Prof. Dr. Hüsnü Efendi: Hedefe yönelik yeni ilaçlar MS tedavisinde başarıyı arttırdı

Yazan Hatice Pala Kaya
Kategori: Multipl Skleroz, Sağlık Gündemi, Üye Yazıları Print

Multipl Skleroz (MS) hastalığı tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını ve kullanıma giren hedefe yönelik yeni ilaçlarla çok daha iyi sonuçlar alınabildiğini söyleyen Türk Nöroloji Derneği MS Çalışma Grubu Başkanı ve Kocaeli Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Efendi, MS hastalığında, hem hasta hem de toplum bilincinin önemli olduğunu belirtti. Hastaların sosyal yaşama katılması, çalışması, hayatın içinde olması için bilgilendirmenin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Efendi, Multipl Skleroz hastalarının internette gördüğü bazı yanlış bilgilerle kendi durumlarını tehlikeye atacak davranışlarda veya tedavi girişimlerinde bulunabildiğini kaydetti. Medikal Akademi Ankara Temsilcisi Hatice PALA KAYA’nın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Hüsnü Efendi, son dönemde MS tedavisinde gündemde olan yeni tedavi yaklaşımları hakkında da bilgi verdi.

Multipl Skleroz (MS) tedavideki yenilikler

MS’in tedavisinde yeni gelişmeler yaşandığını ve geçmişe kıyasla çok daha ileri bir noktada olunduğunu belirten Prof. Dr. Efendi, şu bilgileri verdi:

“Son son birkaç yıl içinde özellikle ilerleyici, ilaçlara yanıt vermeyen, hızlı ilerleyici hastalar için yeni tedaviler kullanıma girdi. Multipl Skleroz tedavisi için spesifik hücrelere karşı gelişen monoklonal antikor dediğimiz ilaçlar gündeme geldi. Bunlardan şu anda en çok kullandığımız; ocrelizumab, diğeri de alemtuzumab. İkisi de monoklonal antikor dediğimiz ilaçlar, belli bir hücre grubuna yönelik olarak, hedefli olarak etki ediyor.”

Multipl Skleroz (MS) hastalığı nedir? Nedenleri, belirtileri ve tedavisi

MS’in çoğunlukla ataklarla seyrettiğini, hastanın düzelip durumunun stabil halde devam ettiğini hatırlatan Prof. Dr. Hüsnü Efendi, istisna olarak bir grubun ise sürekli kötüleştiğini belirterek bu grup hastaların tedavisine yönelik şu bilgiyi verdi: “Bir grup hasta da var ki, baştan itibaren belirgin atak olmadan sürekli belirtilerde ilerleyici bir artış gösterebiliyor, bunlara primerprogresif ya da birincil ilerleyici hastalık diyoruz. Birkaç yıl öncesine kadar bu hastalar için etkinliği kanıtlanmış onaylı kullandığımız bir ilaç yoktu.

Bu hastalarda klinik çalışmalar sonucu etkinliği gösterilmiş ve onaylanmış tek ilaç ocrelizumab’ın tedavide kullanılmaya başlanması MS tedavisi açısından yeni bir dönemdir. Ocrelizumabın özelliği; özgün olarak B lenfosit hücrelerinin özgün bir grubunu etkilemesi ve kullanımının diğer ilaçlara göre kısmen daha pratik olmasıdır. Bu tedavi 6 ayda bir sıklıkta, bir damar yolundan infüzyonla verilmektedir.

Hastanın yarım gün hastanede kalması yeterli, sonrasında evine gönderiyoruz. Hastanede uzun süre yatış gerekmiyor ve etkinliği 6 ay boyunca devam ediyor. Diğer bir yeni ilacımız olan alemtuzumab ise özgün olarak bir hücre grubunu hedef alarak immun sistem hücrelerinin yeniden yapılanmasını sağlamaktadır. Alemtuzumab ilk kullanımda 5 gün damardan 4-5 saatte infüzyon şeklinde veriliyor, sonrasında hastanın bir yıl boyunca başka bir ilaç almasına gerek kalmıyor. O nedenle kullanımı çok pratik. Daha sonra hastalara yani 1 yıl sonra yeniden bir infüzyon yapıyoruz. Hastaların çoğunda sonrasında en az iki yıl ya da üç yıl başka bir ilaç almasına gerek kalmıyor.”

Türkiye’de henüz ruhsat almamış bir ilaç daha var

Türkiye’de henüz ruhsat almamış ve geri ödeme listesine girmemiş bir ilaç daha bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Hüsnü Efendi, Kladribin isimli ilacın tablet olarak alınabildiğini kaydetti. Prof. Dr. Efendi, “Hasta 5 gün birer tane hap alıyor, sonra bir yıl boyunca başka bir ilaç almasına gerek yok. Bu ilaç şu anda Avrupa’da onay aldı, Türkiye’de de yakın zamanda ruhsat alması ve tedavide kullanılabilir olması beklenmektedir. Bu da yine hedefli tedaviler kapsamında, immun sistemin yeniden yapılanmasını sağlayan yeni bir tedavi seçeneği ” bilgisini verdi.

Multipl Skleroz (MS), çaresi olmayan bir hastalık değil

Bu ilaçların daha önce kullanılan ilaçlara iyi cevap vermeyen, tedaviye rağmen kötüleşen, hızlı ilerleyici ve yüksek hastalık aktivitesi gösteren hastalarda etkili olduğunu kaydeden Prof. Dr. Efendi, Alemtuzumab’ın henüz Türkiye’de ticari olarak sunulmadığını, sadece endikasyon dışı kullanım izni alarak kullanılabildiğini hatırlattı.

MS hastalığında çevre etkisi

MS hastalığında çevre etkisine yönelik bilgi veren Prof. Dr. Hüsnü Efendi, sigaranın etkisinin ispatlandığını vurguladı. “Pasif içicilik bile MS riskini artırıyor” diyen Prof. Dr. Efendi, sigaranın etkisinin diğer etkenlerde genetik değişiklikler yapmasına bağlı olarak gözlendiğinin düşünüldüğünü bildirdi. Prof. Dr. Efendi, “Çevresel faktörler bazı gen yapılarını etkiliyor. Buna bağlı hastalık ortaya çıkıyor.

Böyle bir etkileşim olduğunu biliyoruz artık. Yetişkinlerde sigara içiminin hastalık seyrini ve tedavi sonucunu etkilediğini söyleyebiliriz. Bu nedenle sigara MS’de hem hastalığın ortaya çıkışında hem de hastalığın gidişinde hem de tedavi yanıtında önemli bir unsur” dedi.

Düşük D vitamini MS hastalığını tetikliyor

D vitamininin de önemli etkenlerden biri olduğunu anlatan Prof. Dr. Efendi, “D vitamini düşüklüğü MS’in ortaya çıkışında özellikle çocukluk, erken dönemde hatta belki de annenin hamileliğinde D vitamini düşüklüğünün ileride MS’i tetikleyebileceğini biliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

D vitamininin, MS’in ortaya çıkmasında, seyrinde ve tedavisinde önemli olduğunu bildiren Prof. Dr. Efendi, sadece dışarıdan D vitamini verilerek sorunun çözülemeyebileceğini vurgulayarak, “Çünkü olay çok basitçe sadece D vitamini eksikliği gibi gözükmüyor. Büyük olasılıkla D vitamini ile ilişkili bazı genlerde de sorun var. Mesela; Türkiye’de ciddi olarak D vitamini düzeyi düşük insanların çoğunda, MS olmayanlarda da düşük. Bunun birtakım genetik bir altyapısı olacağını düşünmek mümkün” dedi.

D vitamini neye yarar, hangi besinlerde bulunur? Faydaları ve eksikliği

Çocukluk-ergenlik dönemindeki obezite ve MS hastalığı ilişkisi

Özelikle ergenlik dönemindeki obezite ile MS arasındaki bir ilişki olduğunu dile getiren Prof. Dr. Efendi, yetişkinlikteki obezitenin MS ile ilişkisinin henüz kesin olarak kanıtlanmadığını, buna karşılık çocukluk ve ergenlik dönemindeki obezite ile MS arasındaki ilişkinin kanıtlandığını bildirdi.

Aşırı tuz tüketimi ile MS ilişkisinin gözlendiği durumlar olduğunu da bildiren Prof. Dr. Efendi, herkes için sağlıklı beslenmeyi önerdiklerini, MS’li hastalara da katı bir diyet önermeseler de aşırı yağlı, aşırı tuzlu bir diyet yerine mutlaka haftada bir kere balığın olduğu, zeytinyağı ve Akdeniz diyetini önerdiklerini vurguladı.

Probiyotiklerin MS ile ilişkisi konusunun yeni bir araştırma alanı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Efendi, barsak florasının immun sistemin bir parçası olduğunu, MS’li hastalarla hasta olmayanların barsak florasında farklılıklar gözlenebildiğini belirterek, araştırmalarla bağlantıların net olarak ortaya konulması gerektiğini ifade etti.

MS hastaları aşılar konusunda mutlaka doktoruyla görüşmeliler

Kış aylarında yoğun olarak kullanılan grip aşılarıyla ilgili de bilgi veren Prof. Dr. Hüsnü Efendi, “Çok zorunlu değilse grip aşısını çok önermiyoruz ama onun dışında tetanos, kuduz, hepatit aşısı, diğer aşıların hepsini olabilir. Ama şöyle bir sorun var; bazı ilaçlar tedavi altındaki bir MS hastasında aşının yanıtını engelliyor ya da geciktiriyor. O yüzden hastanın aşı yaptırmadan önce mutlaka hekime danışması lazım. Çünkü tedavi alıyorsa hasta, bir ilaç kullanıyorsa, bu ilacın olasılıkla etkisi aşı üzerine olabilir. Bazı ilaçlar aşının etkinliğini yok ediyor. Boşuna aşı yaptırmış oluyorsunuz” dedi.

MS konusunda hasta ve toplumun bilinçlenmesi önemli

MS hastalarının, normal yaşamlarını sürdürebildiğini, çalışabildiğini hatırlatan Prof. Dr. Hüsnü Efendi, normal yaşam sürülmesinin hasta açısından ilave olumlu katkısının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.  Bazı işverenlerin MS hastalığı hakkında bilgi sahibi olmadığı için tehlikeli olarak algıladığını ve bu nedenle çalışanları işe almakta isteksiz davranmakta, çalışan ve MS tanısı almış hastaları da işten çıkarmaya çalıştıklarını bildiren Prof. Dr. Hüsnü Efendi, sözlerini şöyle sürdürdü:

Multipl Skleroz tedavisi ve MS hastalığı ile yaşama rehberi

“Başına bir iş gelir, düşersin, biz sorumlu oluruz, o yüzden biz seni gönderiyoruz diyerek işten çıkarıyorlar. Bazı kurumsal şirketler ise şunu yapıyor, işten çıkarmıyorlar ama diyorlar ki; sen hiçbir şey yapma, gel otur. Biz MS hastalarına çok ağır özürlülüğü yoksa çalışmayı öneriyoruz. Yani hasta yapabileceği kadar günlük hayatın içinde olmalı. MS bir tür damgalanma aracı olmamalı, bir stigma olmamalı. Hastaya tanı konulduğunda izalosyonu, eve kapanması, işi gücü bırakması doğru bir davranış değil. Bugün etkili ve erken dönemde başlanmış bir tedavi ile birçok MS hastası rahatlıkla hayatını sürdürebiliyor”

MS hastalarında sıklıkla depresyon gelişebildiğini de hatırlatan Prof. Dr. Efendi, bunun da tedaviye ve hastanın yaşamına olumsuz etki ettiğini bildirdi.  MS hastalarının genellikle bilinçli ve uyumlu olmalarına karşılık, bazen sosyal medyadan ya da internetteki çeşitli kanallardan yanlış bilgiler almasının da olumsuz unsurlardan biri olduğuna işaret eden Prof. Dr. Hüsnü Efendi şunları kaydetti: “Bazen hastaları zehirleyen, toksike eden yalan yanlış bilgiler de var. Bazı durumlarda MS hastalarında çaresizlik ve umutsuzluk oluşuyor.

Bu hastaların umutsuzluğunu ve çaresizliğini kullanan ve bu işten para kazanan bir sürü insan var, bir şeyler satıyorlar. Mesela; kapari MS’e iyi geliyor diye birisi bunu pazarlıyor, insanlar dünyanın parasına bunu alıyor ama tedavi edici bir özelliği yok. Onun için böyle çok sayıda alternatif tıp bile denemeyecek, bu işten para kazanan pek çok şarlatan, sahtekar var. O yüzden hastaların sosyal medyadan olumsuz etkilenmesi de mümkün.

Özellikle genç hastalar da sosyal medyayı çok kullanıyorlar. Onlara doğru adres gösteriyoruz. İnternete girip bakmayın demek gerçekçi bir şey değil. Bakacağını biliyorum ama şu sitelere gir, buradan bak diyorum çünkü bunlar güvenilir bilgi içeriyor, onun dışındakiler güvenilir değil.”

İlaç kullanımında hastalara verilmesi gereken mesajlar

MS hastalarının genel sağlığının önemli olduğunu anlatan Prof. Dr. Hüsnü Efendi, “Hastalara, MS’in sizin hayatınızı yönetmesine izin vermeyin diyoruz. Tabii ki yok saymak, ben iyiyim demek de doğru değil. MS’i unutmadan, hasta olduğunuzun farkında olarak ama hayatınızın merkezine de koymayın. Yani onunla beraber yaşayın diye öğütlüyorum hastalara. Şu anda erken tedavi başlanan hastaların sonucu daha iyi ve giderek MS’te hastalığın seyrini etkileyebiliyoruz tedavilerle. Umutsuz olması gerekmiyor MS hastalarının. Umutsuz, çaresiz, tedavisi olmayan bir hastalık değil. O da önemli çünkü hastalar sanki MS’in tedavisi yok gibi algılıyor” dedi.

MS tedavisinin uzun süreli bir tedavi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hüsnü Efendi, bu nedenle hastalara tedavi süresince temel 2 mesaj verdiğini vurguladı ve şunları kaydetti:
“İlk mesaj, ‘bu aldığınız ilaç sizin hastalığını yok etmeyecek’ diyoruz. Hatta diyabet tedavisini örnek gösteriyorum. Nasıl diyabet hastaları insülin kullanıyor, kullandığı sürece kan şekerini düzenliyor, bırakırsa tekrar yükseliyor ise, siz de ilaç kullanıldıkça hastalığı baskı altına alacak bir tedavi uyguluyoruz. Bu nedenle hastanın ilaçlarını düzenli kullanması ve hekimin önerdiği şekilde kontrollerini düzenli yaptırması, iyi bir hasta hekim ilişkisi kurulması önemlidir.

Egzersiz ve hareket, Multiple Skleroz (MS) hastalarına ciddi yararlar sağlıyor

İkinci mesajım ise, koruyucu uzun süreli tedaviler ile sizin şikayetinizi düzeltecek bir tedavi uygulanmıyor. Mesela; hastanın bacağında veya elinde uyuşukluk var, gözünde görme kaybı var. Hasta ilaç aldığında bunların düzelmesi beklentisi içinde oluyor. Biz de, ‘bu ilacı biz sana var olan semptomların, belirtilerin düzelmesi için vermiyoruz.

Bu ilaç sizde koruyucu bir etki yapacak, siz bunu fark etmeyeceksiniz. Yani sizde görünür bir iyileşme oluşturmayabilir’ diye bilgilendiriyoruz. Hatta bazı hastalar ‘ben ilacı alıyorum, yan etki yapıyor, hiç faydasını görmüyorum’ diyor. Zaten bu hastanın hissedeceği bir yarar değil ama ilaç kullanmazsan eğer yeni atakların ve MR’da yeni lezyon ortaya çıktığını biliyoruz. MS hastaları mümkün olduğunca normal yaşamlarını sürdürmeli, ağır efor gerektirmeyen sporların yapılmanı öneriyoruz” dedi.

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla