda ikinci bir TUR-M gerekir. İlk işlemin tamamlanamaması, T1 hastalık saptanması veya belirli durumlarda örnekte kas dokusunun bulunmaması bunun nedenleri arasındadır.
İkinci işlem istenmesi, tek başına ilk ameliyatın başarısız olduğu anlamına gelmez. Amaç kalan tümörü araştırmak ve evreyi daha doğru belirlemek olabilir. İşlem süresi ve sonda gereksinimi, tümörün özelliklerine ve ameliyatın kapsamına göre değişir.
Mesane içine ilaç tedavisi, uygun hastalarda TUR-M sonrasında nüksü veya ilerlemeyi azaltmak amacıyla uygulanır. İlaç bir sonda aracılığıyla doğrudan mesaneye verilir. Bu yaklaşım, damar yoluyla uygulanan sistemik tedaviden farklıdır. Kullanılacak ilaç ve uygulama programı tümörün risk grubuna göre belirlenir.
Tedavi sırasında yanma ve sık idrara çıkma görülebilir. Yüksek ateş veya belirgin genel durum bozukluğu sağlık ekibine bildirilmelidir. Yeterli BCG tedavisine rağmen belirli yüksek riskli nüksler gelişirse, aynı tedaviyi sürdürmek yerine mesanenin alınması ve diğer seçenekler değerlendirilir.
Mesanenin alınması, yani radikal sistektomi, kasa invaze hastalıkta önemli tedavi seçeneklerinden biridir. Ayrıca kasa ulaşmamış olsa bile çok yüksek risk taşıyan veya uygun mesane içi tedaviye yanıt vermeyen bazı tümörlerde gündeme gelebilir. Karar yalnızca tümör boyutuna bakılarak verilmez.
Ameliyatta mesane ve bölgesel lenf düğümleri çıkarılır. Kadınlarda rahim, yumurtalıklar veya vajinanın bir bölümünün alınması da gerekebilir; ancak bunun kapsamı tümörün yerleşimine ve yayılımına göre belirlenir. Uygun seçilmiş hastalarda üreme organlarını ve cinsel işlevle ilişkili yapıları koruyan yaklaşımlar değerlendirilebilir.
Koruma isteği, kanserin güvenli şekilde çıkarılması gerekliliğiyle birlikte ele alınır. Ameliyat öncesinde hangi organların çıkarılmasının planlandığı ve bunun idrar yapma, doğurganlık ve cinsel yaşam üzerindeki olası etkileri açıkça konuşulmalıdır.
Mesane çıkarıldıktan sonra idrarın vücuttan uzaklaştırılması için yeni bir yol oluşturulur. Buna üriner diversiyon denir. Karından torbaya idrar çıkışını sağlayan yöntemler veya uygun hastalarda bağırsaktan oluşturulan yeni mesane kullanılabilir. Seçim, hastanın sağlık durumu, tümör özellikleri ve günlük yaşam gereksinimleriyle ilişkilidir
İleal konduitte kısa bir bağırsak bölümü idrarın karın duvarındaki açıklığa ulaşmasını sağlar. İdrar dışarıdaki özel torbada birikir. Yapay mesanede ise bağırsaktan bir depo oluşturularak uygun koşullarda idrar kanalına bağlanır.
Yapay mesane her hasta için uygun değildir ve doğal mesanenin işlevlerini tamamen taklit etmez. İdrar kaçırma veya boşaltma güçlüğü yaşanabilir; bazı kişilerde aralıklı sonda kullanımı gerekir. Ameliyat öncesi eğitim ve sonrasında bakım desteği, seçilen yönteme uyumu kolaylaştırır.
Uygun seçilmiş kasa invaze mesane kanseri hastalarında mesaneyi korumaya yönelik tedavi düşünülebilir. Sık kullanılan yaklaşım, tümörün mümkün olduğunca çıkarıldığı TUR-M işlemini radyoterapi ve eş zamanlı kemoterapiyle birleştirir. Bu seçenek her hasta için uygun değildir ve tedavi sonrasında yakından izlem gerektirir.
Mesaneyi korumak, takip ihtiyacının ortadan kalkması anlamına gelmez. Kalıcı veya tekrarlayan hastalık saptanırsa daha sonra mesanenin alınması gerekebilir. Seçenekler üroloji, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi tarafından birlikte değerlendirilir.
Kasa invaze hastalıkta uygun kişilere ameliyat öncesi sistemik tedavi verilebilir. Ameliyat sonrasında da patoloji ve önceki tedavilere göre ek tedaviler gündeme gelebilir. İleri hastalıkta kemoterapi, immünoterapi, antikor-ilaç konjugatları veya belirli moleküler değişikliklere yönelik ilaçlar kullanılabilir. İlaç seçimi böbrek işlevleri, eşlik eden hastalıklar ve tedavi uygunluğuna göre yapılır.
Mesane kanseri tedavisinden sonra kontroller, belirtiler olmasa da devam eder. Mesanesi korunan hastalarda sistoskopi temel takip yöntemlerinden biridir. İdrar sitolojisi ve görüntüleme, risk grubuna göre eklenebilir. Kontrollerin sıklığı ve toplam süresi her hastada aynı değildir.
Kasa invaze olmayan hastalıkta ilk kontrol sistoskopisi genellikle TUR-M işleminden yaklaşık üç ay sonra yapılır. Sonraki program düşük, orta veya yüksek riskli hastalığa göre düzenlenir. Yüksek riskli hastalarda uzun süreli izlem önem taşır.
Mesanesi alınan kişilerde takip yalnızca kanserin tekrarlamasını araştırmaz. Böbrek işlevleri, idrarın geçişi, kullanılan bağırsak bölümüne bağlı metabolik sorunlar ve gerektiğinde vitamin düzeyleri de değerlendirilir. Günlük yaşama dönüş, ameliyatın kapsamı ve kişinin toparlanmasına göre değişir.
Kontrole giderken yeni yakınmaların, kullanılan ilaçların ve bakım sırasında karşılaşılan güçlüklerin kaydedilmesi yararlıdır. Tedavi ekibinden yazılı bir takip planı istemek, hangi incelemenin ne zaman yapılacağını anlamayı kolaylaştırır.
Mesane kanseri tedavisinin etkileri yalnızca idrar sistemiyle sınırlı olmayabilir. Pelvis bölgesine yönelik ameliyat, radyoterapi ve bazı sistemik tedaviler cinsel işlevleri veya doğurganlığı etkileyebilir. Etkinin türü ve derecesi, uygulanan tedaviye ve kişinin tedavi öncesindeki durumuna göre değişir.
Vajinal kuruluk, ilişkide ağrı, istekte azalma veya beden algısıyla ilgili güçlükler yaşanabilir. Bu sorunların tedavi görüşmelerinde dile getirilmesi uygundur. Gerektiğinde kadın hastalıkları uzmanı, ilgili rehabilitasyon ekibi veya psikolojik destek hizmetleri sürece katılabilir.
Çocuk sahibi olma isteği bulunan kadınların bunu tedavi başlamadan önce belirtmesi önemlidir. Doğurganlığın korunmasına yönelik seçeneklerin uygunluğu, kanser tedavisinin gerekliliği ve zamanlamasıyla birlikte değerlendirilir. Bu konuların konuşulması, temel kanser tedavisinin planlanmasının bir parçasıdır.
İdrarda gözle görülen kan, özellikle nedeni bilinmiyorsa, gecikmeden değerlendirilmelidir. Kanamanın tek kez olması veya ağrı bulunmaması inceleme ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Enfeksiyon tedavisine rağmen devam eden yakınmalar ve tekrarlayan kanama atakları da yeniden başvuru gerektirir.
Yoğun kanama, pıhtılar nedeniyle idrar yapamama, yüksek ateş veya belirgin genel durum bozukluğu acil değerlendirme gerektirebilir. Bilinen mesane kanseri olan kişiler, yeni belirtileri bir sonraki rutin kontrole kadar bekletmeden sağlık ekibine bildirmelidir. Başvuru sırasında kanamanın idrarla mı yoksa vajinal yolla mı ilişkili olduğunun açıklanması yararlıdır. Kaynak anlaşılamıyorsa hem ürolojik hem de jinekolojik değerlendirme gerekebilir.
Bazı hastalarda tedaviyle kanser tamamen ortadan kaldırılabilir ve uzun süre hastalıksız yaşam sağlanabilir. Ancak bu durum her hasta için garanti edilemez. Evre, tümörün biyolojik özellikleri ve tedaviye yanıt önemlidir. Mesanede görünen tümörün çıkarılmış olması, takip ihtiyacının bittiği anlamına gelmez; kontrol programı hastalığın riskine göre sürdürülür.
Normal ultrason sonucu bütün mesane tümörlerini dışlamaz. Küçük tümörler veya düz lezyonlar bu incelemede görülmeyebilir. Ultrasonun normal olması, açıklanamayan idrarda kanın değerlendirilmesini sonlandırmak için tek başına yeterli değildir. Sistoskopi ve diğer incelemelere ihtiyaç olup olmadığı, belirtiler ve kişisel riskler birlikte değerlendirilerek belirlenir.
İdrarda kan enfeksiyon, taş veya başka üriner sistem sorunlarından kaynaklanabilir. Dolayısıyla tek başına kanser tanısı anlamına gelmez. Bununla birlikte, kanamanın nedenini araştırmak gerekir. Kanın miktarı, renginin koyuluğu veya ağrı bulunması üzerinden güvenilir bir ayrım yapılamaz. Gerekli incelemeler hastanın öyküsüne ve değerlendirme bulgularına göre planlanır.
Mesane kanseri bulaşıcı değildir; birlikte yaşamak, fiziksel temas veya cinsel ilişki yoluyla başka bir kişiye geçmez. Ancak aktif tedavi sırasında cinsel yaşamla ilgili geçici kısıtlamalar gerekebilir. Özellikle mesane içine uygulanan ilaçlardan sonra uyulması gereken önlemler, kullanılan tedaviye göre sağlık ekibinden öğrenilmelidir. Genel bir kural bütün tedavilere uygulanamaz.
Fiziksel aktivite birçok hasta için günlük yaşamın bir parçası olabilir; ancak aktivitenin türü tedavi aşamasına göre düzenlenir. Yeni ameliyat olmuş bir kişiyle tedavisi tamamlanmış bir kişinin ihtiyaçları farklıdır. Özellikle büyük ameliyat sonrasında ağır kaldırmaya ve yoğun egzersize dönüş zamanı, yara iyileşmesi ve kullanılan idrar yönlendirme yöntemine göre belirlenmelidir.
İkinci görüş alınabilir. Özellikle mesanenin alınması veya farklı tedavi seçenekleri arasında karar verilmesi gereken durumlarda, mevcut bulguların yeniden değerlendirilmesi yararlı olabilir. Görüşmeye patoloji raporu, görüntülemeler, ameliyat notları ve önceki tedavi bilgileriyle gidilmelidir. Gerektiğinde patoloji örneklerinin incelenmesi istenebilir. Süreç, gerekli tedaviyi gereksiz yere geciktirmeyecek şekilde düzenlenmelidir.
Yaşam beklentisi yalnızca “mesane kanseri” tanısına bakılarak belirlenemez. Kasa ulaşmamış bir tümör ile uzak organlara yayılmış hastalık farklıdır. Evre, tedaviye yanıt, genel sağlık durumu ve tümör özellikleri birlikte değerlendirilir. Toplum düzeyindeki sağkalım oranları, tek bir kişinin ne kadar yaşayacağını göstermez; kişisel değerlendirme tedavi ekibi tarafından yapılmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Tanı ve tedavi için kişisel sağlık durumunuzu değerlendirebilecek bir hekime başvurmanız gerekir.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?