Patolojik inceleme, kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinde önemli rol oynuyor

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Kanser, Sağlık Gündemi Print

Patolojik incelemenin kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinde çok önemli bir role sahip olduğunu söyleyen Ankara Üniversitesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, patoloji konusunda hem tıp dünyasının hem de kamuoyunun yeterli bilgiye sahip olmadığı ve bu uzmanlık dalının zaman zaman ihmal edilebildiğini belirtti. Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Sak, kanser hastalığının tedavisinde en önemli unsurlardan birinin patoloji olduğunu, ağırlığı giderek artan kişiselleştirilmiş tedaviler, yenilikçi tedavilerde de patolojik incelemenin kritik rol oynadığını kaydetti.

Patoloji Dernekleri Federasyonu ve Ankara Patoloji Derneği iş birliği ile gerçekleştirilen 28. Ulusal Patoloji Kongresi’nde de patoloji bilim dalının toplum tarafından yeterince tanınmamasının tartışıldığını belirten Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, “Patologların doktor olup olmadığı gibi sorularla bile karşılaşıyoruz. Bu aslında sadece patolojinin değil, hasta ile doğrudan teması olmayan ve laboratuarlarda görev yapan tüm hekimlerin sorunu” dedi.

Patoloji sanıldığından çok daha detaylı bilgiler oluşturmaya başladı

“Benim meslek yaşamımda bile olağanüstü detaylı gelişmeler oldu” diyen Patoloji Dernekleri Federasyonu Eski Başkanı Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, kanser sözkonusu olduğunda patologların sadece kanser olup olmadığı tanısını değil, o kanserin tipini, genetik yapısını, hatta kanserli hücrenin hangi savunma mekanizmalarına sahip olduğunun dahi ortaya konulduğunu vurgulayarak şu bilgileri verdi:

Prof. Dr. Karabulut: Kanserde doğru sanılan yanlış bilgiler teşhisi geciktiriyor!

“Bu bilgiler hangi tedavinin uygulanacağı kararında belirleyici olmaktadır. Tümörün iyi huylu, kötü huylu olmasına yönelik belirlemeden çok daha karmaşık analizler yapılıyor. İyi huylu ya da kötü huylu tümörün tiplendirmesi yapılıyor. Çünkü neredeyse binlerce çeşit iyi huylu-kötü huylu tümör var ve tümör dışında da çok sayıda patoloji var.

Örneğin; bize kanserli bir akciğer verirseniz, biz size bu akciğer kanseri hakkında, kanser olduğunu söylemekten çok daha fazlasını yapabiliriz. O akciğer kanserinin tipini, organ içerisinde yaygınlığını, bazı tedavilerden faydalanıp, faydalanmayacağını söyleyebiliriz. Aynısı meme kanseri ve mide kanseri için vs. de söz konusudur. Keşke patoloji o kadar basit bir şey olsaydı. Baktığımız zaman, tümör var; a-iyi huylu tümör, b-kötü huylu tümör deyip ayırıp, bırakabilseydik. O zaman bu kadar ekipman ve kitaba gerek olmazdı.”

Hedeflenmiş, kişiselleştirilmiş tedaviler için kritik rol patolojide

Son dönemde ağırlığı artan kişiselleştirilmiş tedaviler konusunda patolojideki gelişmelerin ana rolü oynadığını da belirten Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, kanser tedavisinde en umut verici süreçlerden biri olan bu gelişmelerin patolojideki gelişmelerle doğrudan ilişki içinde olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Sak şunları kaydetti: “Biz tümörlerdeki genetik değişiklikleri saptıyoruz. Bu genetik değişiklikleri niye saptıyoruz? Temel olarak genetik değişikliklere yönelik olarak bazı tedaviler var. Bunlara hedefe yönelik tedaviler deniliyor, kişiselleştirilmiş tedaviler deniliyor, akıllı ilaçlar deniliyor.

Bunların hepsi aslında aynı anlama geliyor. Mesela; ben bir akciğer patologuyum, bir akciğer kanserini önce tiplendiriyorum, hangi tipten bir kanser. Akciğer adenokarsinoması dediğimiz tipten bir kanserse, bu kanserlerin önemli bir bölümünde artık standart kemoterapiler dışında hedefe yönelik tedaviler de mevcut. Bu hedefe yönelik tedaviler tek bir çeşit değil. Kanserin özelliği nedir, hangi genlerdeki mutasyonları, değişiklikleri kullanarak bu kanser, kanser olmaya devam edebiliyor, bunu saptamak gerekiyor. Yani kanserlerin her birinin, onu kanser yapan, daha aktif hale getiren bazı silahları mevcut.

Prof. Dr. Serhat Ünal: Kanser hastaları mutlaka grip ve zatürree aşısı olmalı

Biz bu silahların ne olduğunu tespit ediyoruz yaptığımız incelemelerde, diyoruz ki; örneğin bu kanser EGFR mutant bir kanser. Bu ne demek? EGFR mutant olan hastaya, EGFR mutasyonunu hedefleyen bazı tedavileri verebilirsiniz demek. Böyle olduğu zaman, siz bir hastalığın hangi ilaçla tedavi edileceğini belirleyen bir işi yapmış oluyorsunuz. Oradaki mutasyonu saptadığınız zaman, hangi ilacı verebileceğinizi, hastanın hangi ilaçtan fayda görebileceğini de aynı zamanda belirlemiş oluyorsunuz.”

Patologlar erken tanıya katkı verebiliyor

Henüz kanser olmayan birinde kanser eğilimini belirlemeye yönelik çeşitli analizlerin de yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, bazı kanserlerin öncü lezyonlar üzerinde gelişebildiğine işaret ederek, “Bizim özellikle displazi dediğimiz birtakım patolojiler var. Bu displazi dediğimiz patolojiler, o anda hastanın hayatını tehdit etmeyen, ama yerinde bırakıldığı takdirde, üzerinden kanser gelişebilecek olan patolojiler.

Bunları da saptadığımız zaman bildiriyoruz ve o hastalar daha sık aralıklarla kontrol sürecine girebiliyor. Displazinin olduğu bölge, çıkarılmaya uygun bir bölgeyse, bu bölgenin çıkarılması hastanın bundan sonra bu bölgeden bir kanser geliştirmemesini sağlayabiliyor. Bu tür erken lezyonları da tanıyabildiğimiz için bunlar hakkında da bilgi verebiliyoruz” dedi.

Patoloji denildiğinde insanların aklına hemen kanserin geldiğini kaydeden Prof. Dr. Sak, işlerinin büyük kısmının kanserle ilgili olmakla birlikte, gelen biyopsilere bakarak çok sayıda hastalığa ilişkin detaylı tanılar koyduklarını kaydetti.

Patoloji teknolojiyi çok yoğun kullanıyor, teşhis koyan akıllı yazılımlar gelişiyor

Teknolojik gelişmelerin patolojiyi çok yakından etkilediğini belirten Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, geçmişte tamamen mikroskoplarla bakarak yapılan incelemelerin, görüntüleme teknolojilerinin gelişmesinin ardından, bilgisayara görüntünün aktarılması yolu ile bilgisayar ekranı hatta tabletler üzerinden bile yapılabildiğini vurguladı. Bunun yüksek çözünürlüklü fotoğrafları çok daha detaylı inceleme imkanı yanında, arşivlenen başka görüntüleri sürekli inceleyerek karşılaştırma imkanı vermesinin de önemli bir unsur olduğunu belirten Prof. Dr. Sak, böylece tanıların çok daha iyi noktalara ulaştığını bildirdi.

Melanom görülme oranı %237 arttı! Korunma ve tedavi nasıl olmalı?

Yapay zeka ya da akıllı yazılım olarak adlandırılan yazılımların da devreye girmeye başladığını bildiren Prof. Dr. Sak, “Ben bir bilgisayar programına bin tane, iki bin tane, beş bin tane meme kanseri görüntüsü yükleyerek, bu tümörlerin normal meme dokusundan farkını bir programa öğretebildiğim zaman bilgisayar programı bir süre sonra kanser olanla olmayan görüntüleri birbirinden ayırt edebilir hale geliyor. Buna ait çalışmalar var. Yani bilgisayarın öğrenerek, kanserle kanser olmayanı birbirinden ayırt edebildiği sistemler var, ama bu sistemlerin hiçbirisi şu anda insan beyninin düzeyine ulaşmıyor henüz” dedi.


Akciğer kanseri bir erkek hastalığıydı, ama sigara nedeniyle kadınlarda da artıyor

Meme ve akciğer kanseriyle ilgili yoğun olarak çalıştığını belirten Prof. Dr. Serpil Dizbay Sak, akciğer kanserinin bir erkek hastalığı olarak bilinmesine karşılık, sigara nedeniyle kadınlarda da görülme sıklığının arttığını söyledi. Akciğer kanserinin oluşumuyla sigara içimi arasında çok yakın bir ilişki olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ilişkiyi cinsiyetten ayırdığınız zaman, yani kadın popülasyonunda da sigara kullanımı erkeklerle aynı miktara ulaştığı zaman kadında akciğer kanseri oranı da artacaktır. Dolayısıyla kadınların sosyal hayata girdikten sonra daha çok sigara kullandıkları ve bunun sonucu olarak da onlardaki kanser oranının daha yükseldiği aslında doğrudur. Bir de hiç sigara kullanmayan kadınların eşlerinin, babalarının kullandığı sigaraya maruziyeti konusu var. Çünkü ne yazık ki sigara içinde bulunan karsinojenlere kadınların hassasiyeti, dolayısı ile sigaradan görecekleri zarar da erkeklerden daha fazladır”

Patolog sayısı yeterli ama donanımlı laboratuar eksikliği var

Türkiye’de1500’den fazla uzman patolog ve 200 kişi dolayında patoloji asistanı olduğunu ve yetişen yeni patologlar ile birlikte bu sayının şimdilik yeterli göründüğünü dile getiren Prof. Dr. Sak, ancak yurt çapında organizayon ve bazı laboratuarlarda teçhizat ve teknoloji eksikliği bulunduğunu söyledi.

Patologların mutlaka cihaz, sistem vb. yüksek teknolojili araçlarla çalışmak zorunda olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Sak, “Patolog sıkıntısı yok ama patologların rahatça çalışabilecekleri donanımlı laboratuar sıkıntıları var. Tümörlerin yüzde 90’ına baktığımız zaman iyi huylu-kötü huylu diye ikiye ayırabiliyorsunuz ama arada kalan yüzde 10’luk gri kategori var. O grilerin bazıları açık gri, bazıları koyu gri ama gri.

Tanı koyarken, her şey o kadar da net olmuyor. Biz patologlar mesela, belki diğer bütün meslektaşlarımız arasında en çok birbirimizin bilgisine başvuran insanlarız. O gri kategorilerde özellikle karar vermek çok zor bir şeydir. Onun için bir patologu bir tane mikroskopla memleketin herhangi bir köşesinde, bir yere bıraktığınızda, kendi kendine fonksiyon görmesi vakaların bir bölümünde olabilir, ama bazı vakalarda bu çok zor bir şeydir. Yani onun hem alttan iyi bir laboratuarla, hem laboratuarda iş yapabilecek bir teknik ve idari ekiple, hem de danışabileceği başka patologlarla birlikte çalışması gerekir” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla