Türkiye’de kalp yetersizliği insidansı hızla artıyor

21 Mayıs 2012   |    5 Ocak 2020    |   Kategori: Kalp Hastalıkları, Kardiyoloji Print

Koruyucu önlemler ve erken teşhis hayati değere sahip! Giderek yaşlanan bir nüfusa sahip olmaya başlayan Türkiye’de kalp yetersizliği insidansının da buna paralel olarak artmaya başladığını söyleyen Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Kalp Yetersizliği Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Çavuşoğlu, kalp yetersizliğinde mortalitenin azaltılması için erken teşhis ve koruyucu yaklaşımların büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti.

Kalp yetersizliğinin görülme oranları hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde giderek arttığını belirten Prof. Dr. Çavuşoğlu, “Önümüzdeki 15-20 yıl içinde toplum sağlığını tehdit eden boyutlara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Hayat boyu tedavi gereksinimi, sık hastaneye yatma ihtiyacı, komplike ve pahalı cihaz tedavisi uygulamaları nedeniyle aynı zamanda sağlık ekonomisi üzerine yüksek maliyetler getirmektedir” dedi.

Kalp yetersizliğinin giderek artan oranlarda görülmesinin pek çok önemli nedeni bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Çavuşoğlu, şu bilgileri verdi: “Günümüz modern tedavi yöntemleriyle kalp krizi, kalp damar hastalığı, kalp kapak hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığına bağlı ölümler engellenebilmekte ve yaşam süresi uzamaktadır. Ancak bu hastaların büyük bölümünde zamanla kalp yetersizliği gelişmektedir. Dolayısıyla bu hastalıkların son açtığı kapı kalp yetersizliğidir. En önemli faktörlerden bir diğeri de toplumların yaşlanmasıdır. Yaş ilerledikçe kalp yetersizliği görülme oranı artış göstermektedir. 40 yaş sonrası yaşam boyu kalp yetersizliği gelişme riski %20’dir.

Kalp yetmezliği nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavisi

Toplumda kalp yetersizliği görülme oranı genel olarak %2-3 iken, 70 yaş sonrası bu oran %10’a, 80 yaş sonrası %15-20’lere çıkmaktadır. Ülkemizde yaşam süresi son 15-20 yıl içinde yaklaşık 10 yıl uzamıştır. Ortalama yaşam süresi erkeklerde 72 kadınlarda 76 ve toplum ortalaması 73.5 yaşına çıkmıştır. Yaşlı nüfus giderek artmıştır. Önümüzdeki 10 yıl içinde de 2 kat daha fazla artması beklenmektedir. 60 yaş üzeri nüfusumuz bugün 7.5 milyondur ancak 2023 yılında 14-15 milyon olacağı öngörülmektedir.

Kalp yetersizliği olgularının %50’ye yakın bölümü 60 yaşın üstüdeki bireylerdir. Bugün için Avrupa ülkelerinde 28 milyon, Amerika Birleşik Devletlerinde 6 milyon, ülkemizde ise 1.5-2 milyon kalp yetersizliği hastasının olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamın önümüzdeki 10 yıl içinde en azından 2-3 kat artacağı öngörülmektedir.”

Kalp yetersizliği hastalık belirtileri ciddiye alınmalı

Kalp yetersizliğinin nefes darlığı, ayaklarda şişme ve çabuk yorulma şeklinde belirti veren klinik bir tabloya sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çavuşoğlu, “Bunun yanında öksürük, iştahsızlık, vücut ağırlığında değişiklik, gece sık idrara çıkma, yorgunluk bitkinlik de görülebilen yakınmaları oluşturur. Çoğunlukla bu yakınmalar başka nedenlere yorumlanarak atlanmaktadır. Aslında bu yakınmalar ortaya çıkmadan uzun süre önce kalp yetersizliğine zemin hazırlayan faktörler nedeniyle kalp de yapısal değişiklikler başlamakta ve yıllar sonra kalp yetersizliği belirgin hale gelmektedir.

Yakınmaları ortaya çıkmış olgular aslında buzdağının su üstünde kalan kısmı gibi düşünülebilir. Bu da kalp yetersizliğine adım atmaya hazır potansiyel büyük bir hasta grubunun olduğu anlamına gelir. Bugün için ülkemizde 9 milyon kişinin kalp yetersizliği gelişimi açısından risk altında olduğu tahmin edilmektedir” şeklinde konuştu.

Kalp yetersizliğinde risk faktörleri zamanında tespit edilmeli

Hipertansiyon, şeker hastalığı, obesite, kalp damar hastalığı, kronik akciğer hastalığı, kronik böbrek yetmezliği gibi risk faktörlerinin zamanında tespit edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Çavuşoğlu, şu bilgileri verdi: “Ayrıca kalp kapak hastalığı, kalp ritim bozuklukları, kalp kası hastalığı veya doğumsal kalp hastalığı, kalp yetersizliğine zemin hazırlayan durumlar arasında sayılabilir. Dolayısıyla bu olgular kalp yetersizliği için risk altında olan, bir başka deyişle kalp yetersizliğine aday olgulardır.

Kalp yetersizliği hastaları için hayati öneriler

Bu hastalıkların zamanında tespiti ve tedavisi kalp yetersizliğine gidişi önler veya yavaşlatır. Bu nedenle yakınmalar ortaya çıkmadan önceki dönemlerde yapılacak girişimler ile kalp yetersizliği önlenebilir bir hastalıktır.”

Erken teşhis kalp yetmezliği için çok işlevsel olabilir

Kalp yetersizliği olgularında erken tanının hayati değere sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çavuşoğlu, “Kalp yetersizliği ortaya çıkmış yakınmaları başlamış olan olgu grubunda, erken tanı, hastalığın ciddiyetinin ortaya konması ve buna göre oluşturulacak tedavi planının yakın takip altında uygulanması ölüm oranlarının azaltılması için önem arz eder.

Bu hastalarda ilaç tedavisine ek olarak yaşam tarzı değişiklikleri (tuzsuz diyet,  sebze meyve ağırlıklı beslenme, kilo kontrolü, düzenli egzersiz programları vb) ve gerekli olgularda kalp pili tedavisi veya kalp şoklama cihazlarının uygulanması yaşam kalitesinin düzeltilmesi ve ölümlerin azaltılmasında etkilidirler. Bu hastaların en önemli sorunlarından bir tanesi de sık hastaneye yatış ihtiyacının ortaya çıkmasıdır. Hastane yatışlarının azaltılması da ancak hastalık konusunda eğitilmiş bilinçli hasta ve hasta yakınları ile mümkün olabilir” dedi.

Kalp yetersizliğinin yaşam boyu devam eden kronik bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Çavuşoğlu, sözlerini şöyle noktaladı: “Nadiren veya düzeltilebilir bir nedene bağlı gelişmişse normale dönebilir. Yaşam beklentisi pek çok kanser türünden daha kötüdür. 5 yıllık yaşam şansı %50’dir. Ciddi nefes darlığı olan ve günlük aktivitesi belirgin kısıtlanmış olanlarda ise 1 yıllık yaşam beklentisi %50’dir. Kalp yetersizliği gelişimini engellemek, gelişmişse ilerlemesini yavaşlatmak ve ileri olgularda yaşam süresini uzatıp yaşam kalitesini yükseltmek toplumun kalp yetersizliği konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlenmesi ile mümkün olabilir.”

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla