Şizofreninin genetik sebepleri çözüldü! Sinyal geçişini engelleyen genler bulundu

13 Ocak 2016   |    19 Kasım 2021    |   Kategori: Psikiyatri / Nöroloji, Şizofreni Print

molekul-dnaNeuron Dergisinde yeni yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre, beyindeki nöronlar arası sinapslarda gerçekleşen kimyasal uyarının iletimini uyaran ve engelleyen genler ile şizofreni arasında çok güçlü bir ilişki bulunuyor. Beyin hücreleri arasında sinyal geçişini engelleyen genetik değişimlerin, şizofreni’nin temel sebebi olması çok güçlü bir ihtimal. Şizofreni her 100 insandan birini etkileyen ciddi bir hastalık olarak literatürde yerini alıyor. Araştırmanın bulguları, bireysel çevresel şartlarla da ortaya çıkabilen ama çoğunlukla kalıtımsal genetik sebepleri ile şizofreni’yi anlamamızı sağlıyor. Bu anlamda araştırmanın dört önemli noktası bulunuyor.

GABAerjik* sinyal mekanizmasının zarar görmesinin şizofreniye etkisi ilk kez tespit edildi. Merkezi Sinir Sistemi (CNS) dışında ‘gen kopya sayısı’* bozulmalarının bir etkisi görülmedi. Şizofreniye NMDAR ve ARC komplekslerinin dahil olduğu, bulgularla desteklendi. Buna ek olarak, glutamaterjik* sinyallerinin bozulmasının hastalığa etkisi tespit edildi. Sonunda neredeyse en yanlış anlaşılan hastalıklardan biri olan şizofreni’de neyin yanlış gittiğini anlamaya başlıyoruz. Araştırma ile, hastalık daha geçerli bir şekilde modellenerek yeni tedavileri için bir yön gösterici bilgiler toplamı derlenmiş oldu.

Şizofreni nedir? Neden olur? Belirtileri ve tedavi yöntemleri

Araştırma dahilinde 11.355 şizofreni hastası ile sağlıklı insanların DNA’ları karşılaştırdı. Hastalarda, sinaps uyarısı ve uyarının engellenmesi ile ilgili görevlerde olan genlerde, gen kopya sayısı (copy number variations) olarak adlandırılan çok sayıda mutasyon gözlendi. Hastalık sonrasında oluşmuş olma ihtimaline karşı, bu kadar çok sayıda mutasyon hastalığın temel nedeni olarak görülüyor.

Şizofreni’nin nörogelişimsel bir hastalık olduğu fikrini destekleyen araştırma, bilim dünyasında tamamen genetik temellere odaklanıyor olmasından dolayı büyük bir heyecan yarattı. Şizofreni tedavileri mevcut durumda, dopamin nörotransmiterleri üzerine odaklanmış halde ancak son dönemdeki çalışmalar ile glutamat* ve GABA* nörotransmiterleri üzerinden yeni yaklaşımlar geliştirilebileceği düşünülüyor.

Dopamin sentezini kontrol eden, glutamat ve GABA sistemleri arasındaki dengeyi kuracak ilaç tasarımlarında, bu çalışma temel alınabilecek bir niteliğe sahip. Geçen yıl içinde, bilim insanları 100’den fazla genin şizofreni üzerinde minör etkileri olduğunu tespit etti. Bu etkiler ergenliğin son dönemleri ve erken dönem yetişkinlik süresinde halisünasyon görme, yanılsamalar ve olmayan sesler duyma durumlarının sıklaşması olarak kendini gösteriyor. Diğer benzer çalışmalarda şizofreninin yaklaşık yüzde 60 ila 80 oranla genetik temelli olduğunu ortaya koyuyor.

Şizofreniyle ilişkili 83 yeni gen saptandı

Kanıtlar hem çevresel hem genetik etkenlerin hastalıkta rol oynadığını net bir şekilde gösterirken, bilimciler de hastalığın biyolojik temellerini anlamak üzere gen çalışmalarına odaklandı. Genetik yıkımların, beynin kimyasal dengesini bozabileceği ve aynı şekilde de şizofreniye ve benzeri hastalıklara sebep olabileceği, bu araştırma ile tekrar ortaya çıkarılmış oldu. Gelecekte bu ve benzeri çalışmalar temel alınarak, bireylerde şizofreninin gelişme ihtimali ve doğru mekanizmaların hedeflendiği tedavi yöntemlerinin, kişisel genetik durumlara göre tespit edilebileceği düşünülüyor.

*GABA  –  Gamma-aminobütirik asit, beyinde sinapsları kapatıcı ve iletimi engelleyici bir etkisi olan nörotransmiter kimyasal

*Glutamat – Nöron aktivasyonunda da rol alan aynı zamanda glutamik asit olarak bilinen temel aminoasit molekülü

*GABAerjik – GABA moleküllerini tanıyabilen reseptörleri (GABA reseptörleri) tanımlamak için kullanılan terim

*Glutamaterjik – Glutamik asit moleküllerini tanıyan reseptörleri ve glutamik asit’in dahil olduğu mekanizmaları anlatan genel terim

*Gen kopya sayısı (CNV) – Genlerin tamamen silinmesi veya tam tersi genin bir biri ardına eklenerek sayısının artması ile genin fazlaca protein sentezler ya da hiç sentezlemez hale gelmesi durumunu anlatan terim.

*NMDAR –  Nöronlarda bulunan ve uyarımı sağlayan N-metil-D-aspartat-reseptörü olarak bilinen kompleks glutamat reseptörü

*ARC – NMDA reseptörlerinin bulunduğu bölgelerde mRNA’sı bulunan, ve uyarılması ile protein olarak sentezlenen (activity-regulated cytoskeleton-associated protein) beyin plastisitesi düzenleyicisi.

Referans: Cell.com, Novel Findings from CNVs Implicate Inhibitory and Excitatory Signaling Complexes in Schizophrenia, Kaynak: Bilimfili

YAZIYI PAYLAŞ

YORUMUNUZ VAR MI?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Araç çubuğuna atla