Prematüre retinopatisi (ROP) ile ilgili yargı kararları ve hekim sorumluluğu

Yazan Av. Arb. Ümit Erdem
5 Temmuz 2020 |   Kategori: Hukuk / Mevzuat, Üye Yazıları Print

Özel Hukuk / Tazminat Hukuku Açısından;
“Dava; davacı …’nın tedavisini üstlenen davalı şirkete ait Hastane ve davalı Doktor’un teşhis ve tedavi sırasındaki kusurları nedeniyle oluşan zararın giderilmesi isteğine ilişkindir. … Somut olayda; davacı …’nın davalıya ait Hastane’de 04.01.2009 tarihinde sezeryanla ikiz bebek dünyaya getirdiği, davacı ve bebeklerin taburcu işlemleri sırasında davalı Doktor tarafından Epikriz Raporu ile Göz Hastalıkları Polikliniği’nde ROP muayenesi önerildiği, 3 gün sonra tekrar kontrole çağrıldığı, 13.02.2009 tarihinde bebeğin göz muayenesinin yapıldığı, bebeğin göz muayenesinin 38. günde yaptırıldığı, bebeğin gözünde görme kaybının tespit edildiği hususları tartışmasızdır.

Davacılar, bebek …’nın ROP muayenesinin ciddiyeti ve önemi konusunda kendilerinin aydınlatılmadığını, sadece bir yazı ile kontrol amaçlı olarak Hastane’ye göz muayenesi yaptırmalarının söylendiğini, … Tıp Fakültesi’ne 06.02.2009 tarihinde randevu almak için gittiklerini ancak burada kendilerine 7 gün sonraya randevu verildiğini, davalı Doktor ve Hastane’nin kusurlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Mahkeme’ce, davalı Doktor’un, bebeğin Hastane’de kaldığı süre içinde ve taburcu olurken Epikriz’e; “Göz Hastalıkları Polikliniği’nde ROP muayenesi önerildi.” yazılması nazara alınarak, davacılara açıkça anlatıldığı, aydınlatıldıklarının anlaşıldığı, keza davalı doktor bunu önemsememiş olsa idi, bebeğin 03/02/2009 tarihinde 30 günlük iken kontrole getirildiğinde ROP muayenesini sorması ve reçeteye “… Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Polikliniği’ne, ROP muayenesi rica olunur.” şeklinde yazı yazmasının mümkün olmadığı, ilgilendiği, sorduğu, bilgilendirdiğinin açık olduğu, keza davalı tarafından ibraz edilen 15/07/2014 tarihli Uzman Görüşü’nde; Tıbbi uygulama kriterlerine göre 30 hafta 1 günlük doğan bebeklerde de, en erken 4 hafta, en geç 6 hafta (4-6 hafta / 28-42 gün) arasında ROP muayenesinin yapılması gerektiğinin belirtildiği, bu beyanın davacılar tarafından, davalı Doktor’un 03/02/2009 tarihinde sevk yazısına rağmen 06/02/2009 tarihinde … Tıp Fakültesi Hastanesi’ne müracaat etmeleri ile, bu Hastane tarafından işin ve sürenin önemi ve ehemmiyeti bilindiği halde, hemen muayeneye alınmayıp, 40 günlük olduğu 13/02/2009 gününe randevu verilmesi ve Bilirkişi …’in Raporu’nda, bebekteki ROP durumunun bu kadar hızlı ilerlemesinin beklenen bir durum olmadığı, altta başka bir sorun olması gerektiği beyanına göre, davalı Doktor’un, bebeğin görme kaybında hiçbir kusuru olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Malpraktis iddialarında sadece sigorta şirketi’ne dava açılabilir…

ATK. İhtisas Kurulu Raporu’nda; “Özel … Hastanesi’nde 04/01/2009 tarihinde 30 hafta + bir gün ikiz eşi olarak 1515 gram ağırlığında doğduğu, 28 gün yoğun bakımda kaldığı, tedavi ve takipleri sırasında Prematüre Retinopatisi geliştiği bildirilen … oğlu, 04/01/2009 doğumlu … hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin tetkikinde, her ne kadar ilgili Çocuk Hastalıkları Uzmanı tarafından bebeğin yeni doğan yoğun bakımda yatışının 28. gününde taburcu edilirken anne sütü ile beslenmesi gerektiği, D vit damla başlandığı, antibiyoterapisine 3 gün daha devam edileceği, 3 gün sonra kontrole çağrıldığı, Çocuk Nöroloji Konsültasyonu ve Göz Hastalıkları Polikliniği’nde ROP muayenesinin aileye önerildiği kayıtlı ise de ilgili Çocuk Hastalıkları Uzmanı’nın bebeğin doğumundan sonraki 28. günde ROP açısından muayenesini sağlamasının gerektiği cihetle ilgili Doktor’un eksik eylemi olduğu, 03/02/2009 tarihlinde yapılan muayenesi sonucu küçüğün … Üniversitesi Göz Polikliniği’ne sevk edilmesine rağmen ancak 10 gün sonra 13/02/2009 tarihinde bebeğin muayenesinin yaptırıldığının dosya kapsamından anlaşıldığı bu gecikmede ailesinin de katkısının olduğu, ailenin bebeğin ilk göz muayenesini doğumdan sonra 38. günde yaptırdıkları anlaşıldığından söz konusu tarihte yapılan göz muayenesinde her iki gözdeki retina ve vitreus patolojilerinin çok ileri safhada (Evre IV) oldukları saptandığı …” belirtilmiştir.

Dosya kapsamında alınan diğer Bilirkişi Raporları’nda ise; davalı Doktor’un Aydınlatma Yükümlülüğü’nü yerine getirip getirmediği, özellikle bebeğin ROP muayenesinin yapılması konusunda gerekirse bebeğin Hastane tarafından derhal bu konuda yeterli donanıma sahip başka bir Hastane’ye sevkinin sağlanması konusunda yeterli özen ve dikkati gösterip göstermediğini ortaya koyacak nitelikte yeterli açıklamayı içermemektedir.

Olayda davalıların kusurlu olup olmadığının tespiti için bu Raporlar’a dayanılarak hüküm kurulamaz. Epikriz Raporu’nda “Göz Hastalıkları Polikliniği’nde Rop Muayenesi Önerildi.” Şeklinde Yazıyor Olması, Doktor’un Aydınlatma Yükümlülüğünü Yerine Getirdiğini İspat İçin Yeterli Kabul Edilemez.

Kaldı ki, Bilirkişi Raporu tarafların itirazlarını da mutlaka karşılamalı ve aydınlatıcı olmalıdır. Hakim’in de Bilirkişi’nin somut olayda görüşünün dosya kapsamına uygun olup olmadığını denetlemesi gerekir. Üstelik Adli Tıp Kurumu Raporu’nda da; Çocuk Nöroloji Konsültasyonu ve Göz Hastalıkları Polikliniği’nde ROP muayenesinin aileye önerildiğini kayıtlı ise de ilgili Çocuk Hastalıkları Uzmanı’nın bebeğin doğumundan sonraki 28. günde ROP açısından muayenesini sağlamasının gerektiği cihetle ilgili Doktor’un eksik eylemi olduğu belirtilmiştir.

Bu durumda; Mahkeme’ce, yapılması gereken iş, Üniversiteler’in ilgili ana bilim dallarından seçilecek, konularında uzman Bilirkişiler’den oluşmuş bir Kurul aracılığı ile, davalıların hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve işlemlerin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalılara kusur izafe edilip edilmeyeceğini gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli Rapor alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar vermektir.

‘Hasta’ ihtilaflarında alternatif uyuşmazlık çözümleri

Dosya kapsamı incelendiğinde; Mahkeme’nin Adli Tıp Kurumu’ndan ve Öğretim Üyeleri’nden oluşan Bilirkişi Heyeti’nden Rapor aldığı görülmektedir. Bebeğin maluliyet durumuna ilişkin alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 29.06.2012 tarihli Raporu’nda; “12.02.2010 tarihinde 30 haftalık prematüre olarak doğan küçüğün ROP açısından 12.03.2010 tarihinde yaptırılması gerektiği, ancak küçüğün bu açıdan ilk göz muayenesinin 30.04.2010 tarihinde yapılmış olduğunun anlaşıldığı, küçüğün göz muayenesinin zamanında yaptırmayan küçüğün takibinden sorumlu Doktor’un eylemlerinin tıp kuralarına uygun olmadığı” ifade edilmiş; Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu’nun 26.12.2012 tarihli Raporu’nda ise; “Premature bebeğin 12.02.2010 günü doğduğu, bebeğe solunum sıkıntısı nedeniyle 10 gün solunum makinesine bağlanarak yapay olarak nefes alıp vermesi (mekanik ventilasyon) sağlandığı, doğumdan 2 hafta sonra 26.02.2010 tarihinde Çocuk Hekimi tarafından göz muayenesi istendiği, aynı gün Göz Hekimi tarafından yapılan muayenede retinanın immatür durumda olduğu, 1 hafta sonra yeniden göz muayenesine çağrıldığı, bebeğin mekanik vantilasyondan çıkarıldıktan sonra 60 gün süreyle yenidoğan yoğun bakım ünitesinde hayati fonksiyonlarının normale gelmesi için tedavi edildiği, bu süre içinde 2. bir göz muayenesinin istendiğine ve yapıldığına dair tıbbi belgelerinde bir kayıt bulunmadığı, 30.04.2010 tarihinde doğumdan yaklaşık 2,5 ay sonra (78. gün) yapılan göz muayenesinde ileri derecede Yenidoğan Retinopatisi (ROP) tespit edildiği cihetle;

1-) Çocuk Hastalıkları Hekimi’nin bebeği doğumdan sonraki tıbbi süre içinde Göz Hekimi’ne gönderdiği anlaşıldığından, bu eyleminin tıp kuralarına uygun olduğu,

2-) Göz Hastalıkları Hekimi’nin 26.02.2010 tarihinde yaptığı göz muayenesinde bebeğin retina damarlarında yetersizlik (immatürite) bularak 1 hafta sonra yeniden göz kontrolüne çağırmasının tıp kurallarına uygun olduğu,

3-) Bebeğin yoğun bakımdaki tedavi sürecinde yeniden Göz Hekimi’ne gönderildiğine dair tıbbi belge olmadığı, ancak bu türlü yoğun bakım altındaki prematüre bebeklerde göz muayenesi yapılırken okulokardiak refkeks nedeniyle ani kalp durmaları olabileceği tıbben bilindiğinden, bir taraftan bebeğin yaşatılması için yoğun çaba harcanırken diğer taraftan göz muayenesi sırasında kalp durması riski bulunduğundan, bebeğin yaşatılması çabaları göz muayenesinin önüne geçtiği, bu nedenle bebeğin hayatını riske atmamak için göz muayenesinin ertelenebileceği oy birliği ile mütalaa olunur.” denilmiştir…

Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Öğretim Üyeleri’nden alınan 02.05.2014 tarihli Bilirkişi Raporu’nda ise; “Sonuç olarak;

1.) Çocuk Hastalıkları Hekimi’nin bebeği doğumdan iki hafta sonra göz muayenesi için ilgili Göz Hekimi’ne gönderdiği anlaşıldığından, bu eylemin tıp kurallarına uygun olduğu,

2.) Göz Hastalıkları Hekimi’nin 26.2.2010 tarihinde yaptığı göz muayenesinde bebeğin periferik retina damarlanmasının tamamlandığı, ancak immatür (?) olduğu ifadesinin çelişkili olduğu,

3.) Göz Hastalıkları Hekimi’nin periferik damarlanmanın tamamlanmış olmasına karşın (?) 1 (Bir) hafta sonra bebeğin tekrar kontrolünün yapılması yönündeki ifadesinin tıbben anlaşılamadığı,

4.) Bu ilk muayene sonrasında bebeğin yaklaşık 2 (İki) ay boyunca tekrar göz muayenesinin yapıldığına dair tıbbi belge olmadığı tespit edilmiştir.

5.) 32 haftadan erken doğan ve 1500 gramın altında tüm prematüre bebeklerde doğumdan sonraki 28. günde veya bebek post-konsepsiyonel 31. haftasını doldurduğunda deneyimli bir Göz Hekimi tarafından tercihen bebeğin bulunduğu ortamda retinopati açısından ilk muayenesinin yapılması gerektiği, ortaya çıkan bulgulara göre bu muayenenin periferik damarlanmanın tam olarak bitmesine kadar 1-2 haftalık aralıklarla tekrarlanması gerekliliği mevcuttur. Eşik hastalık düzeyinde retinopati saptanan bebeklere uygulanan laser fotokoagülasyon ile bu durumun düzelme olasılığının yüksek olduğu bilinmektedir.

6.) Yukarda açıklanan bu duruma göre, bebeğin 32. haftada yapılan muayenesinde belirtildiği gibi periferik damarlanmasının tamamlanması mümkün görülmemektedir. Hasta’nın 12.2.2010-15.5.2010 tarihleri arasında Özel … Hastanesi’nde yatarken prematüre retinopatisi gelişme riskinin yüksek olması sebebiyle (30 hafta, 1200 gram) göz muayenesi takiplerinin yeterli düzeyde yapılmadığı anlaşılmıştır.” denilmiştir.

Mahkeme’ce anılan Raporlar gerekçe gösterilmek suretiyle, hüküm tesis edilmiş ise de, sonuç kısımları yazılan Raporlar’da davalıların kusuruna ilişkin açık bir tespit yapılmadığı; bununla birlikte, daha sonra dosya içerisine kazandırılan …Sulh Ceza Mahkemesi’nin… Sayı’lı Dosyası’nda alınan 02.02.2016 tarihli yine Öğretim Üyeleri’nden alınan Bilirkişi Heyeti Raporu’nda;“

1.) Bebek …’un doğumdan sonraki 2. haftada yapılan göz muayenesi, erken istenmiş olmakla birlikte, tıp kurallarına uygundur.

2.) 26.02.2010 tarihli el yazısı ile yazılan Rapor’daki; “retina damarlanması tamamlanmış” ifadesi, takip eden cümleler dikkate alındığında sehven yazılmış olduğunu göstermektedir.

3.) Sadece bu ifade nedeniyle kontrol muayenelerinin, bebek Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde yatmakta iken hastanın sorumlu doktoru tarafından yaptırılmaması özensizliktir.” denildiği anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı, özellikle dosya içerisine kazandırılan tüm Raporlar incelendiğinde, Mahkeme’ce aldırılan 02.05.2014 tarihli Bilirkişi Heyeti Raporu’nun davalı Doktorlar’ın kusurları yönündeki açıklamalarının yetersiz olduğu ancak anılan Ceza Yargılaması’nda alınan Bilirkişi Heyeti Raporu’nda Çocuk Doktoru’nun kusurlu olduğuna dair beyanlar bulunduğu anlaşılmakla; pramütüre doğan bebeğin yeni doğan bölümünde yattığı sırada Çocuk Doktoru’nun kontrolünde olduğu, göz muayenesi açısından Göz Doktoru’na gönderildiği, bu haliyle bebeğin Hastane ve Doktor’un kontrolünde olup gerekli bütün girişimler ve tedavi açısından sorumluluklarının olduğu gözetilerek, Ceza Dosyası’nda belirtilen Çocuk Doktoru’nun özensizliği, Göz Doktoru’nun verdiği çelişki içeren teşhis vs. hep birlikte göz önünde bulundurularak, bu hususların açıklığa kavuşturulması ve bu çelişkilerin giderilmesi, tarafların kusurlu olup olmadıklarının net olarak belirlenmesi açısından yeniden inceleme yapılması gerekmektedir.

Enjeksiyon ve damar yolu açma gibi basit müdahalelerde ‘yazılı’ aydınlatılmış onam şartı

O halde Mahkeme’ce, bu konuda Rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversite’den, konusunda uzman, içerisinde Çocuk Doktoru (yeni doğan), Göz Doktoru’nun da bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik Bilirkişi Kurulu’ndan, dava konusu olayda davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli Rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının açık olarak belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Ceza Hukuku Açısından;

Sanık doktor …’nın Başhekimi ve sanık doktor …’un ise Çocuk Doktoru olarak görev yaptıkları … Hastanesi’ne müracaat eden katılan …’in 26.06.2007 tarihinde 30 haftalık ve 1230 Gr. olarak kızı …’i dünyaya getirdiği, …’in küveze alındığı ve 30.07.2007 tarihine kadar küvezde tedavisinin yapıldığı, aynı gün… Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilen …’in prematürelik + sepsis + solunum sıkıntısı + konjential kalp hastalığı ön tanısı ile bu hastaneye yatırıldığı, kan kültüründe mantar (candida albicans) üremesi sebebiyle antibiyotik tedavisi başlandığı, 17 gün süren tedavinin ardından Prematüre Retinopatisi’ne yönelik göz muayenesinin yaptırılması söylenerek 17.08.2007 günü taburcu edildiği, 28.08.2007 tarihinde… Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda muayene edilen …’e “her iki gözde Prematüre Retinopatisi açık-kapalı Evre 5 (Rop 5)” tanısı konulduğu süreç sonrası her iki gözünün kör olduğu bildirilen …’in duyu veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi derecesinde yaralandığı olayda; 25.05.2017 tarihli ATK.

Genel Kurulu Raporu’nda; “Prematüre doğan bebeklerin ortalama olarak 4-6 hafta kuvöz bakımında kalmasının mutad olduğu, bu dönemde küçüğün ihtiyacı olduğu sürece oksijen verilmesinin tıbben doğru olduğu, 28. gebelik haftasında doğan küçüğün doğumdan sonraki 4.haftada deneyimli bir göz hekimi tarafından ilk ROP muayenesinin yapılmasının gerektiği, bu muayeneyi yaptırma yükümlülüğünün küçüğü takip eden çocuk hastalıkları Doktor’unde ve idarede olduğu, ilk ROP muayenesi yapılmamış küçüğün herhangi bir başka sağlık kuruluşunda gitmesi durumunda gerekli incelemenin yapılarak en kısa sürede ROP muayenesinin yaptırılmasının gerektiği, ilk göz muayenesinin 8. haftada yapılmasının ROP muayenesi için geç olduğu ve bu hususta küçüğün takibini yapan ilk iki sağlık kuruluşunun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olmadığı, küçükte bu dönemde meydana gelen enfeksiyonların ROP’nin ilerleme riskini artırabileceği, ancak bu artışın derecesinin tıbben bilinemeyeceği, ROP’ye ne kadar erken müdahale edilirse düzelme ihtimalinin o kadar yüksek olduğu, zamanında müdahale edildiğinde düzelme ihtimalinin yüksek olduğu, ışığın ROP üzerine etkisinin tıbben bilinmediği, aşırı oksijen verilmesinin ROP üzerine olumsuz etkisi olabileceği, ancak tıbbi kayıtlarda yüksek oksijen verildiğinin tıbbi delili olmadığı” şeklinde belirtilmesi karşısında; göz muayenesi yaptırılmaması nedeni ile kusurlu olduğu belirtilen sanıkların eylemi ile yaralama neticesi arasında illiyet bağının bulunmadığı, taksirle yaralama suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı,

Özel Hastane’de Doktor olan sanıkların kamu görevlisi olmaması nedeniyle hukuki durumunun TCK’nın 257/2. maddesi kapsamında da değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkeme’nin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin, mağdurun prematüre olarak doğduğuna, bu nedenle de bir çok sağlık sorunu yaşayabileceğinin öngörülebileceğine, sanıkların bu konuda beklenen özeni göstermediklerine, Adli Tıp Genel Kurulu’ndan alınan Rapor’da sanıkların kusur durumunun belirtilmediğine, eksik Rapor düzenlediğine, sanıkların cezalandırılması gerektiğine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, oy birliğiyle karar verildi.

COVID-19 Pandemisi’nde malpraktis iddiaları için; Yargıtay’dan emsal olabilecek karar

İdare Hukuku Açısından;

Dosyada yer alan ATK. 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun Raporu’nda aynen; “32 haftadan erken doğan tüm prematüre bebeklerde doğumdan sonraki 28. günde veya bebek post konsepsiyonel 31. Haftasını doldurduğunda deneyimli bir Göz Hekimi tarafından tercihen bebeğin bulunduğu ortamda retinopati açısından ilk muayenesinin yapılması gerektiği, ortaya çıkan bulgulara göre bu muayenenin 2-3 haftalık aralıklarla tekrarlanması gerektiği, eşik düzeyin üstünde retinopati saptanan bebeklerde uygulanan laser tedavisi ile düzelme olasılığının oldukça yüksek olduğu” açıkça belirtilmektedir.

Bebek …, 30 haftalık olarak dünyaya geldikten sonra, doğumdan sonraki 28. günde veya post konsepsiyonel 31. haftasını doldurduğunda ROP muayenesini tercihen bebeğin bulunduğu mekanda gerçekleştirilmesini sağlamayan veya dış bir merkezde yapılacak ise bu muayeneyi organize etmeyen davalı İdare’nin Hizmet Kusuru’nun bulunduğu açık olup, davanın reddi yönündeki Mahkeme Kararı’nda hukuki isabet bulunmamaktadır.

Dosyada mevcut bilgiler, prematüre bebeklere yapılması gereken tıbbi işlemlerde sağlık birimlerinin takip sisteminin kusursuz işlemesini zorunlu kılmaktadır. Bu gereklilik, sadece anne ve babaya önerilerde bulunulması ile sınırlı kalmamalıdır. Bu işlemlerin yapılıp yapılmadığının da, hasta dosyası incelenerek, kontrolü gerekir. Somut olayda; davacıların bebeklerinin doğumu davalı İdare’ye bağlı Hastane’de yapılmıştır.

Prematüre Doğumun Yaratabileceği Risklerin Takibi Ve Bertaraf Edilmesi Görevi Sadece Anne Ve Babaya Değil, Böyle Bir Doğumun Ve Tedavi Sürecinin Sonuçlarını İzlemesi Gereken İdare’ye De Aittir. Dosya’dan, çeşitli tarihlerde muayeneye gitmelerine rağmen, davacıların bebeklerinin ROP muayenesinin yapılıp yapılmadığının kontrol edilmediği, bu konuda Aile’nin uyarılmadığı anlaşılmaktadır.

İdare’nin araç/gereç/cihaz eksikliği, teşkilatı yetersiz kurması yahut tıbbi ameliyedeki organizasyon eksikliği nedeniyle tedavide aksamaya yol açması da bir tür hata olarak nitelendirilmekte, İdare’nin sunduğu sağlık hizmetinin gereği gibi işlememesini ifade etmektedir. Bu durumda tıbbi ameliye kapsamında dahil edilemeyecek bir takım bakım, gözetim ve diğer yan yükümlülüklerin hiç veya gereği gibi yapılmaması nedeniyle oluşacak zararlarda, Doktor yahut diğer sağlık personeline doğrudan kusur atfedilemeyecekse de, İdare’nin sorumluluğundan söz edilebilecektir. Somut olayda da Doktor’a yahut diğer sağlık personeline doğrudan kusur atfedilemeyecekse de, doğan organizasyon eksikliği nedeniyle sağlık hizmetini gereği gibi işletmeyen Sağlık İdaresi’nin sorumluluğuna gidilebilecektir.

COVID-19 için görevlendirilen hekimler ‘Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası’ kapsamına alındı

Sonuç Yerine;

1.) Retinal damarların anormal proliferasyonuna bağlı 1 Hastalık olan, Prematüre Retinopatisi’nin gelişiminde; en iyi bilinen risk faktörlerinin Doğum Ağırlığı ve Gebelik Yaşı olduğu belirtilmektedir.

2.) Retina Muayenesi, “ROP konusunda yetkin ve yeterli olan 1 Oftalmolog” tarafından yapılmalıdır.

3.) Prematüre Bebekler’in ROP Muayeneleri’nin zamanında yapılması zorunluluğu; sadece Aile’ye bırakıl(a)mayacak kadar önemli bir durum ve konudur.

4.) Prematüre Bebekler’in takip sisteminde ve tıbbi uygulamalarda ekip işbirliği ve güven ilkesinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. (Bu Konuda Bakınız; Dr. Yakup Gökhan Doğramacı, Tıbbi Uygulamalarda Ekip İş Birliği ve Güven İlkesi, Kitap, Legal Yayıncılık, 2016, 174 Sayfa)

5.) Yenidoğan Yoğun Bakım Üniteleri’nde izlenen ve risk altında olan Prematüre Bebekler’de ROP tanısı, tedavisi, izlemi ve korunması ile ilgili olarak öneriler sunan (2016 Yılı’na ait) “Rehber” eklice sunulmaktadır.

Av. Arb. Ümit Erdem
İletişim: av_umit_erdem@yahoo.com
Ümit Erdem Kitapları:>>>

EK1: Türkiye Prematüre Retinopatisi Rehberi 2016

Referanslar: 1) Yargıtay (13.) Hukuk Dairesi, 2016/30023 E., 2018/11375 K., 27.11.2018 T. / 2)  Yargıtay (13.) Hukuk Dairesi, 2016/15806 E., 2017/3965 K., 05.04.2017 T. /  3)  Yargıtay (12.) Ceza Dairesi, 2018/5532 E., 2018/11242 K., 26.11.2018 T. / 4)  Danıştay (15.) Dairesi, 2013/10778 E., 2018/4517 K., 07.05.2018 T. / 5)  Danıştay (15.) Dairesi, 2015/2607 E., 2016/3893 K., 30.05.2016 T.

YAZIYI PAYLAŞ


YORUMUNUZ VAR MI?

avatar
Araç çubuğuna atla