Tuz kısıtlaması hipertansiyonla mücadelede önemli bir hedef olmalı!

Kategori: Hipertansiyon Print

Kişi başına günlük tuz tüketiminin 6 gr/gün (2.3 gr sodyum) üzerinde olan toplumlarda esansiyel hipertansiyonun daha sık görüldüğünü söyleyen Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mehdi Zoghi, “Diyastolik kan basıncında sadece 2 mmHg düşme ile kalp damar hastalıkları riskinde %6, inme riskinde %15 oranında azalma sağlanabilmesi tuz kısıtlamasının hayati derecede önemli olduğunu göstermektedir” dedi.

Sodyum alımının kısıtlanması ile normotansiflerde 2/1 mmHg ve hipertansif erişkinlerde 5/3 mmHg oranlarında kan basıncı düşüşü sağlanabildiğini belirten Prof. Dr. Zoghi, şu bilgileri verdi: “Bilindiği gibi sodyum dışında klor da HT’nin patogenezinde önemli rol oynamaktadır. Sofra tuzunda ise %40 oranında sodyum ve %60 klor bulunmaktadır.  Diyastolik kan basıncında sadece 2 mmHg düşme ile kalp damar hastalıkları riskinde %6 ve inmede %15 oranında azalma sağlanabiliyor.

Bu gerçek tuz tüketiminin kısıtlanması için mutlaka harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Özellikle tuza duyarlı hipertansif kişilerde tuz alımının rolü daha ön plana çıkmaktadır. Ancak tuz kısıtlamasının sadece bu grup hastalarda değil tüm hipertansiflerde uygulanması gerektiği göz ardı edilmemelidir. Tuz kısıtlaması ayrıca idrarla kalsiyum atılımını azaltarak kalsiyum taşlarının oluşumu ve ileri yaşta osteporoz gelişimini engelleme açısından da etkili olabilmektedir.”

Sağlıklı kişilere farklı uygulama

Hipertansiflerde tuz kısıtlamasının sağladığı önemli yarara karşın sağlık kişilerde aşırı tuz kısıtlamanın olumsuz etkiler yaratabildiğini söyleyen Prof. Dr. Zoghi, “Sodyum, renin-anjiyotensin sisteminde önemli rol oynarken tuz alımındaki aşırı kısıtlama renin düzeyini arttırmaktadır. Bu durum iyot eksikliğine yol açabilmektedir. Düşük sodyum içeren diyet, insülin duyarlılığını azaltmaktadır. Orta derecede tuz kısıtlamasında bu etkiler söz konusu olmamaktadır. Ancak Türkiye gibi tuz tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde aşırı tuz kullanımına yönelik girişimler acilen ve etkin bir şekilde başlatılmalıdır.

Örneğin sofradan tuzun kaldırılması önemli bir korunma adımını oluşturabilmektedir. Günlük tuz tüketimi hangi çeşit tuz olursa olsun sağlıklı yaşam için günde 5-6 gr. seviyesinde sınırlanmalıdır. Tuzun 1 gramında 400 mg sodyum bulunmaktadır. Örneğin iki dilim beyaz ekmekle almış olduğunuz sodyum yaklaşık 600 mg’dır. Bu nedenle satın aldığınız her ürünün mutlaka tuz oranına dikkat etmeyi bir davranış haline getirmemiz gerekmektedir” dedi.

Himalaya tuzları hiçte masum değil

Aynı lezzet fakat daha az sodyum alımı sağlayabilecek tuz türlerinin her kesimin arzusu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Zoghi, “Daha az sodyum alımı iyi bir koruyucu beslenme modeli oluşturmaktadır. Piyasada bu amaçla rafine edilmiş sofra tuzuna kıyasla daha az oranda sodyum klor içeren ve sağlığa faydalı olduğu iddia edilen çeşitli tuzlar tüketicilerin kullanımına sunulmuştur. Bu çerçevede Himalaya Tuz’larını mercek altına aldığımızda hiç de masum olmadıklarını görmekteyiz” diye konuştu.

‘Himalaya’ sözcüğünün kar barınağı anlamına geldiğini ve bu dağ silsilesinin dünyanın en yüksek sıradağları olduğunu belirten Prof. Dr. Zoghi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu dağlar dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest’i içine alır. Ancak Himalaya tuzu, aslında Himalaya dağlarından değil Pakistan’da bulunan Khewra Tuz Madenlerinden çıkarılmaktadır. Burası Himalaya dağlarına 300 km uzaklıkta bulunan dünyanın en büyük ikinci tuz madenidir. Himalaya Tuzu Pakistan’dan kaya tuzu olarak ihraç edilen ticari bir pazarlama terimidir.

Clausthal Teknik Üniversitesi laboratuarlarının analiz sonuçları Himalaya tuzlarının masum olmadığını gösteriyor

Alman, Clausthal Teknik Üniversitesi laboratuarlarının analiz sonuçlarına göre; bu tuz kimyasal yapı olarak diğer kaya tuzlarından bir farklılık göstermediği gibi, içerisinde %98 oranında sodyum ve klor bulunmaktadır. Yani diğer tüm tuzlar gibi hipertansiyona neden olmaktadır. Ayrıca iyot yönünden oldukça fakirdir. Dolayısıyla kardiyovasküler korunmaya yönelik diyette kesinlikle kullanım yeri bulunmamaktadır.”

YAZIYI PAYLAŞ


Araç çubuğuna atla