Prematüre retinopatisine erken müdahale edilmezse, körlüğe neden olabilir

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Göz Sağlığı, Sağlık Gündemi Print

Erken doğumların artması ile birlikte Prematüre Retinopatisinin (ROP) giderek daha fazla görülmeye başladığını söyleyen Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ziya Kapran, erken doğan bebeklerin ilk 4-6 hafta içinde göz sağlığı açısından mutlaka muayene edilmesi gerektiğini söyledi. Erken doğan bebeklerde görülen ve müdahale edilmediğinde körlüğe neden olabilen prematüre retinopatisinin (ROP) önemli bir sorun olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Kapran, zamanında tedavi edilmez ise bu bebeklerin görmelerini tamamen kaybedebildiğini, riskli bebeklerin erken teşhis ile görme duyusunu kaybetmesinin önüne geçilebileceğini vurguladı.

Özellikle son yıllarda çoğul gebelikler ve erken doğumların artması nedeniyle Türkiye’de yılda yaklaşık 150.000 prematüre bebek dünyaya geldiğini dile getiren Prof. Dr. Kapran, yapılan çalışmalara göre bu bebeklerin yaklaşık %30’unda prematüre retinopatisi geliştiğini kaydetti. Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice Pala Kaya’ya ROP hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ziya Kapran, önemli uyarılarda bulundu:

“Prematüre retinopatisi (ROP), görmemize yardım eden ve gözün arkasını kaplayan ışığa duyarlı hücre tabakası olan retinada normal damar gelişiminin duraklaması ve anormal kan damarlarının büyümesiyle görülen ve prematüre bebeklerin küçük bir yüzdesinde rastlanan bir göz hastalığıdır. 35 haftanın altında doğan ve/veya 1500 gram altında doğum tartısı olan bebeklerde ROP riski olduğu kabul edilmekle birlikte doğum sonrası başka sorunlar yaşayan daha büyük bebeklerde de ROP görülebilmektedir. Doğum haftası ve tartısı azaldıkça ROP görülme sıklığı da artmaktadır. Prematüre doğan bebekleri, retinaları tam olarak gelişene kadar takip etmek gerekir” dedi.

Kuvözdeki Yoğun Oksijen Göz Damarlarını Etkiliyor!

ROP’un kesin olarak nedeninin bilinmediğini kaydeden Prof. Dr. Kapran, damar gelişimi tamamlanmadan doğan bu bebeklerde uzun süre kuvözde yüksek ve kontrolsüz oksijene maruz kalmanın ROP gelişiminde en önemli faktör olduğunu belirtti. Bu bebeklerin bakım ve tedavisinde dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ziya Kapran, “Normal şartlarda, gözdeki kan damarlarının gelişimi doğumdan önceki birkaç hafta içinde tamamlanır. Ancak prematüre bebekler, gözdeki kan damarlarının tamamen gelişmesinden önce koruyucu rahmi terk ederler. Daha sonrasında ise ilaç, yüksek düzeyde oksijen, ışık ve sıcaklık değişimleri gibi öğelere maruz kalır. Bu faktörler, gözdeki kan damarlarının gelişimine etkide bulunarak ROP’a neden olabilir” diye konuştu.

ROP gelişiminde etkisi olan diğer faktörlere de değinen Prof. Dr. Ziya Kapran, bunları düşük doğum kilosu, uzun süre destek oksijen kullanımı, enfeksiyonlar, E vitamini yetersizliği, anemi ve solunum komplikasyonları olarak sıraladı.

Doğumdan 4-6 hafta sonra mutlaka göz muayenesi yapılmalı

Prof. Dr. Ziya Kapran, prematüre bebeklerde doğumdan sonra 4-6 hafta içinde ROP ve diğer bütün riskli hastalıklar için tarama yapılması gerektiğine işaret ederek, “Göz doktorları, hastanelerin yenidoğan bakım ünitelerinde veya bebek odalarında bebeklerin göz muayenelerini gerçekleştirerek ROP tanısı koyabilirler. Bazı durumlarda ROP doğumdan birkaç hafta sonrasına kadar tespit edilemeyebilir.

Türkiye’de 1 milyon diyabet kaynaklı görme kaybı olan hasta var

Dolayısıyla doğumdan sonraki 4 ila 6 hafta içinde ROP riski altındaki prematüre bebekler göz doktorları tarafından muayene edilmelidir. Eğer ROP tanısı konulursa, anormal kan damarı büyümesi kendiliğinden geçene ya da bir göz doktoru tarafından yeterli derecede tedavi edilene kadar muayeneler düzenli bir şekilde devam etmelidir” dedi.

Tedavide başarıyı etkileyen en önemli faktör; erken teşhis!

ROP hastalığının evreleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Ziya Kapran, Evre 3’ün kritik bir dönem olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Önce damarlar gelişiyor mu diye bakılıyor. Eğer damarlar gelişmiyorsa, haftada bir veya iki haftada bir, bu hastalar takip ediliyor. Hastalık başladıktan sonra bazen tedavi edilmiyor çünkü ROP bazen kendiliğinden geriliyor ve tedaviye gerek kalmıyor. Hastalığın 1. ve 2. evresinde çok önemli bir risk olmamakla birlikte Evre 3 en kritik ve tedavinin yapılması gereken evredir.

Bu evrede, gözde şeker hastalığında olduğu gibi anormal yeni damarlar ürüyor. Vücudun her yerinde işe yarayan yeni damarlar, gözde işe yaramıyor ve göze zarar veriyor. Oluşan yeni damarlar nedeniyle retina gelişimi bozuluyor, kanamalar oluyor, retina ayrılmaları oluyor. Bunlar erken evrede yakalanırsa, çoğu iğne veya lazer tedavisi ile yüzde 90’ı düzeliyor. Geri kalan yüzde 10’luk bir hasta var. Bunlarda düzelme olmaz ve hastalık 4. evreye giderse, o zaman ameliyat gerekiyor.”

Düzenli takip çok önemli

ROP hastalığı görülen bebeklerin ileriki yaşlarda başka göz rahatsızlıklarına yakalanma riskinin normalden daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Ziya Kapran, bu hastalarda miyopi, şaşılık, retina yırtılması gibi hastalıkların normal kişilerden daha çok görüldüğünü, bu nedenle hastalık tedavi edildikten sonra da daha dikkatli şekilde, düzenli olarak senelik göz muayenelerinin yapılması gerektiğini vurguladı.

Suriyeli göçmenlerde erken doğum oranları yüksek

Prematüre retinopatisi sıklığının ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre farklılık gösterdiğine değinen Prof. Dr. Ziya Kapran, Suriye’den gelen göçmenlerin Türkiye’nin ROP sayısını artırdığı bilgisini verdi. Stres, düzensiz beslenme gibi faktörler nedeniyle göçmen kadınlarda erken doğum oranlarının oldukça yüksek olduğuna işaret eden Prof. Dr. Kapran, “Suriye’den gelen göçmenlerde anne stres altında olduğu için erken doğum epey sık görülüyor. Türkiye’de sağlık hizmeti alıyorlar fakat savaştan kaçıp gelmişler, iyi beslenemiyorlar. O nedenle bebekleri daha zayıf ve daha erken doğuyor. Onlar da bizim ROP sayımızı arttırdı” diye konuştu.

Türkiye, ROP tedavisinde Ortadoğu ve Balkanlarda eğitim üssü olabilir

Türkiye’nin Prematüre Retinopatisi (ROP)’nin tedavisi konusunda Ortadoğu ve Balkan ülkelerinden daha iyi durumda olduğunu bildiren Prof. Dr. Kapran, “Biz ROP konusunda etrafımızdaki ülkelerden daha iyiyiz. Mesela; Kosova ve Arnavutluk’tan gelen doktorlar oluyor. Onlara eğitim veriyoruz. Geçen sene Kosova’da Dernek olarak ROP toplantısı yaptık, ‘Bize ROP anlatın’ dediler. Bizim eksikliğimiz organizasyon. Bu konuda daha iyi olmalıyız” dedi.

Prof. Dr. Kapran, Türkiye’nin hem ROP hem de diğer konularda Ortadoğu ve Balkanlarda bir eğitim üssü olabileceğini, o ülkelere destek olup, liderlik yapmaları gerektiğini söyledi. Eğer güzel bir organizasyon yapılırsa, Türkiye’nin eğitim ve sağlık hizmeti konusunda o ülkelere örnek olabileceğini de sözlerine ekledi.

Sağlık Bakanlığı ile koordineli çalışıyoruz

Prematüre retinopatisinin tanı, takip ve tedavisinde on yıl önceye göre daha iyi bir noktada olduklarını belirten Prof. Dr. Ziya Kapran, gelişmenin devam etmesi için Sağlık Bakanlığı ile koordineli çalıştıklarını anlattı.

Türk Oftalmoloji Derneği’nin 2019 yılında dört defa Sağlık Bakanlığı ile ortak toplantı yaptığını ifade eden Prof. Dr. Kapran, “Ne yapabiliriz diye bir eylem planı hazırladık. Çünkü prematüre retinopatisi birçok kliniği ve uzmanlık branşını etkiliyor. Birinci olarak, kadın-doğum hekimlerini etkiliyor, çocukların zamanında doğmasının sağlanması gerekiyor. İkincisi, neonatolog dediğimiz yeni doğan çocuklara bakan özel çocuk hekimleri var. Bu çocuklar çok küçük doğdukları için uzun süre kuvözde kalıyorlar.

Aldıkları oksijen dozunun çok iyi izlenmesi, bakım, takip ve tedavilerinin çok dikkatli bir şekilde yapılması gerekiyor. İyi bir yenidoğan bakımıyla ROP gelişim oranları ve tedavi ihtiyacı da daha düşük olmaktadır. ROP’un takip ve tedavisinde göz hekimleri ile koordineli çalışılması da tedavinin başarısını etkiliyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Ziya Kapran, Sağlık Bakanlığı tarafından “Prematüre Retinopatisi Tanı ve Tedavi Merkezleri”nin oluşturulması gerektiğine işaret ederek, “Türkiye büyük bir ülke. Her yerde belli sayıda bu tedaviyi ve teşhisi yapabilecek göz merkezlerinin olması gerekiyor. Biz bunu üçe böldük. Birincisi, teşhis koyabilecek merkezler olması gerekiyor.

Çünkü dünyaya gelen 150 bin bebekten 30 bininde prematüre retinopatisi gelişebiliyor. Geri kalanı bu merkezlerde tedavi olmadan takip edilebilir. Önce tanı merkezinde teşhis edilecek, daha sonra o merkezde tedavi imkanı varsa, tedavi veya sevk edilecek. Bu ikinci basamak. Bir de üçüncü basamak oluşturmaya çalışıyoruz. Teşhis, tedavi ve eğitim olmak üzere. Eğitim, çok önemli. On sene önce bu işi yapan doktor ve tedavi merkezi çok azdı. Şimdi bunlar arttı ve daha da artırmak gerekiyor” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla