
Rejuran, somon üreme hücrelerinden saflaştırılan uzun zincirli polinükleotidlerle hazırlanan ve cilt kalitesini desteklemek amacıyla deri içine uygulanan bir üründür. PDRN ise aynı kaynaktan gelen ama çok daha kısa DNA parçalarından oluşan, farklı kıvamda bir içeriktir. Rejuran ve PDRN, “somon DNA” başlığı altında çoğu zaman aynı şeymiş gibi anılıyor. İkisi akraba ama dokuda aynı biçimde davranmıyor. Aşağıda moleküler farkı, ürün formlarını, hangi şikâyette hangisinin düşünüldüğünü ve uygulama sürecini sırasıyla anlatıyoruz.
Polinükleotid ve PDRN aynı molekül değildir, ikisi de DNA’nın yapı taşlarından oluşsa da zincir uzunluğu ve molekül ağırlığı birbirinden belirgin biçimde ayrılır. Polinükleotid uzun ve ağır zincirler içerirken PDRN çok daha kısa parçalara bölünmüş bir yapıdadır.
Zincir uzunluğundaki fark ürünün kıvamını da belirliyor. Uzun zincirler suyu tutan, jel benzeri bir ağ oluşturuyor. Kısa parçalar ise daha akışkan kalıyor ve dokuya daha kolay yayılıyor. Rejuran Healer, polinükleotid grubunda yer alan bir ürün.
Rejuran Healer, deri içine verildikten sonra dokuda su tutan bir ağ oluşturarak cildin nemini ve esnekliğini desteklemeyi, aynı zamanda hücrelerin onarım ortamına katkı sağlamayı hedefler. Hacim vermez ve yüz hatlarını değiştirmez.
Etki, cildin kendi yenilenme döngüsüne bağlı olarak haftalar içinde yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Kısa vadede görülen hafif dolgunluk, uygulanan sıvının kendisinden kaynaklanıyor ve birkaç gün içinde çekiliyor. Asıl değerlendirme, Rejuran serisi tamamlandıktan sonra yapılıyor.
Rejuran ile PDRN arasındaki en belirgin fark kıvamda ve buna bağlı olarak uygulama biçiminde ortaya çıkar. Polinükleotid yoğun yapısıyla deri içine noktasal verilirken, PDRN akışkan olduğu için daha geniş bir alana yayılabiliyor.
| Özellik | Polinükleotid (Rejuran Healer) | PDRN |
| Zincir yapısı | Uzun, yüksek molekül ağırlıklı | Kısa, düşük molekül ağırlıklı |
| Kıvam | Yoğun, jel benzeri | Akışkan |
| Dokudaki davranış | Su tutan bir ağ oluşturur | Daha hızlı yayılır |
| Sık tercih edilen kullanım | Cilt kalitesi, ince çizgi, göz çevresi | Geniş alanda nem ve parlaklık desteği |
| Uygulama sonrası görünüm | Birkaç gün süren küçük kabarıklıklar | Hafif ve geçici kızarıklık |
Tablodaki ilk iki satır aslında diğerlerinin nedenini açıklıyor. Arama motorlarında sıkça karşılaşılan Rejuran somon DNA ifadesi de bu iki grubu tek başlıkta topladığı için karışıklığa yol açıyor. Hangi içeriğin seçileceğini ürünün adı değil, cildin ihtiyacı belirliyor.
Rejuran formları, uygulanacağı bölgeye ve hedeflenen şikâyete göre farklı içerik oranlarıyla üretilir. Healer genel cilt kalitesi için, i formu göz çevresi için, S formu ise iz görünümü için geliştirilmiş seçenekler olarak biliniyor.
Göz kapağı ve göz altı derisi yüzün geri kalanından belirgin biçimde ince. Bu bölgeye yönelik form daha düşük yoğunlukta hazırlanıyor ve daha az miktarla çalışılıyor. İz görünümünde ise iz tipinin muayenede ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor, çünkü çökük, kabarık ve renk değişikliği bırakan izler aynı yaklaşımla ele alınmıyor.
Polinükleotid, cildin dokusunda matlaşma, ince çizgiler, gözenek görünümünde belirginleşme ve göz altında derinin incelmesi gibi doku kalitesine dair şikâyetlerde tercih edilir. Hacim kaybı, belirgin sarkma ve derin kırışıklık ise bu ürünün tek başına karşılayabileceği beklentiler değil.
Beklentinin baştan doğru kurulması sonucu doğrudan etkiliyor, çünkü polinükleotid tedavisi yüzün şeklini değiştirmeyi değil, cildin kendisini daha dinç göstermeyi amaçlıyor. Hacim ya da sarkma şikâyeti de varsa farklı yöntemlerle birlikte planlama yapılabiliyor.
Uygulama günü, cildin temizlenmesi ve uyuşturucu krem sürülmesiyle başlar. Ardından ürün ince uçlu iğnelerle deri içine, aralıklı noktalar şeklinde yerleştirilir. İşlem genellikle kısa sürer.
Bir Rejuran uygulaması çoğunlukla seri olarak planlanıyor ve seanslar arasında genellikle birkaç hafta bırakılıyor. Seans sayısı cildin başlangıç durumuna ve bölgeye göre kişiye özel belirleniyor. İğne yerlerinde küçük morluklar oluşabiliyor ve genellikle birkaç günde soluyor. Şişlik giderek artarsa, kızarıklık yayılırsa ya da ateş çıkarsa beklemeden uygulamayı yapan hekime başvurmak gerekiyor.
Polinükleotid ürünleri, balığa ya da somona karşı alerjisi bilinen kişilerde, hamilelik ve süt verme sürecinde ve işlem yapılacak bölgede enfeksiyon bulunduğunda uygulanmaz. Uçuk ya da alevlenmiş sivilcelerin varlığında da işlem ileri bir tarihe kaydırılıyor.
Otoimmün hastalık öyküsü, bağışıklığı baskılayan tedaviler ve kan sulandırıcı ilaç kullanımı muayenede mutlaka paylaşılmalı. Kullanılan bir ilacın kesilmesi ya da dozunun değişmesi gündeme gelirse, o kararı ilacı reçete eden hekim verir. Kısa süre önce yüze başka bir işlem yapıldıysa uygulama zamanı ona göre ayarlanıyor.
Görüşmeden önce şikâyetin ne zamandır sürdüğü, geçmişte yapılan işlemler, alerji öyküsü ve düzenli kullanılan ilaçlar not edilirse muayenede hiçbir ayrıntı atlanmaz. Kısa bir liste çoğu zaman yeterli oluyor.
Polinükleotid hakkında en sık gelen sorular dolgudan farkı, PDRN ile birlikte kullanımı, sonucun görülme zamanı ve kalıcılıkla ilgili.
Değildir. Yüze hacim kazandırmaz, cilt kalitesini desteklemek amacıyla kullanılır.
Bazı durumlarda farklı bölgeler için birlikte planlanabilir. Karar, cildin muayenesine ve hedeflenen sonuca göre verilir.
Değişim kademeli ortaya çıkar ve çoğunlukla seanslar ilerledikçe belirginleşir. Süre kişiden kişiye değişir.
Kalıcı değildir. Cilt zamanla değişmeye devam ettiği için belirli aralıklarla durum yeniden gözden geçirilir ve ek seans gerekip gerekmediğine o kontrolde karar verilir.
Yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme içindir ve muayenenin yerini tutmaz. Hangi ürünün, hangi bölgeye ve kaç seans uygulanacağına muayene sonrasında hekiminiz karar verir.
YAZIYI PAYLAŞ
YORUMUNUZ VAR MI?